YİRMİNCİ BÖLÜM
BASİT YENİDEN-ÜRETİM
I. SORUNUN KONUMU
[42]Eğer biz, toplumsal sermayenin yıllık işlevini -yani hareketleri bireysel olduğu halde, aynı zamanda da, toplam sermayenin hareketinde tamamlayıcı bir halka olan bireysel sermayelerin ancak birer parçasını oluşturdukları toplam sermayenin yıllık işlevini- ve bunun sonuçlarını incelersek; ve eğer biz, toplum tarafından yıl boyunca sağlanan meta-ürünü incelersek, o zaman, toplumsal sermayenin yeniden-üretim sürecinin nasıl yer aldığı, bu yeniden-üretim sürecini, bireysel sermayenin yeniden-üretim sürecinden ayırdeden özellikler ile, her ikisinde de ortak bulunan özelliklerin neler oldukları gözle görülür hale gelmiş olur. Yıllık ürün, toplumsal ürünün sermayeyi yerine koyan kısımlarını, yani toplumsal yeniden-üretim ile tüketim fonuna giden kısımları, emekçiler ile kapitalistler tarafından tüketilen kısımları, şu halde, hem üretken ve hem de bireysel tüketimi içerir. Bu ürün, aynı zamanda, kapitalist sınıf ile işçi-sınıfının yeniden-üretimini
(sayfa 415) (yani devamını) ve böylece de, tüm üretim sürecinin kapitalist niteliğini kapsar.
Tahlil etmek zorunda olduğumuz dolaşım formülü
|
M' – |
{ |
P–M ... R ... M'
p-m |
ile tüketimin, bunda zorunlu bir rol oynadığı açıktır; çıkış noktası için, M' = M +
m, meta-sermaye, değişmeyen ve değişen sermaye değerin her ikisini ve artı-değeri kapsamaktadır. Hareketi, bu yüzden, hem bireysel ve hem de üretken tüketimi içerir. P–M ... R ... M'–P' ve R ... M'–P'-M ... R dolaşımlarında,
sermayenin hareketi, çıkış ve bitiş noktasıdır. Ve kuşkusuz bu, tüketimi içermektedir, çünkü bu meta, bu ürün satılmak zorundadır. Bunun yapılmış olduğu varsayıldığında, metaların daha sonra ne oldukları, bireysel sermayenin hareketi için önemli değildir. Öte yandan, M' ... M' hareketinde, bu toplam ürünün değerinin, M' 'nün her kısmının ne olduğunun bilinmesi gereği karşısında, toplumsal yeniden-üretim koşulları apaçık görülür haldedir. Bu durumda, toplam yeniden-üretim süreci, dolaşımın meydana getirdiği tüketim sürecini olduğu kadar, sermayenin kendisinin yeniden-üretim sürecini de içerir.
Bizim şu andaki amacımız için, bu yeniden-üretim sürecinin, hem bu değerin yerine konulması açısından ve hem de, M' 'nü oluşturan bireysel parçaların özü bakımından incelenmesi gerekiyor. Bundan böyle, artık, bireysel sermayenin ürününün değerinin tahlilinde yapmış olduğumuz gibi, bireysel kapitalistin, önce, sermayesini oluşturan kısımları, metalarının satışı ile paraya çevirebileceği ve ardından da bunları, üretim öğelerinin meta-pazarında yenilenen satışları ile tekrar üretken sermayeye çevireceği
varsayımı ile yetinmemiz olanaksızdır. Bu üretim öğeleri, nitelikleri gereği, madde olduklarına göre, bunlar da, kendileri ile değişilen ve bunların yerini alan son biçimini almış ürün kadar toplumsal sermayenin bir öğesini temsil ederler. Tersine, toplumsal meta-ürünün, ücretlerinin harcanması ile emekçi, artı-değerinin harcanması ile kapitalist tarafından tüketilen kısmının hareketi yalnız, toplam ürünün hareketinin ayrılmaz bir kısmını oluşturmakla kalmaz, bireysel sermayelerin hareketleri ile de içiçe geçer, ve işte bunun için bu süreç yalnız varsayılarak açıklanamaz.
(sayfa 416)
Karşımıza doğrudan çıkan, soru şudur: Üretimde tüketilen
sermaye, nasıl oluyor da değer olarak yıllık üründen yerine konuluyor ve bu yerine konma hareketi nasıl oluyor da, artı-değerin kapitalistler, ücretlerin emekçiler tarafından tüketilmesi ile içiçe geçiyor? Öyleyse bu, ilkin, basit ölçekli bir yeniden-üretim sorunudur. Ayrıca, ürünlerin, değerleri üzerinden değişildikleri ve bir de, üretken sermayeyi oluşturan kısımların değerlerinde köklü bir değişme olmadığı varsayılmıştı. Fiyatların değerlerden farklı olması olgusu, ne var ki, bu, toplumsal sermayenin hareketleri üzerinde herhangi bir şekilde etkili olamaz. Bireysel kapitalistler, artık, kendi yatırımları ve herbirinin teker teker ürettikleri artı-değer miktarları ile orantılı değer ilişkileri içerisinde bulunmadıkları halde, bir tüm olarak ele alındığında, aynı miktar ürünlerin değişimi aynıdır. Değerdeki köklü delişmelere gelince, bunlar, genel ve düzgün şekilde dağılmış olmak koşuluyla, toplam yıllık ürünü oluşturan değer öğeleri arasındaki ilişkilerde herhangi bir şeyi değiştirmiş olmazlar. Bununla birlikte, bunların kısmi ve düzgün olmayan biçimde dağılmaları ölçüsünde,
önce, ancak, değişmeyen değer bağıntılarından
sapmalar olarak görüldükleri sürece bazı karışıklıkları temsil ettikleri şeklinde anlaşılabilirler; ama
ikinci olarak, yıllık ürünün değerinin bir kısmının değişmeyen-sermayeyi, diğer bir kısmının ise değişen-sermayeyi yerine koyduğunu ifade eden yasanın tanıtlanması halinde, artık, değişmeyen ya da değişen sermayenin değerindeki köklü bir değişme, bu yasada herhangi bir değişiklik yapmayacaktır. Bu, ancak, şu ya da bu ölçüde işlev yapan değer kısımlarının nispi büyüklüklerinde bir değişiklik yapacaktır, çünkü ilk değerlerin yerini başka değerler alacaktır. Değer üretimi ile, sermayenin ürününün değerine ayrı ayrı baktığımız sürece, üretilen metaların maddi biçimi, ister makine olsun, örneğin ister hububat ya da ayna olsun, tahlil açısından hiç bir önem taşımazlar. Bu, her zaman, konuyu örneklemek sorunundan başka bir şey değildi ve üretimin herhangi bir kolu, bu amaca aynı ölçüde hizmet edebilirdi. Bizim ele aldığımız, her noktada kendini, herhangi bir bireysel sermaye süreci şeklinde ortaya koyan, doğrudan üretim süreciydi. Sermayenin yeniden-üretimini ilgilendirdiği kadarıyla, metalarda, ürünün, sermaye-değeri temsil eden kısmının, dolaşım alanında, kendisini tekrar üretim öğelerine ve böylece de üretken sermaye biçimine çevirme olanağını bulduğunu
(sayfa 417) varsaymak yeterli idi; tıpkı, emekçinin de, kapitalistin de, pazarda, ücretlerini ve artı-değeri harcayabilecekleri metaları bulduklarını varsaymanın yeterli olması gibi. Bu salt biçimsel sunuş tarzı, toplam toplumsal sermaye ile bunun ürünlerinin değerinin incelenmesinde artık yeterli değildir. Ürünün değerinin bir kısmının tekrar sermayeye çevrilmesi ve bir başka kısmının kapitalist ve işçi-sınıfının bireysel tüketimine geçmesi, toplam sermayenin sonucunun içinde ifadesini bulduğu ürünün kendi değeri içerisinde bir hareket oluşturur; ve bu hareket, yalnızca değerin yerine konulması değil, aynı zamanda, maddi olarak da yerine konulması hareketi olduğu için, bunların kullanım-değerleri maddi biçimleri ile olduğu kadar, toplam toplumsal ürünü oluşturan değer-öğelerinin nispi oranları ile de sınırlıdır.
[43]Basit yeniden-üretim, aynı ölçekte yeniden-üretim, bir yandan, birikim ya da genişlemiş ölçekte yeniden-üretimin bulunmaması, kapitalist koşullar altında garip bir varsayım olduğu, ve öte yandan, üretim koşulları, farklı yıllarda tamamen aynı kalmadığı (böyle olduğu varsayılmıştı) için, bu soyutlama gibi görünebilir. Bu varsayım şudur ki, belli büyüklükte bir toplumsal sermayenin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, aynı miktar meta-değer ürettiği ve metaların biçimlerinin yeniden-üretim sürecinde değişme olanağı bulunduğu halde, aynı miktar gereksinmelere karşılık verir. Bununla birlikte, birikim olduğuna göre, basit yeniden-üretim daima bunun bir parçasıdır; bu yüzden kendi başına incelenebilir ve birikimin gerçek bir etmenidir. Kullanım-değerlerinin miktarı aynı kalabildiği halde yıllık ürünün değeri azalabilir; ya da kullanım-değerlerinin miktarı azaldığı halde değer aynı kalabilir; ya da değer ile yeniden-üretilen kullanım-değerlerinin miktarı aynı anda azalabilir. Bütün bunlar, öncekinden daha uygun ya da daha güç koşullar altında yer alan yeniden-üretime yolaçabilir ve yetersiz -kusurlu- yeniden-üretim sonucunu verebilir. Bütün bunlar, yeniden-üretimin çeşitli öğelerinin ancak nicel yönüne işaret etmektedir, bunların sürecin bütünü içerisinde, yeniden üretici sermaye ya da yeniden-üretilmiş gelir olarak oynadığı role değil.
(sayfa 418)
II. TOPLUMSAL YENİDEN-ÜRETİMİN İKİ KESİMİ[44]
Toplumun toplam ürünü ve dolayısıyla toplam üretimi, iki büyük kesime ayrılabilir:
I.
Üretim Araçları, üretken tüketime geçmek zorunda olan, ya da hiç değilse geçebilecek biçimlere sahip bulunan metaları
II.
Tüketim Malları,
[1*] kapitalist sınıf ve işçi-sınıfının bireysel tüketimine geçtikleri biçime sahip bulunan metalar.
Bu iki kesimin herbirisi ile ilişkili bütün çeşitli üretim kolların, birisinde üretim araçları ve diğerinde tüketim malları olmak üzere tek bir büyük üretim kolu oluştururlar. Bu iki üretim kolunun herbirinde kullanılan toplam sermaye, toplumsal sermayenin ayrı büyük bir kesimini oluşturur.
Her iki kesimde de sermaye iki kısımdan oluşur:
1)
Değişen-Sermaye. Bu sermaye,
değeri bakımından, bu üretim kolunda kullanılan toplumsal emek-gücünün değerine eşittir; bir başka deyişle, bu emek-gücü için ödenen ücretlerin toplamına eşittir. Bu, sermaye, özü bakımından ise, eylem halindeki emek-gücünden, yani bu sermaye-değerin harekete geçirdiği canlı emekten ibarettir. .
2) Değişmeyen-Sermaye. Bu, üretken amaçlar için bu kolda kullanılan bütün üretim araçlarının değeridir. Bu da gene, makineler, emek aletleri, binalar, iş hayvanları vb.. gibi
sabit sermaye ile, ham ve yardımcı malzemeler, yarı-mamul ürünler vb. gibi üretim malzemeleri olarak
döner değişmeyen-sermayeye ayrılır.
Bu sermayenin yardımı ile bu iki kesimin herbirinde yaratılan toplam yıllık ürünün değeri, üretim süreci sırasında tüketilen ve ancak taşıdığı değere uygunluk içerisinde ürüne aktarılan değişmeyen-sermayeyi,
s'yi temsil eden bir kısım ile, yıl boyunca harcanan tüm emek tarafından eklenen diğer bir kısımdan oluşur. Bu ikinci kısım da, gene, yatırılan değişen-sermaye
d'nin yerine konması ile, bunun üzerinde bir artı-değeri,
a'yı oluşturan fazlalığa ayrılır. Ve tıpkı, her bireysel metaın değerinde olduğu gibi, her kesimin tüm yıllık ürünü
s+d+a'dan oluşur.
Değerin üretimde
tüketilen değişmeyen-sermayeyi temsil eden
s kısmı, üretimde
kullanılan değişmeyen-sermayenin değeriyle
(sayfa 419) tıpatıp aynı değildir. Doğru, üretim malzemeleri tamamıyla tüketilmiş ve değerleri bütünüyle ürüne aktarılmıştır. Ama kullanılan
sabit sermayenin ancak bir kısmı tümüyle tüketilmiş ve değeri böylece ürüne aktarılmıştır. Sabit sermayenin, makineler, binalar, vb. gibi diğer bir kısmı ise, yıllık aşınma ve yıpranma ölçüsünde bir değer kaybetmekle birlikte, gene eskisi gibi varolmaya ve işlevlerini yapmaya devam ederler. Sabit sermayenin bu sürekli kısmı, ürünün değerini düşündüğümüz zaman, bizim için mevcut değildir. Bu, sermaye-değerin, bu yeni üretilen meta-değerden bağımsız ve onun yanısıra var olan kısmıdır. Bu, bireysel sermayenin ürününün değerinin tahlili sırasında daha önce gösterilmiş idi. (Buch I, Kap. VI, s. 192.) Ne var ki, şimdilik, orada kullanılan tahlil yöntemini bir yana bırakmamız gerekiyor. Bireysel sermayenin ürününün değerinin incelenmesinde, sabit sermayenin aşınma ve yıpranma ile yitirdiği değerin, bu sabit sermayenin bir kısmının, değer aktarılması sırasında aynî olarak yerine konulsun ya da konulmasın, aşınma sırasında yaratılan ürüne aktarıldığını görmüştük. Bu noktada, toplam toplumsal ürünün ve bu ürünün değerinin incelenmesinde, hiç değilse şimdilik, aşınma ve yıpranma ile sabit sermayeden yıllık ürüne aktarılan bu değer kısmını, sabit sermaye o yılda aynî olarak yerine konulmamış ise, hesap-dışı bırakmak zorundayız. Bu bölümün ilerideki kesimlerinden birinde, bu noktayı özellikle irdeleyeceğiz.
Biz, basit yeniden-üretim konusundaki incelememizi aşağıdaki şemaya dayandıracağız; burada
s değişmeyen-sermayeyi,
d değişen-sermayeyi,
a artı-değeri temsil etmekte ve artı-değer oranı
a :
d yüzde 100 olarak kabul edilmektedir. Sayılar, milyon olarak mark, frank ya da sterlini belirtebilirler.
I. Üretim araçları üretimi:
|
Sermaye. . . . . . . |
4.000s + 1.000d |
= 5.000 |
|
Meta-ürün. . . . . |
4.000s + 1.000d + 1.000a |
= 6.000 |
değerinde üretim aracı olarak bulunmaktadır.
II. Üretim malları üretimi:
|
Sermaye. . . . . . . |
2.000s + 500d |
= 2.500 |
|
Meta-ürün . . . . . . |
2.000s + 500d + 500a |
= 3.000 |
(sayfa 420)
değerinde tüketim malları olarak bulunmaktadır.
Özetleyerek tekrar edersek: Toplam yıllık meta-ürün:
|
I. 4.000s + 1.000d + 1.000a |
= 6.000 |
üretim araçları |
|
ll. 2.000s + 500d + 500a |
= 3.000 |
tüketim malları. |
Varsayımımıza göre, sabit sermayenin kendi doğal biçiminde kalmakta devam eden kısmı dışında, 9.000 toplam değer.
Eğer biz, şimdi, tüm artı-değerin üretken olmayan biçimde tüketildiği basit yeniden-üretim esasına göre gerekli dönüşümleri incelersek ve bunu meydana getiren para dolaşımını şimdilik bir yana bırakacak olursak, daha başlangıçta üç dayanak noktası elde etmiş oluruz.
1) Emekçilerin ücretlerini temsil eden 500
d ile, kapitalistlerin artı-değerini temsil eden 500
a'nın, kesim II'de, tüketim malları için harcanması gerekir. Ama bunların değeri, kesim II'deki kapitalistlerin elinde bulunan ve yatırılan 500
d'yi yerine koyan ve 500
a'yı temsil eden, 1.000 değerinde tüketim malları biçiminde mevcuttur. Dolayısıyla, kesim II'deki ücretler ile artı-değer, bu kesim içerisinde, bu aynı kesimin ürünleri karşılığında değişilmiştir. (500
d + 500
s) II = 1.000 miktarında tüketim malları, böylece toplam üründen düşülmüş olmaktadır.
2) Kesim I'deki 1.000
d artı 1.000
a'da, gene, tüketim malları için harcanmak zorundadır; bir başka deyişle, kesim II'nin ürünleri için harcanmaları gerekir. Böylece bunların bu ürünün değişmeyen-sermaye kısmına, 2.000
s'ye eşit geriye kalan kısmıyla değişilmeleri gerekir. Kesim II, buna karşılık, I'in ürünleri olan eşit miktarda üretim aracı almaktadır ve buna, I'in 1.000
d + 1.000
a değeri katılmış durumdadır. Böylece, 2.000 II
s ve (1.000
d + 1.000
a) I, dolaşımdan çıkmaktadır.
3) Geride hala 4.000 Is kalmış durumdadır. Bu miktar, ancak kesim I'de tüketilmiş olan değişmeyen-sermayeyi yerine koymak üzere kullanılabilecek üretim araçlarından oluşmaktadır ve bu nedenle de, kesim I'deki bireysel kapitalistler arasındaki karşılıklı değişim ile elden çıkartılmış durumdadır; tıpkı, (500
d + 500
a) II'nin emekçiler ile kapitalistler ya da II'deki bireysel kapitalistler arasındaki bir değişim ile elden çıkartılması gibi.
Bu, aşağıdaki konuların anlaşılmasını kolaylaştırmak bakımından şimdilik yeterli olsun.
(sayfa 421)
III. İKİ KESİM ARASINDA, DEGİŞİM
I(d+a) KARŞISINDA IIs[45]
İki sınıf arasındaki, büyük değişim ile işe başlıyoruz. (1.000
d + 1.000
a) I - üreticilerinin elinde, doğal biçimi içerisinde üretim araçlarından ibaret bulunan bu değerler; 2.000 II. maddi biçimleri içerisinde tüketim mallarından oluşan değerler karşılığında değişilmiştir. Kısım II'deki kapitalist sınıf, böylece, 2.000 değerindeki değişmeyen-sermayesini, tüketim malları biçiminden, tüketim mallarının üretim araçları biçimine, emek-sürecinin bir etmeni olarak ve değişmeyen sermaye-değer olarak değerin kendini genişletme amacı için, bir defa daha işlev yapabileceği bir biçime tekrar çevirmiştir. Öte yandan, emek-gücünün I (1.000
d) eşdeğeri ile, kapitalistlerin I (1.000
a) artı-değeri, böylece tüketim mallarında gerçekleşmiştir; her ikisi de, maddi üretim araçları biçimlerinden, gelir olarak tüketilebilecekleri maddi bir biçime çevrilmişlerdir.
Şimdi, bu karşılıklı değişim, bu değişimi sağlaması ölçüsünde anlaşılmasını da güçleştiren ve ama sermayenin değişen kısmı, para-sermayenin kendisini para biçiminden emek-gücüne çevirebilmesi için, sürekli para biçimini almak zorunda bulunması nedeniyle kesin bir önem taşıyan, para dolaşımı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Değişen-sermayenin, tüm toplum alanına yayılmış bulunan ve yanyana yürütülen bütün üretim kollarında, bunların kategori I ya da II'ye dahil olmalarına bakılmaksızın, para biçiminde yatırılması gerekir. Kapitalist, emek-gücünü, daha üretim sürecine girmeden önce satın alır, ama karşılığını, ancak belirlenen zamanlarda, bu emek-gücü, kullanım-değerlerinin üretilmesinde harcandıktan sonra öder. Kapitalist, ürünün değerinin geri kalan kısmıyla birlikte, bir de bu değerin, emek-gücünün ödenmesinde harcanan paranın eşdeğeri olan, yani ürünün değerinin, değişen-sermayeyi temsil eden kısmına da sahip olur. Değerin bu kısmında emekçi, zaten kapitaliste, ücretlerinin bir eşdeğerini sağlamış durumdadır. Ama metaların paraya tekrar çevrilmesi, yani satılmaları, kapitaliste, değişen-sermayesini para-sermaye biçiminde tekrar sağlar ve o, bunu, bir kez daha emek-gücü satın alınması için yatırabilir.
Demek oluyor ki, kesim I'de, toplam kapitalist, emekçilere,
(sayfa 422) d-kısmı olarak, yani onlar tarafından yaratılan üretim araçları olarak mevcut bulunan ürün I'in değeri için, 1.000
s'ye eşit, 1.000 sterlin (salt bu değerin
para biçiminde olduğunu belirtmek için sterlin diyorum) ödemiştir. Bu 1.000 sterlin ile emekçiler, II. kesim kapitalistlerden aynı değerde tüketim malları satın alırlar ve böylece, değişmeyen-sermaye II'nin yarısını paraya çevirirler; II. kesim kapitalistler de bu 1.000 sterlin ile, I. kapitalistlerden 1.000 değerinde üretim aracı satın alırlar; böylece, bu I. kapitalistleri ilgilendirdiği kadarıyla, kendi ürünlerinin bir kısmı olduğu için, üretim araçlarının maddi biçimi içerisinde mevcut olan, 1.000
d'ye eşit değişen sermaye-değer tekrar paraya çevrilmiştir ve I. kapitalistlerin elinde, emek-gücüne, yani üretken sermayenin en temel öğesine çevrilmiş bulunan para-sermaye olarak yeniden işlev yapabilir. Bu şekilde, kendi değişen-sermayeleri, meta-sermayelerinin bir kısmının gerçekleşmesi sonucu, para biçiminde kendilerine geri akar.
Meta-sermaye I'in
a-kısmını değişmeyen-sermaye II'nin ikinci yarısı ile değişmek için gerekli paraya gelince, bu, çeşitli şekillerde yatırılabilir. Gerçekte bu dolaşım, her iki kategorideki bireysel kapitalistler tarafından ayrı ayrı yapılan sayısız alım-satımları kapsar ve her zaman para, bu kapitalistlerden gelir, çünkü biz, emekçiler tarafından dolaşıma sokulan paranın ne olduğunu açıklamış bulunuyoruz. II. kategorideki bir kapitalist, üretken sermayesinden ayrı olarak sahip bulunduğu para-sermaye ile, I. kategorideki kapitalistlerden üretim aracı satın alabileceği gibi, tersine, I. kategoriden bir kapitalist de, sermaye harcamaları için değil, kişisel harcamalar için ayrılan para fonları ile, II. kategorideki kapitalistlerden tüketim malları satın alabilir. Sermaye yatırımı ya da gelir harcaması için kullanılmak üzere, belli bir para ikmalinin her türlü koşullar altında, yukarda I. ve II. kesimlerde gösterdiğimiz gibi, üretken sermayeden ayrı olarak kapitalistlerin elinde bulunduğu kabul edilir. Paranın yarısının -bu oranın, amacımız için bir önemi yoktur- II. kategorideki kapitalistler tarafından, değişmeyen-sermayelerin yerine konması için üretim araçlarının satın alınmasına yatırıldığı halde, diğer yarısının I. kategorideki kapitalistlerce tüketim malları için harcandığını varsayalım. Bu durumda, kesim II, kesim I'den üretim araçları satın almak için 500 sterlin yatırır ve böylece, sabit sermayesinin üç çeyreğini aynî olarak yerine koyar
(sayfa 423) (kesim I'deki emekçilerden gelen yukardaki 1.000 sterlin dahil); elde ettiği bu 500 sterlin ile kesim I, II'den tüketim malları satın alır ve meta-sermayesinin
a kısmının yarısı,
m-p-m dolaşımını tamamlayarak ürününü tüketim fonunda gerçekleştirir. Bu ikinci süreç aracılığı ile, 500 sterlin, II'nin eline, üretken sermayesinin yanında varolan para-sermaye olarak döner. Öte yandan, I, ürün biçiminde hâlâ depoda bekleyen meta-sermayesinin
a-kısmının yarısının satılacağı düşüncesiyle, II'nin tüketim mallarının satın alınması için 500 sterlin tutarında para harcar. Aynı 500 sterlin ile, II, I'den üretim araçları satın alarak, tüm değişmeyen-sermayesini (1.000 + 500 + 500 =2.000) aynî olarak yerine koyar, oysa I, tüm artı-değerini tüketim mallarında gerçekleştirir. Bütünüyle bakıldığında, 4.000 sterlin tutarındaki metaların bütün değişimi, 2.000 sterlinlik bir para-dolaşım ile gerçekleştirilebilmektedir ve bu 2.000 sterlin, ancak, yıllık ürünün tamamı, toptan, birkaç büyük parti halinde değişildiği için sağlanmıştır. Burada önemli olan nokta, II, yalnız, tüketim malları biçiminde yeniden-üretilen değişmeyen-sermayesini tekrar üretim araçları biçimine çevirmekle kalmamış, ayrıca üretim araçlarının satın alınması için dolaşıma soktuğu 500 sterlini de tekrar elde etmiştir; aynı şekilde, I, üretim araçları biçiminde, para-biçiminde, bir kez daha doğrudan emek-gücüne çevrilebilir para-sermaye olarak yeniden ürettiği değişen-sermayesine tekrar sahip olmakla kalmaz, ayrıca, sermayesinin
a-kısmının satışı umuduyla tüketim mallarının satın alınmasında harcadığı 500 sterline de sahip olur. Bu 500 sterlin, ona, yapılan harcama nedeniyle değil, artı-değerinin yarısını içeren meta-ürünün bir kısmının daha sonraki satışı nedeniyle gerisin geriye akmıştır.
Her iki durumda da, ürün biçiminden, sermaye olarak işlev yapabileceği biricik biçim olan, üretim araçlarının maddi biçimine tekrar çevrilmiş olan, yalnız II'nin değişmeyen-sermayesi değildir; ve gene aynı şekilde, para-biçimine ve I'in üretim araçlarının artı-değer kısmının tüketilebileceği bir biçime, gelir olarak kullanılabileceği bir biçime çevrilmiş olan yalnız I'in sermayesinin değişen kısmı değildir. Bir de, ayrıca II tarafından, değişmeyen-sermayesinin -tüketim malları biçiminde varolan- buna uygun düşen dengeleyici değer kısmının satışından önce, üretim araçlarının satın alınması için yatırılan 500 sterlinlik para-sermaye de, II'ye geri döner; ve ayrıca,
anticipando[2*] tüketim
(sayfa 424) mallarının satın alınması için onun tarafından
anticipando harcanmış olan 500 sterlin de, I'e geri dönmüştür. Eğer, II tarafından, meta-ürünün değişmeyen kısmı pahasına, ve I tarafından da meta-ürünün artı-değer kısmı pahasına yatırılan para kendilerine geri akmış ise, bunun tek nedeni, bir kapitalist sınıfın, II'de metalar biçiminde bulunan değişmeyen-sermayeden 500 sterlin bir fazlalığı, ve diğer bir sınıfın da, I'de metalar biçiminde bulunan artı-değerden gene aynı miktarda bir fazlalığı dolaşıma sürmeleridir. Son tahlilde, bu iki kesim, kendi metaları biçimindeki eşdeğerlerin değişimi ile, karşılıklı olarak tamamen ödeşmiş durumdadırlar. Bunlar tarafından kendi metalarının değerlerinden fazla olarak, bu metaların değişimini, gerçekleştirme aracı olarak dolaşıma sürülen para, herbirinin dolaşıma sürdüğü miktar ile orantılı şekilde bu dolaşımdan kendilerine geri dönmektedir. Bunların her ikisi de, bu yoldan, tek kuruş bile zenginleşmemiştir. II, tüketim malları olarak 2.000 değişmeyen-sermaye
artı para olarak 500'e sahip idi; şimdi, daha önceki gibi, üretim araçları olarak 2.000
artı para olarak 500'e sahiptir; aynı şekilde, I, gene önceki gibi, 1.000 artı-değer (şimdi, tüketim fonuna çevrilen metalardan ve üretim araçlarından oluşan) ile, para olarak 500'e sahiptir. Genel sonuç şudur: Sanayi kapitalistlerinin, kendi meta dolaşımlarını gerçekleştirmek için, ister meta-değerin değişmeyen kısmı pahasına olsun, ister metalarda bulunan artı-değerin gelir olarak harcanmaları ölçüsünde bu artı-değer pahasına olsun, dolaşıma sürdükleri para, gene bu kapitalistlerin ellerine, para-dolaşımı için yatırdıkları miktarda dönmüş olur.
Kesim I'deki değişen-sermayenin tekrar para biçimine çevrilmesine gelince, bu sermaye, I'deki kapitalistler, bunu ücretlere yatırdıktan sonra, önce bunlar için, emekçilerin bunlara teslim ettikleri metalar biçiminde bulunurlar. Kapitalistler, bu sermayeyi, bu emekçilere, emek-güçlerinin fiyatı olarak para biçiminde ödemişlerdir. Bu bakımdan, kapitalistler, meta-ürünlerinin değerinin, para biçiminde harcadıkları değişen-sermayeye eşit kısmının karşılığını ödemişlerdir. Bu nedenle, bunlar, meta-ürünün bu kısmının da sahibidirler. Ama işçi-sınıfının bu kapitalistler tarafından çalıştırılan kısmı, bununla yaratılan üretim araçlarını satın almazlar; bu emekçiler, II tarafından üretilen tüketim mallarını satın alırlar. Şu halde, I'deki kapitalistlerin
(sayfa 425) emek-gücünün ödenmesi için yatırdıkları değişen-sermaye, bunlara, doğrudan dönmez. Bu değişen-sermaye, çalışan kimseler için zorunlu olan ve satın alabilecekleri metaların kapitalist üreticilerinin eline, emekçilerin yaptıkları satın almalar aracılığı ile geçer; bir başka deyişle, bu sermaye, kesim II'deki kapitalistlerin eline geçer. Ancak bu harcamadan sonradır ki, üretim araçlarının satın alınmasındaki para, bu dolambaçlı yoldan, kesim I'deki kapitalistlerin eline dönmüş olur.
Bundan şu sonuç çıkıyor ki, basit yeniden-üretim esasına göre, meta-sermaye I'in,
d+a değerler toplamı (ve bu nedenle, I'in toplam meta-ürününün buna tekabül eden orantılı kısmı), gene aynı şekilde kesim II'nin toplam meta-ürününün orantılı kısmı olarak alınan, II
s değişmeyen-sermayeye eşit olmak zorundadır; ya da I
(d+a) = II
s'dir.
IV. KESİM II İÇERİSİNDE DEGİŞİM.
YAŞAM GEREKSİNMELERİ VE LÜKS MALLAR
Kesim Il'deki meta-ürünlerin değeri konusunda bir de,
d artı a'yı oluşturan öğelerin incelenmesi gerekiyor. Bu tahlilin, bizim burada ilgilenmekte olduğumuz çok önemli sorun ile, yani her bireysel kapitalist meta-ürünün
s+d+a'ya bölünmesinin, -farklı görünüş biçimleri tarafından meydana getirilmiş olsa bile- toplam yıllık ürün için de ne ölçüde geçerli olduğu sorunu ile hiç bir ilişkisi yoktur. Bu soru, kendi yanıtlarını bir yandan, II
s karşılığından, II
(d+a) değişiminde; öte yandan, I'in yıllık ürününde I'nin yeniden-üretimi konusunda daha ileride yapılacak olan incelemede bulur, II
(d+a), tüketim mallarının maddi biçimi içerisinde varolduğuna göre; emekçilere kendi emek-güçlerinin ödenmesi için yatırılan değişen-sermaye, genel bir deyişle, bunlar tarafından tüketim mallarına harcanmak zorunda bulunduğuna göre; ve metaların değerinin
a-kısmı, basit yeniden-üretim varsayımına dayanılarak, tüketim malları karşılığında gelir olarak harcandığına göre, II. kategori işçilerin, II. kategori kapitalistlerden aldıkları ücretler ile, kendi ürünlerinin, ücret olarak aldıkları para-değer miktarına tekabül eden kısmını, gerisin geriye satın aldıkları
prima facia[3*] apaçıktır. Böylece, kapitalist sınıf II, emek-gücüne ödedikleri para-sermaye yatırımını tekrar para-biçimine çevirmektedir. Emekçilere, bu parayı, eğer, değer
(sayfa 426) simgeleri ile ödemiş olsaydı durum gene tamamen böyle olurdu. Emekçiler, kendilerinin ürettiği ve ama kapitalistlere ait bulunan metaların bir kısmını satın almakla, bu değer simgelerini gerçekleştirir gerçekleştirmez, tekrar kapitalistlerin eline dönmüş olacaklardır. Ancak, bu simgeler, yalnızca değeri temsil etmekle kalmayıp, altın ya da gümüş olarak maddileşmiş bu değeri taşırlar da. Para biçiminde yatırılan değişen-sermayenin, işçi-sınıfının alıcı ve kapitalist sınıfın satıcı olarak ortaya çıktıkları bir süreç yoluyla meydana gelen bu tür geriye akışı, ilerde daha ayrıntılarıyla tahlil edeceğiz. Burada, gene de değişen-sermayenin kendi çıkış noktasına yaptığı bu dönüş ile ilgili olarak irdelenmesi gerekli değişik bir nokta sözkonusudur.
Yıllık meta üretiminin II. kategorisi, çok çeşitli üretim kollarını içermekle birlikte, ürünlerine göre iki büyük alt-bölüme ayrılabilir:
[a]
[4*] İşçi sınıfının tüketimine giren tüketim malları yaşam gereksinmeleri olmaları ölçüsünde bunlar -nitelik ve değer yönünden çoğu kez emekçilerinkinden farklı olsalar bile-, aynı zamanda, kapitalist sınıfın tüketiminin bir kısmını da oluşturur. Buradaki amacımız yönünden, tütün gibi bir ürünün psikolojik yönden gerçekten tüketicinin gereksinmesi olup olmadığına bakılmaksızın, tüm bu alt-bölümü, tüketici
gereksinmeleri olarak adlandırabiliriz. Bunun alışkanlık olarak bir gereksinme olması yeterlidir.
[b] Yalnızca kapitalist sınıfın tüketimine giren ve bu yüzden ancak, hiç bir zaman emekçinin payına düşmeyen, harcanmak üzere ayrılan artı-değer ile değişilebilen
lüks mallar.
Birinci kategoriyi ilgilendirdiği kadarıyla, buna ait metaların üretimi için yatırılan değişen-sermayenin doğrudan doğruya, bu yaşam gereksinmelerini üreten kapitalist sınıf II'ye (yani, II[a]'daki kapitalistlere) para biçiminde geri akması gerektiği açıktır. Kapitalistler, bunları, kendi emekçilerine, ücret olarak ödenen değişen-sermaye miktarında satarlar. Çeşitli ilgili sanayi kollarında iş gören kapitalistler arasında, bu geri dönen değişen-sermayenin
pro rata[5*] dağıldığı bu alışveriş işlemleri ne kadar fazla
(sayfa 427) olursa olsun, bu geriye akış, kapitalist sınıf II'nin bu tüm [a] alt-bölümünü ilgilendirdiği kadarıyla
doğrudandır. Bunlar, dolaşım araçları emekçiler tarafından harcanan parayla doğrudan sağlanan dolaşım süreçleridir. Ama bu, II[b] alt-bölümü için farklıdır. Bu alt-bölümde, II[b]
(d+a), üretilen tüm değer kısmı, lüks malların maddi biçimi içerisinde, yani emekçi-sınıfın üretim araçları biçiminde varolan I
d meta-değeri satın alabileceğinden daha fazlasını satın alamayacağı mallar biçiminde bulunurlar; oysa hem bu lüks nesneler ve hem de üretim araçları, bu emekçilerin ürünleridir. Şu halde, bu alt-bölüme yatırılan değişen-sermayeyi, kapitalist üreticilere, para-biçimi içerisinde iade eden bu geriye akış, dolaysız olamaz I
d durumunda olduğu gibi, bir aracıya gereksinme vardır.
Örneğin, tüm sınıf II'de olduğu gibi,
d = 500 ve
a= 500 olarak kabul edelim; ama değişen-sermaye ile buna tekabül eden artı-değer şu şekilde dağılmış olsun:
Alt-bölüm [a], yaşam gereksinmeleri:
d = 400;
a = 400; 400
d+400
a = 800, ya da II[a] (400
d+400
a) değerinde tüketici gereksinmeleri şeklinde bir miktar meta.
Alt-bölüm [b] lüks mallar: 100
d+100
a = 200, ya da II[b] (100d+100
a) değerinde.
II[b]'deki emekçiler, emek-güçlerinin karşılığı için para olarak 100, diyelim 100 sterlin almışlardır. Bu para ile, II[a]'daki kapitalistlerden, aynı miktar için tüketim malları satın alırlar. Bu sınıf kapitalistler, aynı para ile 100 sterlin değerinde II[b] metaları satın alırlar ve bu şekilde, II[b] kapitalistlerin değişen-sermayeleri, para biçiminde kendilerine geri akar.
II[a]'da, bir kez daha, kapitalistlerin elinde, kendi emekçileri ile yaptıkları değişim sonucu elde edilen, para şeklinde 400
d mevcuttur. Ayrıca, ürünün artı-değeri temsil eden bir dördüncü kısmı, II[b]'nin emekçilerine aktarılmış ve karşılığında, lüks mallar biçiminde II[b] (l00
d) elde edilmiştir.
Şimdi, II[a] ve II[b] kapitalistlerinin, gelir harcamalarını, yaşam gereksinmeleri ile lüks mallar arasında aynı oranda böldüklerini -beşte-üçünü yaşam gereksinmelerine ve beşte-ikisini lüks mallara harcadıklarını- varsayalım; II[a] alt-sınıf kapitalistleri, 400
a tutarındaki artı-değerden, gelirlerinin beşte-üçünü, yani 240'ını, kendi ürünleri olan, yaşam gereksinmelerine ve
(sayfa 428) beşte-ikisini, yani 160'ını lüks mallara harcayacaklardır. II[b] alt-sınıf kapitalistleri, 100
a artı-değerlerini aynı şekilde böleceklerdir: beşte-üçünü, yani 60'ını gereksinmelere, beşte-ikisini, yani 40'ını lüks mallara; bu son kalem, kendi alt-sınıfları içerisinde üretilmekte ve değişilmektedir.
Lüks mallar olarak (II[a])
a tarafından alınan 60, II[a] kapitalistlerinin eline şu tarzda geçer: Görmüş olduğumuz gibi, (II[a]) 400
a'nın 100'ü, yaşam gereksinmeleri biçiminde, (II[b])
d'nin lüks mallar biçiminde bulunan eşit miktarı ile, ve yaşam gereksinmelerini içeren diğer bir 60'ı, lüks malları içeren (II[b]) 60
a ile değişilmiştir. Demek ki, toplam hesap şöyle olmaktadır:
II[a]: 400d+400a; II[b]: 100d+l00a
.
1)400
d[a], bir kısmı kendi ürünlerinden (yaşam gereksinmeleri) oluşan, II[a] emekçileri tarafından tüketilmiştir. Emekçiler bunları, kendi alt-bölümlerindeki kapitalist üreticilerden satın alırlar. Bu kapitalistler, böylece, bu aynı emekçilere ücret olarak ödedikleri 400 değişen-sermayelerinin değerini, 400 sterlin şeklinde para olarak geri almış olurlar. Şimdi artık bununla bir kez daha emek-gücü satın alabilirler.
2) 400
a[a]'nın, artı-değer [a]'nın dörtte-biri 100
d[b]'ye eşit kısmı, aşağıdaki şekilde, lüks mallarda gerçekleşir. [b]'deki emekçiler, kendi alt-bölümleri [b]'nin kapitalistlerinden, ücret olarak 100 sterlin almışlardır. Bu miktar parayla, artı-değer [a]'nın dörtte-birini, yani yaşam gereksinmelerinden oluşan metaları satın alırlar. Bu para ile [a]'daki kapitalistler, 100
d[b]'ye ya da, lüks mallar üretiminin tamamının yarısına eşit aynı miktarda lüks mallar satın alırlar. Bu şekilde, [b]'deki kapitalistler, değişen-sermayelerini, para biçiminde geri almış olurlar ve tekrar emek-gücü satın alarak yeniden-üretime devam edebilirler, çünkü tüm kategori II'deki değişmeyen-sermayenin tamamı, zaten I
(d+a)'nın II
s karşılığında değişilmesi ile yerine konulmuş bulunmaktadır. Lüks malların üretiminde çalışan emekçilerin emek-gücünün böylece yeniden satılabilir halde oluşunun tek nedeni, kendi ücretlerine eşdeğer olarak yaratılan kendi ürünlerinin bir kısmının, II[a] kapitalistleri tarafından kendi tüketim fonlarına çekilmiş ve paraya çevrilmiş olmasıdır. (Aynı şey, I'deki emek-gücünün satışı için de geçerlidir, çünkü karşılığında I
(d+a)'nın değişildiği II
s, hem lüks malları ve hem de yaşam gereksinmelerini içerir ve, I
(d+a) aracılığı ile yenilenen kısım, hem lüks mallar ve
(sayfa 429) hem de gereksinmelerin üretim aracını oluşturur.
3) Şimdi de yalnızca iki alt-bölüm kapitalist arasında bir değişim olan, [a] ve [b] arasındaki değişime gelmiş bulunuyoruz. Buraya kadar, değişen-sermaye (400
d) ile [a]'daki, artı-değer (100
a) kısmını ve [b]'deki değişen-sermaye (100
d)'yi elden çıkarmış bulunuyoruz. Ayrıca biz, her iki sınıfta, ortalama kapitalist gelir harcaması oranının, lüks mallar için beşte-iki, gereksinmeler için beşte-üç olduğunu varsaymıştık. Lüks mallar için harcanmış bulunan 100'den ayrı olarak, tüm alt-bölüm, orantılı olarak, [a], hâlâ lüks mallar için 60, ve [b], 40 ayırmak zorundadır.
Demek oluyor ki, (II[a])
a, gereksinmeler için 240 ve lüks mallar için 160, ya da 240+ 160 = 400
a (lI[a]) olarak bölünmüştür.
(II[b])
a, gereksinmeler için 60 ve lüks mallar için 40 şeklinde ayrılmıştır; 60+40 = 100
a, (II[b]). Bu son 40, bu sınıf tarafından kendi ürününden (kendi artı-değerinin beşte-ikisi) tüketilmiştir; 60 gereksinmeler olarak, bu sınıf tarafından, kendi artı-değeri 60'ın 60
a[a] karşılığında değişilmesi yoluyla elde edilmiştir.
Demek ki, tüm kapitalist sınıf II için şu durumu görüyoruz (
d+a, alt-bölüm [a]'da gereksinmelerden, [b]'de lüks mallardan oluşarak):
II[a] (400
d+400
a) + II[b] (l00
d+l00
a = 1.000; bu hareketle şöyle gerçekleşmiştir: 500
d ([a] + [b]) ve [400
d[a] ve 100
a[a]'da gerçekleşen] + 500
a ([a] + [b])[300
a[a] + 100
d[b] +100
a[b]'de gerçekleşen] = 1.000.
[a] ye [b] için, herbiri kendi başına alındığında, şu gerçekleşmeyi elde ediyoruz:
|
[a] |
d |
+ |
a |
= |
800 |
|
400d[a] |
240a[a] + 100d[b] + 60a[b] |
|
[b] |
d |
+ |
a |
= |
200 |
|
100a[a] |
60a[a] + 40a [b] . . . . |
1.000 |
Eğer, sadeleştirmek amacıyla, değişen ve değişmeyen sermaye arasında aynı oranın bulunduğunu (ki, bu hiç de zorunlu değildir) varsayarsak, 400
d[a] için, 1.600 değişmeyen-sermaye, ve 100
d[b] için 400 değişmeyen-sermaye elde ederiz. Demek ki, II'de şu iki, [a] ve [b] alt-bölümlerini görürüz:
(sayfa 430)
|
II [a] |
1.600s +400d +400a |
= 2.400 |
|
II [b] |
400s + 100d + 100a |
= 600 |
|
toplarsak: |
2.000s + 500d + 500a |
= 3.000. |
Buna göre, 2.000 II
s'nin tüketim malları şeklinde 2.000 I
(d+a) ile değişilen 1.600'ü, yaşam gereksinmelerinin üretim araçları, 400'ü ise lüks malların üretim araçları için değişilmiştir.
Demek oluyor ki, 2.000 I
(d+a) [a] için, 1.600 yaşam gereksinmelerinin üretim araçlarına eşit (800
d+800
a) I ile, [b] için, 400 lüks malların üretim araçlarına eşit (200
d + 200
a) I'e parçalanır.
Emek aletleri ile ham ve yardımcı maddelerin vb. oldukça önemli bir bölümü, her iki kesim için de aynıdır. Ama I
(d+a) toplam ürünün değerinin çeşitli parçalarının değişimini ilgilendirdiği kadarıyla, böyle bir bölünme hiç bir şekilde sözkonusu değildir. Yukarıda I'deki 800
d ve 200
d'nin her ikisi de ücretler, 1.000 II
s, tüketim mallarına harcandıkları için gerçekleşmişlerdir; şu halde, bu amaç için yatırılan para-sermaye de, gene, I'deki kapitalist üreticiler arasında düzgün bir biçimde dağılmış, yatırdıkları değişen-sermaye, para olarak
pro rata yerine konmuştur. Öte yandan, 1.000 I
a'nın gerçekleşmesini ilgilendirdiği kadarıyla, kapitalistler, gene burada da (
a'larının büyüklüğü ile orantılı olarak) II
s'nin 1.000'e eşit tüm ikinci yarısından tüketim malları biçiminde 600 II[a] ve 400 II[b]'yi düzgün bir biçimde çekeceklerdir; dolayısıyla bunu, II[a]'nın değişmeyen-sermayesini yerine koyanlar çekeceklerdir.
600
s'nin (II[a]) 480'ini (beşte-üç) ve 400
s'nin (II [b]) 320'sini (beşte-iki), toplam 800'ü II[b]'nin değişmeyen-sermayesini yerine koyanlar çekeceklerdir.
600
s'nin (II[a]) 120'si (beşte-üç) ve 400
s'nin (II[b]) 80'i (beşte-iki), toplam 200'ü. Genel toplam 1.000.
Burada keyfi olan, hem l ve hem de II'deki değişen-sermayenin değişmeyen-sermayeye oranıdır; l, II ve bunların alt-bölümleri için bu oranın özdeşliği de gene öyledir. Bu özdeşliğe gelince, burada, o, yalnızca basitleştirme amacıyla varsayılmıştı ve, farklı oranları varsaymış olsak bile bu ne sorunun koşullarını ve ne de çözümünü herhangi bir şekilde değiştirmiş olmazdı. Bununla birlikte, basit yeniden-üretim varsayımına göre, bütün bunların zorunlu sonucu şudur:
1) Bir yıllık emek tarafından, üretim araçlarının maddi biçiminde yaratılan yeni değer (
d+a'ya bölünebilir), yıllık emeğin diğer kısmı tarafından yaratılan ve tüketim malları biçiminde yeniden-üretilen ürünün değerinin içerdiği değişmeyen-sermayenin,
s'nin değerine eşittir. Eğer bu, II'den daha küçük olsaydı, II'nin
(sayfa 431) kendi değişmeyen-sermayesini bütünüyle yerine koyması olanaksız olurdu; daha büyük olsaydı, bir fazlalık kullanılmadan kalırdı. Her iki halde de, basit yeniden-üretim varsayımı çiğnenmiş olurdu.
2) Tüketim malları biçiminde yeniden üretilen yıllık ürün sözkonusu olduğunda, para biçiminde yatırılan değişen-sermaye
d, bu maddelerin alıcıları tarafından, bu kimseler lüks mallar üreten emekçiler olduğuna göre, ancak, yaşam gereksinmelerinin kendi kapitalist üreticileri için
prima facia kendi artı-değerlerini içeren kısmında gerçekleştirilebilir; şu halde, lüks malların üretimine yatırılan
d, değer olarak, yaşam gereksinmeleri biçiminde üretilen
a'nın buna tekabül eden kısmına eşittir ve bu
a'nın tamamından yani (II[a])
a'dan küçük olmalıdır; lüks mallar üreticisi kapitalistler tarafından yatırılan değişene-sermaye, kendilerine, para biçiminde, ancak bu
d'nin,
a'nın bu kısmında gerçekleşmesi yoluyla döner. Bu olay, I
(d+a)'nın, II
s'de gerçekleşmesine tamamen benzemekle birlikte, ikinci durumda (II[b])
d; aynı değerde (II[a]
a'nın bir
kısmında kendisini gerçekleştirir. Bu oranlar, toplam yıllık ürünün her dağılımında nitelikçe belirleyici kalır, çünkü, dolaşımın meydana getirdiği yıllık yeniden-üretim sürecine fiilen girer. I
(d+a) ancak II
s'de gerçekleşebilir, tıpkı II
a'nin üretken sermayenin bir kısmı olarak, ancak bu gerçekleşme aracılığı ile işlevini yenileyebilmesi gibi; aynı şekilde, (II[b])
d ancak, (II[a])
a'nın bir kısmında gerçekleşebilir ve (II[b]
d böylece tekrar para-sermaye biçimine çevrilebilir. Söylemeye gerek yoktur ki, bu, ancak, bunun, yeniden-üretim sürecinin gerçek bir sonucu olması ölçüsünde, yani II[b]'deki kapitalistlerin, örneğin,
d için para-sermayeyi kredi ile başkalarından sağlamamaları ölçüsünde geçerlidir, Bununla birlikte, nicel olarak, yıllık ürünün çeşitli kısımlarının değişimleri yukarda işaret edilen orantılarda ancak, üretim ölçeği ve bundaki değer ilişkileri durağan kaldığı ve bu kesin ilişkiler, dış ticaretle değişikliğe uğratılmadığı sürece yer alabilir.
Şimdi biz, eğer, Adam Smith'vari, I
(d+a)'nın kendini, II
s'ye ve II
s'nin de kendini I
(d+a)'ya çözüştürdüğünü, ya da, daha sık ve daha anlamsız şekilde dediği gibi, I
(d+a)'nın, II
s'nin fiyatının (ya da onun ifadesiyle
value in exchange'ın
[6*]) kısımlarını oluşturduğunu ve II
s'nin de, I
(d+a)'nın değerinin kısımlarının tamamını
(sayfa 432) oluşturduğunu söyleyecek olursak, aynı şekilde, (II[b])
d'nin kendisini (II[a])
a'ya, ya da (II[a])
a'nın kendisini, (II[b])
d'ye böldüğünü, ya da (II[b]
d'nin, II[a]'nın artı-değerinin bir parçasını oluşturduğunu, ve tersine, artı-değerin böylece kendisini ücretlere, ya da değişen-sermayeye ayırdığını ve değişen-sermayenin, artı-değerin "bir kısmını" oluşturduğunu rahatça söyleyebiliriz ve söylememiz de gerekir. Bu anlamsızlık Adam Smith'te gerçekten görülür, çünkü ona göre, ücretler yaşam gereksinmelerinin değeri tarafından ve bu meta-değerler de, ücretlerin (değişen-sermayenin) değeri, ve bunların içerdiği artı-değer tarafından belirlenir. Adam Smith, bir işgününün değer ürününün, kapitalizm esasına göre bölündüğü -yani,
d artı a'ya bölündüğü- parçalarla o derece meşguldür ki, basit meta üretiminde, çeşitli maddi biçimlerde bulunan eşdeğerlerin, karşılığı ödenmiş ya da ödenmemiş emekten oluşmalarının hiç bir önemi olmadığını tamamen unutuyor; çünkü her iki halde de, bunların üretimleri, aynı miktarda emeğe malolmaktadır; ve ayrıca, A metaının üretim aracı, B'nin bir tüketim malı olup olmamasının, bir metaın, satıştan sonra sermayenin bir kısmı olarak hizmet ettiği halde diğerinin tüketim fonuna geçmesinin ve, Adam
secundum,
[7*] gelir olarak tüketilmesinin de bir önemi yoktur. Bireysel alıcının kendine ait bir metaı kullanması, meta değişimi kapsamına, dolaşım alanına girmez ve bu, metaın değerini etkilemez. Toplam toplumsal yıllık ürünün dolaşımının tahlilinde, bu metaın belirli kullanım amacı ile, bu ürünü oluşturan çeşitli kısımlarının tüketimi ile ilgili etmenlerin dikkate alınması gerektiği olgusu, bunu hiç bir şekilde değiştirmez.
Yukarda sözü edilen (II[b]
d'nin, (II[a]
a'nın aynı değerdeki bir kısmı karşılığında değişimi ile, (II[a])
a ve (II[b])
a arasındaki daha sonraki değişimlerde hiç bir zaman, ne II[a] ve II[b] bireysel kapitalistlerin ve ne de bunların oluşturdukları toplulukların, kendilerine ait artı-değeri, gerekli tüketim malları ile lüks mallar arasında aynı oranda böldükleri varsayılmamıştır. Birisi bu tüketime, bir başkası diğerine daha fazla harcamada bulunabilir. Basit yeniden-üretim esasına göre, yalnızca tüm artı-değere eşit bir değerler toplamının, tüketim fonunda gerçekleştirildiği varsayılmıştı. Sınırlar böyle verilmişti. Her kesim içerisinde birisi [a]'da ötekisi [b]'de daha fazla harcamada bulunabilir.
(sayfa 433)
Ne var ki, bunlar, birbirlerini karşılıklı telafi edebilirler ve kapitalist [a] ve [b] grupları bütünüyle alındığında her ikisine de aynı oranda katılmış olabilirler. Değer bağıntıları -iki tür üreticinin, [a] ve [b]'nin, II. ürünün toplam değerindeki orantılı payları- ve dolayısıyla da, bu ürünleri sağlayan üretim kolları arasındaki kesin nicel ilişki, gene de, her iki somut durumda zorunlu olarak belirlidir; ancak örnek olarak seçilen oran varsayımsal bir orandır. Başka bir örnek seçilmiş olsaydı, bu nitel yönlerini değiştirmezdi, yalnızca nicel belirlemeler değişirdi. Ama, herhangi bir durum nedeniyle [a] ve [b]'nin nispi büyüklüklerinde fiili bir değişiklik ortaya çıkarsa, basit yeniden-üretim koşulları da buna bağlı olarak değişir.
(II[b]
d, (II[a]
a'nın bir eşdeğer kısmında gerçekleştiği için, yıllık ürünün lüks kısmındaki büyümeyle ve bu nedenle, lüks malların üretimine çekilen emek-gücü miktarındaki artışla orantılı olarak, (II[b]
d'ye yatırılan değişen-sermayenin, bu değişen-sermayenin para biçimi olarak yeniden işlev yapan para-sermayeye tekrar çevrilmesi ve böylece, işçi-sınıfının II[b]'de çalıştırılan kısmının varlığı ve yeniden-üretimi -bunlara tüketici gereksinmelerinin sağlanması- kapitalist sınıfın israfına ve bunların artı-değerlerinin önemli bir kısmının lüks mallar karşılığında değişilmesine bağlıdır.
Her bunalım, lüks malların tüketimini derhal azaltır. (II[b]
d'nin para-sermayeye tekrar çevrilmesini, buna ancak kısmen izin vererek ve böylece lüks malların üretiminde çalıştırılan emekçilerin bir kısmını işsiz bırakarak; öte yandan da tüketici gereksinmelerinin satışını tıkayarak ve azaltarak, tavsatır, geciktirir. Aynı zamanda işten çıkarılan üretken olmayan emekçilerinden, hizmetleri karşılığında kapitalistlerin lüks gider fonundan bir kısmını alan (ve kendileri de
protanto lüks olan) ve yaşam gereksinmelerinin tüketimine önemli ölçüde katılan emekçilerin sözünü etmenin bile gereği yok. Gönenç dönemlerinde ve özellikle sahte gönenç zamanlarında bunun tersi olur; metalar ile ifade edilen paranın nispi değeri (değerlerde gerçek köklü bir değişme olmadığı halde) başka nedenlerle de azalır, böylece meta fiyatları kendi değerlerinden bağımsız olarak yükselir. Artan yalnız, yaşam gereksinmelerinin tüketimi değildir. İşçi-sınıfı da, şimdi, (kendi tüm yedek ordusu ile fiilen takviye edilmiş durumda) geçici olarak olağan zamanlarda olanakları dışında kalan lüks mallar ile,
(sayfa 434) başka zamanlar büyük kısmı, ancak kapitalist sınıfın tüketici "gereksinmelerine" giren malları da kullanacak hale gelir. Bu da, kendi payına fiyatlarda bir yükselmeye yolaçar.
Bunalımlara, fiili tüketim ya da fiili tüketici azlığının neden olduğunu söylemek, boş bir yinelemeden başka bir şey değildir. Kapitalist sistem, fiili tüketim biçiminden başka bir tüketim biçimi,
sub forma pauperis[8*] ya da dolandırıcılık dışında bir tüketim biçimi tanımaz. Metaların satılamaması, ancak, bunlar için fiili satın alıcı, yani tüketici bulunmaması anlamına gelir (çünkü, son tahlilde, metalar üretken ya da bireysel tüketim için satın alınırlar). Bir kimse, eğer, işçi-sınıfının kendi ürününden çok küçük bir kısım aldığını, bundan daha büyük bir pay aldığı zaman ve dolayısıyla ücretleri yükselir yükselmez bu kötülüğe bir çare bulunacağını söyleyerek bu boş yinelemeye derin bir gerekçe görüntüsü vermeye kalkışırsa, bunalımların, daima ücretlerin genellikle yükseldiği ve işçi-sınıfının, yıllık ürünün tüketime ayrılan kısmından daha büyük bir pay aldığı bir dönemde hazırlandığına işaret etmek yeterli olacaktır. Bu sağlam ve "basit" (!) sağduyu savunucuları açısından, böyle bir dönem, daha çok bu bunalımı giderir. Öyle anlaşılıyor ki, kapitalist üretim, iyi ya da kötü niyetin tamamen dışında kalan koşulları, işçi-sınıfına ancak geçici olarak nispi bir gönenç sağlayan ve bu yüzden de daima ancak yaklaşan bir bunalımın müjdecisi olan koşulları içermektedir.
[46]
Biraz önce, tüketici gereksinmeleri ile lüks mallar üretimi arasındaki oranın, II
(d+a)'nın II[a] ile II[b] ve dolayısıyla II
s'nin, (II[a]
s ile (II[b]
s arasında bölünmesini gerektirdiğini görmüş bulunuyoruz. Şu halde, bu bölünme, üretimin niteliği ile nicel bağıntılarını ta köklerine kadar etkilediği gibi, bu üretimin genel yapısını belirleyen temel bir etmendir.
Artı-değer koparmak, bireysel kapitalistlerin itici gücü olarak görünmekle birlikte, basit yeniden-üretim, aslında, amaç olarak tüketime yönelmiştir; ama nispi büyüklüğü ne olursa olsun, artı-değer, burada, yalnız kapitalistin bireysel tüketimine hizmet etmek üzere varsayılmıştır.
Basit yeniden-üretim, genişlemiş bir hacimde bütün yıllık yeniden-üretimin bir kısmı ve hem de en önemli kısmı olduğu için,
(sayfa 435) bu itici güç, kendini zenginleştirme güdüsüne hem eşlik eder ve hem de ona karşıt düşen bir nitelik gösterir. Gerçekte, sorun daha da karmaşıktır, çünkü yağmadaki -kapitalistlerin artı-değerindeki- ortaklık (
partners), kapitalistten bağımsız tüketiciler olarak ortaya çıkar.
V. PARA DOLAŞIMI YOLUYLA
DEGİŞİMİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ
Buraya kadar yaptığımız dolaşım tahlillerinde, dolaşım, çeşitli üretici sınıflar arasında, aşağıdaki şemada gösterildiği gibi cereyan ediyordu:
1) Sınıf I ve sınıf II arasında:
|
I. |
4.000s + |
1.000d + 1.000a |
|
|
II. |
. . . . . . . . . . . |
2.000s . . . . . . . . . . |
+ 500d + 500a |
Bu, I (1.000
d + 1.000
a) karşılığında değişilen, 2.000'e eşit, II
s'nin dolaşımını elden çıkartır.
4.000 I
s'yi şimdilik bir yana bırakırsak, sınıf II'de hala (
d+a)'nın dolaşımı vardır. Şimdi, II
(d+a) II[a] ve II [b] alt-sınıfları arasında şu şekilde bölünmüştür:
2) II. 500
d + 500
a = [a] (400
d + 400
a) + [b] (100
d + 100
a)
400
d[a] kendi alt-sınıfı içerisinde dolaşır; ücretlerini bununla alan emekçiler, kendilerini çalıştıran II[a] kapitalistlerden, kendilerinin ürettikleri gerekli geçim araçlarını satın alırlar.
Her iki alt-sınıftaki kapitalistler, artı-değerlerinin beşte-üçünü II[a]daki (gerekli) ürünlere ve beşte-ikisini II[b]'deki (lüks) ürünlere harcadıklarına göre, [a]'nın artı-değerinin beşte-üçü,yani 240'ı II[a] alt-sınıfının kendi içerisinde tüketilir; aynı şekilde, [b]'nin artı-değerinin beşte-ikisi (lüks mallar biçiminde üretilen ve bulunan) II[b] alt-sınıfı içerisinde tüketilir. .
II[a] ile II[b] arasında değişilmek üzere geriye kalan bir yandan II[a]: 160
a;
II[b] tarafından: 100
d + 60
a. Bunlar birbirlerini götürürler. Ücret olarak para biçiminde aldıkları 100 ile II[b]'deki emekçiler, II[a]'dan bu miktarda yaşam gereksinmeleri satın alırlar. II[b] kapitalistleri, gene aynı şekilde, II[a]'dan, artı-değerlerinin beşte-üçü miktarında, yani 60 değerinde gereksinmeler satın alırlar. II[a] kapitalistleri, böylece, yukarda varsayıldığı gibi, artı-değerlerinin beşte-ikisini, yani 160
a'yı, II[b] tarafından üretilen lüks mallara yatırmak için gerekli parayı elde etmiş olurlar
(sayfa 436) (ödedikleri ücretleri yerine koyan bir ürün olarak II[b] kapitalistleri tarafından elde tutulan 100d ve 60a). Demek ki, bunun şema şöyledir:
3)
|
II[a]. [400d] + [240a] + |
160 |
|
[b] . . . . . . . . . . . . . . . |
100d + 60a + [40a] |
köşeli parantez içerisindeki kalemler, ancak kendi alt-sınıfı içerisinde dolaşan ve tüketilenlerdir.
Ancak yaşam gereksinmeleri üreten II[a] kesimindeki kapitalistlerin durumunda sözkonusu olan, değişen-sermayeye yatırılan para-sermayenin dolaysız geriye akışı, yalnızca, meta üreticileri tarafından dolaşıma sokulan paranın, kendilerine, normal meta dolaşımı yoluyla döndüğü şeklinde olan ve daha önce sözü edilen genel yasanın, özel koşullar tarafından değişikliğe uğratılan bir ifadesidir. Bundan, ayrıca şu ikincil sonuç çıkıyor ki, meta üreticisinin ardında bir para-kapitalistinin bulunması ve sanayi kapitalistine para-sermaye (sözcüğün tam anlamıyla, yani para biçimindeki sermaye-değer) vermesi halinde bu paranın gerçek geriye akış noktası, bu para-kapitalistinin cebidir. Demek oluyor ki, dolaşımdaki para kitlesi, para şu ya da bu ölçüde bütün ellerde dolaştığı halde, bankalar vb. şeklinde örgütlenen ve merkezileştirilen bu para-sermaye kesimine ait bulunuyor. Bu kesimin kendi sermayesini yatırma şekli, bu bir kez daha, sanayi sermayesinin para-sermaye biçimine geriye çevrilmesi ile meydana getirildiği halde, onun para biçiminde sürekli sonal geri dönüşünü zorunlu kılar.
Metaların dolaşımı daima iki şeyi gerektirir: Dolaşıma sürülen metalar ile gene aynı şekilde dolaşıma sokulan parayı. "Dolaşım süreci ... ürünlerin doğrudan trampası gibi, kullanım-değerlerinin yer ve el değiştirmeleri ile sona ermiş olmaz. Para, belli bir metaın başkalaşım devresinin dışına düşmekle kaybolmaz. Dolaşım alanında öteki metaların boş bıraktığı yeni yerleri sürekli olarak doldurur." (Buch I, Kap. III, s. 93.)
Örneğin, II
s ile I
(d+a) arasındaki dolaşımda, biz, buraya, II'nin para olarak 500 sterlin yatırdığını varsaymıştık. Büyük toplumsal üreticiler toplulukları arasındaki dolaşımlardan oluşan sayısız dolaşım süreçlerinde, çeşitli toplulukların temsilcileri, çeşitli zamanlarda ilk kez alıcı olarak ortaya çıkarlar ve dolaşıma para sürerler. Pek özel koşullar dışında, bunu, başka bir şey
(sayfa 437) gerektirmese bile, çeşitli meta-sermayelerin üretim dönemlerindeki ve dolayısıyla da devirlerindeki farklılıklar zorunlu kılar. Aynı şekilde, bu 500 sterlin ile II, I'den aynı değerde üretim aracı satın alır ve I de, II'den, 500 sterlin değerinde tüketim malları satın alır. Şu halde, bu para II'ye geri akmaktadır, ama bu kesim bu geriye akış ile hiç bir şekilde zenginleşmemektedir. Dolaşıma ilk olarak para biçiminde 500 sterlin sürmüş ve oradan aynı değerde meta çekmiştir; sonra, 500 sterlin değerinde meta satmakta ve dolaşımdan aynı miktarda para çekmektedir; böylece, bu 500 sterlin kendisine geri gelmektedir. Gerçekte, II, dolaşıma 1.000 sterline eşit olan para olarak 500 sterlin, meta olarak 500 sterlin sürmüştür. Dolaşımdan meta olarak 500 sterlin, para olarak 500 sterlin çekmektedir. Dolaşım, I metalarında 500 sterlinin ve II metalarında 500 sterlinin kullanılması için para olarak yalnız 500 sterlin gerektirmektedir; şu halde, diğer üreticilerden meta alımı için para yatıran kimse, bunu ancak kendi metaını sattığı zaman tekrar elde etmiş oluyor. Dolayısıyla, eğer I, başlangıçta II'den 500 sterlinlik meta satın almış ve daha sonra II'ye 500 sterlin değerinde meta satmış olsaydı, bu 500 sterlinin II yerine I'e dönmesi gerekirdi.
Sınıf I'de, ücretlere yatırılan para, yanı para biçiminde yatırılan değişen-sermaye, bu biçim içinde, doğrudan değil, dolambaçlı bir yoldan dolaylı olarak dönmektedir. Ama II'de 500 sterlin değerindeki ücretler, doğrudan, emekçilerden kapitalistlere dönmektedir ve bu dönüş, bu alım ve satımın, tekrar tekrar aynı kimseler arasında sırayla meta alıcısı ve satıcısı şeklinde hareket ettikleri durumlarda daima dolaysızdır. Kapitalist II, emek-gücüne para olarak ödemede bulunmaktadır; ve böylece o, bu emek-gücünü, kendi sermayesine katarak, ücretliler olarak emekçileriyle ilişkisinde bir sanayi kapitalisti rolüne bürünmekte, ama bunu, ancak, kendisi için yalnızca para-sermayenin, üretken sermayeye çevrilmesi olan bu dolaşım hareketi aracılığı ile yapmaktadır. Bunun üzerine, ilk anda bir satıcı, kendi emek-gücünün satıcısı durumunda bulunan emekçi, ikinci durumda, şimdi meta satıcısı olarak hareket eden kapitalist karşısında bir alıcı, para sahibi bir kimse olarak ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde kapitalist, ücretlere yatırdığı parayı tekrar elde etmektedir. Bu metaların satışı bir hile ve dolandırıcılık anlamına gelmeyip, meta ve para olarak eşdeğerlerin değişilmesi olduğuna göre, bu, kapitalistin
(sayfa 438) kendisini zengin edebileceği bir süreç değildir. Emekçiye, önce para, sonra meta olarak iki kez ödeme yapmamaktadır. Parası, kendisine, emekçi bunu ona ait metalar ile değişir değişmez geri dönmektedir.
Bununla birlikte, değişen-sermayeye çevrilen para-sermaye, yani ücretlere yatırılan para, paranın kendi dolaşımında seçkin bir rol oynamaktadır, çünkü, emekçiler günü gününe yaşamak zorunda oldukları için, sanayi kapitalistlerine herhangi bir süre için kredi açacak durumları yoktur. Bu yüzden, değişen-sermayenin aynı anda para biçiminde, toplumun sayısız farklı noktalarında, farklı sanayi kollarındaki sermayelerin çeşitli devir dönemleri ne olursa olsun, bir hafta, vb. gibi belli kısa aralıklarla -kendilerini oldukça hızlı yineleyen zaman dönemleri için (ve bu dönemler ne kadar kısa olursa, bir seferde bu kanalla dolaşıma sokulan toplam para miktarı o kadar az olmaktadır)- yatırılması gereklidir. Kapitalist üretim yapan her ülkede böylece yatırılan para-sermaye, toplam dolaşımda nispeten kesin bir pay oluşturur; aynı para, kendi çıkış noktasına geri akmadan önce, ne kadar çok çeşitli kanallardan geçer, ve sayısız başka işler için dolaşım aracı olarak işlev yaparsa, bu pay, n derece büyük olur.
Şimdi de, I
(d+a) ile II
s arasındaki dolaşımı farklı bir açıdan gözden geçirelim.
I'deki kapitalistler, ücretlerin ödenmesi için 1.000 sterlin yatırmaktadır. Bu para ile işçiler, II'deki kapitalistlerden 1.000 sterlin değerinde geçim araçları alıyorlar. Bunlar da, gene, bu aynı para ile I'deki kapitalistlerden üretim araçları satın alıyorlar. Böylece I'deki kapitalistler, değişen-sermayelerini para biçiminde geri aldıkları halde, II'deki kapitalistler, değişmeyen-sermayelerinin yansını, meta sermayeden üretken sermayeye tekrar çevirmişlerdir. II'deki kapitalistler, I'den üretim araçları almak için para olarak bir 500 sterlin daha yatırmaktadırlar. I'deki kapitalistler bu parayı II'den tüketim malları almak için harcamaktadırlar. Bu 500 sterlin, böylece II'deki kapitalistlere dönmektedir. Bunlar, bu miktarı, metalara çevrilmiş olan değişmeyen-sermayelerinin son dörtte-birini, kendi üretken maddi biçimine tekrar çevirmek için yatırmaktadırlar. Bu para tekrar I'e akmakta ve o da II'den bir kez daha aynı miktarda tüketim malları çekmektedir.
(sayfa 439) Böylece 500 sterlin II'ye dönmektedir. II'deki kapitalistler, şimdi, önceki gibi, para olarak 500 sterline, değişmeyen sermaye olarak 2.000 sterline sahiptir ve bu 2.000 sterlin meta-sermaye biçiminden üretken sermaye biçimine daha yeni çevrilmiştir. 1.500 sterlin aracılığı ile, 5.000 sterlin değerinde bir meta miktarı dolaşıma sokulmuş bulunmaktadır. Şöyle ki: 1) I, çalıştırdığı emekçilere, aynı değerdeki emek-güçleri karşılığında 1.000 sterlin ödemektedir; 2) bu aynı 1.000 sterlin ile işçiler II'den geçim araçları almaktadırlar; 3) aynı para ile II, I'den üretim araçları almakta ve böylece onun 1.000 sterlin, tutarındaki değişen-sermayesini para biçiminde yerine koymaktadır; 4) II, I'den 500 sterlin değerinde üretim aracı satın almaktadır; 5) aynı 500 sterlin ile I, II'den tüketim malları almaktadır; 6) aynı 500 sterlin ile II, I'den üretim araçları almaktadır; 7) aynı 500 sterlin ile I, II'den geçim araçları almaktadır. Böylece, meta olarak dolaşıma sürdüğü ve karşılığında dolaşımdan meta olarak herhangi bir eşdeğer çekmediği 2.000 sterlinden ayrı olarak, 500 sterlin II'ye dönmüş olmaktadır.
[47]
Değişim, demek ki, şu yolu izlemektedir:
1) I, emek-gücü için, yani 1.000 sterline eşit metalar için para olarak 1.000 sterlin ödemektedir.
2) Emekçiler, para olarak, 1.000 sterlin tutarındaki ücretleri ile, II'den tüketim malları, yani 1.000 sterline eşit metalar satın almaktadır .
3) Emekçilerden aldığı 1.000 sterlin ile II, I'den aynı değerde üretim aracı, yani 1.000 sterline eşit metalar satın almaktadır.
Bu şekilde 1.000 sterlin, değişen-sermayesinin para-biçimi olarak I'e dönmüş olmaktadır.
4) II, I'den 500 sterlin değerinde üretim aracı, yani 500 sterline eşit metalar satın almaktadır.
5) Aynı 500 sterlin ile I, II'den tüketim malları, yani 500 sterline eşit metalar satın almaktadır.
6) Aynı 500 sterlin ile II, I'den üretim araçları, yani 500 sterline eşit metalar satın almaktadır.
7) Aynı 500 sterlin, ile I, II'den tüketim malları, yani 500 sterline eşit metalar satın almaktadır.
(sayfa 440)
Değişilen meta-değerlerin toplam miktarı: 5.000 sterlin.
II tarafından alım için yatırılan 500 sterlin kendisine dönmüş bulunmaktadır.
Sonuç şöyledir:
1) I, başlangıçta dolaşıma yatırdığı 1.000 sterlin miktarında değişen-sermayeye para biçiminde sahip bulunmaktadır. Ayrıca, kendi bireysel tüketimi için, kendi ürünlerinden 1.000 sterlin harcamıştır; yani 1.000 sterlin tutarındaki üretim araçlarının satışından aldığı parayı harcamış bulunmaktadır.
Öte yandan, para biçiminde bulunan değişen-sermayenin kendisini dönüştürmek zorunda bulunduğu maddi biçimin, yani emek-gücünün, sahibinin yaşamak için satması gereken biricik ticaret malı olması nedeniyle, tüketim yoluyla korunmuş, yeniden-üretilmiş ve tekrar kullanıma hazır hale getirilmiştir. Ücretli-emekçiler ile kapitalistlerin ilişkisi de aynı şekilde yeniden-üretilmiştir.
2) II'nin değişmeyen-sermayesi aynî olarak yerine konmuş ve bu aynı II tarafından dolaşıma sokulan 500 sterlin kendisine dönmüştür.
I'deki işçilere gelince bu M-P-M şeklinde basit bir dolaşımdır:

(emek-gücü)-

(1.000 sterlin, değişen sermaye I'in para-biçimi)-

(1.000 sterlin tutarında yaşam gereksinmeleri) bu 1.000 sterlin, metalar biçiminde, geçim araçları biçiminde varolan değişmeyen-sermaye II'nin aynı değer miktarını paraya çevirir.
II'deki kapitalistler için bu süreç, M-P'dir, bunların meta-ürünlerinin bir kısmının para-biçime dönüştürülmesidir, ve bu biçimden de üretken sermayeyi oluşturan öğelere, yani bunların gereksindikleri üretim araçlarının bir kısmına tekrar çevrilmesidir.
Üretim araçlarının diğer kısımlarının satın alınması için, II'deki kapitalistler tarafından yapılan para yatırımında (500 sterlin), II'nin henüz metalar (tüketim malları) biçiminde bulunan kısmının para-biçimini alacağı beklenmektedir; II'nin P ile I'in sattığı M'yi satın aldığı P-M hareketinde para (II), üretken sermayenin bir kısmına çevrilmiştir, oysa M (I), M-P hareketinden geçerek, paraya dönüştüğü halde, bu para, I için sermaye-değerin herhangi bir kısmını değil, paraya çevrilmiş olan ve yalnızca tüketim mallarına harcanan artı-değeri temsil eder.
P-M ... R ... M'-P' devresinde, ilk P-M hareketi, bir
(sayfa 441) kapitalistin, son, M'-P' hareketi (ya da bir kısmı) bir başka kapitalistin hareketidir; P'yi üretken sermayeye çeviren M'nin, (bu M'yi para ile değişen) M'nin satıcısı için, değişmeyen-sermayenin, değişen-sermayenin, ya da artı-değerin bir kısmını temsil edip etmemesi meta dolaşımının kendisi bakımından hiç bir önem taşımaz.
Sınıf I, meta-ürününün
d +
a kısmını ilgilendirdiği kadarıyla, dolaşımdan, bu dolaşıma sürdüğünden daha fazla para çeker. İlkönce, 1.000 sterlin değişen-sermaye, ona geri döner; sonra 500 sterlin değerinde üretim araçları satar (yukarda, değişim n° 4'e bakınız); artı-değerin yarısı, böylece, paraya dönmüştür; ardından (değişim n° 6) bir kez daha 500 sterlin değerinde üretim aracı satar ve böylece artı-değerin ikinci kısmı, yani tamamı, para biçiminde dolaşımdan çekilmiş olur. Şu halde ardarda: 1) 1.000 sterline eşit değişen-sermaye, tekrar paraya çevrilmiştir; 2) artı-değerin 500 sterline eşit yarısı paraya çevrilmiştir; 3) artı-değerin 500 sterline eşit öteki yarısı, hep birlikte 1.000
d + 1.000
a, 2.000 sterline eşit paraya çevrilmiştir. I, dolaşıma yalnız 1.000 sterlin sürdüğü halde (I
s'nin yeniden-üretimini sağlayan ve daha sonra tahlil edeceğimiz değişimler dışında), bu dolaşımdan iki katını çekmiştir. Kuşkusuz,
a, paraya çevrilir çevrilmez tüketim mallarına harcanarak başka ellere (II) geçer. I'deki kapitalistler dolaşımdan ancak
metalar biçiminde bu dolaşıma sürdükleri değer kadar
para çekerler; bu değerin artı-değer olması, yani kapitalistlere hiç bir şeye mal olmamaları olgusu, bu metaların değerini hiç bir şekilde değiştirmez; meta dolaşımındaki değerlerin değişimini ilgilendirdiği kadarıyla, bu olgunun herhangi bir önemi yoktur. Artı-değerin para biçimindeki varlığı, tıpkı yatırılan sermayenin kendi başkalaşımları sırasında büründüğü diğer bütün biçimler gibi, hiç kuşkusuz, geçicidir. Bu, I'deki metaların paraya çevrilmesi ile, daha sonra I'deki paranın II'deki metalara çevrilmesi arasında geçen zamandan daha uzun ömürlü değildir.
Eğer devirlerin daha kısa olduğu varsayılacak olsaydı -ya da, basit meta dolaşımı açısından, para dolaşımının daha hızlı olduğu varsayılsaydı- değişilen meta-değerleri dolaştırmak için daha az para bile yeterli olabilirdi; bu miktar, daima -eğer birbirini izleyen değişim sayısı belli ise- dolaşımdaki metaların fiyatlarının, ya da değerlerinin toplamı ile belirlenir. Bu değerler toplamının bir yandan ne oranda artı-değer, öte yandan ne oranda
(sayfa 442) sermaye-değerden oluştuğunun bir önemi yoktur.
Eğer I'deki ücretler, örneğimizde, yılda dört kez ödenecek olsaydı, bu, dört kez 250, yani 1.000 ederdi. Şu halde, I
d-½II
s dolaşımı, ve değişen-sermaye I
d ile I'deki emek-gücü arasındaki dolaşım için, para olarak 250 sterlin yeterli olurdu. Aynı şekilde, eğer I
a ile II
s arasındaki dolaşımda dört devir bulunsaydı, yalnızca 250 sterlin gerekecek, ya da 5.000 sterlin tutarındaki metaların dolaşımı için, toplam olarak 500 sterlin miktarında bir para ya da para-sermaye gerekli olacaktı. Bu durumda, her seferinde yarımşar olmak üzere ardarda iki kez yerine, her seferinde dörtte-bir olmak üzere, artı-değer, dört kez paraya çevrilebilecekti.
Eğer 4 nolu değişimde, II yerine I alıcı olarak hareket etseydi ve aynı değerde tüketim malları için 500 sterlin harcasaydı, II, bu aynı 500 sterlin ile, 5 nolu değişimde üretim araçları satın alırdı; 6) I, bu aynı 500 sterlin ile tüketim malları satın alır; 7) II, bu aynı 500 sterlin ile üretim araçları satın alır ve, böylece, 500 sterlin, daha önce II'de olduğu gibi, sonunda I'e döner. Artı-değer, burada, kapitalist üreticilerin kendileri tarafından harcanan para aracılığı ile, bireysel tüketimleri için paraya çevrilmiştir. Bu para, beklenmekte olan geliri, henüz satılmamış metaların içerdiği artı-değerden beklenen hasılatı temsil eder. 500 sterlinin bu geriye akışı ile artı-değer paraya çevrilmemiştir; çünkü, I
d metaları biçimindeki 1.000 sterlin dışında, I, 4 nolu değişimin sonunda, dolaşıma, para olarak, 500 sterlin sürmüştür ve bu, bizim bildiğimiz kadarıyla, metaların satışından elde edilen hasılat değil, ek paradır. Eğer bu para I'e geri dönerse, I, yalnızca kendi ek parasını geri almış olur, artı-değerini paraya çevirmiş olmaz. I'in artı-değerinin paraya çevrilmesi, ancak, bu artı-değerin bulunduğu I
a metalarının satışı ile olur ve her seferinde, ancak, metaların satışı ile elde edilen paranın, tüketim mallarının satın alınmasında yeniden harcanmasına kadar devam eder.
Ek para ile (500 sterlin) I, II'den tüketim malları satın alır; bu para, I tarafından harcanmıştır, ve bunun eşdeğerini II'nin metaları olarak elinde bulundurmaktadır; bu para ilk kez 500 sterlin tutarında metaın, II tarafından I'den satın alınması ile geri dönmüş olur; bir başka deyişle, para, I'in sattığı metaların eşdeğeri olarak geri döner ama bu metalar I'e hiç bir şeye mal olmazlar, bunlar I için artı-değer oluştururlar, ve
böylece, bu kesimin kendisi tarafından dolaşıma sokulan para, kendi artı-değerini (sayfa 443) paraya çevirir. İkinci kez satın almakla (n° 6) I de, aynı şekilde, kendi eşdeğerini II'nin metaları olarak elde etmiştir. Şimdi, diyelim ki, II, I'den üretim araçları satın almıyor (n° 7). Bu durumda, I, tüketim araçları için fiilen 1.000 sterlin ödemiş olur ve artı-değerinin tamamını gelir olarak tüketir; yani, bunun 500'ünü kendi I metaları olarak (üretim araçları olarak) ve 500'ünü de para olarak harcamıştır; öte yandan; elinde stok, olarak, hâlâ, kendi metaları (üretim araçları) biçiminde 500 sterlin vardır, ve buna karşılık 500 sterlini para olarak elden çıkartmış olur.
Tersine, II, kendi değişmeyen-sermayesinin dörtte-üçünü, meta-sermaye biçiminden üretken sermaye biçimine çevirmiş olur; ama dörtte-biri (500 sterlin) para-sermaye biçiminde, fiilen atıl para biçiminde, ya da işlevinden alıkonmuş para biçiminde elde tutulur. Bu durum belli bir süre devam edecek olursa, II, yeniden-üretim ölçeğini dörtte-bir azaltmak zorunda kalır.
Bununla birlikte, I'in üretim araçları olarak elinde bulunan 500, metalar biçiminde mevcut olan artı-değer değildir; bunlar, para olarak yatırılan 500 sterlinin yerini tutar ve I, bu paraya, meta-biçimindeki 1.000 sterlinlik artı-değerden ayrı olarak sahip bulunmaktadır. Para biçiminde, bunlar, daima çevrilebilir haldedirler; metalar olarak, bunlar, o an için satılamaz haldedirler. Şu kadarı açıktır ki, basit yeniden-üretim -üretken sermayenin her öğesinin hem I'de ve hem de II'de yerine konması gereken bu yeniden-üretim- ancak, I'in ilk kez salıverdiği 500 sarı kız kendisine döndüğü takdirde mümkündür.
Eğer bir kapitalist (burada, hâlâ, bütün ötekilerini temsil eden sanayi kapitalistlerini ele almak durumundayız) tüketim, malları için para harcarsa, bu para ile bir ilişiği kalmaz, bu para her ölümlünün izlediği yolu izler. Bu para kendisine, onu ancak metalarla, yani kendi meta-sermayesi ile değişerek dolaşımdan çekip çıkardığı takdirde geri döner. Tüm yıllık meta-ürünün (meta-sermayesinin) değeri, böylelikle de bu sermayenin öğelerinin herbiri, yani her bireysel metaın değeri, kapitalisti ilgilendirdiği kadarıyla, değişmeyen sermaye-değere, değişen sermaye-değere ve artı-değere bölünebilir. Her bireysel metaın (meta-ürünü oluşturan öğeler olarak) paraya çevrilmesi, bu yüzden, aynı zamanda, tüm meta-üründe bulunan artı-değerin belli bir kısmının paraya çevrilmesidir. Bu durumda, öyleyse, artı-değerini paraya çeviren, ya da gerçekleştiren parayı -onu tüketim mallarına harcadığında-
(sayfa 444) dolaşıma sürenin kapitalistin kendisi olduğu sözcüğü sözcüğüne doğrudur. Kuşkusuz bu, bir özdeş sikkeler sorunu değil, kendi kişisel gereksinmelerini karşılamak için daha önce dolaşıma soktuğu nakit paraya (ya da bu paranın bir kısmına) eşit belli miktarda bir nakit para sorunudur.
Uygulamada bu, iki şekilde olur: Eğer girişim, içinde bulunulan yılda henüz açılmış ise, kapitalistin bu işten elde edeceği hasılattan bir kısmını kendi kişisel tüketimi için kullanabilmesi için epeyce bir sürenin, en azından birkaç ayın geçmesi gerekir. Ama bu yüzden o, bir an bile tüketimine ara vermez. Kendisine hâlâ bir artı-değer koparabileceği umuduyla bir para yatırımı (ya kendi cebinden ya da kredi aracılığı ile bir başkasının cebinden olmasının bir önemi yoktur) yapar; ama böyle yapmakla, daha sonra gerçekleşecek olan artı-değerin gerçekleşmesi için bir dolaşım aracını da yatırmış olur. Eğer tersine, girişim, uzunca bir süredir düzenle işliyorsa, ödemeler ve hasılat, bütün yıl boyunca farklı vadelere dağılmış durumdadır. Ama tek bir şey, yani kapitalistin beklediği tüketim, kesintisiz devam eder, ve bu tüketimin hacmi, alışılagelen ya da tahmin edilen gelirin belli bir oranı üzerinden hesap edilir. Satılan metaın bir kısmı ile birlikte, yılda üretilecek artı-değerin bir kısmı da gerçekleşir. Ne var ki, eğer bütün yıl boyunca, üretilen metalardan, ancak, içerdikleri değişmeyen ve değişen sermayeyi yerine koymaya yetecek kadarı satılırsa ya da eğer fiyatlar, tüm yıllık meta-ürünün satışı ile, yalnızca bu ürünün içerdiği yatırılan sermaye-değeri ancak gerçekleştirebilecek ölçüde düşmüş olsaydı, o zaman, gelecekteki artı-değere bel bağlayarak yapılan para harcamasının tahmini niteliği açıkça ortaya çıkmış olurdu. Eğer bizim kapitalistimiz, başarısızlığa uğrarsa, alacaklıları ile mahkeme, kendisinin tahmini özel harcamalarının, iş hacmi ve alışılagelen ya da normal olarak buna tekabül eden artı-değer hasılatı ile orantılı olup olmadığını araştırır.
Tüm kapitalist sınıfı ilgilendirmesi bakımından, dolaşıma, kendi artı-değerinin gerçekleştirilmesi için (ve aynı şekilde, değişmeyen ve değişen sermayesinin dolaşımı için de) gerekli parayı, gene kendisinin sürmesi gerektiği konusundaki önerme, aykırı (
paradoxical) görünmek şöyle dursun, bütün mekanizmanın zorunlu bir koşulu olarak ortaya çıkar. Çünkü burada yalnızca iki sınıf vardır: yalnız kendi emek-gücüne sahip olan işçi-sınıfı ile toplumsal
(sayfa 445) üretim araçları ve para üzerinde tekeli olan kapitalist sınıf. Eğer metaların içerdiği artı-değerin gerçekleşmesi için gerekli parayı ilk anda kendi kaynaklarından yatıracak olan işçi-sınıfı olsaydı, asıl bu durum bir aykırılık (
paradox) olurdu. Ama, bu yatırımı, bireysel kapitalist, ancak, alıcı olarak hareket etmekle, tüketim mallarının satın alınması için para
harcamakla ya da, emek-gücü ya da üretim aracı olsun, üretken sermayesinin öğelerinin satın alınmasına para
yatırmakla yapmaktadır. Kapitalist, karşılığında bir eşdeğer almaksızın asla parasından ayrılmaz. Dolaşıma, parayı, ancak, tıpkı bu dolaşıma metaları sürdüğü gibi sokar. Her iki durumda da, o, bunların dolaşımının başlangıç noktası gibi hareket eder.
Asıl süreci iki durum gözlerden gizler:
1) Sanayi sermayesinin,
tüccar sermayesinin (bu sermayenin ilk biçimi daima paradır, çünkü tüccar, tüccar olarak, herhangi bir "ürün" ya da "meta" yaratmaz)
ve para-sermayenin dolaşım süreci içerisinde, özel türde kapitalistler tarafından kullanılan bir nesne olarak görünmesi.
2) Artı-değerin -daima önce sanayi kapitalistinin elinde bulunması zorunlu olan artı-değerin- ortaya çıkış araçları olarak çeşitli kategorilere bölünmesi ve bu kategoriler ile, sanayi kapitalisti dışında, toprak sahibinin (toprak rantı için), tefecinin (faiz için) vb., ayrıca, hükümet ile devlet memurlarının, irat sahiplerinin vb. ortaya çıkmaları. Bu takım, sanayi kapitalistleri karşısında alıcılar ve bu bakımdan, onun metalarını paraya çevirenler şeklinde ortaya çıkarlar; bunlar da, dolaşıma,
pro parte[10*] "para" sürerler ve kapitalist bunu onlardan alır. Ne var ki, bunların bu parayı aslında hangi kaynaktan aldıkları ve durmadan almaya devam ettikleri daima unutulur.
VI. KESİM I'İN DEGİŞMEYEN-SERMAYESİ[48]
Şimdi geriye, kesim I'deki 4.000. tutarında değişmeyen-sermayenin tahlili kalıyor. Bu değer, bu miktar metaın üretilmesinde tüketilen üretim araçlarının -kesim I'deki meta-üründe yeniden ortaya çıkan- değerine eşittir. I'in üretim sürecinde üretilmeyip bu sürece bir önceki yıl boyunca sabit bir değer, kendi üretim
(sayfa 446) araçlarının bilinen değeri olarak giren tekrar ortaya çıkan bu değer, şimdi, I'in meta kitlesinin II. kategori tarafından emilmeyen bütün kısmında vardır. Ve böylece I'deki kapitalistlerin eline kalan bu meta kitlesinin değeri, bunların tüm yıllık meta-ürünlerinin değerinin üçte-ikisine eşittir. Belirli bir üretim aracı üreten bireysel kapitalist sözkonusu olduğunda şunu söyleyebiliriz: O, kendi meta-ürününü satmaktadır; bunu paraya çevirmektedir. Bunu paraya çevirmekle o, aynı zamanda, ürünün değerinin değişmeyen kısmını da tekrar paraya çevirmiştir. Değerin paraya çevrilen bu kısmı ile, bir kez daha diğer meta satıcılarından üretim araçları satın alır ya da, ürününün değerinin değişmeyen kısmını, üretken değişmeyen-sermaye işlevine yeniden devam edebileceği maddi bir biçime dönüştürür. Ama şimdi bu varsayım olanaksız hale gelmektedir. I'in kapitalist sınıfı, üretim aracı üreten kapitalistlerin toplamını içermektedir. Üstelik, bunların eline bırakılan 4.000 değerindeki meta-ürün, toplumsal ürünün, bir başkası ile değişilmesi olanaksız bir kısmıdır, çünkü yıllık üründen böyle diğer bir kısım geriye kalmamaktadır. Bu 4.000'in dışında geriye kalan hepsi, elden çıkartılmış durumdadır. Bir kısım, toplumsal tüketim fonu tarafından emilmiştir, bir diğer kısım, kesim I ile değişebileceği her şeyi zaten değişim yolu ile elden çıkartmış bulunan kesim II'nin değişmeyen-sermayesini yerine koymak zorundadır.
Meta-ürün I'in tamamının, maddi biçimi içerisinde, üretim araçlarından, yani değişmeyen-sermayenin maddi öğelerinden ibaret olduğunu anımsayacak olursak, bu güçlük kolayca çözülmüş olur. Daha önce II'de tanık olduğumuz aynı olaya, burada da, ancak farklı bir görünüş içerisinde gene raslıyoruz. II'nin durumunda bütün meta-ürün, tüketim mallarından oluşuyordu. Şu halde, bunun, ücretler ve bu üründe bulunan artı-değerin toplamı ile ölçülen bir kısmı kendi üreticileri tarafından tüketilebilir. Burada, I durumunda ise, bütün ürün, üretim araçlarından, binalardan, makinelerden, gemilerden, ham ve yardımcı maddelerden vb. oluşmaktadır. Bunların bir kısmı, yani bu alanda kullanılan değişmeyen-sermayeyi yerine koyan kısmı, bu nedenle, kendi maddi biçimi içerisinde, üretken sermayenin bir öğesi olarak hemen yeniden işlev yapabilir. Dolaşıma girdiği zaman da, sınıf I içerisinde dolaşımda bulunur. II'de, ürünün bir kısmı, kendi üreticileri tarafından aynî olarak bireysel bir biçimde tüketildiği halde,
(sayfa 447) I'de, ürünün bir kısmı, kendi kapitalist üretici1eri tarafından aynî olarak üretken bir biçimde tüketilir.
I'in meta-ürününün 4.000
s'ye eşit kısmında, bu kategoride tüketilen değişmeyen sermaye-değer tekrar ortaya çıkar ve bunu, derhal üretken değişmeyen-sermaye işlevini yeniden. başlayabileceği maddi bir biçim içerisinde yapar, II'de, 3.000 değerindeki meta-ürünün, değeri, ücretler
artı artı-değere eşit (1.000'e eşit) olan kısmı, doğrudan doğruya II'nin kapitalistleri ile emekçilerinin bireysel tüketimine geçer, oysa öte yandan, bu meta-ürünün (2.000'e eşit) değişmeyen-sermaye değeri, II'deki kapitalistlerin üretken tüketimine tekrar giremez, ama bunun I ile değişilerek yerine konması gereklidir.
I'de, tersine 6.000 değerindeki meta-ürünün, değeri, ücretler ile artı-değerin toplamına, eşit (2.000'e eşit) kısmı, üreticilerinin bireysel tüketimine geçmez ve bunu, maddi biçimi nedeniyle yapamaz. Önce II ile değişilmesi gereklidir. Bu ürünün değerinin 4.000'e eşit değişmeyen kısmı, tersine, -kapitalist sınıf I, bir bütün olarak alındığında- bu sınıfın değişmeyen-sermayesinin işlevini hemen devam ettirebilecek maddi bir biçim içerisindedir. Bir başka deyişle, kesim I'in tüm ürünü, maddi biçimleri nedeniyle, kapitalist üretim biçimi altında, ancak değişmeyen-sermayenin öğeleri olarak hizmet edebilecek kullanım-değerlerinden oluşmaktadır. Şu halde, 6.000 değerindeki bu ürünün üçte-biri (2.000) kesim II'nin değişmeyen-sermayesini ve öteki üçte-ikisi kesim I'in değişmeyen-sermayesini yerine koyar.
Değişmeyen-sermaye I, şu kadarı demir işlerinde, şu kadarı kömür madenlerinde vb. olmak üzere, üretim araçlarının çeşitli üretim kollarına yatırılmış bulunan çok sayıda farklı sermaye gruplarından oluşur. Bu sermaye gruplarından herbiri ya da bu toplumsal grup sermayelerden herbiri de, gene, şu ya da bu sayıdaki bağımsız işlev yapan bireysel sermayelerden oluşur. Önce, toplumun, örneğin 7.500 değerindeki (bu, milyonlar vb. anlamına da gelebilir) sermayesi, herbiri çeşitli sermaye gruplarının bileşimidir; 7.500 değerindeki toplumsal sermaye, herbiri özel bir üretim koluna yatırılmış bulunan ayrı kısımlara bölünmüştür; toplumsal sermaye-değerin, belirli üretim kollarına yatırılan her kısmı, maddi biçimi yönünden, kısmen bu belirli üretim alanında gerekli üretim araçlarından, kısmen de bu girişim için gerekli görülen ve buna göre eğitilmiş bulunan, ve her bireysel üretim alanında
(sayfa 448) yapılacak özgül iş türüne uygun düşen işbölümü ile çeşitli şekiller almış emek-gücünden oluşur. Toplumsal sermayenin her hangi bir belirli üretim koluna yatırılmış bulunan her kısmı da, gene, bu alana yatırılmış bulunan ve bağımsız olarak işlev yapan bireysel sermayelerin toplamından oluşmuştur. Bu, her iki kesime de, hem I'e ve hem de II'ye aynen uygulanır.
I'de kendi meta-ürünü biçiminde tekrar ortaya çıkan değişmeyen sermaye-değere gelince, bu, kısmen, ürün olarak çıktığı belirli üretim alanına (ya da hatta bireysel girişime) üretim aracı olarak tekrar girer; örneğin, tahıl, tahıl üretimine, kömür, kömür üretimine, demir, makineler biçiminde, demir üretimine vb. tekrar girer.
Bununla birlikte, I'deki değişmeyen sermaye-değeri oluşturan kısmi ürünler, kendi özel ya da bireysel üretim alanına doğrudan dönmediklerine göre, bunlar, yalnızca yerlerini değiştirirler. Bunlar, maddi biçimleriyle, kesim I'in öteki üretim alanlarına geçerler, oysa kesim I'in geri kalan alanlarının ürünü, bunları aynî olarak yerine kor. Bu, ürünlerin salt bir yer değiştirmesidir. Bunların tümü, I'deki değişmeyen-sermayeyi yerine koyan etmenler olarak tekrar girerler, ancak I'in aynı grubu yerine başka bir grubuna girerler. Burada, I'in bireysel kapitalistleri arasında bir değişim sözkonusu olduğuna göre, bu, değişmeyen-sermayenin bir maddi biçiminin, bu sermayenin başka bir maddi biçimi ile, bir tür üretim aracının, başka türdeki üretim aracıyla değişimidir. I'deki değişmeyen-sermayenin farklı bireysel kısımlarının kendi aralarındaki bir değişimdir. Kendi alanlarında doğrudan üretim aracı şeklinde hizmet etmeyen ürünler, kendi üretim yerlerinden bir başkasına aktarılırlar ve böylece karşılıklı olarak birbirlerinin yerlerini alırlar. Bir başka deyişle (II'deki artı-değer durumunda gördüğümüze benzer şekilde), I'deki her kapitalist, bu miktar metadan, 4.000 değerindeki değişmeyen-sermayesindeki payı ile orantılı olarak, kendisi için gerekli üretim araçlarını çeker. Üretim, eğer, kapitalist olacağına, toplumsallaştırılmış olsaydı, kesim I'in bu ürünleri, düzenli olarak, bu kesimin değişik kollarına yeniden-üretim amaçları için üretim araçları olarak tekrar dağıtılır, bir kısım, ürün biçiminde çıktığı üretim alanında doğrudan kaldığı halde, bir başkası, öteki üretim yerlerine geçer ve böylece, bu kesimdeki çeşitli üretim yerleri arasında sürekli bir gidiş-geliş hareketine yol açardı.
(sayfa 449)
VII. HER İKİ KESİMDEKİ DEĞİŞEN-SERMAYE
VE ARTI-DEĞER
Demek oluyor ki, yıllık tüketim maddeleri üretiminin toplam değeri, yıl boyunca yeniden üretilen değişen sermaye-değer II, yeni üretilen artı-değer Il'nin (yani yıl boyunca II tarafından üretilen değere eşit olan) ve yıl boyunca yeniden üretilen değişen sermaye-değer I ve yeni üretilen artı-değer I'in (yani yıl boyunca I tarafından yaratılan değer) toplamına eşittir.
Basit yeniden-üretim varsayımına göre, yıllık tüketim malları üretiminin toplam değeri, demek ki, yıllık değer ürüne, yani yıl boyunca toplumsal emek tarafından üretilen toplam değere eşittir; bunun zaten böyle olması gerekir, çünkü basit yeniden-üretimde bütün bu değer tüketilmektedir.
Toplam toplumsal işgünü iki kısma ayrılmıştır: 1) Yıl boyunca, 1.500
d değer yaratan gerekli-emek; 2) 1.500
a ek değer ya da artı-değer yaratan artı-emek. Bu değerlerin toplamı olan 3.000, yıllık tüketim malları üretiminin değerine eşittir - 3.000. Yıl boyunca üretilen tüketim mallarının toplam değeri, bu nedenle, toplam toplumsal işgünü tarafından o yıl boyunca üretilen değere eşittir, toplumsal değişen-sermayenin değeri ile toplumsal artı-değerin toplamına eşittir, o yılın toplam yeni ürününe eşittir.
Ama biz, bu iki değer büyüklüğünün Il'deki metaların toplam değerine eşit oldukları halde, bu tüketim mallarının, toplumsal üretimin bu kesiminde üretilmediklerini biliyoruz. Bunlar, birbirlerine eşittir, çünkü II'de tekrar ortaya çıkan değişmeyen sermaye-değer, I tarafından yeni üretilen değere (değişen-sermayenin değeri ile artı-değerin toplamına) eşittir; bu nedenle, I
(d+a), II'nin ürününün, (kesim II'deki) üreticileri için değişmeyen sermaye-değeri temsil eden kısmını satın alabilirler. Öyleyse bu, II'deki kapitalistlerin ürünlerinin değerinin bu kapitalistler için
s+d+a'ya ayrıldığı halde, toplum açısından niçin
d+a'ya bölünebileceğini göstermektedir. Bunun tek nedeni, II
s'nin burada, I
(d+a)'ya eşit olması ve toplumsal ürünü oluşturan bu iki kısmın, değişim yoluyla maddi biçimlerini aralarında değişmeleri ve böylece de, bu dönüşümden sonra II
s'nin bir kez daha üretim araçları ve I
(d+a)'nın tüketim malları biçiminde var olmasıdır.
Adam Smith'i, yıllık ürünün değerinin kendini,
d+a'ya ayırdığını düşünmeye sevkeden işte bu durumdur. Bu, 1) ancak, yıllık ürünün tüketim mallarını içeren kısmı için doğrudur ve,
(sayfa 450) 2) bu toplam değerin lI'de üretildiği ve bu ürünün değerinin, II'ye yatırılan değişen-sermayenin değeri ile, II'de üretilen artı-değerin toplamına eşit olduğu anlamında ise doğru değildir. Ancak, II
(s+d+a)'nın II
(d+a) + I
(d+a)'ya eşit olduğu anlamında, ya da, Il
s, I
(d+a)'ya eşit olduğu için doğrudur.
Ayrıca şu sonuçlar da çıkar:
Toplumsal işgünü (yani işçi-sınıfının tamamının bütün yıl boyunca harcadığı emek), her bireysel işgünü gibi, ancak iki kısma bölünür, gerekli-emek ile artı-emeğe; ve bu işgünü tarafından üretilen değer, dolayısıyla aynı şekilde, kendisini, ancak iki kısma, yani değişen-sermayenin değerine, ya da emekçinin kendini yeniden-üretme araçlarını satın aldığı değer kısmı ile, kapitalistin kendi bireysel tüketimi için harcayabileceği artı-değere ayırır. Ne var ki, toplum açısından, toplumsal işgününün bir kısmı, salt,
yeni değişmeyen-sermayenin üretimine, yani emek-sürecinde salt üretim aracı olarak ve bu nedenle de emek-sürecinin yanı sıra, değerin kendisini genişletme sürecinde değişmeyen-sermaye biçiminde işlev yapmaya ayrılan ürünlerin üretimine harcanır. Varsayımımıza göre, toplam toplumsal işgünü, kendisini, 3.000 değerinde bir para-değer şeklinde göstermekte ve bunun ancak üçte-biri ya da 1.000'i, tüketim malları, yani kendisinde değişen-sermayenin tüm değeri ile toplumun tüm artı-değerinin sonal olarak gerçekleştiği metaları imal eden kesim Il'de üretilmiştir. Demek oluyor ki, bu varsayım gereğince, toplumsal işgününün üçte-ikisi, yeni değişmeyen-sermayenin üretiminde kullanılmaktadır. Kesim I'deki, bireysel kapitalistler ile emekçiler açısından, toplumsal işgününün bu üçte-ikisi, tıpkı kesim lI'deki toplumsal işgününün son üçte-biri gibi, yalnızca, değişen-sermaye ile artı-değerin toplamının üretimine hizmet ediyor; toplum ve aynı şekilde ürünün kullanım-değeri açısından da, toplumsal işgününün bu üçte-ikisi, ancak, üretken tüketim sürecinde bulunan ya da bu süreçte tüketilmiş olan, değişmeyen-sermayenin karşılığını üretir. Bireysel açıdan da bakıldığında, işgününün bu üçte-ikisi, ancak değişen-sermayenin değeri ile, üretici için artı-değerin toplamına eşit bir toplam değer üretmekle birlikte, ücretlerin ya da artı-değerin harcanabileceği herhangi bir kullanım-değeri üretmemektedir; çünkü bunların ürünleri, üretim araçlarıdır.
Önce şunu dikkate almak gerekir ki, ister I'de, ister II'de olsun, toplumsal işgününün hiç bir kısmı, bu iki büyük üretim
(sayfa 451) alanında kullanılan ya da işlev yapmakta olan, değişmeyen-sermayenin değerinin üretimine hizmet etmez. Bu, ancak, 4.000 I
s + 2.000 II
s'ye eşit değişmeyen sermaye-değere ek olarak, 2.000 I
(d+a) + 1.000 II
(d+a)'ya eşit ek değer üretir. Üretim araçları biçiminde üretilmiş olan yeni değer, henüz değişmeyen-sermaye değildir. Bunun, bu işlevi, ancak ilerde yapması düşünülmüştür.
II'nin tüm ürünü -tüketim malları- kullanım-değeri olarak maddi biçimi içerisinde somut şekilde ele alınırsa, II tarafından harcanan toplumsal işgününün üçte-birinin bir ürünüdür. Bu, emeğin kendi somut biçimi içerisindeki -bu kesimde yapılan dokumacılık, fırıncılık. vb. gibi işlerde harcanan emeğin- ürünüdür; emek-sürecinin öznel bir öğesi olarak işlev yapması ölçüsünde bu emeğin bir ürünüdür. II'deki bu ürünün değerinin değişmeyen kısmına gelince, bu, ancak yeni bir kullanım-değeri, yeni bir maddi biçim içerisinde, tüketim malları biçiminde tekrar ortaya çıkmaktadır; oysa daha önce, üretim araçları biçiminde mevcuttu. Bunun değeri, emek-süreci aracılığı ile, eski maddi biçiminden yeni maddi biçimine aktarılmıştır. Ama ürün-değerin 2.000'e eşit bu üçte-ikisinin
değeri, II'nin bu yılki kendini genişletme sürecinde üretilmemiştir.
Nasıl ki, emek-süreci açısından Il'nin ürünü, yeni işlev yapan canlı emeğin, ve bu süreçte kullanıldığı varsayılan ve bu emeğin, kendi nesnel koşulları içerisinde olduğu şekilde kendini maddileştirdiği üretim araçlarının bir sonucu ise, kendini genişletme süreci açısından da, II'nin 3.000'e eşit bulunan ürününün değeri, toplumsal işgününün yeni eklenen üçte-biri tarafından üretilen yeni bir değer (500
d + 500
a = 1.000) ile, burada incelenmekte olan II'nin şimdiki üretim sürecinden önceki geçmiş bir toplumsal işgününün üçte-ikisini içeren değişmeyen bir değerden oluşmaktadır. Il'nin ürününün değerinin bu kısmı, bu ürünün kendisinin bir kısmında ifadesini bulmaktadır. Bu kısım, 2.000 değerinde bir tüketim malları kitlesinde, ya da toplumsal işgününün üçte-ikisinde bulunmaktadır. Bu, bu değer kısmının tekrar ortaya çıktığı yeni kullanım-biçimidir. Tüketim mallarının 2.000 II
s'ye eşit kısmının, I'in, I(1.000
d + 1.000
a)'sına eşit üretim araçları ile değişilmesi, demek ki, gerçekte -bu yılın emeğinin herhangi bir kısmını oluşturmayan ve bu yıldan önce geçen- toplam işgününün üçte-ikisinin, bu yıl yeni eklenen işgününün üçte-ikisi ile değişimini temsil ediyor. Bu yılın toplumsal işgününün üçte-ikisi, içerisinde, bu yıldan önce
(sayfa 452) harcanan ve gerçekleşmiş olan işgününün üçte-ikisinin nesneleştiği bir yılda tüketilen tüketim maddelerinin değerinin bir kısmı karşılığında değişilmeksizin, değişmeyen-sermayenin üretiminde kullanılamaz ve, aynı zamanda, kendi üreticileri için, değişen sermaye-değer ile artı-değerin toplamını oluşturamaz. Bu, bu yılın işgününün üçte-ikisinin, bu yıldan önce harcanan işgününün üçte-ikisi karşılığında değişimi, bu yılın emek-zamanının, geçen yılın emek-zamanı ile bir değişimidir. Bu durum, toplumsal işgününün tamamına ait değer-ürünün, bu işgününün üçte-ikisi, içerisinde, değişen sermaye ya da artı-değerin gerçekleştirilebileceği malların üretiminden çok, yıl boyunca tüketilen sermayenin yerine konması için üretim araçlarının üretiminde harcandığı halde kendisini nasıl olup da, değişen sermaye-değer ile artı-değerin toplamına ayırabildiği konusundaki gizemi açıklamaktadır. Bunun en basit açıklaması, I'deki kapitalistler ile emekçilerin, kendi ürettikleri (ve tüm yıllık ürünün değerinin dokuzda-ikisini oluşturan), değişen sermaye-değer ile artı-değerin toplamını gerçekleştirdikleri, II'nin ürününün değerinin üçte-ikisinin, salt değerleri yönünden, içinde bulunulan yıldan önceki yılın toplumsal işgününün üçte-ikisinin ürünü olmasıdır.
I ve II'nin toplumsal ürününün toplamı -üretim araçları ile tüketim malları- gerçekte, bunların kullanım-değeri açısından bakıldığında, somut, maddi biçimleri içerisinde, bu yıla ait emeğin ürünüdür; ancak, bu emeğin kendisine, bir emek-gücü harcaması, değer yaratan bir emek değil de, yararlı ve somut bir emek gözüyle bakıldığı ölçüde bu böyledir. Ve hatta, üretim araçlarının kendilerini yeni ürünlere, bu yılın ürünlerine, bunların üzerinde işlem yaparak, salt kendilerine eklenen canlı emek aracılığı ile çevirmiş bulunmaları anlamında bile, bu ilk önerme doğrudur. Tersine, bu yılın emeği, kendisinden bağımsız üretim araçları olmaksızın, emek aletleri ile üretim malzemeleri olmaksızın, kendisini ürünlere çeviremezdi.
VIII. HER iKİ KESİMDEKİ DEĞİŞMEYEN
SERMAYE
Ürünün 9.000 toplam değeri ile, bunun bölündüğü kategorilerin tahlili, bireysel bir sermaye tarafından üretilen değerin tahlilinden daha büyük bir güçlük göstermez. Tersine, bunlar özdeştirler.
(sayfa 453)
Burada yıllık toplumsal ürünün tamamı, herbirisi bir yıl olmak üzere üç toplumsal işgününü kapsar. Bu işgünlerinin herbirinin ifade ettiği değer 3.000 ve böylece toplam ürünün ifade ettiği değer, 3 x 3.000'e, yani 9.000'e eşittir.
Ayrıca, şimdi tahlil etmekte olduğumuz ürünün bir yıllık üretim sürecinden
önce, bu iş zamanının aşağıdaki kısımları geçmiştir: Kesim I'de (4.000 değerinde bir ürün ile) bir işgününün üçte-dördü, kesim II'de (2.000 değerinde bir ürün ile) bir işgününün üçte-ikisi olmak üzere 6.000 değerinde bir ürün ile, toplam iki toplumsal işgünü. İşte bu nedenle, 4.000 I
s + 2.000 II
s = 6.000
s, üretim araçlarının değeri ya da toplumsal ürünün toplam değerinde tekrar ortaya çıkan, değişmeyen sermaye-değer olarak boy gösterir.
Üstelik, kesim I'de yeni eklenen bir yıllık toplumsal işgününün üçte-biri, gerekli-emek, ya da, 1.000 I
d değişen-sermayenin değerini yerine koyan ve I tarafından kullanılan emeğin fiyatını ödeyen emektir. Aynı şekilde, Il'deki bir toplumsal işgününün altıda-biri, 500 değerinde gerekli-emektir. Şu halde, toplumsal işgününün yarısının değerini ifade eden, 1.000 I
d + 500 II
d =1.500
d, bu yıl eklenen ve gerekli-emekten oluşan toplam işgününün ilk yarısının değer ifadesidir.
Ensonu, kesim I'de, 1.000 değerinde bir ürün ile toplam işgününün üçte-biri, artı-emektir; kesim II'de, 500 değerinde bir ürün ile işgününün altıda-biri artı-emektir. Bunların ikisi birlikte ek toplam işgününün öteki yarısını oluşturur. Demek ki, üretilen toplam artı-değer, 1.000 I
a + 500 II
a, yani 1.500
a'ya eşittir.
Şu halde:
Toplumsal ürünün değerinin değişmeyen sermaye kısmı (
s):
Üretim sürecinden önce harcanan iki işgünü; değer ifadesi = 6.000.
Yıl boyunca harcanan gerekli-emek (
d):
Yıllık üretimde harcanan bir işgününün yarısı; değer ifade si = 1.500.
Yıl boyunca harcanan artı-emek (
a):
Yıllık üretimde harcanan bir işgününün yarısı; değer ifade si = 1.500.
Yıllık emek tarafından üretilen değeri (
d+a)= 3.000.
Ürünün toplam değeri (
s+d+a) = 9.000.
Demek ki, güçlük, bizzat toplumsal ürünün değerinin tahlilinde
(sayfa 454) değil. Asıl zorluk, toplumsal ürünün
değerini oluşturan kısımlar ile bu değerin
maddi öğelerinin karşılaştırılmasında ortaya çıkıyor.
Değişmeyen değerin salt yeniden ortaya çıkan kısmı, bu ürünün,
üretim araçlarından oluşan kısmına eşittir ve bu kısım içerisine katılmış durumdadır.
d+a'ya eşit yıllık yeni değer-ürün, bu ürünün,
tüketim mallarından oluşan kısmının değerine eşittir ve bu kısım içerisine katılmış durumdadır.
Ama burada önemi olmayan istisnalar dışında, üretim araçları ile tüketim malları, tamamen farklı türden metalar, büsbütün farklı maddi ya da kullanım-biçiminde ürünlerdir ve bu yüzden de, birbirinden tamamen farklı somut emek sınıflarının ürünleridir. Geçim araçlarının üretiminde makine kullanan emek, makine imal eden emekten geniş ölçüde farklıdır. Değer ifadesi 3.000 olan toplam yıllık işgününün tamamı, 3.000'e eşit tüketim mallarının üretiminde harcanmış gibidir; 1.500
d + 1.500
a'ya eşit olan bu 3.000, kendini, yalnız değişen sermaye-değer ile artı-değere böldüğü için, değerin değişmeyen kısmı burada tekrar görünmemektedir. Öte yandan, 6.000 değerindeki değişmeyen sermaye-değer, tüketim mallarından tamamen farklı bir ürünler sınıfında, yani üretim araçlarında tekrar ortaya çıkmaktadır, oysa gerçekte, toplumsal işgününün hiç bir kısmı bu yeni ürünlerin üretiminde harcanmamış gibidir. Daha çok, tüm işgünü, yalnız, üretim araçları değil tüketim malları biçiminde sonuç veren emek sınıflarını içeriyor gibidir. Bu gizem, zaten açıklığa kavuşturulmuş bulunuyor. O yılın emeğinin değer-ürünü, kesim II'nin ürünlerinin değerine, yeni üretilen tüketim mallarının toplam değerine eşittir. Ama bu ürünlerin değeri, yıllık emeğin tüketim malları üretimi alanında (kesim II'de) harcanmış olan kısmından üçte-iki miktarında daha büyüktür. Yıllık emeğin ancak üçte-biri, bunların üretiminde harcanmıştır. Bu yıllık emeğin üçte-ikisi, üretim araçlarının üretiminde, yani kesim I'de harcanmıştır. Bu süre içerisinde, I'de değişen sermaye-değer ile I'de üretilen artı-değerin toplamına eşit olmak üzere yaratılan değer-ürün, II'de tüketim malları biçiminde tekrar görünen II'nin değişmeyen sermaye-değerine eşittir. Demek ki, bunlar, karşılıklı olarak değişilebilir ve aynî olarak yerine konulabilir. II'nin tüketim mallarının toplam değeri, bu nedenle, I ve II'nin yeni değer-ürünlerinin
(sayfa 455) toplamına, ya da II
(s+d+a) = I(
d+a) + II
(d+a)'ya, şu halde, o yıla ait emeğin
d artı a biçiminde ürettiği yeni değerlerin toplamına eşittir.
Öte yandan, üretim araçlarının (I) toplam değeri, üretim araçları biçiminde (I) ve tüketim malları biçiminde (II) tekrar ortaya çıkan değişmeyen sermaye-değerin toplamına eşittir; bir başka deyişle, toplumun toplam ürününde tekrar ortaya çıkan değişmeyen sermaye-değerin toplamına eşittir. Bu toplam değer, değer olarak ifade edildiğinde, I'in üretim sürecinden önceki bir işgününün üçte-dördü ile, II'nin üretim sürecinden önceki bir işgününün üçte-ikisine, toplam, iki toplam işgününe eşittir.
Yıllık toplumsal ürün ile ilgili güçlük, bu yüzden, değerin değişmeyen kısmının, bu değişmeyen kısmının değerine eklenen ve tüketim mallarıyla temsil edilen
d+a yeni değerinden tamamen farklı bir ürünler sınıfı -üretim araçları- tarafından temsil edilmesi olgusundan ileri gelir. Böylece, değer açısından, tüketilen ürün kitlesinin üçte-ikisinin, toplum tarafından üretimleri için herhangi bir emek harcanmaksızın, yeni bir biçim içerisinde ve yeni bir ürün olarak tekrar bulunduğu şeklinde bir görüntü yaratılmaktadır. Oysa bireysel sermayede durum böyle değildir. Her bireysel kapitalist, kendine özgü üretim araçlarını bir ürüne dönüştüren, belirli somut türden bir emek kul1anmaktadır. Örneğin bu kapitalist bir makine yapımcısı olsun; yıl boyunca harcanan değişmeyen-sermaye 6.000
s, değişen-sermaye 1.500
d, artı-değer 1,500
a ürün 9.000, diyelim herbiri 500 değerinde 18 makine olsun. Burada ürünün hepsi, aynı biçimde, makineler biçiminde bulunmaktadır. (Eğer çeşitli türde makineler üretirse, her tür ayrı hesaplanır.) Meta-ürünün tamamı, yıl boyunca makine yapımında harcanan emeğin sonucudur; bu, aynı tür somut emekle, aynı üretim araçlarının bir bileşimidir. Ürünün değerinin çeşitli kısımları, bu nedenle, kendilerini aynı maddi biçimde ortaya koyarlar: 12 makine 6.000
s'yi içerir, 3 makine 1.500
d'yi, 3 makine 1.500
a'yı. Ele alınan durumda, 12 makinenin değerinin 6.000s'ye eşit olması, bu 12 makinede, yapımları sırasında harcanan emeğin değil, yalnızca bu makinelerin yapımlarından önce harcanan emeğin ona katılmış olmasından ötürü olmadığı açıktır. 18 makineye ait üretim araçlarının değeri kendiliğinden bu 12 makineye dönüşmüş olmayıp, bu 12 makinenin değeri (4.000
s + 1.000
d + 1.000
a'dan oluşan değeri), 18 makinede bulunan değişmeyen-sermayenin toplam değerine eşittir. Makine yapımcısı, bu nedenle, 18 yeni
(sayfa 456) makinenin yeniden-üretimi için gereksinme duyduğu bu harcanmış değişmeyen-sermayesini yerine koymak için 18 makineden 12'sini satmak zorundadır. Harcanan emek salt makinelerin yapımında kullanıldığı halde, bunun tersi düşünülseydi, durumun açıklanması olanaksızlaşırdı ve sonuç şöyle olurdu: Bir yanda, 1.500
d + 1.500
a'ya eşit 6 makine, öte yanda, 6.000
s tutan bir değerde, demir, bakır, vidalar, kayışlar vb. yani maddi biçimleri içerisinde makinelerin üretim araçları; bildiğimiz gibi, bireysel makine yapımcısı kapitalist, bunları kendisi üretmez, dolaşım süreci aracılığı ile yerine koymak zorundadır. Ve gene de ilk bakışta, toplumun yıllık ürününün yeniden-üretimi bu saçma sapan biçimde oluyormuş gibi görünür.
Bireysel bir sermayenin, yani toplumsal sermayenin kendine ait hayatı olan ve bağımsız işlev yapabilen her parçasına ait ürünü, şu ya da bu türde maddi bir biçime sahiptir. Burada tek koşul, bu ürünün, kendisine, metalar dünyasının dolaşıma muktedir bir üyesi damgasını vuran bir kullanım-biçimine, bir kullanım-değerine gerçekten sahip olmasıdır. Ürün olarak çıktığı aynı üretim sürecine, üretim aracı olarak tekrar girebilip girememesi önemsizdir ve raslantıya bağlıdır; bir başka deyişle, bu ürünün değerinin, sermayenin değişmeyen kısmını temsil eden parçasının, değişmeyen-sermaye olarak fiilen tekrar işlev yapabilecek maddi bir biçime sahip olup olmaması önemsizdir ve raslantıya bağlıdır. Eğer bu maddi biçime sahip değilse, ürünün değerinin bu kısmı, satış ve satınalma yoluyla, kendi maddi üretim öğelerinin biçimine tekrar çevrilir ve böylece değişmeyen-sermaye, işlev yapabilecek maddi biçim içerisinde yeniden üretilir.
Toplam toplumsal sermayenin ürünü için ise durum böyle değildir. Yeniden-üretimin bütün maddi öğeleri, kendi maddi biçimleri içerisinde, bu ürünün kısımlarını oluşturmak zorundadır. Sermayenin tüketilen değişmeyen kısmı, ancak, sermayenin üründe tekrar ortaya çıkan tüm değişmeyen kısmının, gerçekten değişmeyen-sermaye işlevini görebilecek yeni üretim araçlarının maddi biçimi içerisinde tekrar ortaya çıkması ölçüsünde toplam üretim tarafından yerine konulabilir. Şu halde, basit yeniden-üretim varsayıldığında, ürünün, üretim araçlarından oluşan kısmının değeri, toplumsal sermayenin değerinin değişmeyen kısmına eşit olmalıdır.
Ayrıca: Bireysel olarak düşünüldüğünde kapitalist, ürünün
(sayfa 457) değerinde, yeni eklenen emek aracılığı ile yalnızca değişen-sermayesi ile artı-değerin toplamını üretir, oysa, değerin değişmeyen kısmı ürüne, bu yeni eklenen emeğin somut niteliği nedeniyle aktarılır.
Toplumsal açıdan düşünüldüğünde, toplumsal işgününün, üretim araçlarını üreten, dolayısıyla bunlara yeni bir değer kattığı gibi, yapımları sırasında tüketilen üretim araçlarının değerini de bunlara aktaran kısmı, kesim I ve II'nin her ikisinde eski üretim araçları biçiminde tüketilenin yerine konulması için ayrılan yeni
değişmeyen-sermayeden başka bir şey yaratmaz. Ancak, o, üretken tüketim için ayrılan ürünü yaratır. Bu ürünün tüm değeri, demek ki, değişmeyen-sermaye olarak yeniden işlev yapabilecek, değişmeyen-sermayeyi kendi maddi biçimi içerisinde ancak geri satın alabilecek ve bu nedenle, toplumsal açıdan düşünüldüğünde, kendisini ne değişen-sermayeye ve ne de artı-değere ayrıştırabilecek tek değerdir.
Öte yandan, toplumsal işgününün, tüketim malları üreten kısmı, toplumsal yerine koyma sermayesinin herhangi bir kısmını üretmez. Yalnızca o, maddi biçimleri içerisinde, I ve II'deki, değişen-sermayenin değeri ile artı-değeri, gerçekleştirmeye ayrılan ürünleri yaratır.
Toplum açısından ele alındığında ve bu nedenle, hem toplumsal sermayenin ve hem de bireysel tüketimin yeniden üretilmesini kapsayan toplumun toplam ürünü düşünüldüğünde, Proudhon'un burjuva iktisatçılarından kopya ettiği tavrı benimseyerek, bu konuya, kapitalist üretim biçimine sahip bir topluma,
en bloc, bir bütün olarak bakıldığında, bu kendisine özgü tarihsel ve ekonomik niteliğini sanki yitiriyormuş gibi bakmamalıyız. Hayır, tam tersine. Bu durumda, biz, toplu haldeki kapitalistleri ele almak zorundayız. Biraraya gelmiş sermaye, bütün bireysel kapitalistlerin ortaklaşa sermaye stokları gibi görünür. Bu anonim şirketin, öteki pek çok anonim şirketlerle ortaklaşa, yani herkesin buraya ne koyduğunu bildiği halde, ondan ne alacağını
bilmemesidir.
IX. ADAM SMİTH, STORCH VE
RAMSAY'A TOPLU BAKIŞ
Toplumsal ürünün toplam değeri 6.000
s + 1.500
d + 1.500
a olmak üzere, 9.000'dir; yani 6.000'i üretim araçlarının değerini yeniden üretmekte, 3.000'i de tüketim mallarını. Toplumsal gelirin değeri
(sayfa 458) (
d+a), demek ki, toplam ürünün değerinin ancak üçte-birine ulaşmakta ve tüketicilerin tamamı, emekçilerde kapitalistlerde, toplam toplumsal üründen, metaları, ürünleri ancak bu üçte-bire ulaşan miktar kadar çekebilirler ve kendi tüketim fonlarına katabilirler. Öte yandan, 6.000, ya da ürünün değerinin üçte-ikisi; aynî yerine konulması gereken değişmeyen-sermayenin değeridir. Öyleyse, bu miktarda üretim aracının tekrar üretim fonuna katılması gerekir. Storch, bunu, tanıtlayamadığı halde, esas olarak kabul etmektedir: "Şurası açıktır ki, yıllık ürünün değeri, kısmen sermayeye ve kısmen de kârlara bölünmekte, ve yıllık ürünün değerinin bu kısımlarının herbiri, hem sermayesinin devamı ve hem de tüketim fonunun yerinin doldurulması için ulusun gereksinme duyduğu ürünlerin satın alınmasında düzenli olarak kullanılmaktadır. ... Bir ulusun
sermayesini oluşturan ürünler
tüketilemez." (Storch,
Considerations sur la nature du revenu national, Paris 1824, s. 134-135, 150.)
Ne var ki, Adam Smith, bugüne kadar inanılan bu şaşkınlık verici dogmayı, yalnız daha önce sözü edilen biçimiyle, yani toplumsal ürünün tüm değerinin kendisini gelire, ücretler
artı artı-değere, ya da, onun deyişiyle ücretler
artı kâr (faiz)
artı toprak rantına ayırdığını yaymakla kalmadı, daha da popüler biçimiyle,
tüketicilerin "eninde sonunda" ("
ultimately") üreticilere
ürünün tüm değerini ödemek zorunda olduklarını da yaygınlaştırdı. Bu, bugüne kadar, sözde ekonomi politik bilimin, iyice yerleşmiş beylik sözlerinden, ya da, daha çok ölümsüz gerçeklerinden birisidir. Bu, şu akla yakın biçimde bir örnekle anlatılmıştır: Herhangi bir malı, diyelim bir keten gömleği alalım. Önce, keten ipliği eğiricisi, keten yetiştiricisine, ketenin tüm değerini ödemek zorundadır; yani keten tohumunun, gübrenin, kullandığı hayvanların yemlerinin vb. değerini ve bir de, bu keten yetiştiricisine ait binalar, tarım araçları vb. gibi sabit sermayeden ürüne aktarılan değer kısmını; ketenin üretiminde ödenen ücretleri; ketende nesneleşen artı-değeri (kârı, toprak rantını); ensonu, ketenin üretildiği yerden eğrileceği yere kadar olan taşıma giderlerini ödemelidir. Ardından, dokumacı, keten ipliği eğiricisine, yalnız bu ketenin fiyatını değil, makinelerin, binaların vb. kısacası sabit sermayenin ketene aktarılan kısmının değerini de ödemelidir; ayrıca, eğirme sürecinde tüketilen bütün yardımcı maddeler, iplikçilerin ücretleri, artı-değer vb. ve bütün bunlar, ağartıcıya, keten bezinin taşıma giderlerine
(sayfa 459) ve ensonu, kendisine yalnızca hammadde sağlayan daha önceki bütün üreticilerin tüm fiyatını ödemek zorunda olan gömlekçiye kadar sürer gider. Gömlekçinin elinde, kısmen gömleklerin yapımında, emek aletleri, yardımcı maddeler vb. biçiminde tüketilen değişmeyen-sermayenin değeri ve kısmen de, gömlekçilerin ücretlerinin değeri ile gömlek imalatçısının artı-değerinin toplamını buna ekleyen emek harcaması aracılığı ile, bir değer eklemesi daha olur. Şimdi, diyelim: gömlekler biçimindeki, bu ürünün tamamı 100 sterlin olsun ve bu miktar, toplum tarafından gömleklere harcanan toplam yıllık ürünün değerinin bir kesiri olsun. Gömlek tüketicileri bu 100 sterlini öderler, yani gömleklerde, içerilmiş bulunan bütün üretim araçlarının değerini, ücretlerin değerini ve keten yetiştiricisinin, iplikçinin, dokumacının, ağartıcının, gömlek imalatçısının ve bütün taşıyıcıların artı-değerini öderler. Bu, tamamıyla doğrudur. Bunu, aslında bir çocuk bile görebilir. Ne var ki, ardından şöyle diyor: durum, öteki bütün metaların değerleri bakımından da böyledir. Şöyle demesi gerekirdi: durum,
bütün tüketim mallarının değeri yönünden, toplumsal ürünün tüketim fonuna geçen kısmının değeri yönünden, yani toplumsal ürünün değerinin, gelir olarak harcanabilecek kısmı bakımından işte böyledir. Gerçekten de bütün bu metaların değerlerinin toplamı, bunlarda tüketilen bütün üretim araçlarının değeri (sermayenin değişmeyen kısmı) ile, son eklenen emek tarafından yaratılan değerin (ücretler ile artı-değerin toplamının) toplamına eşittir. Şu halde, bir bütün olarak tüketiciler, bu tüm değerler toplamı için ödeme yapabilirler, çünkü her bireysel metaın değeri
s+d+a'dan oluştuğu halde, tüketim fonuna geçen bütün metaların değerlerinin toplamı, en üst düzeyinde alındığında, ancak, toplumsal ürünün, kendisini
d+a'ya ayrıştıran kısmına, bir başka deyişle, yıl boyunca harcanan emeğin, mevcut üretim araçlarına eklediği değere, yani değişmeyen-sermayenin değerine eşit olabilir. Değişmeyen-sermayenin değerine gelince, bunun, toplumsal ürünler kitlesinden iki yönlü biçimde yerine konduğunu görmüş bulunuyoruz. Önce, tüketim malları üreten II'deki kapitalistler ile bunlar için üretim aracı üreten I'deki kapitalistler arasında bir değişimle. Birisi için sermaye olan, bir başkası için gelirdir sözünün kaynağı işte budur. Ne var ki, gerçek durum böyle değildir. 2.000 değerinde tüketim malları biçiminde bulunan 2.000
s, II'nin kapitalist sınıfı için, değişmeyen bir sermaye-değer oluşturur. Bunlar, işte bu yüzden, bu
(sayfa 460) değeri, ürün, maddi biçimi içerisinde tüketime ayrıldığı halde, tüketemezler. Öte yandan, 2.000 I
(d+a) I'e ait kapitalist sınıf ile işçi-sınıfının ürettiği ücretler ve artı-değerdir. Bunlar ,üretim araçlarının maddi biçimi içerisinde, değerlerinin tüketilmesi olanaksız şeyler halinde bulunurlar. Öyleyse önümüzde, 4.000 tutarında bir değerler toplamı var; bunun yarısı, sözkonusu değişimden önce ve sonra yalnızca, değişmeyen-sermayenin yerini alır, öteki yarısı ise ancak geliri oluşturur.
Sonra, kesim I'in değişmeyen-sermayesi, kısmen I'deki kapitalistler arasında değişim, kısmen de her bireysel girişimdeki aynî yerine koymalar ile, aynî olarak yerine konur.
Tüm yıllık ürünün değerinin, en sonunda tüketici tarafından ödenmesi gerektiği şeklindeki tümce, ancak, eğer tüketicinin birbirinden çok farklı iki türü kapsadığı kabul edilseydi, doğru olurdu: bireysel tüketiciler ile üretken tüketiciler. Bununla birlikte, ürünün bir kısmının,
üretken biçimde tüketilmesi gerektiği, ürünün
sermaye olarak işlev yapması, ve
gelir olarak tüketilmemesi gerektiği anlamından başka bir anlam taşımaz.
Biz, eğer, 9.000'e eşit toplam ürünün değerini, 6.000
s + 1.500
d + 1.500
a şeklinde böler ve 3.000
(d+a)'ya yalnız gelir niteliği açısından bakarsak, o zaman, tersine, değişmeyen-sermaye ortadan kalkıyormuş ve sermaye, toplumsal bir ifadeyle, yalnız değişmeyen-sermayeden oluşuyormuş gibi gözükür. Bu yüzden, aslında 1.500
d olarak görünen sermaye, kendisini, toplumsal gelirin bir kısmına, ücretlere, işçi-sınıfının gelirine ayrıştırmış olur ve böylece de, sermaye niteliği yok olup gider. Gerçekten bu sonuç Ramsay tarafından çıkartılmıştır. Ona göre, sermaye, toplumsal açıdan alındığında, yalnız sabit sermayeden oluşmuştur; ama sabit sermaye ile, o, değişmeyen-sermayeyi, bu üretim araçları, ister emek aletleri, ister hammadde, yarı-mamul ürün, yardımcı maddeler vb. gibi emek malzemeleri olsun, üretim araçlarından oluşan bir değerler toplamını kastediyor. Değişen-sermayeye, o, döner sermaye diyor: "Döner sermaye, yalnızca, emeklerinin ürünü tamamlanmadan önce işçilere verilmiş olanı geçim araçlarını ve öteki gerekli nesneleri içerir. ... Yalnızca sabit sermaye, döner [sermaye
-ç.] değil, gerçek anlamda bir ulusal gelir kaynağıdır. ... Döner sermaye üretimde dolaysız bir öğe olmadığı gibi, onun için esas bir öğe de değildir, ama yalnızca, halk yığınlarının acınacak yoksulluğuyla zorunlu hale gelmiş bir servet aracıdır. ... Ulusal görüş açısından yalnız
(sayfa 461) sabit sermaye, üretim maliyetinin bir öğesini oluşturur." (Ramsay,
l.c., s. 23-26,
passim.) Ramsay, sabit sermayeyi, ki bununla değişmeyen-sermayeyi kastetmektedir, şu sözcükler ile daha açık olarak tanımlamaktadır: "Emeğin" (yani herhangi bir meta üzerinde harcanan emeğin) "ürününün herhangi bir kısmının, sabit sermaye olarak varolduğu zaman süresi; yani bu