Mao Zedung
Seçme Eserler
Cilt: II




Bu kitap, Nisan 1960'da Pekin Halk Yayınevi tarafından yayınlanan Mao Zedung, Seçme Eserler'in ikinci Çince baskısının, 1967 tarihli İngilizce çevirisinden dilimize aktarılmıştır. Birinci Baskı: Şubat 1975, Aydınlık Yayınları.

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyayinlari@kurtuluscephesi.org
Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Seçme Eserler, Cilt: II
(1.168 KB)













JAPON İSTİLASINA KARŞI DİRENME İÇİN
SİYASETLER, TEDBİRLER VE İHTİMALLER
[1*]
23 Temmuz 1937


I. İKİ SİYASET

      Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, 8 Temmuzda Lukuçiao Olayının[1] ertesi günü direnme savaşı için bütün millete çağrıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildirinin bir kısmı şöyle idi:
      Yurttaşlar! Peyping[2*] ve Tienzin tehlikededir! Kuzey Çin tehlikededir! Çin milleti tehlikededir! Tek çıkar yol bütün milletin vereceği bir direnme savaşıdır. İstilacı Japon ordularına karşı derhal ve kararlı bir direnişe geçilmesini ve bütün acil durumları karşılamak üzere derhal hazırlıklara girişilmesini istiyoruz. Milletin her ferdi, Japon saldırganlarına boyun eğerek onlarla barış içinde yaşayabilme yolunda her türlü düşünceyi derhal terk etmelidir. Yurttaşlar! Feng Çihan'ın birliklerinin kahramanca direnişini alkışlamalı ve desteklemeliyiz. Anayurdu ölünceye kadar savunacaklarını bildiren Kuzey Çin'in mahallî yöneticilerinin açıklamalarını alkışlamalı ve desteklemeliyiz. General Sung Çehyuan'ın bütün 29. Orduyu[2] derhal seferber ederek [sayfa 9] savaşmak üzere cepheye göndermesini istiyoruz. Nanking'deki Merkezî Hükümetten şunları istiyoruz: 29. Orduya gereken yardım yapılsın. Kitleler arasındaki yurtsever hareketlere konulan yasak derhal kaldırılsın ve halkın bütün şevkiyle silahlı direnişe katılması engellenmesin. Ülkenin bütün kara, deniz ve hava kuvvetleri derhal harekete geçirilmek üzere seferber edilsin. Çin'deki bütün gizli hainlerin ve Japon ajanlarının derhal kökü kazınsın ki, cephe gerimiz de sağlamlaştırılsın. Bütün ülke halkını, Japonya'ya karşı bu kutsal meşru müdafaa savaşına vargücüyle katılmaya çağırıyoruz. Şiarlarımız: Peyping'i, Tienzin'i ve Kuzey Çin'i silahla savunalım! Anayurdu kanımızın son damlasına kadar savunalım! Bütün ülke halkı, hükümet ve silahlı kuvvetler birleşsin ve millî birleşik cepheyi, Japon saldırısına karşı direnişimizin Çin Şeddi olarak inşa edelim! [sayfa 10] Guomindang ve Komünist Partisi sıkı bir işbirliği yapsın ve Japon saldırganlarının yeni saldırılarına karşı dirensin! Japon saldırganlarını Çin'den kovalım!
      Bu bir siyasetin açıklanmasıdır.
     
      Çan Kay-şek 17 Temmuzda Luşan'da bir demeç verdi. Bir direnme savaşına hazırlanmak için siyaset ortaya koyan bu açıklama, Guomindang'ın dış siyaset meseleleri hakkında yıllardan beri yaptığı ilk doğru açıklamadır ve dolayısıyla, bizce olduğu kadar bütün yurttaşlarca da memnunlukla karşılanmıştır. Açıklama, Lukuçiao Olayının halledilmesi için dört şart sıralıyordu:       (1) Hiç bir çözüm Çin'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne halel getirmemelidir; (2) Hopey ve Çahar Eyaletlerinin idarî yapısında kanunsuz hiç bir değişiklik yapılmamalıdır; (3) Merkezî hükümet tarafından tayin edilmiş memurlar, başkalarının isteği ile değiştirilmemeli ya da azledilmemelidir; (4) 29. Ordu şimdi bulunduğu bölgeye hapsedilmemelidir.       Demecin sonuç kısmında şunlar yer almıştır:       Hükümet, Lukuçiao Olayı konusunda, daima bağlı kalacağı bir siyaset ve bir tavır tespit etmiştir. Bütün millet savaşa girdiğinde, sonuna kadar fedakârlık gerekeceğinin ve kolay bir kurtuluş konusunda en küçük bir umut beslenmemesi gerektiğinin farkındayız. Savaş bir kez başladı mı, ister genç ister yaşlı, ister kuzeyde ister güneyde olsun herkes, Japonya'ya karşı direnmek ve anavatanımızı savunmak sorumluluğunu yüklenmelidir.       Bu da bir siyasetin açıklanmasıdır.
      Şimdi elimizde, Lukuçiao Olayı üzerine biri Komünist Partisinin, diğeri Guomindang'ın olmak üzere iki tarihî siyasî açıklama var. Ortak noktaları şudur: Her ikisi de kararlı bir direnme savaşından yanalar ve uzlaşmaya ve tavizlere karşı çıkıyorlar.
      Bu, Japon istilası karşısında izlenecek siyasetlerden biridir, doğru olan siyasettir.
      Ama bir başka siyasetin benimsenmesi de mümkündür. Geçtiğimiz aylarda, Peyping ve Tienzin'deki hainler ve Japon taraftarı unsurlar çok faaldiler. Mahallî yöneticilerin, Japonya' nın taleplerini kabul etmeleri için çalışıyorlardı. Kararlı silahlı [sayfa 11] direnme siyasetini baltalamaya çalışıyorlar ve uzlaşmayı ve tavizler vermeyi savunuyorlardı. Bunlar son derece tehlikeli işaretlerdir.
      Taviz ve uzlaşma siyaseti, kararlı silahlı direnme siyasetine taban tabana zıttır. Durum hızla tersine çevrilmediği takdirde, Peyping, Tienzin ve Kuzey Çin'in bütünü düşmanın eline geçecek ve bütün ülke ciddi bir tehlikeyle karşılaşacaktır. Herkes tetikte olmalıdır.
      29. Ordunun yurtsever subay ve erleri, birleşin! Uzlaşmacılığa ve tavizciliğe karşı çıkın ve kararlı bir silahlı direnme yürütün!
      Peyping, Tjenzin ve Kuzey Çin'in yurtseverleri, birleşin! Uzlaşmacılığa ve tavizciliğe karşı çıkın ve kararlı silahlı direnişe girişin!
      Ülkenin her yanındaki yurtseverler, birleşin! Uzlaşmacılığa ve tavizciliğe karşı çıkın ve kararlı silahlı direnişi destekleyin!
      Çan Kay-şek ve Guomindang'ın bütün yurtsever üyeleri! Siyasetinize sıkı sıkıya bağlı kalacağınızı, verdiğiniz sözleri tutacağınızı, uzlaşmacılığa ve tavizciliğe karşı çıkacağınızı, kararlı bir silahlı direnme yürüteceğinizi ve böylelikle düşmanın saldırılarına bilfiil mukabele edeceğinizi ümit ederiz.
      Kızıl Ordu dâhil, ülkedeki bütün silahlı kuvvetler, Çan Kay-şek'in demecini destekleyip, uzlaşmacılığa ve tavizciliğe karşı çıkın ve kararlı silahlı direnişi yürütün!
      Biz Komünistler, kendi bildirimizi canla başla ve inançla uyguluyoruz ve aynı zamanda Çan Kay-şek'in demecini de kararlılıkla destekliyoruz; Guomindang üyeleri ve bütün vatandaşlarımızla birlikte anavatanı kanımızın son damlasına kadar savunmaya hazırız; kararsızlığa, bocalamaya, uzlaşmaya ve tavizlere karşıyız ve kararlı silahlı direnişi yürüteceğiz.

II. İKİ TEDBİR DİZİSİ


      Kararlı silahlı direnme siyasetinin amacına ulaşması için bütün bir tedbirler dizisi gerekir.
      Nedir bunlar? Bunların başlıcaları şunlardır:
      1. Bütün ülkenin silahlı kuvvetlerini seferber edelim. Kara, deniz ve hava kuvvetleri, Merkezî Ordu, mahallî birlikler ve
      Kızıl Ordu da dâhil olmak üzere iki milyonu aşkın silahlı kuvvetlerimizi seferber edelim ve asayişi korumak için bazı kuvvetleri [sayfa 12] geride bırakırken, ana kuvvetleri millî savunma hatlarına derhal gönderelim. Çeşitli cephelerde komutayı millî menfaatlere sadık generallere verelim. Stratejiyi kararlaştırmak ve askerî harekâtlarda amaç birliğine ulaşmak için bir millî savunma toplantısı düzenleyelim. Subaylarla erler ve ordu ile halk arasında birliği sağlamak için ordudaki siyasî çalışmayı gözden geçirelim. Gerilla savaşının, stratejik görevin bir parçası olması gerektiği ilkesini yerleştirelim ve gerilla savaşı ile düzenli savaş arasında gerekli uyumu sağlayalım. Hainleri ordudan temizleyelim. Yeterli sayıda ihtiyat askeri toplayalım ve bunları cephe hizmeti için eğitelim. Silahlı kuvvetlerin teçhizat ve levazımını yenileyelim. Bunlarla ilgili askerî planlar, kararlı silahlı direnme genel siyasetine uygun bir şekilde yapılmalıdır. Çin'in çok askeri vardır, fakat bu planlar uygulanmazsa düşmanı yenmek mümkün olmayacaktır. Bununla beraber, eğer siyasî ve maddî etkenler birleştirilirse, silahlı kuvvetlerimiz Doğu Asya'da eşsiz olacaktır.
      2. Bütün halkı seferber edelim. Yurtsever hareketler üzerindeki yasak kaldırılsın, siyasî mahkûmlar serbest bırakılsın. "Cumhuriyeti Tehlikeye Sokan Eylemler Hakkında Olağanüstü Durum Kararnamesi"[
3] ve "Basın Sansür Yönetmeliği"[4] iptal edilsin, mevcut yurtsever örgütlerin meşruluğu tanınsın, bu örgütleri işçiler, köylüler, işadamları ve aydınlar arasında genişletelim, kendini savunmak ve orduyu desteklemek için halkı silahlandıralım. Tek kelimeyle söylersek, halka yurtseverliğini ortaya koyma hürriyeti verilsin. Halkın ve ordunun birleşik gücü Japon emperyalizmine öldürücü bir darbe indirecektir. Şüphesiz, bir millî savaşta bütün halk kitlelerine dayanmadan zafer kazanmak mümkün değildir. Habeşistan'ın düşüşü, bizlere bir ihtar olsun.[5] Kararlı bir direnme savaşı vermede samimi olan hiç kimse bu noktayı ihmal edemez.
      3. Yönetim cihazını iyileştirelim. Bütün siyasî partilerin ve grupların temsilcileri ve halk önderleri, devlet işlerini birlikte yönetmek üzere hükümette yer alsın, hükümetteki gizli Japon taraftarı unsurlar ve hainler temizlensin ve böylece hükümet halkla yekvücut olsun. Japonya'ya karşı direnme, sadece birkaç kişiyle gerçekleştirilemeyecek muazzam bir görevdir. Bunu kendi tekellerinde tutmakta ısrar edenler sadece yüzlerine gözlerine bulaştıracaklardır. Hükümet gerçek bir millî savunma hükümeti olacaksa, mutlaka halka dayanmalı ve demokratik merkeziyetçiliği uygulamalıdır. Aynı zamanda hem demokratik [sayfa 13] hem de merkeziyetçi olmalıdır; en güçlü hükümet böyle bir hükümettir. Millî meclis, halkın gerçek temsilcisi olmalı, en yüksek yetki organı olmalı, devletin önemli siyasetlerini tespit etmeli ve Japonya'ya karşı direnmek ve milleti kurtarmak için siyaset ve planları kararlaştırmalıdır.
      4. Japon aleyhtarı bir dış siyaset benimseyelim. Japon emperyalistlerine hiç bir avantaj ya da imkân tanımayalım, tersine mallarına el koyalım, borçlarını reddedelim, uşaklarını temizleyelim ve casuslarını sürelim. Japonya'ya karşı direnmede en güvenilir, en güçlü ve Çin'e en çok yardım edebilecek ülke olan Sovyetler Birliği ile derhal askerî ve siyasî ittifak yapalım ve Sovyetler Birliği ile sıkı sıkıya birlik olalım. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'nın, Japonya'ya karşı direnişimize dostluklarını kazanalım ve toprak bütünlüğümüzde ya da egemenlik haklarımızda bir kayba yol açmamak şartıyla, yardımlarını sağlayalım. Japon saldırganlarını yenmek için esas olarak kendi gücümüze dayanmalıyız; fakat dış yardımdan vazgeçilemez ve kendimizi tecrit eden bir siyaset sadece düşmanın işine yarar.
      5. Halkın geçim şartlarını düzeltmek için bir program ilan edelim ve derhal uygulamaya başlayalım. Aşağıdaki asgarî noktalardan başlayalım: Aşırı vergiler ve çeşitli harçlar kaldırılsın, toprak kirası azaltılsın, tefecilik kısıtlansın, işçilerin ücretleri artırılsın, askerlerin ve küçük rütbeli subayların geçim şartlan düzeltilsin, büro memurlarının geçim şartlan düzeltilsin ve tabiî afet kurbanlarına yardım yapılsın. Bu tedbirler bazı kişilerin iddia ettiği gibi, ülkenin maliyesinde karışıklık yaratmayacak, tam tersine halkın satın alma gücünü artıracak ve. ticarî ve malî şartların düzelmesine yol açacaktır. Bunlar Japonya'ya karşı direnmek ve hükümetin temellerini pekiştirmek için gücümüzü son derecede artıracaktır.
      6. Eğitimi, millî savunma için yapalım. Mevcut eğitim siyasetinde ve sisteminde köklü bir reform yapalım. Acil olmayan bütün projeler ve rasyonel olmayan bütün tedbirler bırakılmalıdır. Gazeteler, kitaplar ve dergiler, filmler, temsiller, edebiyat ve sanat, tümüyle millî savunmaya hizmet etmelidir. İhanet propagandası yasaklanmalıdır.
      7. Japonya'ya karşı direnmeye hizmet eden malî ve iktisadî siyasetler benimseyelim. Malî siyaset, parası olanların paraları ile katkıda bulunmaları, Japon emperyalistlerinin ve Çinli hainlerin mülklerine el konulması ilkesine ve iktisadî siyaset [sayfa 14] de Japon mallarının boykot edilmesi, yerli ürünlerin teşvik edilmesi ilkesine dayanmalıdır - her şey Japonya'ya karşı direnişe hizmet etmelidir. Malî sıkıntı yanlış tedbirlerin ürünüdür ve halkın çıkarlarına hizmet eden bu çeşit yeni siyasetlerin benimsenmesi ile kesinlikle giderilebilir. Bu kadar geniş bir toprağa ve bu kadar muazzam bir nüfusa sahip olan bir ülkenin malî ve iktisadî bakımdan aciz olduğunu söylemek tamamen saçmadır.
      8. Millî Birleşik Cepheyi sağlam Çin Şeddimiz olarak inşa etmek için bütün Çin halkını, hükümeti ve silahlı kuvvetleri birleştirelim. Silahlı direnme siyasetinin ve yukarıdaki tedbirlerin uygulanması bu birleşik cepheye bağlıdır. Burada tayin edici nokta, Guomindang ve Komünist Partisi arasındaki yakın işbirliğidir. Hükümet, askerî birlikler, bütün siyasî partiler ve bütün halk, iki parti arasındaki böyle bir işbirliği temeli üzerinde birleşsin. "Millî buhranı göğüslemek için samimi birlik" sloganı güzel sözler olarak kalmamalı, iyi işlerle ortaya konulmalıdır. Birlik samimi olmalıdır; riyakârlık bir işe yaramayacaktır. Devlet işleri daha geniş görüşlülükle ve daha itinalı bir şekilde yürütülmelidir. Küçük bezirgânlıklar, bayağı hileler, bürokrasi ve Ah Kuculuğun[6] kesinlikle hiç bir yararı yoktur. Bunlar düşman karşısında bize hiç bir fayda sağlamaz ve kendi yurttaşlarımıza uygulanması sadece gülünçtür. Her şeyde temel ve tali ilkeler vardır ve tali ilkeler temel ilkelere tabidir. Yurttaşlarımız meseleleri temel ilkeler ışığı altında dikkatle düşünmelidir, çünkü ancak böylelikle kendi fikirlerini ve eylemlerini doğru bir şekilde yönlendirebilirler. Bugün birlik için samimi arzu duymaya başlamamış olan kişi, kendi başına kaldığında vicdanını dinlemeli ve kimse onu suçlamıyorsa bile utanç duymalıdır.
      Kararlı silahlı direnme için yukarıda açıklanan tedbirler dizisine Sekiz Maddelik Program adı verilebilir.
      Kararlı silahlı direnme siyaseti, bu tedbirler dizisi ile birlikte yürütülmelidir, aksi takdirde zafer hiç bir zaman kazanılamayacak, Çin'e karşı Japon saldırısı durdurulamayacaktır. Çin, Japonya ile başa çıkamayacak ve Habeşistan'ın akıbetine uğramaktan kurtulamayacaktır.
      Kararlı silahlı direnme siyasetinde samimi olan herkes bu tedbirler dizisini uygulamalıdır. Ve bu tedbirler dizisini kabul edip etmemek ve uygulayıp uygulamamak, kararlı silahlı direnme konusunda samimi olup olmamayı gösterir. [sayfa 15]
      Bu tedbirler dizisine her konuda zıt olan bir başka tedbirler dizisi daha vardır.
      Silahlı kuvvetlerin topyekûn seferber edilmesi yerine hareketsizlik ve çekilme.
      Halka hürriyet yerine baskı.
      Demokratik merkeziyetçiliğe dayanan bir millî savunma hükümeti yerine bürokratların, kompradorların ve büyük toprak ağalarının zorba hükümeti.
      Japonya'ya karşı direnme yerine ona yaltaklanma şeklindeki bir dış siyaset.
      Halkın geçim şartlarının düzeltilmesi yerine acı altında inlemelerine ve Japonya'ya karşı direnmede güçsüz kalmalarına yol açan sürekli gasplar.
      Millî savunma için eğitim yerine millî esaret için eğitim.
      Japonya'ya karşı direnme için malî ve iktisadî siyasetler yerine kendi ülkemizden ziyade düşmana yarayan, aynı eski hatta daha da kötü, malî ve iktisadî siyasetler.
      Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cepheyi Çin Şeddimiz olarak inşa etmek yerine onu yıkmak; ya da habire birlikten söz edip birliği geliştirmek için hiç bir şey yapmamak.
      Tedbirler siyasetten çıkar. Eğer siyaset, direnmeme siyaseti ise bütün tedbirler bu siyaseti yansıtacaktır; son altı yıl bize bu dersi öğretti. Eğer siyaset, kararlı silahlı direnme ise, uygun tedbirleri -Sekiz Maddelik Programı- uygulamak zorunludur.

III. İKİ İHTİMAL

      İhtimaller nelerdir? Herkesin merak ettiği şey budur.
      Birinci siyaseti izleyelim ve birinci tedbirler dizisini benimseyelim, sonuç kesinlikle Japon emperyalizminin kovulması ve Çin'in kurtuluşunun sağlanması olacaktır. Bu konuda hâlâ herhangi bir şüphe olabilir mi? Kanımca olamaz.
      İkinci siyaseti izleyelim ve ikinci tedbirler dizisini benimseyelim, sonuç kesinlikle, Çin'in Japon emperyalistleri tarafından işgal edilmesi ve Çin halkının köle ve yük hayvanları haline gelmesi olacaktır. Bu konuda hâlâ herhangi bir şüphe olabilir mi? Gene, kanımca olamaz. [sayfa 16]

IV. SONUÇ

      Birinci siyaseti uygulamak, birinci tedbirler dizisini benimsemek ve birinci sonuca ulaşmak için mücadele etmek şarttır.
      İkinci siyasete karşı çıkmak, ikinci tedbirler dizisini reddetmek ve ikinci sonucu önlemek şarttır.
      Guomindang'ın tüm yurtsever üyeleri ve Komünist Partisinin tüm üyeleri, birleşin ve birinci siyaseti sebatla uygulayın, birinci tedbirler dizisini benimseyin ve birinci sonuç için mücadele edin; ikinci siyasete kararlılıkla karşı çıkın, ikinci tedbirler dizisini reddedin ve ikinci sonucu önleyin.
      Tüm yurtseverler, yurtsever askerler ve yurtsever partiler ve gruplar yekvücut halinde birleşin ve birinci siyaseti sebatla uygulayın, birinci tedbirler dizisini benimseyin ve birinci sonuç için mücadele edin; ikinci siyasete sebatla karşı çıkın, ikinci tedbirler dizisini reddedin ve ikinci sonucu önleyin.
      Yaşasın millî devrimci savaş!
      Yaşasın Çin milletinin kurtuluşu!




MİLLETİN BÜTÜN GÜÇLERİNİN DİRENME SAVAŞİNDA ZAFER YOLUNDA
SEFERBER EDİLMESİ İÇİN
[
3*]
25 Ağustos 1937


      A. 7 Temmuz Lukuçiao Olayı, Çin Şeddinin güneyinde kalan Çin topraklanılın Japon emperyalistleri tarafından tamamen istilasının başlangıcıdır. Çin birliklerinin Lukuçiao'da giriştiği çarpışma, Çin'in ülke çapındaki Direnme Savaşının başlangıcıdır. Aralıksız Japon saldırıları, halkın kararlı mücadelesi, millî burjuvazinin direnme eğilimi. Komünist Partisinin bir millî birleşik cephe siyasetini hararetli bir şekilde savunup sıkı sıkıya uygulaması ve bu siyasetin ülke çapında kazandığı destek - bütün bunlar, Çin yöneticilerini, 18 Eylül 1931 Olayından beri izledikleri direnmeme siyasetini değiştirmeye, Lukuçiao Olayından itibaren direnme siyasetini benimsemeye zorlamış ve Çin devriminin 9 Aralık Hareketinden[7] sonra ulaştığı aşamayı, yani iç savaşı sona erdirme ve direnme için hazırlanma aşamasından geçerek fiilen direnme aşamasına doğru gelişmesine yol açmıştır. Sian Olayı ve Guomindang Merkez Yürütme Komitesi Üçüncü Genel Oturumu ile, Guomindang'ın siyasetinde görülen ilk değişiklikler,- Çan Kay-şek'in Japonya'ya karşı direnme konusundaki Luşan beyanatı ve millî savunma konusundaki tedbirlerinin birçoğu övgüye layıktır. Kara ve hava kuvvetleri olsun, mahallî silahlı birlikler olsun, cephedeki birliklerin hepsi cesaretle savaştılar ve Çin [sayfa 19] milletinin kahramanlık ruhunu ortaya koydular. Çin Komünist Partisi, yurtsever birliklerimizi ve Çin'in her yanındaki yurttaşlarımızı millî devrim adına hararetle selamlar.
     
      B. Fakat öte yandan Guomindang yöneticileri 7 Temmuz Lukuçiao Olayından sonra bile, uzlaşarak ve tavizler vererek,[8] yurtsever birliklerin şevkini kırarak ve yurtsever halkın millî kurtuluş hareketini yasaklayarak 18 Eylül Olayından beri izledikleri yanlış siyaseti sürdürmektedirler. Peyping ve Tienzin'i ele geçiren Japon emperyalizmi, hiç şüphesiz, kendi vahşi askerî gücüne dayanırken, aynı zamanda Alman ve İtalyan emperyalizminden de destek alarak ve İngiliz emperyalizminin bocalamaları ile Guomindang'ın geniş emekçi halk kitlelerine yabancılaşmasından yararlanarak geniş çapta saldırı siyaseti izleyerek ilerleyecek, önceden tasarlanmış savaş planının ikinci ve üçüncü adımlarını atacak ve bütün Kuzey Çin'e ve diğer bölgelere karşı şiddetli saldırılara geçecektir. Savaşın alevleri Çahar ve Şanghay'ı şimdiden sarmış bulunmaktadır. Guomindang yöneticileri ve tüm halk anavatanı kurtarmak, güçlü istilacıların saldırılarına karşı direnmek, Kuzey Çin'i ve kıyıları savunmak ve Peyping, Tienzin ve Kuzeydoğu Çin'i geri almak için. Kuzeydoğu Çin'in, Peyping ve Tienzin'in kaybedilmesinden çıkan dersi tam anlamıyla bellemeli, Habeşistan'ın işgalinden ders ve ibret almalı, Sovyetler Birliği'nin geçmişte yabancı düşmanlara karşı kazandığı zaferlerden ders almalı[9] bugün İspanya'da Madrid'in başarıyla savunulması deneyinden ders almalı[10] ve anavatanın savunulmasında sonuna kadar dövüşmek için sımsıkı birleşmelidir. Bundan böyle görev: "Direnme Savaşında zafer için milletin bütün güçlerini seferber etmek"tir ve Guomindang'ın siyasetinde tam ve esaslı bir değişiklik bunun gerçekleşmesine anahtar teşkil eder. Direnme meselesinde Goumindang'ın ileri adımı övülmelidir: Bu, Çin Komünist Partisinin ve bütün ülke halkının yıllardan beri özlemini çektiği şeydir ve bunu sevinçle karşılıyoruz. Fakat Guomindang, kitlelerin seferber edilmesi ve siyasî reformların başlatılması gibi meselelerde siyasetini henüz değiştirmemiştir. Japon aleyhtarı halk hareketi üzerindeki yasağı kaldırmaya ya da hükümet cihazında esaslı değişiklikler yapmaya hâlâ esas olarak isteksizdir; halkın geçim şartlarını düzeltecek bir siyaseti yoktur ve Komünist Partisi ile işbirliğinde yeteri kadar samimi değildir. Milletimizin bu kritik ölüm kalım dönemecinde, eğer Guomindang eski alışkanlığına devam eder ve siyasetini [sayfa 20] hızla değiştirmezse Direnme Savaşına felaket getirecektir. Bazı Guomindang üyeleri "Siyasî reformlar zaferden sonra uygulansın" demektedirler. Bunlar, Japon saldırganlarının sadece hükümetin çabaları ile yenilebileceğini düşünüyorlar, fakat yanılıyorlar. Bir direnme savaşında hükümet tek başına birkaç muharebe kazanabilir, fakat Japon saldırganlarını tamamen yenmek imkânsızdır. Bu, ancak bütün milletin vereceği topyekûn bir direnme savaşı ile gerçekleştirilebilir. Bununla beraber, böyle bir savaş, Guomindang'ın siyasetinde tam ve kesin bir değişikliği ve Japonya'ya karşı mükemmel bir direnme programını, yani Guomindang-Komünist işbirliğinin ilk döneminde bizzat Dr. Sun Yat-sen tarafından ortaya konulan Üç Halk İlkesinin ve Üç Büyük Siyasetin[11] ruhuna uygun olarak formüle edilen bir millî kurtuluş programını yürütmek için, en üst düzeyden en alta kadar bütün milletin ortak hareketini gerektirir.
      C. Çin Komünist Partisi bütün samimiyeti ile, Guomindang'a, bütün ülke halkına, bütün siyasî parti ve gruplara, bütün mesleklerden kişilere ve bütün silahlı kuvvetlere, Japon istilacılarını tamamen yenmek için On Maddelik Millî Kurtuluş Programını önerir. Anavatanı savunmanın ve Japon saldırganlarını yenmenin ancak bu programı tamamen, samimiyetle ve kararlılıkla uygulayarak mümkün olacağına kesinlikle inanmaktadır. Aksi takdirde sorumluluk, işlerini ihmal edenlere ve durumun kötüleşmesine göz yumanlara ait olacaktır; bir kez ülkenin ölüm fermanı imzalandı mı, pişmanlık duymak ve feryat etmek için vakit çok geç olacaktır. On Madde şunlardır:
     
      1. Japon emperyalizmini altedelim
.
      Japonya ile diplomatik ilişkileri keselim. Japon görevlilerini kovalım, Japon ajanlarını tutuklayalım, Çin'deki Japon mülklerine el koyalım, Japonya'ya olan borçları reddedelim, Japonya ile imzalanan anlaşmaları iptal edelim ve Japon imtiyazlarının hepsini geri alalım.
      Kuzey Çin'in ve kıyıların savunulması için sonuna kadar savaşalım.
      Peyping, Tienzin ve Kuzeydoğu Çin'in geri alınması için sonuna kadar savaşalım.
      Japon emperyalistlerini Çin'den sürüp atalım. Her türlü yalpalamaya ve uzlaşmaya karşı çıkalım. [sayfa 21]
     
      2. Bütün milletin askerî gücünü seferber edelim
.
      Bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini ülke çapında bir direnme savaşı için seferber edelim.
      Pasif bir salt savunma stratejisine karşı çıkalım, aktif bağımsız bir strateji benimseyelim.
      Millî savunma planlarını ve stratejisini tartışmak ve kararlaştırmak için bir daimî millî savunma konseyi kuralım.
      Halkı silahlandıralım ve esas kuvvetlerin harekâtıyla uyum içinde Japonya'ya karşı gerilla savaşını geliştirelim.
      Subaylar ve erler arasında birlik sağlamak için silahlı kuvvetler içindeki siyasî çalışmayı düzeltelim.
      Halk ve ordu arasında birlik sağlayalım ve ordunun militan ruhunu harekete geçirelim.
      Japonya'ya Karşı Kuzeydoğu Birleşik Ordusunu destekleyelim ve düşmanın gerisini keselim.
      Direnme Savaşında çarpışan bütün birliklere eşit davranalım.
      Ülkenin her tarafında askerî bölgeler kuralım, bütün milleti savaşa katılmak üzere seferber edelim ve böylece ücretli askerlik sisteminden, genel askerî hizmete doğru tedricî bir değişim sağlayalım.
     
      3. Bütün ülke halkı seferber edilmelidir
.
      Bütün ülke halkı (hainler hariç) Japonya'ya karşı direnme ve milleti kurtarma yolunda, söz, basın, toplanma ve dernek kurma hürriyetine ve düşmana karşı silaha sarılma hakkına sahip olmalıdır.
      Halkın yurtsever hareketlerini kısıtlayan eski kanunlar ve kararnameler feshedilmen ve yeni, devrimci kanunlar ve kararnameler çıkarılmalıdır.
      Bütün devrimci ve yurtsever siyasî mahkûmlar serbest bırakılmalı ve siyasî partiler üzerindeki yasak kaldırılmalıdır.
      Ülke halkının tümü seferber olmalı, silaha sarılmalı ve Direnme Savaşına katılmalıdır. Gücü olan gücüyle, parası olan parasıyla, silahı olan silahıyla ve bilgisi olan bilgisiyle katkıda bulunmalıdır.
      Moğol, Huy ve bütün diğer azınlık milliyetleri, milletlerin kendi kaderlerini tayini ve özerklik ilkesine uygun olarak, Japonya'ya karşı ortak savaşta seferber edilmelidir.
     
      4. Yönetim cihazında reform yapılmalıdır
.
      Gerçekten demokratik bir anayasa hazırlamak, Japonya'ya karşı direnmek ve milleti kurtarmak için siyasetler tespit etmek [sayfa 22] ve bir millî savunma hükümeti seçmek için halkı gerçekten temsil eden bir millî meclis toplanmalıdır.
      Millî savunma hükümeti, bütün parti ve kitle örgütlerindeki devrimcileri toplamalı ve Japon taraftarı unsurları atmalıdır.'
      Millî savunma hükümeti, demokratik merkeziyetçiliği uygulayacak ve hem demokratik hem de merkeziyetçi olacaktır.
      Millî savunma hükümeti, Japonya'ya karşı direnmek ve milleti kurtarmak için devrimci siyasetler izleyecektir.
      Mahallî idarelerin kendi kendini yönetmesi sağlanmalı, yozlaşmış memurlar atılmalı ve temiz bir yönetim sağlanmalıdır.
     
      5. Japon aleyhtarı bir dış siyaset benimsenmelidir
.
      Japon saldırısına karşı çıkan bütün ülkelerle, toprak ve egemenlik haklarımızın kaybına yol açmamak şartıyla, karşılıklı askerî yardım için saldırmazlık ittifakları ve Japon aleyhtarı paktlar kurulmalıdır.
      Uluslararası barış cephesi desteklenmeli ve Almanya, Japonya ve İtalya'nın saldırı cephesine karşı çıkılmalıdır.
      Japon emperyalizmine karşı Kore ve Japonya'nın işçi ve köylü kitleleriyle birleşilmelidir.
     
      6. Savaş halinin gerektirdiği malî ve iktisadî siyasetler benimsenmelidir
.
      Malî siyaset, savaş masraflarını karşılamak için parası olanların para ile katkıda bulunması ve hainlerin mülklerine el konulması ilkesine dayanmalıdır. İktisadî siyaset, savunma için üretimi yeniden ayarlamak ve genişletmek, kırsal ekonomiyi geliştirmek ve savaş halinin gerektirdiği mallarda kendi kendine yeterliliği sağlamak olmalıdır. Çin mallarının kullanılması teşvik edilmeli ve mahallî ürünler geliştirilmelidir. Japon malları tamamen yasaklanmalıdır. Vurguncu tüccarlara baskı yapılmalı, spekülasyon ve piyasa dalavereleri yasaklanmalıdır.
     
      7. Halkın geçim şartları düzeltilmelidir
.
      İşçilerin, küçük memurların ve öğretmenlerin ve Japonlara karşı savaşan askerlerin durumları düzeltilmelidir.
      Japonlara karşı savaşan askerlerin ailelerine tercihli muamele yapılmalıdır.
      Aşırı vergiler ve çeşitli harçlar kaldırılmalıdır.
      Kiralar ve faizler azaltılmalıdır.
      İşsizlere yardım yapılmalıdır. [sayfa 23]
      Tahıl ikmali düzenlenmelidir.
      Tabiî afet kurbanlarına yardım edilmelidir.
     
      8.
Japon aleyhtarı bir eğitim siyaseti benimsenmelidir.
      Mevcut eğitim sistemi ve ders programı değiştirilmeli, Japonya'ya karşı direnmeyi ve milleti kurtarmayı amaçlayan yeni bir sistem ve ders programı uygulanmalıdır.
     
      9.
Hainler ve Japon taraftarı unsurlar temizlenmeli ve cephe gerisi pekiştirilmelidir.
     
      10.
Japonya'ya karşı millî birlik sağlanmalıdır.
      Direnme Savaşını yönetmek, iyi niyetle birleşmek ve millî buhranı göğüslemek için, Guomindang-Komünist işbirliği temelinde, bütün siyasî parti ve grupların, her meslekten halkın ve bütün silahlı kuvvetlerin Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephesi inşa edilmelidir.
     
      D. Sadece hükümetin direnmesi siyasetini reddetmek ve bütün milletin topyekûn direnmesi siyasetini uygulamak mutlaka gereklidir. Hükümet halkla birleşmeli. Dr. Sun Yat-sen'in devrimci ruhunu yeniden tamamen canlandırmalı, yukarıdaki On Maddelik Program uygulanmalı ve kesin zafer için çaba harcanmalıdır. Çin Komünist Partisi, halk kitleleri ile ve önderliği altındaki silahlı kuvvetlerle birlikte, bu programa kesinlikle bağlı kalacak ve Direnme Savaşında en ön safta yer alarak anayurdu kanının son damlasına kadar savunacaktır. Çin Komünist Partisi, bu tutarlı siyaseti izleyerek aşağılık Japon saldırganlarını yenmek ve bağımsız, mutlu ve hür bir yeni Cin kurmak için millî birleşik cephenin yıkılmaz Çin Şeddini inşa etmede Guomindang ve diğer siyasî parti ve gruplarla omuz omuza olmaya ve birleşmeye hazırdır. Bu amaca ulaşmak için, hainlerin uzlaşma ve teslimiyet teorilerini kesinlikle reddetmeli ve Japon saldırganlarını yenmenin imkânsız olduğunu öne süren millî teslimiyet siyasetine karşı savaşmalıyız. Çin Komünist Partisi yukarıdaki On Maddelik Program uygulandığı, takdirde, Japon saldırganlarının kesinlikle yenilgiye uğratılabileceğine kuvvetle inanır. Eğer 450 milyon yurttaşımız elinden geleni yaparsa. Çin milleti mutlaka nihaî zafere ulaşacaktır?
      Kahrolsun Japon emperyalizmi!
      Yaşasın millî devrimci savaş!
      Yaşasın bağımsız, mutlu ve hür Yeni Çin! [sayfa 24]




LİBERALİZMLE MÜCADELE EDELİM
7 Eylül 1937






GUOMİNDANG-KOMÜNİST İŞBİRLİĞİNİN
KURULMASINI İZLEYEN ACİL GÖREVLER

29 Eylül 1937


      Çin Komünist Partisi, daha 1933 yılında, Kızıl Orduya yapılan saldırıların durdurulması, halka demokratik hürriyetler verilmesi ve halkın silahlandırılması şartıyla Japonya'ya karşı direnme için Guomindang ordusunun herhangi bir kesimiyle anlaşma yapmaya hazır olduğunu açıklayan bir bildiri yayınlamıştı. Bu bildiri, 1931'deki 18 Eylül Olayından sonra emperyalist Japon istilasına karşı direnme; Çin halkının baş görevi haline geldiği için yayınlandı. Fakat amacımıza ulaşamadık.
      Çin Komünist Partisi ve Çin Kızıl Ordusu 1935 Ağustosunda, bütün siyasî parti ve grupları ve bütün ülke halkını, Japon emperyalizmine karşı ortak bir savaş için Japonya'ya karşı bir birleşik ordu ve bir millî savunma hükümeti kurmaya çağırdı. [
12] Çin Komünist Partisi aynı yılın Aralık ayında millî burjuvazi ile Japonya'ya karşı millî birleşik cephe kurulması hakkında bir karar aldı.[13] Kızıl Ordu 1936 Mayısında Nanking hükümetinin iç savaşı durdurmasını ve Japonya'ya karşı mücadeleyi millî bir dava haline getirmesini talep eden bir açık telgraf yayınladı.[14] O yılın Ağustos ayında Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, Guomindang Merkez Yürütme Komitesine bir mektup[15] göndererek Guomindang'ın iç savaşı durdurmasını ve Japon emperyalizmine karşı birlikte çarpışmak için iki partinin bir birleşik cephe kurmasını talep etti. Komünist Partisi aynı yılın Eylül ayında Çin'de bir birleşmiş demokratik cumhuriyet kurulması hakkında bir karar aldı.[16] Bildiri, açık telgraf, mektup ve kararlar yanında, birçok vesileyle Guomindang'la tartışmalar yapmak üzere temsilciler gönderdik, fakat bir sonuç alamadık. Ancak [sayfa 29]
      1936 yılının sonlarına doğru Sian Olayından sonra, Çin Komünist Partisinin tam yetkili temsilcisi ile Guomindang'ın sorumlu şefi arasında hayatî öneme sahip aktüel bir siyasî mesele üzerinde, yani, iki parti arasındaki iç savaşın durdurulması üzerinde anlaşmaya varıldı ve Sian Olayına barışçı bir çözüm getirildi. Bu, Çin tarihinde büyük bir olaydı ve iki parti arasındaki işbirliğinin yenilenmesi için önşartı sağladı.
      Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi bu yıl 10 Şubatta Guomindang Merkez Yürütme Komitesinin Üçüncü Genel Oturumuna, toplantı başlamadan önce, iki parti arasındaki somut işbirliği için kapsamlı öneriler getiren bir telgraf gönderdi.[17] Bu telgrafta Guomindang'dan Komünist Partisine şu beş hususta teminat vermesini talep ettik: İç savaşa son verilmesi, demokratik hürriyetlerin tanınması, bir millî meclis toplanması, Japonya'ya karşı direnme için hızla hazırlık yapılması ve halkın hayat şartlarının düzeltilmesi. Aynı zamanda Komünist Partisi de su dört hususta Guomindang'a teminat vermeyi teklif ediyordu: İki rejim arasındaki düşmanlığın bertaraf edilmesi, Kızıl Ordunun isminin değiştirilmesi, devrimci üs bölgelerinde yeni-demokratik düzenin uygulanması ve toprak ağalarının topraklarına el konulmasının durdurulması. Bu da, aynı şekilde, önemli bir siyasî adımdı, çünkü bu adım atılmasaydı iki parti arasındaki işbirliği geciktirilecekti; bu gecikme de Japonya'ya karşı direnme için hızla hazırlık yapılmasına çok zararlı olacaktı.
      O zamandan beri iki parti, görüşmelerinde birbirlerine bir adım daha yaklaşmış oldular. Komünist Partisi, iki parti için ortak bir siyasî program yapılması, kitle hareketleri üzerindeki yasağın kaldırılması, siyasî mahkûmların serbest bırakılması ve Kızıl Ordunun isminin değiştirilmesi meseleleri üzerinde daha birçok somut teklif getirdi. Henüz ne ortak programın uygulanmasına, başlandı, ne kitle hareketleri üzerindeki yasak kaldırıldı, ne de devrimci üs bölgelerindeki yeni-demokratik düzen tanındı; gene de, Peyping ve Tienzin'in düşmesinden aşağı yukarı bir ay sonra, Kızıl Orduya, Millî Devrimci Ordunun Sekizinci Yol Ordusu (ya da Japonya'ya karşı savaş düzeninde Onse-kizinci Grup Ordusu) ismini veren bir emirname yayınlandı. Partimiz Merkez Komitesinin iki parti arasında işbirliği hakkındaki bildirisi daha 15 Temmuzda Guomindang'a iletilmişti. Anlaşmaya göre bu bildiri, Çan Kay-şek'in Çin Komünist Partisini resmen tanıdığını ifade eden bir demeci ile aynı anda yayınlanacaktı. Ama bildiri ve demeç, Guomindang Merkezî Haber [sayfa 30] Ajansı tarafından (ne yazık ki çok uzun bir gecikmeden sonra) ancak 22 ve 23 Eylülde yayınlandı. O sırada cephedeki durum kritik bir hal almıştı. Komünist Partisinin bildirisi ve Çan Kay-şek'in demeci ile iki parti arasındaki işbirliğinin kurulduğu ilan edildi ve böylelikle milleti kurtarmak uğruna iki parti arasında yüce bir ittifakın gerekli temeli atılmış oldu. Komünist Partisinin bildirisi, sadece iki parti arasında birlik ilkesini değil, aynı zamanda bütün ülke halkının yüce birliği temel ilkesini de içermektedir. Çan Kay-şek'in, demecinde, bütün Çin'de Komünist Partisini resmen tanıması ve milleti kurtarmak için birliğin gerekliliğinden bahsetmesi iyi bir şeydir. Ancak Çan Kay-şek, Guomindang kibirliliğinden vazgeçmemiştir ve gerekli özeleştiriyi yapmamıştır; bizim ise bu kadarıyla yetinmemiz imkânsızdır. Yine de iki parti arasında birleşik cephenin kurulduğu ilan edilmiştir. Bu, Çin devrimi tarihinde yeni bir çığır açmıştır. Bu, Çin devrimi üzerinde geniş ve derin bir etki yapacak ve Japon emperyalizminin yenilgiye uğratılmasında tayin edici bir rol oynayacaktır.
      Guomindang ve Çin Komünist Partisi arasındaki ilişki 1924'ten beri Çin devriminde tayin edici bir rol oynamıştır. 1924-1927 devrimi iki partinin belirli bir program temeli üzerinde işbirliğinin bir sonucu olarak meydana gelmiştir. Sadece iki-üç yılda Dr. Sun Yat-sen'in kırk yılını hasrettiği ve tamamlanmamış olarak bıraktığı millî devrimde muazzam basanlar elde edildi; bu başarılar Kvantung'daki devrimci üssün kurulması ve Kuzey Seferinin zaferi idi. Bunlar iki parti arasında birleşik cephe kurulmasının ürünleriydi. Fakat tam devrimin zafere yaklaştığı sırada devrim davasını savunmaktan vazgeçen bazı kişiler, iki parti arasındaki birleşik cepheyi parçaladılar ve böylece yenilgiye uğrattılar; kapılar ardına kadar yabancı saldırıya açıldı. Bunlar, iki parti arasındaki birleşik cephenin parçalanmasının ürünleriydi. Simdi iki parti arasında yeni kurulan birleşik cephe Çin devriminde yeni bir dönem açmıştır. Birleşik cephenin tarihî rolünü ve büyük geleceğini kavramayan ve onu sadece olayların baskısı altında alınan geçici bir tedbir sayanlar hâlâ var. Gene de, bu birleşik cephe sayesinde tarihin tekerleği Çin devrimini yepyeni bir aşamaya doğru ilerletecektir. Çin'in bugün çok vahim bir durumda olan millî ve sosyal buhrandan kendisini kurtarıp kurtaramayacağı bu birleşik cephenin nasıl gelişeceğine bağlıdır. Şimdiden gelişmelerin olumlu olacağını gösteren yeni belirtiler var. Birincisi, Çin Komünist Partisi birleşik cephe [sayfa 31] siyasetini ortaya attığında bu siyaset her yerde halkın onayını kazandı. Bu, halkın iradesinin açık bir ifadesidir. İkincisi, Sian Olayı barışçı bir şekilde çözüldükten ve iki parti iç savaşı sona erdirdikten hemen sonra, ülkedeki bütün siyasî parti ve gruplar, bütün mesleklerden insanlar ve bütün silahlı kuvvetler, eşi görülmedik bir birliğe ulaştılar. Ancak bu birlik, özellikle hükümet ve halk arasındaki birlik meselesi esas olarak çözülmedikçe, Japonya'ya karşı direnişin ihtiyaçlarına cevap vermekten gene de çok uzaktır. Üçüncüsü ve en çarpıcısı ise ülke çapında Direnme Savaşının başlamış olmasıdır. Direnme Savaşının mevcut durumu bizi tatmin etmiyor. Çünkü bu savaş her ne kadar millî bir karakter taşıyorsa da, hâlâ sadece hükümet ve silahlı kuvvetler tarafından yürütülmektedir. Daha önce belirttiğimiz gibi Japon emperyalizmi bu tür bir direnme savaşıyla altedilemez. Bununla beraber Cin yüz yıldır ilk defa yabancı bir istilacıya karşı ülke çapında bir direnişi kesinlikle başlatmış bulunuyor; iç' barış ve iki parti arasında işbirliği olmasaydı bu mümkün olamazdı. Japon saldırganları iki parti arasındaki birleşik cephenin parçalanmış bulunduğu bir sırada dört Kuzeydoğu eyaletini tek kurşun atmadan ele geçirebildiler; oysa birleşik cephenin yeniden kurulduğu bugün kanlı muharebelere girişmeden daha fazla Çin toprağı ele geçiremeyeceklerdir. Dördüncü olarak, birleşik cephenin uluslararası etkisini hesaba katmak gerekir. Çin Komünist Partisinin Japonya'ya karşı birleşik eephe önerisi, bütün dünyadaki Komünist Partilerin ve işçi ve köylülerin desteğini kazanmıştır. Guomindang ile Komünist Partisi arasında işbirliğinin kurulması, çeşitli ülke halklarının ve özellikle Sovyetler Birliği'nin Çin'e daha aktif bir şekilde yardım etmesini sağlayacaktır. Çin ve Sovyetler Birliği bir saldırmazlık anlaşması[18] imzalamış bulunuyor ve iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi bekleniyor. Bütün bu belirtilere bakarak kesinlikle söyleyebiliriz ki, birleşik cephenin gelişmesi, Çin'i parlak ve büyük bir geleceğe, yani Japon emperyalizminin altedilmesi ve birleşmiş bir demokratik cumhuriyetin kurulması hedefine ulaştıracaktır.
      Bununla beraber birleşik cephe mevcut durumunu koruduğu sürece bu şanlı görevi başaramaz. İki parti arasındaki birleşik cephe daha da geliştirilmelidir; çünkü mevcut durumuyla henüz geniş bir temele oturtulmuş ya da sağlamlaştırılmış değildir. [sayfa 32]
      Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephe sadece Guomindang ve Komünist Partisiyle mi sınırlı kalmalıdır? Hayır, iki partinin sadece bir parçasını meydana getirdiği bütün milletin birleşik cephesi olmalıdır. Japonya'ya Karşı Birleşik Cephe, bütün parti ve grupların, bütün mesleklerden kişilerin ve bütün silahlı kuvvetlerin birleşik cephesi, bütün yurtseverlerin -işçilerin, köylülerin, askerlerin, aydınların ve işadamlarının- birleşik cephesi olmalıdır. Şimdiye kadar birleşik cephe gerçekte iki partiyle sınırlı kalmıştır; öte yandan işçi, köylü, asker ve şehir küçük burjuvazisi kitleleri ve büyük sayıdaki diğer yurtseverler henüz uyandırılmış, örgütlenmiş, harekete geçirilmiş ya da silahlandırılmış değildir. Bugün en ciddi mesele budur. Ciddidir çünkü cephede zaferi imkânsız kılmaktadır. Gerek Kuzey Çin'de ve gerekse Kiangsu ve Çekyang Eyaletlerinde cephedeki vahim durumu gizlemek artık mümkün değildir; buna gerek de yoktur. Mesele, durumun nasıl düzeltileceğidir. Ve bunun da tek yolu Dr. Sun Yat-sen'in Vasiyetini yerine getirmek, "halk kitlelerini harekete geçirmek"tir. Dr Sun ölürken yaptığı Vasiyetinde, kırk yılda edinilen tecrübeye dayanarak, devrim hedefine ancak bu şekilde ulaşılabileceğine kesinlikle ikna olduğunu ilan etmiştir. Bu vasiyeti yerine getirmeyi inatla reddetmek için bir neden var mı? Milletin kaderinin tehlikede olduğu bir anda bunu yerine getirmemek için bir neden var mı? Baskı ve zulmün "halk kitlelerini harekete geçirme" ilkesine ters düştüğünü herkes bilir. Sadece hükümetin ve ordunun direnmesi, Japon emperyalizmini asla altedemez. Bu yıl Mayıs başlarında Guomindang yöneticilerini, halk kitleleri direnme için harekete geçirilmedikçe Çin'in Habeşistan'ın akıbetine uğrayacağı konusunda ciddiyetle uyarmıştık. Sadece Çin Komünistleri değil, bütün ülkedeki ilericiler ve birçok aklı başında Guomindang üyesi de bu hususu belirtmişlerdir. Gene de zorbalıkla yönetim siyaseti değişmedi. Sonuç olarak hükümet kendisini halktan, orduyu kitlelerden ve askerî komutayı da ordu mensuplarından soğuttu. Birleşik cephe, kitlelerin katılmasıyla güçlendirilmedikçe, savaş cephelerindeki buhran hafiflemeyecek, kaçınılmaz olarak vahimleşecektir.
      Japonya'ya karşı mevcut birleşik cephenin, Guomindang'ın zorbalıkla yönetim siyasetinin yerini alacak bir siyasî programı, iki parti tarafından da kabul edilmiş ve resmen ilan edilmiş bir programı hâlâ yoktur. Guomindang, kitlelere karşı son on yıldır izlediği uygulamayı devam ettirmektedir; hiç bir değişiklik [sayfa 33] olmamıştır ve hükümet cihazı, ordu sistemi ve sivillere karşı siyasetten maliye, iktisat ve eğitim siyasetlerine kadar her şey son on yılda neyse öyle kalmıştır. Değişiklikler, hem de büyük değişiklikler olmuştur: İç savaşın sona erdirilmesi ve Japonya' ya karşı birlik. İki parti iç savaşı sona erdirmiş ve ülke çapında Japonya'ya Karşı Direnme Savaşını başlatmışlardır; bu, Sian Olayından sonra Çin siyasî sahnesinde muazzam bir değişiklik anlamına gelmektedir. Fakat yukarıda sıralanan uygulamalarda bugüne kadar değişiklik olmamıştır ve bu nedenle değişen şeylerle değişmeyenler arasında bir uyumsuzluk mevcuttur. Eski uygulamalar sadece dışta uzlaşmaya ve içte devrimin bastırılmasına hizmet eder; ve emperyalist Japon istilasıyla başa çıkmaya gelince bu uygulamaların her bakımdan elverişsiz ve yetersiz olduğu ortaya çıkar. Japonya'ya karşı direnmek istemeseydik durum daha başka olacaktı, fakat mademki bunu istiyoruz ve direnme gerçekten başlamıştır ve mademki ciddi bir buhran kendini göstermiştir, yeni yolları reddetmek akla gelebilecek en vahim tehlikelere yol açacaktır. Japonya'ya karşı direnme geniş bir temele dayanan bir birleşik cepheyi gerektirir ve bu nedenle bütün halk buna katılmak üzere seferber edilmelidir. Japonya'ya karşı direnme sağlamlaştırılmış bir birleşik cepheyi gerektirir ve bu yüzden de ortak bir programa ihtiyaç vardır. Ortak program birleşik cephenin eylem kılavuzu olacak ve aynı zamanda bir kordon gibi, birleşik cephede yer alan bütün örgütleri ve kişileri, bütün siyasî parti ve grupları, her meslekten kişileri ve bütün silahlı kuvvetleri birbirine sıkıca bağlayan bir bağ görevi görecektir. Ancak bu şekilde sağlam bir birlikten söz edebiliriz. Biz, eski bağlayıcı kurallara karşıyız, çünkü bunlar millî devrimci savaşa uygun değildir. Biz eskilerinin yerini alacak yeni bağlayıcı kuralları, yani ortak bir programın ilanını ve devrimci düzenin kurulmasını beklemekteyiz. Başka hiç bir şey Direnme Savaşına uygun düşmeyecektir.
      Ortak program ne olmalıdır? Ortak program Dr. Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesi ve bu yıl 25 Ağustosta Komünist Partisi tarafından önerilen Japonya'ya Karşı Direnmek ve Milleti Kurtarmak İçin On Maddelik Program[19] olmalıdır.
      Çin Komünist Partisi, Guomindang-Komünist işbirliğini ilan eden bildirisinde şunu belirtmişti: "Çin'in bu gün ihtiyacı olan şey Dr. Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesidir ve Partimiz bunların tamamen gerçekleşmesi için mücadele etmeye hazırdır." Bazı kişiler Komünist Partisinin Guomindang'ın Üç Halk İlkesini [sayfa 34] uygulamaya hazır olmasını garip buluyorlar; mesela Şanghay' dan Çu Çing-lay[20] mahallî bir gazetede şüphelerini belirtmiştir, Bu kişiler, komünizmin ve Üç Halk İlkesinin birbirine zıt şeyler olduğunu düşünüyor. Bu, tamamen biçimsel bir yaklaşımdır. Komünizm, devrimin gelişmesinin ileri bir aşamasında uygulamaya konulacaktır; komünistler bugünkü aşamada bunu gerçekleştirebilme konusunda hiç bir hayale kapılmayacak, tarihin gerektirdiği millî ve demokratik devrimi sürdüreceklerdir. Komünist Partisinin Japonya'ya karşı bir millî birleşik cephe ve birleşmiş bir demokratik cumhuriyet önermiş olmasının temel nedeni budur. On yıl önce iki partinin ilk birleşik cephesi döneminde Guomindang'ın Birinci Millî Kongresinde, Komünist Partisi ve Guomindang, Üç Halk İlkesini uygulamaya birlikte karar verdiler ve bu ilkeler 1924'ten 1927'ye kadar bütün sadık Komünistlerin ve Guomindang'ın bütün sadık üyelerinin gayretleri ile ülkenin geniş alanlarında uygulandı. Birleşik cephe maalesef 1927'de parçalandı ve sonraki on yılda Guomindang, Üç Halk İlkesinin uygulanmasına karşı çıktı. Fakat Komünist Partisinin bu on yıl içinde bütün siyasetleri Dr. Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesinin ve Üç Büyük Siyasetinin devrimci ruhu ile esas olarak aynı çizgideydi. Komünist Partisinin emperyalizme karşı mücadele vermediği gün olmamıştır. Bu, Milliyetçilik İlkesinin mükemmel uygulanması anlamına gelir; demokratik işçi-köylü diktatörlüğü, Demokrasi İlkesinin mükemmel bir uygulamasından başka bir şey değildir; Toprak Devrimi de Halkın Refahı İlkesinin mükemmel bir uygulamasıdır. O halde Komünist Partisi neden demokratik işçi-köylü diktatörlüğünün kaldırıldığını ve toprak ağalarının topraklarına el konulmasının durdurulduğunu ilan etti? Sebep, bir süre önce de açıkladığımız gibi, bunların yanlış olması değildir; silahlı Japon emperyalist saldırısı ülke içindeki sınıf ilişkilerinde bir değişikliğe yol açmış ve böylece ülkedeki bütün sınıfların Japon emperyalizmine karşı birleşmesini sadece gerekli kılmakla kalmamış, aynı zamanda bunu mümkün hale getirmiştir. Faşizme karşı ortak mücadele uğrunda faşizme karşı bir birleşik cephe, sadece Çin'de değil bütün dünyada hem gerekli hem de mümkündür. Bu nedenle Çin'de bir millî ye demokratik birleşik cephe kurulmasından yanayız. Demokratik işçi-köylü diktatörlüğü yerine bütün sınıfların ittifakına dayanan bir demokratik cumhuriyeti bu esaslara dayanarak önermiş bulunuyoruz. Toprak devrimi Dr. Sun Yat-sen'in önerisi olan "toprak işleyenindir" ilkesini uygulamıştır. [sayfa 35] Japon emperyalizmine karşı daha çok sayıda İnsanı birleştirme uğruna bunu şimdi durdurmuş bulunuyoruz; fakat bu, Çin'in toprak meselesinin çözülmesi gerekmediği anlamına gelmez. Siyasetteki bu değişikliklerin nedenleri ve zamanı konusundaki tutumumuzu samimiyetle açıkladık. Ülkemizin güçlü bir saldırgan tarafından istila edildiği bu millî buhran anında Parti, milleti kurtarabilecek tek siyaset olan bir millî ve demokratik birleşik cephe önerisini zamanında ortaya atabildiyse ve bu siyaseti sürekli bir gayretle uygulayabildiyse bunun nedeni Marksist ilkelere dayanan Çin Komünist Partisinin sürekli olarak devrimci Üç Halk İlkesine -ilk Guomindang-Komünist birleşik cephesinin ortak programına- bağlı kalması ve bu ilkeleri geliştirmesidir. Şimdi mesele devrimci Üç Halk ilkesine inananın ya da uygulayanın Komünist Partisi olup olmadığı değil, Guomindang'ın bunu yapıp yapmadığıdır. Bugünkü görev, Dr. Sun'un Üç Halk İlkesinin devrimci ruhunu bütün ülkede yeniden canlandırmak ve bu temel üzerinde belirli bir program ve siyaset tespit etmek ve bunları, isteksizce değil samimiyetle, baştan savma değil doğrulukla, ağır ağır değil derhal uygulamaya koymaktır, Çin Komünist Partisi bunun gerçekleşmesini samimiyetle arzulamaktadır. İşte bu nedenledir ki, Çin Komünist Partisi Lukuçiao Olayından sonra Japonya'ya Karşı Direnmek ve Milleti Kurtarmak İçin On Maddelik Programı ortaya atmıştır. On Maddelik Program hem Marksizmle ve hem de gerçekten devrimci Üç Halk İlkesi ile aynı çizgidedir. Bir başlangıç programıdır. Cin devriminin Japonya'ya karşı millî devrimci savaş aşaması olan bugünkü aşamasının programıdır; Çin, ancak bu program uygulanırsa kurtarılabilir. Tarih bu programa herhangi bir şekilde karşı çıkmakta ısrar edenleri cezalandıracaktır.
      Guomindang'ın rızası olmaksızın bu programı bütün ülkede uygulamak imkânsızdır, çünkü Guomindang bugün hâlâ Çin' deki en büyük partidir ve iktidar partisidir. Guomindang'ın aklı başında üyelerinin bu programı kabul edeceği günlerin geleceğine inanıyoruz. Zira bunu kabul etmeyecek olurlarsa, Üç Halk İlkesi ebediyete kadar boş, laf olarak kalacak ve Dr. Sun Yat-sen'in devrimci ruhunu canlandırmak, Japon emperyalizmini yenmek ve Çin halkı için yabancı bir devletin köleleri olmaktan kurtulmak imkânsız olacaktır. Gerçekten aklı başında hiç bir Guomindang üyesi böyle bir şey olmasını kesinlikle isteyemez ve halkımız da kendisinin köle haline getirilmesine [sayfa 36] izin vermeyecektir. Üstelik Çan Kay-şek 23 Eylül tarihli demecinde şöyle diyordu:
      Devrimden yana olan bizlerin, kişisel kinleri ve önyargıları bir yana bırakmamız ve kendimizi Üç Halk İlkesinin gerçekleşmesine adamamız gerektiğine inanıyorum. Bu kritik ölüm kalım dönemecinde geçmişi mümkün olduğu kadar unutalım ve bütün milletle birlikte her şeye yeniden başlayalım. Ülkemizin hayatiyetini ve mevcudiyetini korumak umuduyla, birlik için azimle çalışalım.

      Bu çok doğrudur. Bugünkü acil görev, Üç Halk İlkesinin gerçekleşmesi için çaba harcamak, kişisel ve hizipçi ön yargıları bir yana atmak, eski uygulamaları değiştirmek, Üç Halk İlkesine uygun bir devrimci programı derhal uygulamak ve bütün milletle birlikte her şeye yeniden başlamaktır. Bugün tek yol budur. Daha fazla gecikilirse son pişmanlık para etmeyecektir.
      Fakat Üç Halk İlkesini ve On Maddelik Programı uygulamak için araçlar gerekir;, bu ise hükümette ve orduda reform yapma meselesini ortaya çıkarmaktadır. Mevcut hükümet hâlâ Guomindang'ın tek parti diktatörlüğünün hükümetidir ve bir millî demokratik birleşik cephe hükümeti değildir. Bir millî demokratik birleşik cephe hükümeti olmadan Üç Halk İlkesini ve On Maddelik Programı uygulamak imkânsızdır. Guomindang'ın meveut ordu sistemi hâlâ eski sistemdir ve bu sistemle örgütlenmiş birliklerle Japon emperyalizmini yenmek imkânsızdır. Şimdi birlikler direnmeye başlamışlardır ve hepsine, özellikle cephede çarpışan birliklere karşı büyük hayranlık ve saygı duymaktayız. Ama. Direnme Savaşının son üç ayından çıkardığımız dersler, Guomindang'ın ordu sisteminin değiştirilmesi gerektiğini göstermiştir. Çünkü bu sistem Japon saldırganlarını tamamen yenilgiye uğratma ve Üç Halk İlkesi ile devrimci programı başarıyla uygulama görevine ters düşmektedir. Değişiklik, subaylarla erler ve orduyla halk arasında birlik ilkelerine dayanmalıdır. Guomindang'ın mevcut ordu sistemi bu ilkelerin her ikisine de esastan aykırıdır. Mevcut sistem, subay ve er kitlesinin sadakatlerine ve cesaretlerine rağmen ellerinden geleni yapmalarına engel olmaktadır ve bu nedenle de sistemde reform yapmaya derhal başlanmalıdır. Bu, sistemde reform yapılana [sayfa 37] kadar savaşın durdurulması anlamına gelmez; savaş devam ederken de reform yapılabilir. Burada merkezî görev, ordunun siyasî ruhunda ve siyasî çalışmasında değişiklik yapmaktır. Kuzey Seferi sırasındaki Millî Devrimci Ordu hayranlık uyandırıcı bir örnek teşkil etmektedir, çünkü Millî Devrimci Ordu, genel olarak, subaylarla erler ve orduyla halk arasında birlik kurmuştu; o günlerin ruhunun canlandırılması mutlaka gereklidir. Çin, Cumhuriyetçi ordunun son derece zor şartlar altında kurulduğu İspanya'daki savaştan ders almalıdır. Çin, İspanya'dan daha iyi bir durumdadır; fakat Çin'de geniş bir temele dayanan ve pekiştirilmiş bir birleşik cephe, devrimci programın tamamını uygulamaya muktedir bir birleşik cephe hükümeti ve yeni sisteme göre örgütlenmiş büyük sayıda birlik yoktur. Bu eksiklikler giderilmelidir. Savaş bir bütün olarak alındığında, Çin Komünist Partisinin yönetimindeki Kızıl Ordu bugün ancak bir öncü rolü oynayabilir, ülke çapında tayin edici rolü henüz oynayamaz. Yine de siyasî, askerî ve örgütsel meziyetleri bütün ülkedeki dost ordular tarafından benimsenmeye değer. Kızıl Ordu, başlangıçta bugünkü Kızıl Ordu değildi; o da birçok reformlardan geçti. Bunların başlıcaları, ordu İçindeki feodal uygulamaların terkedilmesi, subaylarla askerler orasında ve orduyla halk arasında birlik ilkesinin uygulanmasıydı. Bütün ülkedeki dost ordular bu tecrübeden yararlanabilirler.
      İktidardaki Guomindang Partisinde bulunan Japon aleyhtarı yoldaşlar! Bugün milleti mahvolmaktan kurtarma ve varlığını sürdürmesini sağlama sorumluluğunu sizlerle paylaşıyoruz. Daha şimdiden bizimle Japonya'ya karşı bir birleşik cephe kurmuş bulunuyorsunuz. Bu çok iyidir. Japonya'ya karşı direnmeye başladınız. Bu da çok iyidir. Fakat diğer siyasetlerde eski yolda devam etmenizi tasvip etmiyoruz. Birleşik cepheyi geliştirmeli ve genişletmeliyiz, halk kitlelerini cephe etrafında toplamalıyız. Birleşik cepheyi pekiştirmek ve ortak bir program izlemek gereklidir. Siyasî sistemde ve ordu sisteminde mutlaka reform yapılmalıdır. Mutlaka yeni bir hükümet kurmak gereklidir, çünkü sadece böyle bir hükümet devrimci programı uygulayabilir ve ordularda ülke çapında reform yapabilir. Bu önerilerimiz günün ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Partinizdeki birçok kişi de bunu uygulamanın zamanı geldiğine inanmaktadır. Dr. Sun Yat-sen başta iken, kararını verdi ve siyasî sistemde ve ordu sisteminde reform yaparak 1924-1927 devriminin temelini atmış oldu. Aynı çeşit reformu yapma sorumluluğu şimdi [sayfa 38] size düşmektedir. Guomindang'ın sadık ve yurtsever hiç bir üyesinin, önerimizin durumun ihtiyaçlarına cevap vermediğini düşünmeyeceğine inanıyoruz. Önerimizin objektif ihtiyaçları karşıladığına kesinlikle inanıyoruz.
      Milletimizin geleceği tehlikededir. Guomindang ve Komünist Partisi sıkı sıkıya birleşin! Köle olmayı reddeden bütün yurttaşlarımız, Guomindang-Komünist birliği temeli üzerinde sıkı sıkıya birleşin! Bugün Çin devriminin acil görevi, bütün güçlükleri yenmek için gerekli olan bütün reformları yapmaktır. Bu görev yerine getirildiği zaman Japon emperyalizmini mutlaka altedeceğiz. Sıkı çalışırsak geleceğimiz parlak olacaktır. [sayfa 39]



İNGİLİZ GAZETECİSİ JAMES BERTRAM'LA MÜLAKAT
25 Ekim 1937

ÇİN KOMÜNİST PARTİSİ VE DİRENME SAVAŞ!


      James Bertram
: Çin Komünist Partisi, Çin-Japon savaşının patlak vermesinden önce ve sonra savaşa dair ne gibi somut açıklamalarda bulundu?
      Mao Zedung
: Çin Komünist Partisi, savaş patlak vermeden önce, Japonya ile savaşın kaçınılmaz olduğunu, Japon emperyalistlerinin bütün "barışçı çözüm" laflarının ve Japon diplomatlarının süslü laflarının sadece savaş hazırlıklarını gizlemek için söylendiğini bildirerek, bütün milleti defalarca uyardı. Birleşik cephe güçlendirilmedikçe ve devrimci bir siyaset benimsenmedikçe millî kurtuluş savaşının zafere ulaşmayacağını defalarca belirttik. Bu devrimci siyasette en önemli nokta, Çin hükümetinin, Japonya'ya karşı cepheye katılması için bütün halkı seferber etmek amacıyla demokratik reformlar yapmak zorunda oluşudur. Japonya'nın "barış sözü"ne inananların ve savaştan kaçınmanın mümkün olduğunu düşünenlerin, ya da kitleleri seferber etmeden Japon saldırılarına karşı direnmenin mümkün olduğuna inananların hatalarını defalarca belirttik. Savaşın hem patlak vermesi hem de seyri, görüşlerimizin doğruluğunu ispat etti. Komünist Partisi, Lukuçiao Olayının ertesi günü bütün ülkeye hitaben, bütün siyasî partileri ve grupları ve bütün sosyal tabakaları Japon saldırısına karşı işbirliği yapmaya ve millî birleşik cepheyi güçlendirmeye çağıran bir bildiri yayınladı. Çok kısa bir süre sonra da, Çin hükümetinin Direnme Savaşında benimsemesi gereken siyasetleri ortaya koyduğumuz, Japonya'ya Karşı Direnmek ve Milleti Kurtarmak İçin On Maddelik Programı ilan ettik. Guomindang-Komünist [sayfa 40] işbirliğinin kurulmasıyla bir başka önemli bildiri yayınladık. Bütün bunlar, Direnme Savaşını, birleşik cepheyi güçlendirerek ve devrimci bir siyaset uygulayarak yürütme ilkesine olan sıkı bağlılığımızı ispat eder. Bugünkü dönemde temel şiarımız, "milletçe topyekûn direniş"tir.

SAVAŞ DURUMU VE ÇIKARDIĞIMIZ DERSLER

      Soru: Sizce, savaşta bugüne kadar elde edilen sonuçlar nelerdir?
      Cevap
: Meselenin başlıca iki yönü vardır. Bir yandan Japon emperyalistleri şehirlerimizi zaptederek, topraklarımızı ele geçirerek, ırza geçerek, yağmalayarak, yakarak ve katlederek Çin halkını millî esaret tehlikesiyle geri dönülmez bir biçimde yüz-yüze getirmiş bulunmaktadır. Diğer yandan bunun sonucu olarak Çin halkının çoğunluğu, buhranın daha büyük birlik ve bütün milletçe direniş olmaksızın giderilemeyeceğini çok iyi anlamıştır. Aynı zamanda, dünyadaki barışsever ülkeler Japon tehdidine karşı direnişin gerekli olduğunu farketmektedirler. Savaşın bugüne kadar yarattığı sonuçlar bunlardır.
      Soru:
Sizce Japonların amaçlan nelerdir ve bu amaçlara ne dereceye kadar ulaşmışlardır?
      Cevap:
Japonya'nın planı, ilk adımda kuzey Çin ve Şanghay'ı ve daha sonra da Çin'in diğer kesimlerini işgal etmektir. Japon saldırganlarının planlarını ne dereceye kadar gerçekleştirdiklerine gelince, üç eyaleti, Hopey, Çahar ve Suiyuan'ı kısa bir sürede ele geçirdiler ve şimdi Şansi'yi tehdit ediyorlar; bunun nedeni de, Çin'in Direnme Savaşının şimdiye kadar sadece hükümet ve ordunun direnmesinden ibaret oluşudur. Bu buhran, ancak direniş, halk ve hükümet tarafından ortaklaşa yürütülürse giderilebilir.
      Soru: Sizce Çin, Direnme Savaşında herhangi bir başarı elde etmiş midir? Çıkarılması gereken dersler varsa bunlar nelerdir?
      Cevap
: Bu soruyu sizinle ayrıntılı bir şekilde tartışmak isterim. Herşeyden önce, başarılar elde edilmiştir, hem de büyük başarılar. Bunları söyle sıralayabilirim: (1) Çin'e karşı emperyalist saldırı başladığından beri bugünkü Japonya'ya Karşı Direnme Savaşıyla karşılaştırılabilecek bir şey olmamıştır. Bu savaş coğrafî bakımdan gerçekten bütün ülkeyi kapsayan bir savaştır; devrimci karakterdedir. (2) Savaş parçalanmış bir ülkeyi [sayfa 41] nispeten birleşmiş bir ülke haline getirmiştir. Bu birliğin temeli Guomindang-Komünist işbirliğidir. (3) Savaş, dünya kamuoyunun sempatisini kazanmıştır. Eskiden, direnmediği için Çin'i hor görenler, şimdi Çin'in direnişine saygı duyuyorlar. (4) Savaş, Japon saldırganlarına ağır kayıplar verdirdi. Japon saldırganlarının günlük savaş giderinin yirmi milyon yen olduğu bildirilmektedir ve henüz elde rakam mevcut değilse de şüphesiz kayıpları da çok ağırdır. Japon saldırganları dört kuzeydoğu eyaletini kolaylıkla ve hemen hiç çaba harcamadan ele geçirdiler, ama, şimdi kanlı muharebeler vermeden Çin topraklarını ele geçiremezler. Saldırganlar Çin'de karınlarını tıka basa duyurabileceklerini sanıyorlardı ama Çin'in uzun süreli direnişi Japon emperyalizminin çöküşünü sağlayacaktır. Bu nedenle Çin, sadece kendini korumak için değil, aynı zamanda faşizme karşı dünya cephesindeki büyük görevini yerine getirmek için de savaşmaktadır. Direnme Savaşının devrimci karakteri burada da ortaya çıkmaktadır. (5) Savaştan bazı dersler çıkardık. Bunların bedelini toprağımız ve kanımızla ödedik.
      Derslere gelince, bunlar da büyük derslerdir. Birkaç aylık savaş, Çin'in zaaflarının birçoğunu ortaya çıkarmıştır. Bunlar, herşeyden önce siyasî alanda görülmektedir. Savaş, coğrafî bakımdan bütün ülkeyi kapsadığı halde, savaşı henüz bütün millet vermemektedir. Geniş kitlelerin katılmaları, eskiden olduğu gibi, hükümet tarafından kısıtlanmıştır ve bu nedenle savaş henüz bir kitle karakteri taşımamaktadır. Kitle karakteri taşımadıkça da, Japon emperyalist saldırısına karşı savaşın başarıya ulaşması mümkün değildir. Bazıları, "Savaş şimdiden her yanı sarmıştır" diyorlar. Fakat bu sadece, ülkenin geniş kesimlerini kapsaması bakımından doğrudur. Katılmaya gelince, savaş hâlâ kısmî bir savaştır, çünkü sadece hükümet ve ordu tarafından yürütülmektedir, halk tarafından değil. Son birkaç aydaki büyük toprak kaybının ve askerî güçlüklerin baş nedeni kesinlikle budur. Bu nedenle, mevcut silahlı direniş devrimci bir direniştir, ama devrimci karakteri henüz tam değildir, çünkü o henüz kitle savaşı değildir. Burada da birlik meselesi söz konusudur. Siyasî partiler ve gruplar eskiye göre nispeten birleşmiştir, fakat birlik hâlâ gerekenden çok uzaktadır. Siyasî mahkûmların çoğu henüz serbest bırakılmamıştır ve siyasî partiler üzerindeki yasak tam olarak kaldırılmamıştır. Halk ile hükümet, halk ile ordu ve subaylar ile erler arasındaki ilişkiler hâlâ kötüdür ve burada birlik yerine ayrılık görülmektedir. Bu [sayfa 42] temel bir meseledir. Bu çözülmedikçe zafer söz konusu değildir. Ayrıca askerî hatalar, insan ve toprak kaybımızın bir diğer önemli nedenidir. Yapılan muharebeler çoğunlukla pasif muharebeler, ya da askeri terimle "sırf savunma" muharebeleri olmuştur. Bu şekilde savaşarak asla kazanamayız. Zafere ulaşmak için, hem siyasî hem de askerî alanlardaki mevcut siyasetlerden esaslı şekilde farklı siyasetler gereklidir. Öğrendiğimiz dersler bunlardır.
      Soru
: O halde siyasî ve askerî önşartlar nelerdir?
      Cevap
: Siyasî alanda, önce, mevcut hükümet halkın temsilcilerinin yer aldığı bir birleşik cephe hükümetine dönüştürülmelidir. Hükümet aynı zamanda hem demokratik hem de merkeziyetçi olmak zorundadır. Gerekti devrimci siyasetleri uygulamalıdır. İkinci olarak, halka söz hürriyeti, basın hürriyeti, toplanma ve dernek kurma hürriyeti ve düşmana karşı silaha sarılma hakkı mutlaka verilmelidir ki savaş kitle karakteri kazansın. Üçüncü olarak, aşırı vergilerin ve çeşitli harçların iptali, kira ve faizlerin düşürülmesi, işçilere, küçük rütbeli subaylara ve erlere daha iyi şartlar sağlanması, Japonlarla savaşan askerlerin ailelerine tercihli muamele yapılması ve tabiî afet kurbanlarına ve savaş mültecilerine yardım yapılması yoluyla, halkın geçim şartlan düzeltilmelidir. Hükümetin malî siyaseti, parası olanlar para yardımı yapsınlar anlamına gelen, iktisadî yükün eşit dağılımı ilkesine dayandırılmalıdır. Dördüncü olarak, olumlu bir dış siyaset izlenmelidir. Beşinci olarak, kültür ve eğitim siyaseti değiştirilmelidir. Altıncısı, hainler amansızca ezilmelidir. Bu mesele son derece ciddi bir hal almıştır. Hainler başıboş kalmıştır. Cephede düşmana yardım etmektedirler; cephe gerisinde karışıklıklar çıkarmaktadırlar ve hatta bazıları Japonya'ya karşı bir poz takınmakta, yurtsever kişileri hain olarak ilan etmekte ve tutuklatmaktadırlar. Ancak halk, hükümetle serbestçe işbirliği yapabildiği takdirde hainler etkili bir şekilde bastırılabilecektir. Askerî alanda kapsamlı reformlar gerekmektedir ve bunların en önemlileri şunlardır: Strateji ve taktiklerde sırf savunmadan aktif saldırı ilkesine dönmek; eski tip orduları yeni tip ordulara dönüştürmek; zorla asker toplama yöntemini, halkı cepheye gitmek üzere ayaklandırma yöntemine dönüştürmek; bölünmüş komutayı birleşik bir komutaya dönüştürmek; orduyu halka yabancılaştıran disiplinsizliği, halkın en ufak çıkarının, bile çiğnenmesini yasaklayan bilinçli disipline dönüştürmek; düzenli ordunun tek başına savaştığı [sayfa 43] mevcut durumu, halk tarafından verilen yaygın gerilla savaşının düzenli ordunun harekâtıyla uyum içinde geliştirildiği bir duruma dönüştürmek vb. Bütün bu siyasî ve askerî ön şartlar yayınlanmış bulunan On Maddelik Programımızda sıralanmıştır. Hepsi de Dr. Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesinin, Üç Büyük Siyasetinin ve Vasiyetinin ruhuna uygundur. Savaş, ancak bunlar uygulandığı zaman kazanılabilir.
      Soru
: Komünist Partisi bu programı uygulamak için ne yapıyor?
      Cevap:
Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cepheyi genişletme ve pekiştirme, bütün güçleri seferber etme ve Direnme Savaşında zafere ulaşma gayreti içinde, yorulmak bilmeden durumu açıklamayı ve Guomindang ve bütün diğer yurtsever parti ve gruplarla birleşmeyi görevimiz olarak kabul etmekteyiz. Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephenin kapsamı hâlâ çok sınırlıdır ve bunu genişletmek gerekmektedir, yani halkı tabandan başlayarak, birleşik cepheye katılmak üzere seferber ederek. Dr. Sun Yat-sen'in Vasiyetinde istediği gibi "Halk kitlelerini harekete geçirmek" gerekmektedir. Birleşik cephenin pekiştirilmesi, bütün siyasî parti ve grupları faaliyetlerinde bağlayıcı olacak ortak bir program uygulamak demektir. Dr. Sun'un devrimci Üç Halk İlkesini, Üç Büyük Siyasetini ve Vasiyetini bütün siyasî partilerin ve bütün sosyal sınıfların ortak programı olarak kabul etmeye hazırız. Fakat bu program, bugüne kadar bütün partiler tarafından kabul edilmiş değildir ve her şeyden önce, Guomindang böyle bir kapsamlı programın ilan edilmesini kabul etmiş değildir. Dr. Sun Yat-sen'in Milliyetçilik İlkesi Guomindang tarafından, Japonya'ya karşı direnişinde de görüldüğü gibi, kısmen uygulanmıştır. Fakat Dr. Sun Yat-sen'in ne Demokrasi İlkesi, ne de Halkın Refahı İlkesi uygulanmamıştır ve Direnme Savaşındaki bugünkü ciddi buhran bunun sonucudur. Savaş durumu öylesine kritik bir hale gelmiştir ki, Guomindang'ın Üç Halk İlkesini tam olarak uygulamasının vakti çoktan gelmiştir, aksi takdirde pişmanlık fayda etmeyecektir. Komünist Partisinin görevi, sesini yükseltmek ve bütün bunları yorulmak bilmeden ve ikna edici bir şekilde Guomindang'a ve bütün millete anlatmaktır; böylece gerçekten devrimci Üç Halk İlkesi, Üç Büyük Siyaset ve Dr. Sun Yat-sen'in Vasiyeti bütün ülkede tastamam ve bütünüyle uygulanacak ve Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephe genişletilecek ve pekiştirilecektir. [sayfa 44]

DİRENME SAVAŞINDA SEKİZİNCİ YOL ORDUSU

      Soru: Birçok kişinin ilgilendiği Sekizinci Yo! Ordusundan, mesela stratejisinden ve taktiklerinden, siyasî çalışmasından, vb. bahseder misiniz?
      Cevap
: Kızıl Ordu, Sekizinci Yol Ordusu olarak isimlendirilip cepheye gönderildiğinden beri, gerçekten birçok kimse bu ordunun faaliyetleriyle ilgilenmeye başladı. Bu konuda size genel bir bilgi vereceğim.
      Önce askerî harekâtından sözedelim. Sekizinci Yol Ordusu, stratejik olarak hareketini Şansi üzerinde toplamaktadır. Bildiğiniz gibi birçok zafer kazanmıştır. Mesela Pingsingkuan muharebesi, Pinglu, Ningvu ve Cingping'in geri alınması, Layuan ve Kuangling'in geri alınması, Zeçingkuan'ın ele geçirilmesi, Japon birliklerinin üç ana ikmal yolunun (Tatung ile Yenmenkuan, Veysien ile Pingsingkuan arası ve Şuosien ile Ningvu arası) kesilmesi, Yenmenkuan'ın güneyindeki Japon kuvvetlerinin gerisine yapılan saldırı, Pingsingkuan ve Yenmenkuan'ın iki defa tekrar ele geçirilmesi ve Cuyang ve Tangsien'in son günlerde yeniden alınması. Şansi'deki Japon birlikleri. Sekizinci Yol Ordusu ve diğer Cin birlikleri tarafından stratejik olarak kuşatılmıştır. Japon birliklerinin Kuzey Çin'de çok çetin bir direnişle karşılaşacaklarını kesinlikle söyleyebiliriz. Eğer Japon birlikleri Şansi'yi çiğneyip geçmeye çalışacak olurlarsa, mutlaka eskisinden daha büyük güçlüklerle karşılaşacaklardır.
      Şimdi de strateji ve taktiklerden söz edelim. Biz, diğer Çin birliklerinin yapmadığını yapıyoruz, yani esas olarak düşmanın kanatlarında ve gerisinde harekât yapıyoruz. Bu şekilde savaş, sırf cephe savunmasından çok farklıdır. Kuvvetlerin bir kısmının cephe harekâtında kullanılmasına karşı değiliz, çünkü bu gereklidir. Fakat esas kuvvetler düşmanın kanatlarına karşı kullanılmalıdır ve düşmana bağımsız olarak ve inisiyatifi elimizde tutarak saldırabilmek için kuşatma ve kanatlarının ardına sarkma taktikleri esastır; çünkü düşmanın kuvvetlerini imha etmenin ve kendi kuvvetlerimizi korumanın tek yolu budur. Üstelik silahlı kuvvetlerimizden bazılarının düşmanın gerisine karşı kullanılması özellikle etkilidir. Çünkü bunlar düşmanın ikmal yollarını ve üslerini parçalayabilir. Cephe kuvvetleri bile sırf savunma taktiklerine değil, esas olarak "karşı saldırı"ya dayanmalıdır. Son bir kaç aydaki askerî gerilemelerin önemli bir nedeni, elverişsiz savaş yöntemlerinin kullanılması olmuştur. [sayfa 45]
      Sekizinci Yol Ordusunun kullandığı çarpışma yöntemleri, bağımız olarak ve inisiyatifi elimizde tutarak uygulanan gerilla savaşı ve hareketli savaş dediğimiz yöntemdir. İlke olarak, bu yöntemler iç savaş sırasında kullandığımız yöntemlerle esasta aynıdır, fakat belli farklar vardır. Mesela bugünkü aşamada geniş bir alanda düşmanın kanatlarına ve gerisine yaptığımız baskınları kolaylaştırmak için kuvvetlerimizi bir araya toplamaktan ziyade böleriz. Bir bütün olarak ülkenin silahlı kuvvetleri sayıca güçlü olduğundan bunların bazıları cephe savunması için kullanılmalı ve bazıları da gerilla harekâtı yürütmek üzere yayılmalıdır, fakat esas kuvvetler her zaman düşmanın kanatlarına karşı yığılmalıdır. Savaşta birinci esas, kendini korumak ve düşmanı yok etmektir ve bu amaç için de bağımsız olarak ve inisiyatifi elimizde tutarak gerilla savaşı ve hareketli savaş vermek ve bütün pasif, katı taktiklerden kaçınmak gerekir. Sekizinci Yol Ordusunun gerilla savaşıyla desteklediği büyük sayıda birlikler hareketli savaş verecek olursa zafer mutlaka bizim olacaktır.
      Şimdi de siyasî çalışmadan söz edelim. Sekizinci Yol Ordusunun çok önemli ve ayırdedici bir başka yanı da üç temel ilkenin yol gösterdiği siyasî çalışmadır. Birincisi, orduda feodal uygulamaların ortadan kaldırılması, dayağın ve küfrün yasaklanması, bilinçli bir disiplin kurulması ve kederin ve neşenin paylaşılması demek olan, subaylarla erler arasındaki birlik ilkesidir; bu ilke sonucu bütün ordu sıkı sıkıya birleşmiştir. İkincisi, halkın en küçük çıkarının bile çiğnenmesini yasaklayan bir disiplin sağlanması, kitleler arasında propaganda yapılması, kitlelerin örgütlenmesi ve silahlandırılması, malî yüklerinin hafifletilmesi, orduya ve halka zarar veren hainlerin ve işbirlikçilerin ezilmesi demek olan, ordu ile halk arasında birlik ilkesidir. Bunun sonucu olarak ordu halkla sıkı sıkıya birleşmiştir ve her yerde iyi karşılanmaktadır. Üçüncüsü, düşman birliklerini parçalama ve savaş esirlerine iyi muamele etme ilkesi. Zaferimiz sadece askerî harekâtımıza değil, düşman birliklerinin dağılmasına da dayanmaktadır. Düşman birliklerini parçalamak ve savaş esirlerine iyi muamele etmek için aldığımız tedbirler henüz elle tutulur sonuçlar vermiş değildir, fakat gelecekte mutlaka verecektir. Üstelik Sekizinci Yol Ordusu üç ilkeden ikincisine uygun olarak, kuvvetlerini, zorlama yoluyla değil, çok daha etkili olan, halkı cepheye gönüllü olarak gitmek üzere ayaklandırmak yöntemiyle yenilemektedir. [sayfa 46]
      Her ne kadar Hopey, Çahar ve Suivuan ile Şansi'nin bir kısmı kaybedilmişse de cesaretimizi kaybetmiş değiliz. Bütün orduyu dost ordularla uyum içinde hareket etmeye ve Şansi'yi savunmak ve kaybedilen toprakları geri almak için sarsılmaz bir kararlılıkla savaşmaya çağırıyoruz. Sekizinci Yol Ordusu Şansi'de direnişi sürdürmek için eylemlerini diğer Çin birliklerinin eylemleriyle uyum içinde yürütecektir; bu, savaşın bütünü için ve özellikle Kuzey Çin'deki savaş için çok önemli olacaktır.
      Soru:
Sizce Sekizinci Yol Ordusunun bu iyi nitelikleri diğer Çin ordularınca da kazanılabilir mi?
      Cevap
: Elbette kazanılabilir. 1924-1927'de Guomindang birliklerinin ruhu Sekizinci Yol Ordusunun bugünkü ruhuna büyük ölçüde benzemekteydi. Komünist Partisi ve Guomindang o zamanlar yeni tip bir silahlı kuvvet örgütlemekte işbirliği yapıyorlardı; iki alayla işe başlayarak etraflarına birçok asker topladılar, ve Çen Çiungming'i yenerek ilk zaferlerini kazandılar. Bu kuvvetler, daha sonra büyüyerek kolordu haline geldi ve daha fazla askeri etkisi altına aldı; Kuzey Seferi ancak bundan sonra başladı. Bu kuvvetlerde yeni bir ruh hâkimdi; genel olarak subaylar ile erler arasında ve ordu ile halk arasında birlik vardı ve ordu militan bir devrimci ruha sahipti. Çin'de ilk defa uygulanan Parti temsilcileri ve siyasî şubeler sistemi, bu silahlı kuvvetlerin çehresini tamamen değiştirmişti. 1927'de kurulan Kızıl Ordu ve bugünün Sekizinci Yol Ordusu, bu sistemi devralmış ve geliştirmiştir. Bu yeni ruhla dolup taşan silahlı kuvvetler, 1924-1927 devrimi döneminde, doğal olarak siyasî görüşleriyle tutarlı savaş yöntemleri kullandı, pasif ve katı bir şekilde değil, inisiyatif kullanarak ve taarruza geçme arzusuyla hareket etti ve sonuç olarak da Kuzey Seferinde muzaffer oldu. Bugün muharebe meydanlarında işte böyle askerlere ihtiyacımız var. Bunlardan mutlaka milyonlarca olmasını istemiyoruz; böyle birkaç yüz bin kişinin meydana getirdiği bir çekirdekle Japon emperyalizmini altedebiliriz. Ülkenin her yanındaki ordulara Direnme Savaşındaki kahramanca fedakârlıklarından dolayı derin saygı duymaktayız, fakat verilen kanlı muharebelerden alınması gereken dersler de vardır.
      Soru
: Japon ordu disiplini çok güçlü olduğuna göre, savaş esirlerine iyi muamele etme siyasetiniz etkisiz kalmayacak mıdır? Mesela, siz esirleri bıraktığınız zaman Japon komutanlığı [sayfa 47] onları öldürebilir ve Japon ordusunun bütünü siyasetinizin anlamını kavramayabilir.
      Cevap
: Bu imkânsızdır. Onlar ne kadar çok öldürürse, Japon askerleri arasında Çin kuvvetlerine karşı o kadar çok sempati uyanacaktır. Böyle gerçekler alt kademeden saklanamaz. Bu siyasetimizde ısrar edeceğiz. Mesela, Japon Ordusu Sekizinci Yol Ordusuna karşı zehirli gaz kullanma niyetini gerçekleştirse bile siyasetimizi değiştirmeyeceğiz. Zorlandıkları için bize karşı savaşan ve yakalanan Japon askerlerine ve küçük rütbeli subaylara iyi muamele etmeye devam edeceğiz. Onlara hakaret etmeyeceğiz, iki ülkenin halklarının çıkarlarının aynı olduğunu izah ettikten sonra onları serbest bırakacağız. Geri dönmek istemeyenler, Sekizinci Yol Ordusunda hizmet görebilirler. Eğer bir uluslararası tugay, Japonya'ya karşı muharebe cephesinde yer alacak olursa, onlar bu tugaya katılıp Japon emperyalizmine karşı silaha sarılabilirler.

DİRENME SAVAŞINDA TESLİMİYETÇİLİK

      Soru: Anladığıma göre, Japonya savaşı sürdürürken Şanghay'da barış söylentileri de yaymaktadır. Japonya'nın gerçek amaçları nelerdir?
      Cevap
: Bazı planlarında başarı elde eden Japon emperyalistleri, üç amaca ulaşmak için bir kere daha barışçı bir kisveye bürünecektir. Bu amaçlar şunlardır: (1) Ele geçirilmiş olan mevzileri ilerdeki taarruzlar için stratejik sıçrama tahtası olarak kullanmak üzere pekiştirmek; (2) Çin'in Japonya'ya karşı cephesini parçalamak ve (3) Çin için uluslararası destek cephesini parçalamak. Bugünkü barış söylentileri sadece ilk sis bombasıdır. Tehlikeli olan şey, Çin'de düşmanın oyununa gelmeye hazır bazı bocalayan unsurların olması, hainlerin ve işbirlikçilerin bunlar arasında dolaplar çevirmesi ve Çin'i Japon saldırganlarına teslim etme çabasıyla her çeşit söylentiyi yaymalarıdır.
      Soru
: Sizce bu tehlike nereye varabilir?
      Cevap
: Sadece iki gelişme yolu olabilir: Ya Çin halkı teslimiyetçiliği yenecektir, ya da teslimiyetçilik hâkim olacak ve Japonya'ya karşı cephenin parçalanmasıyla ve kargaşalığa düşmesiyle sonuçlanacaktır. [sayfa 48]
      Soru:
Bunlardan hangisi muhtemeldir?
      Cevap:
Bütün Çin halkı savaşın sonuna kadar sürdürülmesini istiyor. Eğer hâkim grubun bir kesimi teslimiyetçilik yolunu tutarsa, teslim olmayan diğer kesim tabii ki buna karşı çıkacak ve halkla birlikte direnişi sürdürecektir. Şüphesiz böyle bir şey (yani teslimiyetçi bir grubun çıkması -ç.n.) Çin'in Japonya'ya karşı cephesi için bir talihsizlik olacaktır. Fakat teslimiyetçilerin kitle desteğini kazanamayacaklarına ve kitlelerin teslimiyetçiliği yeneceklerine, savaşta sebat edeceklerine ve zafere ulaşacaklarına eminim.
      Soru;
Teslimiyetçiliğin nasıl yenilebileceğini sorabilir miyim?
      Cevap:
Hem sözle, yani teslimiyetçilik tehlikesini teşhir etmekle, hem de fiilen, yani teslimiyetçi faaliyetleri durdurmak için kitleleri örgütleyerek. Teslimiyetçiliğin kökleri millî bozgunculuk ya da millî kötümserliktir, yani bazı muharebeleri kaybettiği için, Çin'in Japonya ile savaşmaya gücü kalmadığı düşüncesindedir. Kötümserler başarının anasının başarısızlık olduğunu, yani başarısızlıklardan alınan derslerin gelecekteki başarıların temeli olduğunu kavramıyorlar. Onlar, Direnme Savaşındaki yenilgileri görüyor fakat başarıları görmüyorlar ve özellikle, bizim yenilgilerimizin içinde zafer unsurları taşıdığını, buna karşılık düşmanın zaferlerinin içinde yenilgi unsurları taşıdığını göremiyorlar. Halk kitlelerine, savaşın muzaffer geleceğini göstermek, yenilgi ve güçlüklerin geçici olduğunu ve bütün tersliklere rağmen savaşmaya devam edersek, zaferin bizim olacağını anlamalarına yardım etmek zorundayız. Kitle temelinden yoksun olan teslimiyetçilerin oyunları sökmeyecek ve Japonya'ya karşı cephe pekişecektir.

DEMOKRASİ VE DİRENME SAVAŞI

      Soru: Komünist Partisinin programına aldığı demokrasi"nin anlamı nedir? Bu, "savaş hükümeti" ile çatışmaz mı?
      Cevap:
Asla. Komünist Partisi, "demokratik cumhuriyet" şiarını ta 1936 Ağustosunda ortaya atmıştır. Siyasi ve örgütsel bakımdan bu şiar şunları ifade etmektedir: (1) Devlet ve hükümet bir tek sınıfa ait olmamalı, hainlerin ve işbirlikçilerin dışında bütün Japon aleyhtarı sınıfların ittifakına dayanmalı ve işçileri, köylüleri ve küçük burjuvazinin diğer kesimlerini içine almalıdır; (2) Böyle bir hükümetin örgütsel biçimi, görünüşte [sayfa 49] birbirine zıt olan demokrasinin ye merkeziyetçiliğin belirli bir şekilde birleşmesiyle meydana gelen demokratik merkeziyetçilik olmalıdır, yani hükümet aynı zamanda hem demokratik hem de merkeziyetçi olmalıdır; (3) Bu hükümet halka bütün gerekli siyasî hürriyetleri, özellikle savunma için örgütlenme, eğitim ve silahlanma hürriyetlerini verecektir. Bu üç nokta açısından bir demokratik cumhuriyetin savaş hükümeti ile hiç bir şekilde çatışmadığa Direnme Savaşı için yararlı devlet ve hükümet biçiminin ta kendisi olduğu görülebilir.
      Soru: "
Demokratik merkeziyetçilik" kendi kendisiyle çelişen bir terim değil midir?
      Cevap
: Sadece terime değil, gerçeğe de bakmak zorundayız. Çin için her ikisi de gerekli olan demokrasi ile merkeziyetçilik arasında aşılmaz bir uçurum yoktur. Bir yandan, istediğimiz hükümet gerçekten halk iradesinin temsilcisi olmak zorundadır; bütün ülkede geniş kitlelerin desteğine sahip olmalı, halk bu hükümeti desteklemekte serbest ve siyasetini etkileme konusunda bütün imkânlara sahip olmalıdır. Demokrasinin anlamı budur. Öte yandan, yürütme gücünün merkezileşmesi de gereklidir ve halkın talep ettiği siyasî tedbirler, seçimle iş başına gelen hükümete temsilciler heyeti aracılığıyla bir kere iletildi mi, ^hükümet bunları uygulayacak ve tabii ki halkın arzusuna uygun olarak benimsenen siyasete ters düşmediği sürece, bunu rahatlıkla yapacaktır. Merkeziyetçiliğin anlamı da budur. Bir hükümet ancak demokratik merkeziyetçiliği benimseyerek gerçekten güçlü olabilir ve bu sistem Japonya'ya karşı savaşta Çin'in millî savunma hükümetince mutlaka benimsenmelidir.
      Soru:
Bu, bir savaş kabinesiyle aynı şey değildir, değil mi?
      Cevap
: Geçmişin savaş kabinelerinin bazılarıyla aynı şey değildir.
      Soru:
Şimdiye kadar hiç bu çeşit savaş kabinesi kuruldu mu?
      Cevap:
Evet. Savaş sırasındaki hükümet sistemleri, genel olarak savaşın tabiatıyla belirlenen iki çeşide ayrılabilir: Biri demokratik merkeziyetçilik, diğeri mutlak merkeziyetçiliktir. Tarihteki bütün savaşlar, tabiatlarına göre ikiye ayrılır: Haklı ve haksız savaşlar. Mesela, yirmi yıl önce Avrupa'daki Büyük Savaş haksız, emperyalist bir savaş idi. Emperyalist ülkelerin hükümetleri, halkı emperyalizmin çıkarları için savaşmaya zorladı ve böylece halkın çıkarlarına ters düştü; bu şartlar, İngiltere'deki Loyd Corc hükümeti tipinde bir hükümet gerektiriyordu. [sayfa 50] Loyd Corc, emperyalist savaşa karşı çıkmayı yasaklayarak ve savaşa karşı olan kamuoyunu dile getiren örgüt ya da meclisleri yasaklayarak İngiliz halkına baskı yaptı. Parlamento ayakta kaldı, ama bir grup emperyalistin organı olmaktan ve savaş bütçesini onaylamaktan başka bir işe yaramadı. Bir savaşta hükümet ile halk arasında birlik yokluğu, sırf merkeziyetçiliğin olduğu ve demokrasinin hiç bulunmadığı mutlak merkeziyetçi bir hükümeti doğurur. Fakat tarihte devrimci savaşlar da vardır. Mesela Fransa'da, Rusya'da ve günümüzün İspanyasında. Böyle savaşlarda hükümet halkın hoşnutsuzluğundan korkmaz, çünkü böyle bir savaş vermeyi en çok halk ister; halktan korkmak bir yana, hükümet, halkı ayaklandırmaya ve savaşta aktif olarak yer almaları için fikirlerini açıklamada onları cesaretlendirmeye çalışır, çünkü hükümet halkın gönüllü desteğine dayanır. Çin'in millî kurtuluş savaşı, halkın tam onayına sahiptir ve halk katılmadan kazanılamaz; bu nedenle, demokratik merkeziyetçilik zorunludur. 1926-1927 Kuzey Seferinde de zaferler, demokratik merkeziyetçilik yoluyla kazanıldı. Böylece görülmektedir ki, bir savaşın amaçları doğrudan doğruya halkın çıkarlarını yansıtıyorsa, hükümet ne kadar demokratikse savaş da o kadar etkili bir şekilde yürütülür. Böyle bir hükümetin halkın savaşa karşı çıkmasından korkmasına gerek yoktur; aksine hükümet, halkın pasif kalmasından, ya da savaşa ilgisiz kalmasından korkmalıdır. Hükümet ile halk arasındaki ilişkiyi bir savaşın tabiatı belirler - bu bir tarih kanunudur.
      Soru:
O halde bu hükümet sisteminin kurulması için ne gibi hazırlıklar yaptınız?
      Cevap
: Önde gelen mesele, Guomindang ile Komünist Partisi arasındaki işbirliğidir.
      Soru:
Niçin?
      Cevap
: Çünkü son onbeş yılda, Çin'de tayin edici siyasî etken Guomindang ile Komünist Partisi arasındaki ilişki olmuştur. İki partinin 1924-1927'deki işbirliği, ilk devrimin zaferi ile sonuçlanmıştır. 1927'de iki parti arasındaki ayrılık, son on yılın üzücü durumunu yaratmıştır. Ancak, ayrılığın sorumluluğu bize ait değildi; Guomindang'ın baskısına karşı direnmek zorunda bırakıldık ve Çin'in kurtuluşunun şanlı bayrağını yüceltmekte ısrar ettik. Şimdi üçüncü aşamaya gelinmiştir ve iki parti Japonya'ya karşı direnmek ve milleti kurtarmak için belirli bir program üzerinde tam bir işbirliği yapmak zorundadır. Aralıksız çabalarımız sayesinde, işbirliği nihayet ilan edilmiş bulunuyor, [sayfa 51] fakat mesele iki tarafın da ortak bir program kabul etmesi ve buna göre hareket etmesidir. Böyle bir programın önemli kısımlarından biri yeni bir hükümet sistemi kurmaktır.
      Soru
: İki partinin işbirliği ile yeni sistem nasıl kurulabilir?
      Cevap:
Hükümet cihazının ve ordu sisteminin yeniden inşasını öneriyoruz. Bugünkü acil durumu göğüslemek için bir geçici millî meclis toplanmasını öneriyoruz. Bu meclisin delegeleri, Dr. Sun Yat-sen'in 1924'te tavsiye ettiği gibi, Japonya'ya karşı olan çeşitli siyasî partilerden, Japonya'ya karşı olan ordulardan ve Japonya'ya karşı olan halk örgütleriyle ticarî örgütlerden uygun oranlarda seçilmelidir. Bu meclis, devlet iktidarının en yüksek organı olarak çalışarak milleti kurtaracak siyasetleri tespit etmeli, bir anayasal program benimsemeli ve hükümeti seçmelidir. Direnme Savaşının kritik bir dönüm noktasına ulaştığı fikrindeyiz ve ancak halk iradesini temsil eden, bu türden bir yetkili milli meclisin derhal toplanmasının Çin'in siyasî hayatını canlandırabileceğine ve mevcut buhranı yenebileceğine İnanıyoruz. Bu öneri hakkında Guomindang ile fikir teatisinde bulunmaktayız ve onayını alacağımızı ümit ediyoruz.
      Soru
: Millî Hükümet, millî meclisin kapatıldığını ilan etmedi mi?
      Cevap
: Kapatmakta haklıydı. Kapatılan, Guomindang'ın toplamaya hazırlandığı millî meclistir; Guomindang'ın şartlarına göre kurulan bu meclis en ufak bir güce dahi sahip olmayacaktı ve seçimi için izlenen usul, halk iradesi ile tamamen çatışma halindeydi. Toplumun bütün kesimleriyle birlikte biz de böyle bir millî meclisi tasvip etmiyorduk. Önerdiğimiz geçici millî meclis, kapatılandan esasta farklıdır. Bu geçici millî meclisin toplanması, şüphesiz bütün ülkeye yeni bir ruh kazandıracak, hükümeti ve orduyu yeniden inşa etmek ve bütün halkı seferber etmek için temel ön şartı yerine getirecektir. Direnme Savaşının lehimize dönmesi buna bağlıdır. [sayfa 52]



ŞANGHAY VE TAYYUAN'IN DÜŞMESİNDEN SONRA
JAPONYA'YA KARŞI SAVAŞTA
DURUM VE GÖREVLER
[
4*]
12 Kasım 1937

I. BUGÜNKÜ DURUM KISMİ DİRENME SAVAŞINDAN
TOPYEKÛN DİRENME SAVAŞINA GEÇİŞ DURUMUDUR


      1. Biz Japon emperyalizminin istilasına karşı, herhangi bir direnme savaşını, kısmî de olsa destekleriz. Çünkü kısmî direnme, direnmeme durumundan ileriye doğru atılan bir adımdır; bir dereceye kadar devrimci bir karakter taşır ve anayurdun savunulması için verilen bir savaştır!
      2. Bununla beraber, evvelce işaret etmiş olduğumuz gibi (Parti kadrolarının bu yılın Nisan ayında Yenan'da yapılan toplantısında, Partinin Mayıs ayındaki Millî Konferansında ve Merkez Komitesi Siyasî Bürosunun Ağustos kararında)[21], halkın kitle halinde katılması olmaksızın sadece hükümetin verdiği bir kısmî direnme savaşı, mutlaka başarısızlığa uğrayacaktır. Çünkü bu tam anlamıyla bir millî devrimci savaş, bir halk savaşı olmayacaktır. [sayfa 53]
      3. Biz tam anlamıyla millî devrimci bir savaştan, bütün halkın harekete geçirildiği bir savaştan, başka bir deyişle topyekûn direnmeden yanayız. Çünkü sadece böyle bir direnme, halk savaşını meydana getirir ve anayurdun savunulması amacını gerçekleştirebilir.
      4. Guomindang tarafından savunulan kısmî direnme savaşı da millî bir savaş ve belli bir dereceye kadar devrimci karakterde bir savaş olmakla birlikte, devrimci karakteri tam olmaktan çok uzaktır. Kısmî direnme, savaşta kaçınılmaz olarak yenilgiye götürür; hiç bir zaman anayurdu başarıyla savunamaz.
      5. Direnme konusunda, Guomindang'ın şimdiki tutumu ile Komünist Partisinin tutumu arasındaki ilke farkı burada yatar. Eğer Komünistler, bu ilke farkını unuturlarsa, Direnme Savaşını doğru olarak yönetemeyecekler, Guomindang'ın tek yanlılığını ortadan kaldırmada güçsüz kalacaklar, kendi ilkelerini terk etme noktasına kadar alçalacaklar ve kendi Partilerini Guomindang'ın düzeyine indireceklerdir. Bu da millî devrimci savaşa ve anayurdun savunulması kutsal davasına karşı işlere miş bir cinayet olacaktır.
      6. Tam onlamıyla millî devrimci savaşta, topyekûn direnme savaşında, Komünist Partisi tarafından önerilen Japonya'ya karşı Direnmek ve Milleti Kurtarmak İçin On Maddelik Programı uygulamak ve bu programı bütünüyle uygulayacak hükümete ve orduya sahip olmak gereklidir.
      7. Şanghay ve Tayyuan'ın düşmesinden sonra durum şöyledir:
      (1) Kuzey Çin'de, Guomindang'ın başrolü oynadığı düzenli savaş sona ermiş ve Komünist Partisinin başrolü oynamakta olduğu gerilla savaşı ön plana çıkmıştır. Japon saldırganları, Kiangsu ve Çekyang Eyaletlerinde, Guomindang'm muharebe hatlarını yarmıştır, Nanking'e ve Yangze Vadisine doğru ilerlemektedir. Guomindang'ın kısmî direnişinin uzun sürmeyeceği şimdiden açıkça görülmektedir.
      (2) İngiltere, ABD ve Fransa hükümetleri, kendi emperyalist çıkarları açısından, Çin'e yardım edeceklerini belirtmişlerdir; fakat şimdiye kadar hiç bir pratik yardım yapılmamış ve bu sadece lafta kalmıştır. [sayfa 54]
      (3) Alman ve İtalyan faşistleri, Japon emperyalizmine yardım etmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
      (4) Guomindang, kısmî direnişi yürütürken dayandığı tek parti diktatörlüğünde ve halk üzerindeki zorbaca yönetiminde hâlâ esaslı bir değişiklik yapmak istememektedir.

      Bu madalyonun bir yüzüdür.
      Diğer yüzü ise şöyledir:
      (1) Komünist Partisinin ve Sekizinci Yol Ordusunun siyasî etkisi her yana hızla yayılmakta ve bunlar "milletin kurtarıcıları" olarak ülkenin her yerinde alkışlanmaktadır. Komünist Partisi ve Sekizinci Yol Ordusu, Japon saldırganlarını durdurmak, Merkezî Ovalara ve kuzeybatıya hücumlarını önlemek ve bütün ülkeyi savunmak için Kuzey Çin'de gerilla savaşını sürdürmeye kararlıdır.
      (2) Kitle hareketi bir adım daha ilerlemiştir.
      (3) Millî burjuvazi sola meyletmektedir.
      (4) Guomindang içinde reformları destekleyen güçler gelişmektedir.
      (5) Japonya'ya karşı muhalefet ve Çin'e yardım hareketi dünya halkları arasında yayılmaktadır.
      (6) Sovyetler Birliği, Çin'e pratik yardım yapmaya hazırlanmaktadır.

      Bu da madalyonun diğer yüzüdür.
     
      8. Bundan dolayı, şimdiki durum, kısmî direnişten topyekûn direnişe geçiş durumudur. Kısmî direniş uzun süremez, topyekûn direniş ise henüz başlamamıştır. Birinden diğerine geçişte aradaki süre, tehlikelerle doludur.
      9. Bu dönemde Çin'in kısmî direnişi şu üç yönden birinde gelişebilir:
      Birincisi, kısmî direnişin bitmesi ve yerini topyekûn direnişin alması, Milletin çoğunluğunun arzusu budur, fakat Guomindang hâlâ kararsızdır.
      İkincisi, silahlı direnişin bitmesi ve yerini teslimiyetin alması, Japon saldırganlarının, işbirlikçilerin ve Japon taraftarı unsurların arzusu budur, fakat Çin halkının çoğunluğu buna karşıdır. [sayfa 55]
      Üçüncüsü, Çin'de silahlı direnişin ve teslimiyetin bir arada var olması. Bu, Japon saldırganlarının, işbirlikçilerin ve Japon taraftan unsurların, ikinci yönde ilerlemeyi imkânsız buldukları zaman, Çin'in Japonya'ya karşı cephesini parçalamak için giriştikleri entrikaların sonucu olarak ortaya çıkabilir. Şimdi onlar, buna benzer bir şey tezgâhlamaktadırlar. Bu tehlike gerçekten çok ciddidir.
      10. Şimdiki duruma bakarak hüküm verecek olursak, teslimiyetçiliğin kazanmasını önleyen yurtiçi ve uluslararası etkenler üstün durumdadır. Bu etkenler şunlardır: Japonya'nın Çin'e savaşmaktan başka alternatif bırakmayan, Çin'i boyunduruğu altına alma siyasetinde ısrarı; Komünist Partisinin ve Sekizinci Yol Ordusunun varlığı; Çin halkının istekleri; Guomindang üyelerinin çoğunluğunun istekleri; İngiltere, ABD ve Fransa'nın, çıkarlarının Guomindang'ın teslimiyeti yüzünden bozulacağı endişesi; Sovyetler Birliği'nin varlığı ve Çin'e yardım siyaseti; Çin halkının Sovyetler Birliği'ne bağladığı (temelsiz olmayan) büyük umutlar. Bu etkenlerin doğru ve uyumlu bir şekilde kullanılışı teslimiyetçiliği ve parçalanmayı önlemekle kalmayacak, aynı zamanda, kısmî direnişin ötesindeki her ilerlemenin önüne çıkacak engelleri de bertaraf edecektir.
      11. Bundan dolayı, kısmî direnişden topyekûn direnişe geçme ihtimali mevcuttur. Bu amaç için mücadele etmek, bütün Çin Komünistlerinin, Guomindang'ın bütün ilerici üyelerinin ye bütün Çin halkının acil ortak görevidir.
      12. Çin'in Japonya'ya karşı millî devrimci savaşı, şimdi ciddi bir buhran ile karşı karşıyadır. Bu buhran uzayabilir ya da oldukça çabuk giderilebilir. İçte, Guomindang-Komünist işbirliği ve Guomindang'ın siyasetinin bu işbirliğine dayanarak değişmesi ile işçi ve köylü kitlelerinin gücü, tayin edici etkenlerdir. Dışta ise tayin edici etken Sovyetler Birliği'nin yardımıdır.
      13. Guomindang'da siyasî ve örgütsel reform, hem gerekli hem de mümkündür.[22] Bunun temel nedenleri, Japon baskısı, Çin Komünist Partisinin birleşik cephe siyaseti, Çin halkının istekleri ve Guomindang içinde yeni güçlerin gelişmesidir. Görevimiz, hükümet ve ordudaki reformun temeli olacak olan Guomindang'daki bu reform için çalışmaktır. Şüphesiz bu reform Guomindang Merkez Yürütme Komitesinin rızasını gerektirmektedir ve bizler sadece tavsiyelerde bulunmak durumundayız.
      14. Hükümette reform yapılmalıdır. Geçici millî meclisin toplanmasını önermiştik, bu da gerekli ve mümkündür. Şüphesiz bu reform da Guomindang'ın rızasını gerektirmektedir.
      15. Orduda reform görevi, yeni orduların kurulmasından ve eski ordularda reform yapılmasından ibarettir. Eğer, altı ilâ on iki ay içinde yeni bir siyasî ruhla dolu 250 bin-300 bin kişilik yeni bir ordu kurulabilirse, Japonya'ya karşı savaş alanındaki durum düzelmeye başlayacaktır. Böyle bir ordu, bütün eski orduları etkileyecek ve onları kendi çevresinde toplayacaktır. Bu, Direnme Savaşında stratejik karşı-taarruza geçişin askerî temelini hazırlayacaktır. Aynı şekilde bu reform da Goumindang'ın rızasını gerektirmektedir. Sekizinci Yol Ordusu bu reform süresinde örnek bir rol oynamalıdır. Ve Sekizinci Yol Ordusu da genişletilmelidir.[sayfa 56]

II. HEM PARTİ İÇİNDE HEM DE BÜTÜN ÜLKEDE
TESLİMİYETÇİLİKLE MÜCADELE EDİLMELİDİR

Parti içinde, sınıf teslimiyetçiliğine karşı çıkalım

      16. 1927'de Gen Du-siyu'nun teslimiyetçiliği, devrimin yenilgisine yol açtı. Kanla yazılan bu tarihî dersi Partimizin hiç bir üyesi unutmamalıdır.
      17. Guomindang'ın Japonya'ya karşı henüz direnişe başlamamış olması nedeniyle, Lukuçiao Olayından önce Partinin Japonya'ya karşı millî birleşik cephe çizgisi için Parti içinden gelen esas tehlike "sol" oportünizm, yani kapalı-kapıcılık idi.
      18. Guomindang'ın Japonya'ya karşı direnişe başlamış olması nedeniyle, Lukuçiao Olayından beri Parti içindeki esas tehlike artık «sol» kapalı-kapıcılık değil, sağ oportünizm, yani teslimiyetçilik olmuştur,
      19. Daha Nisan ayında Parti kadrolarının Yenan toplantısında ve gene Mayıs ayında Parti Millî Konferansında ve özellikle Ağustos ayında Merkez Komitesi Siyasî Büro toplantısında (Loçuan toplantısı) aşağıdaki soruyu ortaya atmıştık: Birleşik cephede, proletarya mı burjuvaziye öncülük edecek, yoksa burjuvazi mi proletaryaya? Guomindang mı Komünist Partisini kendi safına çekecek, yoksa Komünist Partisi mi Guomindang'ı? Bugünkü somut siyasî görev açısından bu sorunun [sayfa 57] anlamı şudur: Guomindang, Japonya'ya Karşı Direnmek ve Milleti Kurtarmak İçin On Maddelik Program düzeyine. Komünist Partisinin savunduğu topyekûn direnme düzeyine mi çıkarılacaktır? Yoksa Komünist Partisi Guomindang'ın toprak ağaları ve burjuva diktatörlüğü düzeyine, kısmî direnme düzeyine mi düşürülecektir?
      20. Soruyu neden böylesine kesin koymamız gerekiyor? Bunun cevabı şudur:
      Bir yanda, Çin burjuvazinin uzlaşma eğilimi; Guomindang'ın maddî gücünün üstünlüğü; Guomindang Merkez Yürütme Komitesi Üçüncü Genel Oturumunun Komünist Partisine iftira ve hakaret dolu ve "sınıf mücadelesine son" diye haykıran bildirisi ve kararlan; Guomindang'ın "Komünist Partisinin teslim olması" için duyduğu özlem ve bu amaçla yaptığı geniş propaganda; Çan Kay-şek'in Komünist Partisini kontrol altına alma çabaları; Guomindang'ın Kızıl Orduyu ve Japon aleyhtarı demokratik üs bölgelerini sınırlama ve zayıflatma siyaseti; Guomindang'ın Temmuz ayındaki Luşan Eğitim Kursunda[23] "Direnme Savaşı süresince Komünist Partisinin gücünü beşte iki oranında azaltmak" için hazırlanan plan; Guomindang'ın Komünist kadroları şöhret, servet, şarap ve kadın vaatleriyle baştan çıkarma çabalan; (Çang Nay-çi tarafından temsil edilen[24]) bazı küçük burjuva radikallerinin siyasî teslimiyetçiliği; vb. vardır.
      Öte yanda. Komünistler arasındaki teorik düzey farklılıkları; Parti üyelerimizin çoğunun Kuzey Seferi sırasında kazanılan, iki parti arasındaki işbirliği tecrübesinden yoksun olması; Parti üyelerinin büyük bir kısmının küçük burjuva kökenli oluşu; bazı Parti üyelerinin zorlu mücadele hayatına devam etmedeki isteksizliği; birleşik cephede Guomindang ile ilkesiz uyuşma eğilimi; Sekizinci Yol Ordusunda yeni tip bir savaş ağalığı eğiliminin ortaya çıkması; Guomindang hükümetine Komünistlerin katılma sorununun ortaya çıkması; Japon aleyhtarı demokratik üs bölgelerinde aşırı uyuşma eğiliminin ortaya çıkması; vb. vardır.
      Yukarıda açıklanan ciddî durumun ışığında, kimin önder olacağı sorusunu kesin bir şekilde ortaya koymalı ve teslimiyetçiliğe karşı kararlı bir şekilde savaşmalıyız.
      21. Birkaç aydan beri ve bilhassa Direnme Savaşının patlak vermesinden bu yana, Merkez Komitesi ve her kademedeki [sayfa 58] Parti örgütleri, mevcut ya da muhtemel bütün teslimiyetçi eğilimlere karsı kesin ve sert bir mücadeleye girişmiş, bunlara karşı gereken çeşitli tedbirleri almış ve olumlu sonuçlar elde etmiştir.
      Merkez Komitesi, Komünistlerin hükümete katılması meselesi hakkında bir karar tasarısı[25] yayınlamıştır.
      Sekizinci Yol Ordusundaki yeni savaş ağalığı eğilimine karşı bir mücadele başlatılmıştır. Bu eğilim, Kızıl Ordunun isminin değiştirilmesinden bu yana, Komünist Partisi önderliğine tam olarak uymada isteksiz davranan, bireysel kahramanlık eğilimini geliştiren, Guomindang tarafından verilen görevlerden (yani memur olmaktan) gurur duyan kişilerde görülmektedir. Bu çeşit yeni savaş ağalığı eğilimi, tıpkı dayak ve hakaret, disipline uymama, vb. şeklinde kendini gösteren eski savaş ağalığı eğilimiyle aynı köke (Komünist Partisinin, Guomindang derekesine düşürülmesi) sahiptir ve aynı sonuca (kitlelerin soğumasına) varır; bu, özellikle tehlikelidir, çünkü Guomindang-Komünist birleşik cephesi döneminde olmaktadır ve bu nedenle de özel bir dikkati ve kararlı bir muhalefeti gerektirmektedir. Guomindang müdahalesi sonucunda kaldırılan siyasî komiserler sistemi ve sonradan aynı nedenle "siyasî eğitim daireleri" diye adlandırılan siyasî şubeler sistemi yeniden kuruldu. "Dağlık bölgelerde, inisiyatifin elimizde olduğu bağımsız gerilla savaşı" yeni stratejik ilkesini başlattık ve sebatla yürüttük. Böylece Sekizinci Yol Ordusunun savaş görevlerinin ve diğer görevlerinin başarısını esas olarak teminat altına aldık. Guomindang'ın, üyelerini Sekizinci Yol Ordusuna kadro olarak gönderme talebini reddettik ve Komünist Partisinin Sekizinci Yol Ordusuna mutlak önderliği ilkesini savunduk. Aynı şekilde, Japon aleyhtarı devrimci üs bölgelerine "birleşik cephede bağımsızlık ve inisiyatif" ilkesini getirdik. "Parlamentarizm"[26] (tabii ki Çin Partisinde mevcut olmayan II. Enternasyonal parlamentarizmi değil) eğilimlerini düzelttik; ayrıca haydutlara, düşman casuslarına ve sabotajcılara karşı mücadelemizde sebat ettik.
      Sian'da Guomindang'la aramızdaki ilişkilerde ilkesiz uyuşma eğilimlerini düzelttik ve kitle mücadelesini yeniden geliştirdik.
      Doğu Kansu'da genel olarak Sian'da yaptıklarımızı yaptık. Şanghay'da Çang Nay-çi'nin "daha az çağrı, daha çok tavsiye" çizgisini eleştirdik ve millî kurtuluş hareketi çalışmasında aşın uyuşma eğilimini de düzeltmeye başladık. [sayfa 59]
      Güneydeki gerilla bölgelerinde -bunlar, Guomindang ile on yıllık kanlı savaşımızın kazançlarının bir kısmını, Japonya'ya karşı millî devrimci savaşımızın güney eyaletlerindeki stratejik kalelerini ve Guomindang'ın Sian Olayından sonra bile "kuşatma ve bastırma" ile yok etmeye ve hatta Lukuçiao Olayından sonra, da daha yeni olan "kaplanı dağlardan tuzağa çekme" yöntemi ile zayıflatmaya çalıştığı kuvvetlerimizi temsil etmektedir- (1) şartlar ne olursa olsun kuvvetlerimizi bir araya toplamama konusunda (ki bu Guomindang'ın bu kaleleri yok etme arzusuna uyar) uyanık olmak, (2) Guomindang'ın görevlendirdiği kişileri reddetmek ve (3) bir başka Ho Ming Olayına[27] (yani Guomindang tarafından çevrilip silahsızlandırılma tehlikesine) karşı tetikte bulunmak için özel bir dikkat gösterdik.
      Haftalık "Kurtuluş"[28] dergisinde benimsediğimiz tavır, ciddi ve ölçülü eleştiri tavrı olmaya devam etmiştir.
      22. Kısmî direnişi topyekûn direnişe dönüştürmek için olduğu kadar, silahlı direnişte sebat edebilmek ve nihaî zaferi kazanmak için de, Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cepheye sarılmak, onu genişletmek ve güçlendirmek gereklidir. Guomindang-Komünist birleşik cephesini sekteye uğratıcı görüşlere kesinlikle müsamaha edilmeyecektir. "Sol" kapalı-kapıcılığa karşı hâlâ tetikte olmalıyız. Fakat bunun yanında bütün birleşik cephe çalışmalarımızda bağımsızlık ve inisiyatif ilkemize sıkı sıkıya sarılmalıyız. Guomindang ve diğer partilerle birleşik cephemiz, kesin bir programın yürütülmesi temeline dayanır. Bu temel olmaksızın birleşik cephe de olamaz, böyle bir durumda işbirliği ilkesiz olur ve teslimiyetçiliğin bir ifadesi haline gelir. Bu nedenle, Japonya'ya karşı millî devrimci savaşı zafere götürmenin yolu "birleşik cephede bağımsızlık ve insiyatif" ilkesini açıklamak, uygulamak ve savunmaktır.
      23. Bütün bunlardan amacımız nedir? Bir bakıma, amacımız kazanmış olduğumuz yeri elde tutmaktır, çünkü bu yer bizim stratejik hareket noktamızdır ve bunun kaybedilmesi herşe-yin sonu demektir. Fakat başlıca amacımız elde edilmiş bulunan yeri daha da genişletmek ve «Japon emperyalizmini yıkmak İçin milyonlarla kitleleri Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cepheye kazanmak» olumlu hedefini gerçekleştirmektir. Kazandığımız yeri elde tutmak ile genişletmek, birbirine ayrılmaz bir biçimde bağlıdır. Son birkaç ay içinde küçük burjuvazinin sol kanadının birçok mensubu etkimiz altında birleşmiş, Guomindang kampında yeni güçler ortaya çıkmış, Sansi'de kitle mücadelesi gelişmiş ve Parti örgütlerimiz birçok yerde genişlemiştir [sayfa 60]
      24. Fakat genel olarak, Partimizin örgütsel gücünün ülkenin bütünü, içinde henüz oldukça küçük olduğunu iyice kavramalıyız. Kitlelerin gücü de ülkenin bütünü içinde çok küçüktür, çünkü kitlelerin esas kesimleri o!an işçiler ve köylüler henüz örgütlenmemiştir. Bu tamamen, bir taraftan Guomindang'ın denetim ve baskı siyaseti ve diğer taraftan da kendi çalışmamızın yetersizliği ya da hatta hiç olmayışı yüzündendir. Bugünkü Japonya'ya karşı millî devrimci savaşta Partimizin temel zaafı budur. Bu zaafı ortadan kaldırmadıkça Japon emperyalizmini altedemeyiz. Bu sonuca ulaşmak için "birleşik cephede bağımsızlık ve inisiyatif" ilkesini mutlaka uygulamalı ve bütün teslimiyetçilik ya da aşırı uyuşma eğilimlerini bertaraf etmeliyiz.

Bütün Ülkede, Millî Teslimiyetçiliğe Karşı Çıkalım

      25. Yukarıdaki noktalar sınıf teslimiyetçiliği ile ilgilidir. Bu eğilim, proletaryanın kendisini burjuva reformizmine ve burjuva baştan savmacılığına tabi kılmasına yol açar. Bu bertaraf edilmedikçe, Japonya'ya karşı millî devrimci savaşı ilerletmede, kısmî direnişi tepyekûn direnişe dönüştürmede ve anayurdu kurtarmada başarılı olamayız.
      Fakat bir başka tür teslimiyetçilik daha vardır. Bu, millî teslimiyetçiliktir ve Çin'in Japon emperyalizminin çıkarlarına boyun eğmesine, bir Japon sömürgesi haline gelmesine ve Çin halkının da sömürge köleleri olmasına yol açabilir. Bu eğilim şimdi Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephenin sağ kanadında ortaya çıkmış bulunuyor.
      26. Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephenin sol kanadı, proletarya, köylüler ve şehir küçük burjuvazisini kapsayan, Komünist önderlik altındaki kitlelerden meydana gelir. Görevimiz, bu kanadı geliştirmek ve pekiştirmek için elimizden geleni yapmaktır. Bu görevin yerine getirilmesi, Guomindang'da, orduda ve hükümette reform yapmanın, birleşmiş demokratik bir cumhuriyet kurmanın, kısmî direnişi topyekûn direnişe dönüştürmenin ve Japon emperyalizmini yıkmanın temel ön Şartıdır.
      27. Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephenin orta kesimi, millî burjuvazi ve küçük burjuvazinin üst tabakasından meydana gelir. Önde gelen Şanghay gazetelerinin sözcülüğünü yaptığı kişiler[29] şimdi sola doğru, yönelirken, Fu Sing Derneğinin [sayfa 61] bazı üyeleri kararsızlık göstermeye başlamıştır ve C.C. Kliğinin[30] bazı üyeleri de bocalamaktadır. Japonya'ya karşı direnen ordular çok acı dersler aldılar ve bazıları reformlar uygulamaya başladılar, ya da buna hazırlanmaktadırlar. Görevimiz, orta kesimin ilerlemesine ve tavrını değiştirmesine yardım etmektir.
      28. Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephenin sağ kanadı büyük toprak ağalarından ve büyük burjuvaziden meydana gelir ve millî teslimiyetçiliğin beynidir. Bu insanların teslimiyetçiliğe yönelmeleri kaçınılmazdır. Çünkü hem savaşta malının, mülkünün harap olmasından, hem de kitlelerin ayaklanmasından korkarlar. Birçoğu zaten işbirlikçidir, birçoğu Japon taraftarı olmuştur ya da olmaya hazırdır, birçoğu kararsızlık içindedir ve yalnız pek azı özel şartlar nedeni ile kesinlikle Japonya'ya karşıdır. Bazıları millî birleşik cepheye şimdilik, zorla ve isteksizce katılmıştır. Genellikle de kopmaları çok uzun sürmeyecektir. Gerçekten de büyük toprak ağaları ve büyük burjuvazi içindeki en berbat unsurların birçoğu şu anda Japonya'ya Karşı Millî Birleşik Cephede bir parçalanma tezgahlamaktadırlar, dedikodular uydurmaktadırlar; ve "Komünistler ayaklanmaya girişmişler", "Sekizinci Yol Ordusu ricat ediyor" gibi masalların çoğalacağı muhakkaktır. Görevimiz millî teslimiyetçiliğe karşı azimle savaşmak ve bu mücadele içinde sol kanadı genişletmek ve pekiştirmek, orta kesimin ise ilerlemesine ve tavrını değiştirmesine yardım etmektir.

Sınıf Teslimiyetçiliği ve Millî Teslimiyetçilik Arasındaki İlişki

      29. Sınıf teslimiyetçiliği aslında, Japonya'ya karşı millî devrimci savaşta millî teslimiyetçiliğin yedek gücüdür; bu, sağ kanat kampına destek sağlayan ve savaşta yenilgiye götüren aşağılık bir eğilimdir. Millî teslimiyetçiliğe karşı mücadeleyi kuvvetlendirmek ve Çin milleti ile emekçi kitlelerin kurtuluşunu gerçekleştirmek için Komünist Partisi ve proletarya içinde bu eğilimle savaşmalı ve bu savaşı çalışmamızın bütün alanlarına yaymalıyız. [sayfa 62]



ŞENSİ-KANSU-NİNGSİA SINIR BÖLGESİ HÜKÜMETİNİN
VE SEKİZİNCİ YOL ORDUSU


CEPHE GERİSİ KARARGAHININ BİLDİRİSİ[
5*]
15 Mayıs 1938


      Açıkça duyurulur: Lukuçiao Olayından beri bütün yurtsever vatandaşlarımız Direnme Savaşını kararlılıkla yürütmektedir. Cephedeki subay ve erler kanlarını dökmekte ve canlarını feda etmektedirler. Bütün siyasî partiler ve gruplar iyi niyetle birleştiler. Halkın bütün kesimleri ülkeyi kurtarmak için kuvvetlerini birleştirdiler. Bu, Çin milletinin geleceğinin parlak olduğunu gösterir ve Japonya'ya karşı zafer için sağlam bir teminattır. Bütün yurttaşlarımız bu ilerleme çizgisini izlemelidir. Şensi-Kansu-Ningsia Sınır Bölgemizin[31] halkı ve ordusu Hükümetin önderliğini izlemiş ve kendini var gücüyle millî kurtuluş davasına adamıştır. Yaptıkları her şey haklı ve şereflidir. Büyük güçlükler karşısında bıkmadan, usanmadan, şikayet etmeden [sayfa 69] mücadele etmişlerdir. Bütün ülke halkı onları övmekte birleşmektedir. Sınır Bölgesi Hükümeti ve Cephe Gerisi Karargâhı, bütün bölge halkını sonuna kadar çaba sarfetmeye teşvik edecektir. Kimsenin görevini ihmal etmesine ve hiç bir şeyin millî kurtuluş davasını baltalamasına izin verilmeyecektir. Öte yandan, Sınır Bölgesinde son araştırmalar, bazı kişilerin, kamu çıkarını hiçe sayarak, köylüleri kendilerine dağıtılan toprak ve evleri iade etmeye, borçluları iptal edilen borçları[32] ödemeye, halkı geliştirilmiş bulunan demokratik sistemi değiştirmeye zorlamak ve kurulmuş bulunan askerî, iktisadî, kültürel örgütleri ve kitle örgütlerini parçalamak için çeşitli yollara başvurmakta olduklarını göstermiştir. Bunlardan bazıları, casus olarak faaliyet göstermekte, eşkıyalarla birlikte tertiplere girişmekte, askerlerimizi isyana teşvik etmekte, bölgemizin haritasını çıkarmakta ve incelemeler yapmakta, gizlice bilgi toplamakta ya da Sınır Bölgesi Hükümeti aleyhine açıkça propaganda yapmaktadırlar. Bütün bu faaliyetler, temel ilke olan, Japonya'ya karşı direnme için birlik ilkesinin açıkça ihlal edilmesidir. Bunlar, Sınır Bölgesi halkının isteklerine ters düşmektedir ve iç kavgaları teşvik etmeye, birleşik cepheyi parçalamaya, halkın çıkarlarını çiğnemeye. Sınır Bölgesi Hükümetinin itibarını baltalamaya ve Japonya'ya karsı seferberliğin güçlüklerini arttırmaya yönelmiştir. Sebep, birkaç iflah olmazın vicdansızca millî çıkarlar aleyhinde hareket etmesidir. Hatta bazıları gizli faaliyetlerini saklamak için çeşitli maskeler kullanarak, Japon saldırganlarının aleti olmaktadır. Aylardır ilçelerdeki halktan, bu tür faaliyetleri durdurmamızı isteyen ve sürekli dikkatimizi gerektiren raporlar gelmektedir. Hükümet ve Cephe Gerisi Karargâhı, Japon aleyhtarı güçleri kuvvetlendirme, Japonya'ya karşı cephe gerisini pekiştirme ve halkın çıkarlarını koruma görüşünden hareketle yukarıda sözü edilen faaliyetlerin yasaklanmasını zorunlu görmektedir. Buna uygun olarak burada açıkça bildiririz ki:
      (1) Hükümet ve Cephe Gerisi Karargâhı, halkın elde etmiş olduğu haklan korumak için Sınır Bölgesi Hükümetinin hâkimiyeti altındaki alanlarda iç barışın kurulmasından önce alman toprak ve evlerin dağıtımı ve borçların iptali işlemlerinde izinsiz değişiklik yapılmasını yasaklamıştır.
      (2) Hükümet ve Cephe Gerisi Karargâhı, iç barış kurulduğu zaman mevcut olan ve o günden beri birleşik cephe ilkesine uygun olarak ilerleyen ve genişleyen bütün askerî, siyasî, [sayfa 70] iktisadî, kültürel örgütlerin ve kitle örgütlerinin faaliyetlerini koruyacak, ilerlemelerini teşvik edecek ve bunlara karşı hazırlanan entrikaları ve bölücü faaliyetleri durduracaktır.
      (3) Hükümet ve Cephe Gerisi Karargâhı, Silahlı Direnme ve Ülke Çapında Yeniden İnşâ Programını kararlılıkla uygulayarak, Japonya'ya karşı direnişe ve millî kurtuluş davasına hizmet eden her teşebbüsü başlatmak ve teşvik etmekten sevinç duyacaktır. Her yerde halktan gelen içten desteği sevinçle karşılamaktayız. Fakat sahtekârlara karşı uyanık olmak ve hainlerden sakınmak için, Hükümetten ve Cephe Gerisi Karargâhından izin ve yazılı yetki almayan kişilerin, faaliyetleri ne olursa olsun Sınır Bölgesine girmeleri ve burada kalmaları yasaktır.
      (4) Silahlı direnişin bu gergin döneminde, halkın, Sınır Bölgesi sınırları içinde sabotaj yapmaya çalışan, bozgunculuğa girişen, kargaşalık çıkaran ya da askerî sırlarımızı araştıran kişileri rapor etmesi doğru ve uygundur. Bu şekilde itham edilen kişiler, sağlam delillere dayanılarak derhal yerinde tutuklanabilir. Suçlulukları ispat edildiği takdirde gereken şiddetle cezalandırılmalıdırlar.
      Bu dört kurala, Sınır Bölgesindeki bütün siviller ve silahlı kuvvetlerin bütün mensupları uymalı ve bunların ihlaline hiç bir şekilde izin verilmemelidir. Bundan böyle Sınır Bölgesi Hükümeti ve Cephe Gerisi Karargâhı bozgunculuk yapmaya cüret eden kanunsuz kişilere bu kuralları harfi harfine uygulayacak ve bilmemeyi mazeret olarak kabul etmeyecektir.
      Bu bildiri, kanun gücünde olmak üzere yayımlanmıştır. [sayfa 71]



JAPONYA'YA KARŞI GERİLLA SAVAŞINDA STRATEJİ MESELELERİ
Mayıs 1938





UZUN SÜRELİ SAVAŞ ÜZERİNE
Mayıs 1938





ÇİN KOMÜNİST PARTİSİNİN MİLLÎ SAVAŞTAKİ ROLÜ[6*]
Ekim 1938


      Yoldaşlar, önümüzde parlak bir gelecek var. Japon emperyalizmini yenilgiye uğratıp yeni bir Çin kurmak, bizim için sadece bir zorunluluk değildir. Biz hiç şüphesiz bu amaçlara ulaşacak güce de sahibiz. Ama önümüzde, bugün ile parlak gelecek arasında uzanan çetin bir yol var. Çin Komünist Partisi ve bütün halk, yeni bir Çin kurabilmek için mücadelede, Japon saldırganlarına karşı planlı bir şekilde savaşmalıdır. Saldırganları ancak uzun bir savaştan sonra yenebiliriz. Savaşla ilgili çeşitli meselelerden şimdiye kadar bir hayli söz ettik. Savaşın başlangıcından bu yana elde ettiğimiz tecrübeyi özetledik ve bugünkü durumun değerlendirmesini yaptık; bütün milletin karşı karşıya bulunduğu acil görevleri belirttik ve Japonya'ya karşı uzun vadeli bir millî birleşik cephe yoluyla uzun bir savaş sürdürmenin nedenlerini ve bunu gerçekleştirmenin yöntemlerini açıkladık ve uluslararası durumu tahlil ettik. Geriye hangi mesele kalıyor? Yoldaşlar, bir mesele daha var; o da Çin Komünist Partisinin millî savaşta ne gibi bir rol oynaması gerektiği ya da komünistlerin kendi rollerini nasıl kavramaları, bu savaşı yenilgiye değil zafere ulaştırabilmek için nasıl güçlenmeleri ve saflarını nasıl sıklaştırmaları gerektiği meselesidir.

YURTSEVERLİK VE ENTERNASYONALİZM

      Enternasyonalist olan bir Komünist, aynı zamanda bir yurtsever de olabilir mi? Biz sadece olabileceğini değil, olması gerektiğini de savunuyoruz. Yurtseverliğin somut muhtevası, tarihî şartlar tarafından belirlenir. Bir Hitler'in ve Japon saldırganlarının "yurtseverliği" vardır, bir de bizim yurtseverliğimiz. Komünistler, Hitler'in ve Japon saldırganlarının "yurtseverliğine" kararlılıkla karşı çıkmalıdırlar. Alman ve Japon Komünistleri, ülkelerinin yürüttüğü savaşlarda kendi ülkelerinin yenilgisinden vanadırlar. Japon saldırganlarının ve Hitler'in yenilgiye uğraması için mümkün olan her yola başvurmak, Japon ve Alman halklarının çıkarınadır ve bu yenilgi ne kadar kesin olursa o kadar iyidir. Japon ve Alman Komünistlerinin yapmaları gereken budur ve onlar da bunu yapmaktadırlar. Çünkü Japon saldırganları ve Hitler tarafından başlatılan savaşlar, bütün dünya halklarının olduğu gibi kendi halklarının da zararınadır. Çin'in durumu farklıdır, çünkü Çin saldırıya uğramıştır. Bu yüzden Çin Komünistleri, yurtseverlikle enternasyonalizmi birleştirmelidirler. Biz hem yurtsever hem enternasyonalistiz ve sloganımız da "Anavatanı saldırganlara karşı savunmak için savaşalım"dır. Bizim için yenilgiden yana olmak bir suç, Direnme [sayfa 199] Savaşında zafere ulaşmak için çalışmak ise kaçınılmaz bir görevdir. Çünkü, ancak anavatanı savunmak için savaşarak saldırganları yenebilir ve millî kurtuluşa kavuşabiliriz. Proletarya ve diğer emekçi halk ancak millî kurtuluşu sağlayarak kendi kurtuluşuna kavuşabilir. Çin'in zaferi ve istilacı emperyalistlerin yenilgisi, diğer ülke halklarına yardımcı olacaktır. Bu yüzden millî kuruluş savaşlarında, yurtseverlik, enternasyonalizmin uygulanmasıdır. Bundan dolayı Komünistler, inisiyatiflerini sonuna kadar kullanmalı, kahramanca ve kararlı bir şekilde millî kurtuluş savaşı cephesine koşmalı ve silahlarını Japon saldırganlarına doğrultmandırlar. Bu nedenle Partimiz, 18 Eylül 1931 Olayından hemen sonra bir millî savunma savaşıyla Japon saldırganlarına karşı koyma çağrısında bulundu ve daha sonra Japonya'ya karşı bir millî birleşik cephe kurulmasını önerdi. Kızıl Ordunun Japonya'ya karşı Millî Devrimci Ordunun bir parçası olarak yeniden örgütlenmesini ve cepheye gitmesini emretti ve Parti üyelerine, savaşın en ön saflarında yer alarak kanlarının son damlasına kadar anavatanı savunmaları için talimat verdi. Bunlar iyi, yurtsever eylemlerdir ve enternasyonalizme aykırı düşmek bir yana, enternasyonalizmin Çin'deki uygulamasıdırlar. Kafaları siyasî bakımdan bulanık ya da art niyetli olanlar, hata yaptığımızı ve enternasyonalizmi terkettiğimizi söyleyerek saçmalamaktadırlar.

KOMÜNİSTLER MİLLÎ SAVAŞTA ÖRNEK OLMALIDIRLAR

      Yukarıdaki nedenlerden dolayı, Komünistler millî savaşta büyük inisiyatif göstermeli ve bunu somut olarak ortaya koymalı, yani her alanda örnek bir öncü rol oynamalıdırlar. Savaşımız zor şartlar altında verilmektedir. Geniş kitlelerin millî bilinci, kendine olan millî saygısı ve millî güveni, yeterince gelişmemiştir; halkın büyük çoğunluğu örgütlenmemiştir. Çin'in askerî gücü zayıf, ekonomisi geridir, siyasî sistem demokratik değildir, yozlaşma ve kötümserlik mevcuttur ve birleşik cephede birlik ve dayanışma eksikliği vardır. İşte zor şartlardan bazıları bunlardır. Bundan dolayı da Komünistler bütün bu kötü şeylere son vermek için bütün milleti birleştirmenin büyük sorumluluğunu bilinçli bir şekilde yüklenmelidirler. Komünistlerin örnek öncü rolü burada hayatî bir önem taşımaktadır. Sekizinci Yol Ordusu ve Yeni Dördüncü Ordudaki Komünistler cesur [sayfa 200] bir şekilde savaşmada, emirleri yerine getirmede, disipline uymada, siyasî çalışmada, içteki birliği ve dayanışmayı geliştirmede örnek olmalıdırlar. Komünistler, dost partiler ve ordularla olan ilişkilerinde, Japonya'ya karşı direnmek için birliğe dayanan sağlam bir tutum takınmalı, birleşik cephenin programını savunmalı ve direnme görevlerini yerine getirmede örnek olmalıdırlar; sözlerine sadık olmalı, eylemde kararlı davranmalı, kibirlilikten, arınarak, dost parti ve ordulara danışma ve onlarla işbirliği yapmada samimi olmalı ve birleşik cephe içindeki parti içi ilişkilerde örnek olmalıdırlar. Hükümet işlerinde görevli her Komünist, her yönden tutarlı olmak, atama yaparken adam kayırmamak ve bir karşılık beklemeden çok çalışmak konusunda örnek olmalıdır. Kitleler arasında çalışan her Komünist onların efendisi değil dostu, bürokrat bir politikacı değil, yorulmak bilmeyen bir öğretmen olmalıdır. Bir Komünist hiç bir zaman ve hiç bir şart altında kendi kişisel çıkarlarına öncelik tanımamalıdır; kişisel çıkarlarını milletin ve kitlelerin çıkarlarına tabi kılmalıdır. Dolayısıyla, bencillik, gevşeklik, yiyicilik, gösteriş düşkünlüğü, vb. nefret verici davranışlardır; buna karşılık kendinden feragat, canla başla çalışmak, kendini bütün kalbiyle halkın hizmetine adamak ve gösterişsiz bir şekilde sıkı çalışmak saygı uyandırır. Komünistler Parti dışındaki bütün ilericilerle uyum içinde çalışmalı ve arzu edilmeyen her şeyi ortadan kaldırabilmek için bütün halkı birleştirmeye çaba göstermelidirler. Komünistlerin milletin küçük bir kesimini meydana getirdikleri ve Parti dışında birlikte çalışmamız gereken çok sayıda ilerici ve faal unsur olduğu kavranmalıdır.
      Sadece kendimizin iyi, başkalarının ise işe yaramaz olduğunu düşünmek tamamen yanlıştır. Siyasî bakımdan geri olan insanlara gelince, Komünistler onları küçümseyip hor görmemeli, onlarla dost olmalı, onlarla birleşmeli, onları ikna etmeli ve ilerlemeleri için teşvik etmelidirler. İflah olmayacaklar dışında çalışmalarında hatalar yapmış bir kimseye karşı Komünistlerin tavrı onu reddetmek değil, değişmesine ve herşeye yeniden başlamasına yardımcı olmak üzere ikna etmek olmalıdır. Komünistler hem pratik, hem de uzak görüşlü olmada örnek olmalıdırlar. Çünkü kendilerine düşen görevleri ancak pratik davranarak yerine getirebilirler ve ancak uzak görüşlü olmakla yollarını şaşırmadan ilerleyebilirler. Komünistler bundan dolayı öğrenmede örnek olmalı, kitlelerin hem öğrencisi hem de öğretmeni olmalıdırlar. Ancak halktan, somut şartlardan, dost [sayfa 201] parti ve ordulardan öğrenerek çalışmamızda pratik ve gelecek konusunda da uzak görüşlü olabiliriz. Uzun bir savaşta ve zor şartlar altında bütün milletin dinamik enerjisinin güçlüklere karşı mücadele için seferber edilebilmesi, düşmanın yenilebilmesi ve yeni bir Çin'in kurulabilmesi, ancak Komünistlerin, dost partiler, ordular ve kitleler arasındaki bütün ilerici unsurlarla birlikte örnek öncü rolü en iyi şekilde oynamalarıyla mümkündür.

BÜTÜN MİLLETİ BİRLEŞTİRELİM VE MİLLETİN
İÇİNE SIZMIŞ DÜŞMAN AJANLARIYLA
MÜCADELE EDELİM

      Güçlükleri altetmek, düşmanı yemek ve yeni bir Çin kurmak için tek siyaset, Japonya'ya karşı millî birleşik cepheyi sağlamlaştırmak ve genişletmek ve bütün milletin dinamik enerjisini seferber etmektir. Ama daha şimdiden millî birleşik cephemiz içinde yıkıcı bir rol oynayan düşman ajanları yani hainler, Troçkistler ve Japon taraftarı unsurlar vardır. Komünistler bunlara karşı daima uyanık olmalı, caniyane faaliyetlerini gerçeğe dayanan delillerle açığa çıkarmalı ve bunlara kanmaması için halkı uyarmalıdırlar. Komünistler bu düşman ajanlarına karşı siyasî uyanıklıklarını artırmalıdırlar; birleşik cephenin genişletilmesi ve sağlamlaştırılmasının, düşman ajanlarının açığa çıkarılmasından ve içimizden sökülüp atılmasından ayrı tutulamayacağını anlamalıdırlar. Dikkatimizi sadece bir tarafa verip, diğer tarafı unutmak tamamen yanlıştır.

KOMÜNİST PARTİSİNİ GENİŞLETELİM VE PARTİYE
DÜŞMAN AJANLARININ SIZMASINI ÖNLEYELİM

      Komünist Partisi, güçlükleri altetmek, düşmanı yenmek ve yeni bir Çin inşa etmek için örgütünü genişletmeli ve gerçekten devrime bağlı. Partinin ilkelerine inanan, siyasetlerini destekleyen ve onun disiplinine ve sıkı çalışmasına bağlı kalmaya gönüllü olan işçi, köylü ve faal genç unsurlardan meydana gelen kitlelere kapılarını açarak büyük bir kitle partisi haline gelmelidir. Bu konuda hiç bir kapalı-kapıcılık eğilimi hoş görülmemelidir. Ama aynı zamanda, düşman ajanlarının sızmalarına karşı uyanıklıkta en ufak bir gevşeme olmamalıdır. Japon emperyalist gizli örgütleri durmadan partimizi bölmeye ve faal [sayfa 202] unsurlar kisvesi altında parti saflarına el altından gizli hainleri, Troçkistleri, Japon taraftarı unsurları, soysuzlaşmış kimseleri ve mevki düşkünlerini sızdırmaya çalışmaktadır. Böyle kişilere karşı aldığımız sıkı tedbirleri ve uyan