Mao Zedung
Seçme Eserler
Cilt: I
[
1]




Bu kitap, Nisan 1960'ta Pekin Halk Yayınevi tarafından yayınlanan Mao Zedung, Seçme Eserler'in ikinci Çince baskısının, 1967 tarihli İngilizce çevirisinden dilimize aktarılmış ve Uygurca baskısıyla karşılaştırılmıştır. İkinci Baskı: Ağustos 1979.

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyayinlari@kurtuluscephesi.org
Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Seçme Eserler, Cilt: I
(941 KB)













İKİNCİ DEVRİMCİ İÇ SAVAŞ DÖNEMİ




ÇİN'DE KIZIL SİYASİ İKTİDAR NİÇİN VAROLABİLİR? [9*]
5 Ekim 1928

      I. ÜLKE İÇİNDEKİ SİYASİ DURUM

      Guomindang'ın yeni savaşağalarının bugünkü rejimi, şehirlerde komprador sınıfının ve köylük bölgelerde top-rakağası sınıfının rejimi olmaya devam etmektedir; bu, dış ilişkilerinde emperyalizme teslim olan, ülke içinde ise eski savaşağalarının yerine yenilerini getirerek, işçi sınıfı ve köylülük üzerinde daha da ağır bir ekonomik sömürü ve siyasi baskı uygulayan bir rejimdir. Guangdung Eyaletinde başlayan burjuva-demokratik devrimi henüz yarı yoldayken, komprador ve toprakağası sınıfları önderliği gasbettiler ve kısa zamanda karşı-devrim yoluna soktular. Bütün ülkede işçiler, köylüler, halkın diğer kesimleri ve hatta burjuvazi[
54] karşı-devrimci tahakkümden kurtulamadı, siyasi ve ekonomik özgürlüğün kırıntısını bile elde edemediler.
      Yeni Guomindang savaş ağalarının dört kliği, yani Çan Kayşek, Guangsi savaşağaları, Feng Yusiang ve Yen Sişan[55], Pekin ve Tiancin'i ele geçirmelerinden önce Çang Zolin'e[56] karşı geçici bir ittifak kurdular. Bu şehirler ele geçirilir geçirilmez [sayfa 81] bu ittifak bozularak yerini dört klik arasındaki şiddetli bir mücadeleye bıraktı; şimdi de Çan ve Guangsi klikleri arasında bir savaş olgunlaşmaya başlıyor. Çin'deki savaşağası klikleri arasındaki çelişmeler ve mücadeleler, emperyalist devletlerarasındaki çelişmeleri ve mücadeleleri yansıtmaktadır. Bu nedenle, Çin, emperyalist devletlerarasında bölüşülmüş olmaya devam ettiği sürece, çeşitli savaşağası klikleri hiç bir zaman anlaşmaya varamazlar; aralarındaki bütün uzlaşmalar sadece geçici olacaktır. Bugün yapılacak olan geçici bir uzlaşma, yarın daha büyük bir savaşa yol açacaktır.
      Çin'in ivedilikle bir burjuva-demokratik devrimine ihtiyacı vardır ve bu devrim yalnız proletarya önderliğinde tamamlanabilir. Proletarya, Guangdung'dan başlayarak Yangze ırmağına doğru yayılan 1926-1927 devrimine sağlam bir biçimde önderlik edemediği için, komprador ve toprakağası sınıfları önderliği ele geçirdiler ve devrimin yerini karşı-devrim aldı. Böylece burjuva-demokratik devrim geçici bir yenilgiye uğradı. Bu yenilgi, Çin proletaryası ve köylülüğü için de aynı zamanda Çin burjuvazisi için de (ama komprador ve toprakağası sınıfları için değil) ağır bir darbeydi. Ancak son birkaç ay içinde, Komünist' Partisinin önderliğinde, gerek kuzeyde, gerekse güneyde şehirlerdeki işçilerin örgütlü grevlerinde ve köylük bölgelerdeki köylülerin ayaklanmalarında bir artış oldu. Açlık ve soğuk, savaşağalarının ordularındaki askerler arasında büyük bir tedirginlik yaratmaktadır. Öte yandan da, Vang Cingvey ve Cen Gungho'nun başını çektiği klik tarafından teşvik edilen burjuvazi, kıyı bölgelerinde ve Yangze Irmağı boyunca önemli boyutlara ulaşan bir reform hareketi[57] geliştirmektedir. Bu, yeni bir gelişmedir.
      Komünist Enternasyonalin ve Partimizin Merkez Komitesinin talimatlarına göre, Çin'deki demokratik devrimin içeriği, millî devrimi tamamlamak için emperyalizmin ve onun Çin'deki uşakları olan savaşağalarının iktidarını yıkmak ve toprakağası sınıfının köylüler üzerindeki feodal sömürüsüne son vermek için toprak devrimini gerçekleştirmektir. [sayfa 82] Böyle bir devrimci hareket 1928 Mayısındaki Cinan Katliamından[58] beri günden güne gelişmektedir.

      II. ÇİN'DE KIZIL SİYASİ İKTİDARIN
      DOĞMASININ VE VARLIĞINI SÜRDÜRMESİNİN NEDENLERİ[
59]

      Bir ülkede Kızıl siyasî iktidara sahip bir ya da birkaç küçük bölgenin, bir Beyaz rejim tarafından tamamen kuşatılmış olarak uzun süre varlığını sürdürebilmesi, dünyanın başka hiç bir yerinde görülmemiş bir olgudur. Bu olağanüstü olgunun özel nedenleri vardır. Bu olgu ancak belli koşullarda ortaya çıkabilir ve gelişebilir.
      Birinci olarak, bu emperyalist bir ülkede ya da doğrudan emperyalist yönetim, altındaki bir sömürgede ortaya çıkamaz[60], ancak ekonomik bakımdan geri, yarı-sömürge durumunda ve emperyalizmin dolaylı hâkimiyeti altında olan Çin'de ortaya çıkabilir. Çünkü bu olağanüstü olgu, ancak başka bir olağanüstü olgunun varlığıyla, yani Beyaz rejim içinde savaş durumuyla birlikte ortaya çıkabilir. Cumhuriyetin ilk yılından başlayarak (1912) emperyalizm tarafından dışardan, komprador ve toprakağası sınıfları tarafından da içerden desteklenen çeşitli eski ve yeni savaşağası kliklerinin birbirlerine karşı durmaksızın savaşmaları, yarı-sömürge Çin'in bir özelliğidir. Böyle bir olguya emperyalist ülkelerde ve emperyalizmin doğrudan hâkimiyeti altındaki sömürgelerde rastlanmaz, ancak Çin gibi emperyalizmin dolaylı hâkimiyeti altındaki bir ülkede rastlanır. Bu olay şu iki nedene dayanmaktadır; yerel bir tarım ekonomisi (bütünleşmiş kapitalist bir ekonomi değil) ve emperyalistlerin, bölmek ve sömürmek için, ülkeyi etki alanlarına ayırma siyaseti Beyaz rejim içindeki uzun süreli parçalanmalar ve savaşlar, Beyaz rejim tarafından kuşatılmış bir [sayfa 83] ya da daha fazla sayıda küçük Kızıl bölgenin Komünist Partisi önderliğinde doğması ve yaşaması için gerekli koşullan yaratmaktadır. Hunan ve Ciangsi Eyaletlerinin sınırlarında kurulan bağımsız rejim, böyle birçok küçük bölgeden biridir. Çoğu zaman, bazı yoldaşlar güç ya da tehlikeli anlarda Kızıl siyasî iktidarın yaşaması konusunda kuşkuya düşüyor ve kötümserliğe kapılıyorlar. Bunun nedeni, Kızıl siyasî iktidarın doğuşunu ve yaşamasını doğru bir biçimde açıklayamamalarıdır. Eğer Çin'de Beyaz rejim içindeki parçalanmaların ve savaşların hiç bir zaman sona ermeyeceğini kavrarsak, Kızıl siyasi iktidarın doğuşu, yaşaması ve günden güne büyümesi konusunda hiçbir kuşkumuz kalmaz.
      İkinci olarak, Çin'de Kızıl siyasî iktidarın ilk kez ortaya çıktığı ve uzun bir süre yaşamayı başardığı bölgeler, Sicuan, Guycov, Yunnan ve kuzey eyaletler; gibi demokratik devrimden etkilenmeyen bölgeler değil, Hunan, Guangdung, Hubey ve Giangsi gibi, 1926 V3 1927 yıllarındaki burjuva-demokratik devrimi sırasında işçi, köylü ve askerlerin geniş kitleler halinde ayaklandığı eyaletlerdir. Bu eyaletlerin birçok yerinde yaygın bir biçimde sendikalar ve köylü birlikleri kuruldu, işçi sınıfı ve köylüler tarafından toprakağalarına ve burjuvaziye karşı birçok ekonomik ve siyasî mücadele verildi. Kanton şehrinde, halkın üç gün siyasî iktidarı elinde tutmasının nedeni, Hayfeng ve Lufeng'de, Güney ve Doğu Hunan'da, Hunan-Giangsı sınır bölgesinde ve Hubey Eyaletindeki Huangan'da köylülerin bağımsız rejimlerinin doğmasının nedeni budur.[61] Bugünkü Kızıl Ordu ise, Millî Devrimci Ordudan kopmuş, demokratik siyasî eğitimden geçmiş işçi ve köylü kitlelerinin etkisi altına girmiştir. Kızıl Orduyu meydana getiren unsurların, Yen Sişan ve Çang Zolin'in askerleri gibi demokratik siyasî eğitimden geçmemiş, işçi ve köylü kitleleri tarafından etkilenmemiş ordulardan gelmelerine olanak yoktur. [sayfa 84]
      Üçüncü olarak, halkın sivasî iktidarının, küçük bölgelerde tutunup tutunamayacağı, ülke çapında devrimci durumun gelişmeye devam etmesine bağlıdır. Devrimci durum gelişmeye devam ederse, kuşkusuz küçük Kızıl bölgeler uzun bir süre dayanacak ve hatta kaçınılmaz olarak, ülke çapında siyasî iktidarın ele geçirilmesini sağlayacak olan birçok güçten biri durumuna geleceklerdir. Ülke çapında devrimci durum gelişmeye devam etmez de oldukça uzun bir süre duraklarsa, o zaman küçük Kızıl bölgelerin uzun bir süre dayanmaları olanaksızlaşacaktır. Aslında, komprador ve toprakağası sınıflarının ve uluslararası burjuvazinin saflarında sürekli olarak meydana gelen parçalanmalar ve savaşlarla birlikte Çin'de devrimci durum gelişmeye devam etmektedir. Bundan dolayı, küçük Kızıl bölgeler kuşkusuz uzun bir süre dayanacak, aynı zamanda genişlemeye devam edecek ve giderek bütün ülkede siyasî iktidarı ele geçirme hedefine yaklaşacaktır.
      Dördüncü olarak, yeterli güçte düzenli bir Kızıl Ordunun varlığı, Kızıl siyasî iktidarın yasamasının zorunlu koşullarından biridir. Eğer düzenli bir Kızıl Orduya değil de sadece yerel Kızıl Muhafızlara[62] sahipsek, o zaman düzenli Beyaz, kuvvetlerle baş edemez, sadece toprakağalarının silahlı adamlarıyla baş edebiliriz. Bundan dolayı, eğer yeterli güçte düzenli silahlı kuvvetlere sahip değilsek işçi ve köylü kitleleri etkin durumda olsalar da, kalıcı ve günden güne gelişen bağımsız bir rejim kurmak söyle dursun, herhangi bir bağımsız rejim kurmak bile kesinlikle olanaksızdır. Bundan da, "silahlı güce dayanarak bağımsız işçi ve köylü rejimleri kurma" düşüncesinin, Komünist Partisi ve bağımsız rejimin hüküm sürdüğü bölgelerdeki işçi ve köylü kitleleri tarafından iyice kavranması gereken önemli bir düşünce olduğu ortaya çıkmaktadır.
      Beşinci olarak, Kızıl siyasî iktidarın uzun süre yaşaması [sayfa 85] ve gelişmesi için yukarıda sıralananlara ek olarak önemli koşullardan biri de şudur: Komünist Partisinin örgütlenmesi güçlü, siyaseti ise doğru olmalıdır

      III. HUNAN-CİANGSİ SINIR BÖLGESİNDEKİ
      BAĞIMSIZ REJİM VE AĞUSTOS YENİLGİSİ

      Savaşağaları arasındaki parçalanmalar ve savaşlar Beyaz rejimin gücünü zayıflatır. Böylece, küçük bölgeler de Kızıl siyasî iktidarın ortaya çıkması için olanaklar doğar. Ancak, savaşağaları birbirleriyle her gün de savaşmazlar. Bir ya da birkaç eyaletteki Beyaz rejim geçici bir istikrara kavuşunca, oradaki hâkim sınıflar kaçınılmaz olarak birleşirler ve Kızıl siyasî iktidarı yıkmak için ellerinden geleni yaparlar. Kurulması ve yaşaması için bütün zorunlu koşulların varolmadığı bölgelerde Kızıl siyasi iktidar, düşman tarafından yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Geçen Nisan ayından önce elverişli dönemlerde Kanton, Hayfeng ve Lufeng, Hunan-Ciangsi sınır bölgesi, Güney Hunan, Liling ve Huangan gibi yerlerde kurulan birçok Kızıl rejimin birbiri ardı sıra Beyaz rejim tarafından ezilmesinin nedeni budur. Hunan-Ciangsi sınır bölgesindeki bağımsız rejimin güneyinde Nisan ayından başlaya rak, geçici olarak istikrara kavuşmuş bir iktidar ortaya çıktı; Hunan ve Ciangsi bizi "bastırmak" için normal olarak sekiz, dokuz ya da daha fazla sayıda alayı -hatta bazen on sekiz alayı- üzerimize gönderiyordu. Ama gene de, dört alaydan daha az bir kuvvetle dört ay gibi uzun bir zaman boyunca düşmana karşı koyduk, bağımsız rejimin topraklarını günden güne genişlettik, toprak devrimini derinleştirdik, halkın siyasî iktidar organlarını yaygınlaştırdık ve Kızıl Orduyu ve Kızıl Muhafızları genişlettik. Bu, Hunan-Ciangsi sınır bölgesindeki Komünist Partisi örgütlerinin (yerel örgütler ve ordudaki örgütler) siyasetlerinin [sayfa 86] doğru olmasından dolayı mümkün oldu. Sınır Bölgesi Özel Komitesinin ve Ordu Komitesinin o zamanki siyasetleri şunlardı:
      Düşmana karşı kararlı bir biçimde mücadele etmek, Losiao Sıradağlarının[
63] orta kısımlarında siyasî iktidarı kurmak ve kaçakçılığa karşı çıkmak.
      Bağımsız rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde toprak devrimini derinleştirmek.
      Ordu Parti örgütünün yardımıyla yerel Parti örgütünün gelişmesini sağlamak ve düzenli ordunun yardımıyla yerel silahlı kuvvetlerin gelişmesini sağlamak.
      Koşullar elverişli olduğunda, düşmanla savaşmaları için Kızıl Ordu birliklerini toplamak ve birliklerin teker teker yok edilmesini önlemek amacıyla kuvvetlerin bölünmesine karşı çıkmak.
      Bağımsız rejimin hüküm sürdüğü bölgeyi genişletmek için dalgalar halinde ilerleme siyasetini benimsemek ve maceracı ilerleme yoluyla genişleme siyasetine karşı çıkmak.
      Bu doğru taktikler, mücadelemiz için elverişli bir arazinin varlığı ve Hunan ve Ciangsi'den gelerek işgale girişen birlikler arasında yeterli eşgüdüm bulunmaması sayesinde, Nisandan Temmuza kadar olan dört ay içinde bir dizi zafer kazanabildik. Bizden birkaç kat daha güçlü olmasına karşın düşman, rejimimizi yıkmak bir yana, onun sürekli olarak genişlemesini bile önleyemedi ve rejimimiz Hunan ve Ciangsi'yi gittikçe artan bir biçimde etkilemeye başladı. Ağustos yenilgisinin tek nedeni, hâkim sınıfların geçici bir istikrar dönemi içinde bulunduklarını kavrayamayan bazı yoldaşların, hâkim sınıfların siyasî parçalanma içinde bulundukları dönemler için uygun olan bir stratejiyi benimsemeleri ve maceracı bir ilerleme uğruna kuvvetlerimizi bölmeleriydi. Bu, hem sınır bölgesinde, hem de Güney Hunan'da yenilgiye uğramamıza yolaçtı. Hunan Eyalet Komitesi temsilcisi Du Siucing yoldaş, gerçek durumu [sayfa 87] kavrayamadığı için, Partinin Özel Komitesi, Ordu Komitesi ve Yungsin İl Komitesinin ortak toplantısında alınan kararları dikkate almadı; sadece Hunan Eyalet Komitesinin emirlerini mekanik bir biçimde uygulamakla yetindi ve mücadeleyi bırakıp eve dönmek isteyen Kızıl Ordu 29. Alayının görüşleriyle uzlaştı. Bu son derece büyük bir hataydı. Bu yenilginin yarattığı durum ancak Eylül ayından sonra, Partinin Özel Komitesinin ve Ordu Komitesinin aldığı önlemlerle düzeltildi.

      IV. HUNAN-CİANGSİ SINIR BÖLGESİ BAĞIMSIZ
      REJİMİNİN HUNAN, HUBEY VE CİANGSİ EYALETLERİ
      AÇISINDAN TAŞIDIĞI ÖNEM

      Merkezi Ningang olan ve Hunan-Ciangsi sınır bölgesinde bulunan işçi ve köylülerin silahlı bağımsız rejiminin önemi, hiç kuşkusuz sınır bölgesindeki birkaç ille sınırlı değildir; bu rejim, Hunan, Hubey ve Ciangsi Eyaletlerinde siyasî iktidarın işçi ve köylülerin ayaklanması yoluyla ele geçirilmesinde çok büyük bir rol oynayacaktır. Hunan, Hubey ve Ciangsi'de gelişmekte olan ayaklanmalarla ilgili olarak, sınır bölgesindeki Parti örgütlerine çok önemli görevler düşmektedir. Bu görevler şunlardır: Sınır bölgesindeki toprak devriminin ve halkın siyasî iktidarının etkilerini, Hunan ve Ciangsi'den geçen ırmakların aşağı vadilerine ve giderek Hubey'e kadar yaymak; bu üç eyalette yaklaşmakta olan genel ayaklanmada kendine düşen görevleri yerine getirebilmesini sağlamak için Kızıl Orduyu mücadele içinde sürekli olarak genişletmek ve niteliklerini geliştirmek; bugün için toprakağalarının paralı askerlerine ve küçük silahlı birliklere karşı savaşabilecek, ileride de sınır bölgesindeki siyasî iktidarı savunabilecek duruma gelmelerini sağlamak amacıyla illerdeki yerel silahlı kuvvetleri, yani Kızıl Muhafızlarla işçi ve köylü isyan müfrezelerini genişletmek ve niteliklerini geliştirmek; yerel çalışmanın [sayfa 88] yürütülebilmesi için Kızıl Ordu personelinin yardımına duyulan ihtiyacı zamanla azaltmak ve bu çalışmayı yürütmek için sınır bölgesinin kendi personeline sahip olmasını ve hatta Kızıl Orduya ve bağımsız rejim altına giren yeni bölgelere personel göndermesini sağlamak.

      V. EKONOMİK SORUNLAR

      Temel ihtiyaç maddeleri ve nakit para sıkıntısı, Beyaz rejim tarafından kuşatılmış olan bölgelerdeki ordu ve halk için çok büyük bir sorun haline gelmiştir. Geçen yıl boyunca bağımsız sınır bölgesinde, tuz, bez ve ilaç gibi temel ihtiyaç maddeleri sıkı düşman ablukası nedeniyle çok kıtlaşmış ve pahalılaşmış; bu da, zaman zaman işçi, köylü ve küçük burjuva[
64] kitleleriyle Kızıl Ordu askerlerinin hayatlarını son derece zorlaştırmıştı. Kızıl Ordu, aynı zamanda hem düşmanla çarpışmak, hem de kendi ihtiyaçlarını sağlamak zorundadır. Tahıla ek olarak verilen adam başına beş sentlik günlük yemek ücreti için gerekli para bile bulunamamakta ve askerler iyi beslenememektedir; birçoğa hastadır, hastanelerdeki yaralıların durumu ise daha da kötüdür. Ülke çapında siyasî iktidarı ele geçirene kadar bu gibi zorluklarla karşılaşmamız elbette kaçınılmazdır; ama gene de bu zorlukların bir dereceye kadar üstesinden gelmek, hayatı biraz olsun kolaylaştırmak ve özellikle de Kızıl Ordunun ikmalini daha iyi bir biçimde yapmak ivedilikle gerekmektedir. Sınır bölgesindeki Parti örgütleri, ekonomik sorunları çözmek için uygun yollar bulamazlarsa, bağımsız rejim, düşman hâkimiyetinin istikrarlı olmaya devam edeceği görece uzun bir dönem boyunca büyük güçlüklerle karşılaşacaktır. Bu ekonomik sorunlara uygun bir çözümün bulunması, bütün Parti üyelerinin ilgisini gerektiren önemli bir sorundur. [sayfa 89]

      VI. ASKERİ ÜSLER SORUNU

      Sınır Bölgesindeki Parti örgütlerinin başka bir görevi daha vardır; o da, Beş Kuyular[
65] ve Ciyulung'daki askeri üslerin sağlamlaştırılmasıdır. Gerçekte arazi ve konum bakımından elverişli olan bu iki bölge, yani Yungsin, Lingsien. Ningang ve Suyçuan illerinin kesiştiği yerdeki Beş Kuyular dağlık bölgesiyle, Yungsin, Ningang, Caling ve Lienhua illerinin kesiştiği yerdeki Ciyulung dağlık bölgesi sadece bugün için ve sınır bölgesi açısından değil, aynı zamanda ileride Hunan, Hubey ve Ciangsi'de çıkacak ayaklanmalar açısından da önemli askeri üslerdir. Bu, özellikle hem halkın desteğine sahip olduğumuz, hem de arazisi son derece engebeli ve stratejik bakımdan önemli olan Beş Kuyular için geçerlidir. Bu üsleri sağlamlaştırmak için, birinci olarak, yeterli bir savunma sistemi kurmak; ikinci olarak, yeterli miktarda tahıl depolamak; üçüncü olarak da görece iyi Kızıl Ordu hastaneleri kurmak gerekmektedir. Sınır bölgesindeki Parti örgütleri, bu üç görevi başarıyla yerine getirmek için ellerinden geleni yapmalıdırlar. [sayfa 90]




CİNGANG DAĞLARINDAKİ MÜCADELE([10*])
25 Kasım 1928


      HUNAN-CİANGSİ SINIR BÖLGESİNDEKİ
      BAĞIMSIZ REJİM VE AĞUSTOS YENİLGİSİ

      Çin bugün dünyada, Beyaz rejim tarafından kuşatılmış bir ya da daha fazla küçük bölgede, Kızıl siyasî iktidarın kurulmuş olduğu tek ülkedir. İncelersek görürüz ki bu olgunun nedenlerinden biri, Çin'in komprador ve toprakağası sınıfları içindeki bitip tükenmek bilmeyen parçalanma ve savaşlardır. Bu parçalanma ve savaşlar devam ettiği sürece isçi ve köylülerin silahlı bağımsız rejimlerinin yaşamaya devam etmesi ve büyümesi ek olarak şu koşulları gerektirmektedir: (1) Sağlam bir kitle temeli, (2) sağlam bir parti örgütü, (3) oldukça güçlü bir Kızıl Ordu, (4) askeri harekât için elverişli arazi ve (5) temel ihtiyaçların karşılanması için yeterli ekonomik kaynaklar.
      Bağımsız bir rejim, kendisini kuşatan hâkim sınıflara karşı uyguladığı stratejiyi duruma göre değiştirmeli, hakim sınıfların rejimi geçici olarak istikrar kazandığı zaman başka bir stratejiyi benimsemelidir. Li Zungcen ile Tang Şengçi arasındaki Hunan ve Hubey Eyaletlerinde[
66] ve Çang Fakuy ile Li Cişen arasında Guandung Eyaletinde[67] sürüp giden savaşlar sırasında olduğu gibi, hâkim [sayfa 94] sınıfların parçalanmış olduğu dönemlerde, stratejimiz görece daha cüretli, askeri harekâtta bulunduğumuz alan da görece daha geniş olabilir. Bununla birlikte, Beyaz terör bize darbe indirdiği zaman, sırtımızı dayayabileceğimiz güvenlikli bir şeye sahip olmak için merkezî bölgelerde sağlam bir temel kurmaya dikkat etmeliyiz. Bu yılın Nisan ayından sonra güney eyaletlerinde olduğu gibi, hâkim sınıfların rejiminin görece istikrarlı olduğu dönemlerde stratejimiz, adım adım ilerleme stratejisi olmalıdır. Böyle dönemlerde, askerî alanda yapılabilecek en kötü şey maceracı bir ilerleme için kuvvetlerimizi bölmek; yerel çalışma alanında (toprak dağıtımı, siyasî iktidarın kurulması, Partinin genişletilmesi ve yerel silahlı kuvvetlerin örgütlenmesi) yapılabilecek en kötü şey ise kadrolarımızı dağıtmak ve merkezi bölgelerde sağlam bir temel kurmayı savsaklamaktır. Birçok küçük Kızıl bölgenin uğradığı yenilgi, ya gerekli nesnel koşulların bulunmamasından ya da taktiklerde yapılan öznel hatalardan doğmuştur. Taktiklerde yapılan hataların tek nedeni, hâkim sınıfların rejiminin geçici olarak istikrar kazandığı dönemlerle parçalandığı dönemleri birbirinden açık seçik ayırdedememek olmuştur. Geçici istikrar dönemlerinde, bazı yoldaşlar, maceracı bir ilerleme için kuvvetlerimizi bölmeyi savundular ve hatta sanki düşmanın, sadece toprakağalarının paralı askerleriyle değil, düzenli birliklerin yoğun harekâtıyla da saldırabileceği gerçeğini unutmuş gibi geniş bölgelerin savunmasını yalnızca Kızıl Muhafızlara bırakmayı önerdiler. Yerel çalışmalarda ise, merkezi bölgelerde sağlam bir temel kurmayı tamamen, gözardı ettiler ve olanaklarımızın el verip elvermediğine bakmadan yönetimimiz altındaki toprakları sınırsızca genişletmeye çalıştılar. Biri, askeri harekâtta adım adım ilerleme siyasetini ya da yerel çalışmalarda çabalarımızı, kendimize yenilmez bir durum sağlamak amacıyla merkezi bölgelerde sağlam bir temel kurmak noktasında yoğunlaştırma siyasetini savunduğu zaman, onu "tutucu" olmakla suçluyorlardı. Bu yoldaşların yanlış fikirleri, geçen Ağustos ayında Hunan-Ciangsi sınır bölgesinin ve Güney Hunan'da [sayfa 95] Dördüncü Kızıl Ordunun uğradığı yenilgilerin temel nedeniydi.
      Hunan-Ciangsi sınır bölgesindeki çalışmalarımız, geçen yılın Ekim ayında başladı. Başlangıçta bu bölge illerindeki bütün Parti örgütlerimiz işlemez haldeydi. Yerel silahlı kuvvetler, sadece Cingang Dağlan dolaylarında Yuan Vencay ve Vang Zo komutasındaki iki birlikten meydana geliyordu. Her birliğin iyi işlemeyen altmışar tüfeği vardı. Öte yandan Yungsin, Lienhua, Çaling ve Lingsien illerinde köylü savunma müfrezeleri toprakağaları sınıfı tarafından tamamen silahsızlandırılmış ve kitlelerin devrimci coşkusu söndürülmüştü. Bu yılın Şubat ayına kadar, Ningang, Yungsin, Çaling ve Suyçuan'da il Parti komiteleri, Lingsieng'de ise bir özel bölge Parti komitesi kurulmuştu. Lienhua'da da bir Parti örgütü çalışmaya ve Vanan İl Komitesiyle bağlantı kurmaya başlıyordu. Lingsien dışındaki bütün illerin her biri birkaç yerel silahlı birliğe sahipti. Ningang'da, Çaling'de, özellikle de Suyçuan ve Yungsin' de, kitleleri toprakağalarına karşı harekete geçiren birçok gerilla ayaklanması patlak verdi ve bunların hepsi de oldukça başarılıydı. O dönemde toprak devrimi henüz pek fazla ilerletilmemişti. Siyasî iktidar organlarına, işçi, köylü ve asker hükümetleri adı verilmekteydi. Orduda asker komiteleri[68] kurulmuştu. Birlikler ayrı ayrı görevlere gittikleri zaman, bunları yönetmek için eylem komiteleri meydana getiriliyordu. Partinin bu bölgedeki yönetici organı, Güz Hasadı Ayaklanması sırasında Hunan Eyalet Komitesi tarafından atanmış olan (sekreterliğini Mao Zedung'un yaptığı) Cephe Komitesiydi. Cephe Komitesi, Güney Hunan Özel Komitesinin isteği üzerine Mart başlarında kaldırıldı ve (sekreterliğini Ho Tingying'in yaptığı) Tümen Parti Komitesi olarak yeniden örgütlendi. Komite, böylece, yerel Parti örgütleri üzerinde yetkisi olmayan, sadece ordu içindeki Parti örgütlerini yöneten bir organ durumuna geldi. Bu arada, Mao Zedung'un kuvvetleri oradaki Özel Komitenin isteği üzerine Güney Hunan'a gönderildi ve bunun sonucunda da Hunan-Ciangsi sınır bölgesi bir ayı aşkın bir [sayfa 96] süre düşman işgali altında kaldı. Mart ayının sonlarında Güney Hunan'da yenilgiye uğradık ve Nisan ayında Cu De ve Mao Zedung komutasındaki kuvvetler Güney Hunan'daki köylü ordusuyla birlikte Ningang'a çekilip sınır bölgesindeki bağımsız rejimi yeniden kurmaya başladılar.
      Hunan-Ciangsi sınır bölgesindeki bağımsız rejim, Nisan ayından başlayarak, karşısında, güneyde hakim sınıfların geçici bir istikrara kavuşmuş olan iktidarını buldu Hunan ve Ciangsi'nin bizi bastırmak için üzerimize gönderdikleri gerici kuvvetlerden oluşan alayların sayısı en az sekiz ya da dokuzu, hatta bazen on sekizi bulmaktaydı. Ama gene de, dört alaydan daha küçük bir kuvvetle ve dört ay gibi uzun bir süre düşmanla çarpışarak, her geçen gün bağımsız rejimimizin yönetimindeki toprakları büyüttük, toprak devrimini derinleştirdik, halkın siyasî iktidarını yaygınlaştırdık ve Kızıl Orduyu ve Kızıl Muhafızları genişlettik. Bu, sınır bölgesindeki (yerel ve ordudaki) Parti örgütlerinin siyasetleri doğru olduğu için başarılabildi. Sekreterliğini Mao Zedung'un yaptığı Sınır Bölgesi Özel Komitesinin ve sekreterliğini Cen Yi'nin yaptığı Parti Ordu Komitesinin o zamanki siyasetleri şöyleydi:
      Düşmana karşı kararlılıkla mücadele etmek, Losiao Sıradağlarının orta kısımlarında siyasî iktidarı kurmak ve kaçakçılığa karşı çıkmak.
      Bağımsız rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde toprak devrimini derinleştirmek.
      Ordu Parti örgütünün yardımıyla yerel Parti örgütünün gelişmesini sağlamak ve düzenli ordunun yardımıyla yerel silahlı kuvvetlerin gelişmesini sağlamak.
      Hâkim sınıfların görece güçlü bir iktidara sahip oldukları Hunan'a karşı savunma, görece zayıf bir iktidara sahip oldukları Ciangsi'ye karşı ise saldırı durumunda bulunmak.
      Yungsin'in geliştirilmesi için çok çaba harcamak burada halkın bağımsız rejimini kurmak ve uzun bir [sayfa 97] mücadeleye hazırlanmak.
      Koşullar elverişli olduğu zaman düşmanla savaşmaları için Kızıl Ordu birliklerini toplamak ve birliklerin teker teker yok edilmesini önlemek amacıyla kuvvetlerin bölünmesine karşı çıkmak.
      Bağımsız rejimin egemen olduğu bölgeyi genişletmek için dalgalar halinde ilerleme siyasetini benimsemek ve maceracı ilerleme yoluyla genişleme siyasetine karşı çıkmak.
      Bu doğru taktikler ve sınır bölgesinin mücadelemiz için elverişli arazisi sayesinde ve Hunan'dan gelen istilacı birliklerle Ciangsi'den gelenler arasındaki bağlantının yetersizliğinden dolayı, Nisandan Temmuza kadar geçen dört ay içinde birçok askeri zafer kazanmayı ve halkın bağımsız rejimini genişletmeyi başardık. Düşman, bizden birkaç kat güçlü olmasına karşın, rejimimizi yıkmak şöyle dursun, genişlemesini bile engelleyemedi. Rejimimizin Hunan ve Ciangsi üzerindeki etkisi gittikçe daha fazla hissedilmeye başladı. Ağustos yenilgisinin tek nedeni, hâkim sınıfların geçici bir istikrar döneminde bulunduklarını kavrayamayan bazı yoldaşların, hâkim sınıflar içinde parçalanmaların hüküm sürdüğü dönemlere uygun düşen bir siyaset benimsemeleri ve Güney Hunan üzerine maceracı bir şekilde' ilerlemek için kuvvetlerimizi bölmeleriydi. Bu, hem sınır bölgesinde, hem de Güney Hunan'da yenilmemize yol açtı. Hunan Eyalet Komitesinin temsilcisi Du Siucing ve Eyalet Komitesi tarafından Sınır Bölgesi Özel Komitesi sekreterliğine atanmış olan Yang Kayming, gerçek durumu kavrayamadılar. Mao Zedung'un, Van Sisien'in ve şiddetle karşı çıkan, öteki yoldaşların Yungsin'de uzakta bulunmalarından yararlanarak, Parti Ordu Komitesinin, Özel Komitenin ve Yungsin İl Komitesinin yaptıkları ortak toplantıda aldıkları ve Hunan Eyalet Komitesinin görüşlerini reddeden kararlara uymadılar. Hunan Eyalet Komitesinin Güney Hunan üzerine yürüme emrini mekanik bir şekilde uyguladılar ve Yicanglı köylülerden oluşan Kızıl Ordunun [sayfa 98] 29. Alayının mücadeleyi bırakıp eve dönme isteğiyle uzlaştılar. Bu, hem sınır bölgesinde, hem de Güney Hunan' da yenilmemize yol açtı.
      Başlangıçta, Temmuz ortalarında, Hunan'dan gelen, Va Şang komutasındaki Sekizinci Ordu Ningang'ı istila etmiş, Yungsin'e girmiş, bizimle savaşa tutuşmak için boş yere uğraşmıştı (askerlerimiz bu kuvvetlerin üzerine yan yollardan birinden saldırmayı denediler, fakat ellerinden kaçırdılar). Vu Şang'm kuvvetleri, kitlelerin bizi desteklemesinden korkarak aceleyle Lienhua üzerinden Çaling'e çekildiler. Bu sırada, Lingsien ve Çaling'e saldırmak üzere Ningang'dan yola çıkmış olan Kızıl Ordunun ana birliği, Lingsien'e varınca planını değiştirdi ve Güney Hunan'a yöneldi. Aynı anda Ciangsi'den gelen, Vang Çun ve Cin Handing komutasındaki Üçüncü Ordunun beş alayıyla Hu Vendu komutasındaki Altıncı Ordunun altı alayından meydana gelen düşman kuvvetleri, Yungsin'e karşı ortak bir saldırıya giriştiler. Bu sırada Yungsin'de sadece bir alayımız bulunmaktaydı. Bu alay, geniş halk kitlelerinin bağrında gizlenerek ve düşman üzerine her yönden- giriştiği gerilla saldırıları yoluyla, düşmanın on bir alayını yirmi beş gün gibi bir süre boyunca Yungsin il merkezi etrafında yarıçapı otuz li[11*] olan bir alana hapsetti. Sonunda düşmanın şiddetli saldırısı karşısında önce Yungsin, bundan kısa bir süre sonra da Lienhua ve Ningang düştü. Tam bu sırada, Ciangsi'den gelen düşman kuvvetleri arasındaki iç anlaşmazlıklar birdenbire alevlendi; Hu Vendu komutasındaki Altıncı Ordu aceleyle geri çekildi ve hemen Çangşu'da Vang Çun'un Üçüncü Ordusuyla savaşa girdi. O zaman diğer beş Ciangsi alayı da aceleyle Yungsin il merkezine çekildi. Eğer ana birliğimiz Güney Hunan'a gitmemiş olsaydı, pekâlâ bu düşman kuvvetini bozguna uğratabilir, bağımsız rejimimizin alanını Cian, Anfu ve Pingsiang'ı kapsayacak şekilde genişletebilir ve bu alanı Pingciang ve Liuyang'la [sayfa 99] birleştirebilirdik. Ancak esas kuvvetimiz uzakta bulunduğu ve geriye kalan tek alayımız da çok yorgun olduğu için, adamlarımızdan bir kısmının Yuan Vencay ve Vang Zo komutasındaki iki birlikle işbirliği halinde Cingang Dağlarını savunmak üzere burada kalması ve benim de geri kalan askerleri, esas kuvvetimizi bulup geri çağırmak üzere Guydung'a götürmem kararlaştırıldı. O sırada, esas kuvvetimiz zaten Güney Hunan'dan Guydung'a geri çekilmeye başlamıştı ve biz, 23 Ağustosta bu kuvvetlerle birleştik.
      Kızıl Ordunun esas kuvveti Temmuz ortalarında Lingsien'e vardığı zaman, siyasî bakımdan yalpalayan ve Güney Hunan'daki evlerine dönmek isteyen 29. Alayın subay ve erleri, emirlere uymayı reddettiler. Öte yandan 28. Alay Güney Hunan'a gitmeye karşıydı ve Güney Ciangsi'ye gitmek istiyordu; Yungsin'e geri dönmeyi ise hiç istemiyordu. Du Siucing'in 29. Alayın taşıdığı hatalı fikirleri teşvik etmesi ve Ordu Komitesinin de, askerleri bu hatalı fikirlerden vazgeçirememesi üzerine, esas kuvvet Çençov'a gitmek üzere 17 Temmuzda Lingsien'den ayrıldı. 24 Temmuzda ise, Fan Şişeng komutasındaki düşman kuvvetlerine karşı, Çençov'da giriştiği savaşta, başlangıçta başarılı olduysa da, sonra yenilerek savaştan çekildi. Bunun üzerine kendi başına hareket eden 29. Alay, eve dönmek için hızla Yiçang'a doğru yola çıktı. Sonuç olarak alayın bir kısmı, Leçang'da Hu Fengçang'ın haydutları tarafından yok edildi, diğer bir kısmı ise Çençov-Yiçang bölgesinde dağıldı ve bunlardan bir daha haber alınamadı. O sırada bu alaydan geri kalanların sayısı yüzü geçmiyordu. Neyse ki, esas kuvveti meydana getiren 28. Alay, büyük kayıplar vermemişti ve 18 Ağustosta Guydung'u ele geçirdi. Cingang Dağlarından gelen birlikler 23 Ağustosta alaya katıldılar ve birleşen kuvvetlerin Çungyi ve Şangyu yoluyla Cingang Dağlarına dönmesi kararlaştırıldı. Çungyi'ye vardığımız zaman, tabur komutanı Yuan Çungçuan bir piyade ve bir topçu bölüğüyle birlikte kaçtı. Daha sonra bu iki bölük bulunup geri getirilmekle birlikte, bu harekâtta alay komutanımız [sayfa 100] Vang Erço hayatını kaybetti. Geri dönmekte olan adamlarımız henüz hedeflerine varmadan önce, Hunan ve Ciangsi'den gelen düşman birlikleri bu fırsattan yararlanarak 30 Ağustosta Cingang Dağlarına saldırdılar. Cingang Dağlarını savunan birlikler, bir taburdan az olmakla beraber, üstün oldukları noktalardan yararlanarak, düşmanı geri püskürtüp bozguna uğrattılar ve üssümüzü kurtardılar.
      Ağustos yenilgisinin nedenleri şunlardı: (1) Yalpalayan ve evlerini özleyen bazı subay ve erler savaşma güçlerini kaybetmişlerdi; Güney Hunan'a gitmek istemeyen başka bazı subay ve erler ise şevksizdiler; (2) askerlerimiz, yazın boğucu sıcağında yapılan yürüyüşlerde bitkin düşmüşlerdi; (3) Lingsien'den birkaç yüz li uzakta maceracı bir harekâta girişmiş olan askerlerimizin sınır bölgesiyle olan bağları kopmuştu ve tek başlarına kalmışlardı; (4) Güney Hunan'daki kitleler henüz harekete geçirilmemiş olduğu için, bu bölgeye yapılan sefer, tamamen askerî bir macera olmuştu; (5) düşmanın durumu hakkında bilgimiz yoktu, (6) hazırlıklarımız yetersizdi ve subaylarla erler harekâtın amacını kavramamışlardı.

      BAĞIMSIZ REJİM ALTINDAKİ BÖLGEDE BUGÜNKÜ DURUM

      Bu yılın Nisan ayından itibaren Kızıl bölgeler giderek genişletilmiştir. Ciangsi düşman kuvvetlerini dördüncü kez yenilgiye uğrattığımız 23 Hazirandaki Lungyuanku (Yungsin ve Ningang sınırında bulunmaktadır) çarpışmasından sonra Ningang, Yungsin ve Lienhua illerini, Cian ve Anfu' nun bazı küçük kesimlerini, Suyçuan'm kuzey kesimini ve Lingsien'in güneydoğu kesimini içine alan sınır bölgesi, gelişmesinin doruğuna erişti. Kızıl bölgelerde toprağın büyük bir kısmı dağıtılmıştı ve geri kalan kısmı da dağıtılmaktaydı. İlçe ve kasabalarda, siyasi iktidar organları kuruldu. [sayfa 101]
      Ningang, Yungsin, Lienhua ve Suyçuan'da il hükümetleri kuruldu ve bir sınır bölgesi hükümeti meydana getirildi. Köylerde işçi ve köylü ayaklanma müfrezeleri, ilçe ve il düzeyinde ise Kızıl Muhafızlar örgütlendi. Temmuzda Ciangsi düşman kuvvetleri saldırıya geçti; Ağustosta Hunan ve Ciangsi düşman kuvvetleri birlikte Cingang Dağlarına saldırdılar. Sınır bölgesindeki bütün il merkezleri ve ovalar düşman tarafından işgal edildi. Barışı koruma birlikleri ve toprakağalarının paralı askerleri olan bu köpekler, azgınlaştılar ve bütün kasaba ve köylük bölgelerde Beyaz terör esmeye başladı. Parti ve hükümet örgütlerinin çoğu çöktü. Zengin köylüler ve Parti içindeki oportünistler, büyük gruplar halinde düşman safına geçtiler. Hunan düşman kuvvetleri, ancak 30 Ağustostaki Cingang Dağları muharebesinden sonra Lingsien'e geri çekildi, ama Ciangsi kuvvetleri bütün il merkezlerini ve köylerin çoğunu hâlâ ellerinde tutuyorlardı. Bununla beraber düşman, Ningang' in batı ve kuzey bölgelerini; Yungsin'in kuzeyindeki Tien-lung, batısındaki Siaosiciang ve güneyindeki Vanienşan bölgelerini; Lienhua'daki Şansi bölgesini; Suycuan'daki Cingangşan bölgesini ve Lingsien'deki Çinşigang ve Dayuan bölgelerini kapsayan dağlık alanları hiç bir zaman ele geçiremedi. Temmuz ve Ağustos aylarında, Kızıl Ordunun bir alayı, çeşitli illerin Kızıl Muhafızlarıyla uyum içinde hareket ederek, küçüklü büyüklü birçok muharebe verdi; sonunda dağlara geri çekildiğinde sadece otuz tüfek kaybetmişti.
      Askerlerimiz, Çungyi ve Şangyu üzerinden Cingang Dağlarına geri dönerken, Güney Ciangsi'den gelen düşman kuvvetleri -Liyu Siyi komutasındaki Bağımsız 7. Tümen- bizi Suyçuan'a kadar takip etti. 13 Eylülde Liyu Şiyi'yi yendik, birkaç yüz tüfek ele geçirdik ve Suyçuan'ı aldık. 26 Eylülde Cingang Dağlarına geri döndük. 1 Ekimde Ningang' da, Siyüng Şihuy'un tugaylarından biri olan Çu Hunyuan komutasındaki tugayla savaşa tutuşarak yendik ve Ningang ilinin tamamını yeniden ele geçirdik. Bu arada Guydung'da konaklamış olan Yen Çungru komutasındaki Hunan [sayfa 102] düşman kuvvetlerinden 126 asker bizim tarafımıza geçti ve Bi Çanyun'un komutasında bir özel görev taburu olarak örgütlendiler. 9 Kasımda Lungyuanku'da ve Ninganş il merkezinde Çu'nun tugayından bir alayı bozguna uğrattık. Ertesi gün ilerleyerek Yungsin'i işgal ettik, fakat kısa bir süre sonra Ningang'a çekildik. Bugünkü durumda, güneyde Suyçuan ilindeki Cingang Dağlarının güney yamaçlarından kuzeyde Lienhua ilinin sınırına kadar uzanan bölgemiz, Ningang'ın tamamını ve Suyçuan, Lingsien ve Yungsin'in bazı kesimlerini içine alarak, kuzeyden güneye uza-nau dar ve kesintisiz bir şerit meydana getirmektedir. Ancak Lienhua'nın Şangsi ilçesi ve Yungsin'in Tienlung ve Vannienşan ilçeleri, bu kesintisiz şerite sağlam bir şekilde bağlı değildir. Düşman, askeri saldırılar ve ekonomik abluka yoluyla üs bölgemizi yıkmaya çalışmaktadır ve biz de şimdi düşmanın saldırılarını bozguna uğratmaya hazırlanıyoruz.

      ASKERİ SORUNLAR

      Sınır bölgesindeki mücadele yalnızca askeri olduğu için, hem Parti hem de kitleler, savaş temel alınarak hazırlanmalıdır. Düşmanla nasıl başedileceği, nasıl savaşılacağı, günlük hayatımızın başlıca sorunu haline gelmiştir. Bağımsız bir rejim silahlı olmak zorundadır. Eğer böyle bir rejimin silahlı kuvvetleri yoksa ya da yetersizse ya da düşmanla olan ilişkilerde yanlış taktikler uygulanırsa, nerede olursa olsun, bağımsız rejimin bulunduğu bölge çok kısa zamanda düşman tarafından işgal edilir. Mücadelenin her geçen gün daha da şiddetlenmesiyle, sorunlarımız son derece karmaşık ve ciddi bir hale gelmiştir.
      Sınır bölgesindeki Kızıl Ordu, (1) evvelce Ye Ting ve Ho Lung komutasında bulunan Çaoçov ve Svatov'daki birlikler;[
69] (2) Vuçang'daki eski Millî Hükümetin Muhafız Alayı[70] (3) Pingciang ve Liuyanglı köylüler;[71] (4) Güney Hunanh köylüler[72] ve Şuykuşanlı işçiler;[73] (5) Su Kesiang, Tang Şengçi, [sayfa 103] Bay Cungsi, Çu Peyde, Vu Şang ve Siyung Şihuy komutasındaki kuvvetlerden esir alman askerler ve (6) sırilr bölgesindeki illerde yaşayan köylülerden meydana gelmektedir. Ancak bir yılı aşkın bir süre savaştıktan sonra, evvelce Ye Ting ve Ho Lung komutasındaki birliklerden, Muhafız Alayından ve Pingciang ve Liuyanglı köylülerden sadece üçte biri kalmıştır. Güney Hunanlı köylüler de ağır kayıplar vermiştir. Dolayısıyla, her ne kadar yukarıda sayılan ilk dört grup bugüne kadar Dördüncü Kızıl Ordunun belkemiğini meydana getirmişse de şimdi, son iki gruptan gelen askerlerin sayısı bunların sayısını çok aşmış bulunmaktadır. Bundan başka, bu son iki grup içinde de, esir alman askerlerin sayısı köylülerin sayısını aşmaktadır; bu kay nak olmasaydı, ciddi bir insan gücü sorunu ortaya çıkardı. Bu durumda bile, insan sayısındaki artış, tüfek sayısındaki artışa ayak uyduramamaktadır. Tüfekler kolay kaybedilmiyor ama askerler yaralanıyor, öldürülüyor, hastalanıyor, kaçıyor ve dolayısıyla daha kolay kaybediliyorlar. Hunan Eyalet Komitesi bize Anyuan'dan[74] isçi göndereceğine söz vermişti. Bu sözünü yerine getireceğini ciddiyetle umuyoruz.
      Sınıf kökeni bakımından, Kızıl Ordu kısmen işçi ve köylülerden, kısmen de lümpen-proleterlerden oluşmaktadır. Lümpen-proleterlerin sayısının çok fazla olması, kuşkusuz pek iyi bir şey değildir. Ama bunlar, savaşma konusunda yeteneklidirler ve savaş her geçen gün bize daha fazla kayıp verdirterek sürdüğü için, kayıplarımızı lümpen-proleterler ile kapatmak bile artık kolay bir iş olmaktan çıkmıştır. Bu koşullar altında biricik çözüm yolu, siyasi eğitimi yoğunlaştırmaktır.
      Kızıl Ordu askerlerinin çoğu, daha önce paralı asker olarak çalışmış olanlardan meydana gelmektedir, fakat bunlar bir kere Kızıl Orduya girdikten sonra nitelikleri değişmektedir. Her şeyden önce Kızıl Ordu, askerlerin başkası için değil, kendileri ve halk için savaştıklarını hissetmelerini sağlayarak, paralı asker sistemini ortadan kaldırmıştır. Kızıl Orduda şimdilik düzenli bir ücret sistemi [sayfa 104] yoktur, ama yemeklik yağ, tuz, yakacak odun ve sebze için para, tahıl ve biraz da cep harçlığı verilmektedir. Sınır bölgesinin yerlisi olan bütün Kızıl Ordu subay ve askerlerine toprak dağıtılmıştır, ancak ülkenin diğer bölgelerinden gelenlere toprak dağıtmak oldukça güç bir iştir.
      Kızıl Ordu askerleri, siyasi eğitimden geçtikten sonra sınıf bilincine ulaşmış, toprak dağıtımı, siyasi iktidarın kurulması, işçi ve köylülerin silahlandırılması gibi sorunların temellerini öğrenmişlerdir. Kendileri için, işçi sınıfı ve köylülük için savaştıklarını bilmektedirler. Bu nedenle çetin mücadelenin getirdiği güçlüklere yakınmadan göğüs gerebilmektedirler. Her bölük, tabur ya da alayın, askerlerin çıkarlarını temsil eden, siyasî çalışmayı ve kitle çalışmasını yürüten bir askerler komitesi vardır.
      Tecrübelerimiz, Parti temsilcileri sisteminin[75] kaldırılmaması gerektiğini göstermiştir. Parti kolları bölükler temel alınarak örgütlenmiş olduğu için, Parti temsilcileri özellikle bölük düzeyinde önemli olmaktadır. Parti temsilcisi, asker komitesinin siyasi eğitimi yürütmesini sağlamalı, kitle hareketleri için yapılan çalışmaya rehberlik etmeli ve aynı zamanda Parti kolunun sekreterliğini yapmalıdır. Olaylar, bölük Parti temsilcisi ne kadar iyi olursa, bölüğün o kadar sağlam olduğunu ve bölük komutanının bu önemli siyasi rolü oynayamayacağını göstermiştir. Alt kademelerdeki kadrolar arasında verilen kayıp büyük olduğu için, çoğu kez, esir alman düşman askerleri çok kısa bir zamanda takım yöneticisi ya da bölük komutam olmaktadırlar; Şubat ve Mart aylarında esir alman askerlerden bazıları ise bugün tabur komutanı olmuşlardır. Ordumuzun ismi Kızıl Ordu olduğu için, işlerin Parti temsilcileri olmadan da yürüyeceği düşünülebilir; ama bu, çok hatalı bir düşüncedir. Bir aralık Güney Hunan'daki 28, Alay, bu sistemi ortadan kaldırdı; ancak daha sonra yeniden koymak zorunda kaldı. Parti temsilcilerinin adın; "eğitmen" olarak değiştirmek, bunların, esir alınan askerlerin nefretini kazanmış olan Guomindang ordusundak: eğitmenlerle karıştırılmasına yol açardı. Ayrıca ad değişikliği, [sayfa 105] sistemin esasını etkilemeyeceği için, değişiklik yapmamaya karar verdik. Parti temsilcileri arasından verdiğimiz kayıplar çok ağırdır. Kaybettiğimiz Parti temsilcilerinin yerine yenilerini yetiştirmek için eğitime başladık, fakat aynı zamanda Merkez Komitesinin ve Hunan ve Ciangsi Eyalet Komitelerinin bize Parti temsilcisi olarak çalışabilecek en az otuz yoldaş göndereceklerini de umuyoruz.
      Normal olarak bir askerin savaşabilecek duruma gelmesi için, altı aylık ya da bir yıllık bir eğitime ihtiyacı vardır. Ama bizim askerlerimiz, hemen hiç bir eğitim görmeden, askere alındıklarının ertesi günü savaşmak zorunda kalmaktadırlar. Askerlik tekniğini bilmeden, sadece cesaretlerine dayanarak savaşmaktadırlar. Uzun dinlenme ve eğitim süreleri sözkonusu olamayacağından, yapılacak tek şey, eğer mümkünse belirli çarpışmalara girmekten kaçınmaya çalışmak ve böylelikle eğitim için zaman kazanmaktır. Şimdi, alt kademelerde subay olmak üzere eğitim gören 150 kişilik bir birliğimiz var ve bu eğitimi ilerde de sürdürmek niyetindeyiz. Merkez Komitesinin ve iki eyalet komitesinin bize, takım yöneticisiyle bölük komutanı rütbelerinin üstünde daha çok sayıda subay göndereceğini umuyoruz.
      Hunan Eyalet Komitesi, bizden, askerlerin maddi durumlarıyla ilgilenmemizi ve onları sıradan işçi ve köylülerden en azından birazcık daha iyi bir duruma getirmemizi istedi. Aslında askerler daha kötü bir durumdadırlar. Her asker, tahıla ek olarak, yemeklik yağ, tuz, yakacak odun ve sebze için günde sadece beş sent almaktadır. Bunu sağlamak bile güç olmaktadır. Sadece bunların aylık tutarı, on bin gümüş doları aşmaktadır ve bu paranın tek kaynağı, yerel zorbaların mallarının kamulaştırılmasıdır.[76] Şimdi beş bin kişilik bir ordunun kışlık elbiselerine konulacak pamuğumuz var, ancak hâlâ kumaş sıkıntısı çekmekteyiz. Hava soğuk olmasına rağmen, askerlerimizin çoğu hâlâ iki kat ince elbise giymektedirler. Neyse ki zorluklara alışkınız. Bunun ötesinde aynı zorlukları hepimiz paylaşmaktayız; ordu komutanından aşçıya kadar herkes, tahılın yanında, günlük beş sentlik yiyecek ücretiyle yaşamını [sayfa 106] sürdürmektedir. Cep harçlığına gelince, bunun miktarı yirmi sent de olsa, kırk sent de olsa, herkes aynı parayı alıyor[77]. Bunun sonucunda, askerler kimseden yakınmamaktadır.
      Girdiğimiz her çarpışmada yaralananlar oluyor. Aynı zamanda birçok subay ve er kötü beslenmeden, soğuktan ve başka nedenlerden dolayı hastalanmışlardır. Dağlardaki hastanelerimizde hem Çin hem de Batı usulü tedavi uygulanmaktadır; ancak yeterli sayıda doktorumuz ve ilacımız yoktur. Şu anda bu hastanelerde sekiz yüzü aşkın hasta bulunmaktadır. Hunan Eyalet Komitesi, bize ilaç sağlayacağına söz vermişti; ama şimdiye kadar elimize ilaç geçmedj. Yine de Merkez Komitesinin ve iki eyalet komitesinin bize Batı tarzında eğitim görmüş birkaç doktor ile bir miktar tentürdiyot göndereceğini ummaktayız.
      Kızıl Ordunun, bu kadar kötü maddi koşullara ve bu kadar sık çarpışmaya girmesine karşın görevlerini yerine getirebilmiş olmasının bir nedeni de, Partinin oynadığı rolün yanı sıra, demokrasi uygulamasıdır. Subaylar erleri dövmezler; subaylara ve askerlere eşit davranılır; askerlerin toplantı yapma ve düşüncelerini açıklama özgürlüğü vardır; önemsiz formaliteler kaldırılmıştır; hesaplar herkesin denetimine açıktır. Askerler, yemeği kendi aralarında birleşerek ortak yemekte ve bu yolla yemeklik yağ, tuz, yakacak odun ve sebze için verilen günlük beş sentten, adam başına günde aşağı yukarı altı-yedi kuruş tutan ve "ortak yemek tasarrufu" adını verdikleri bir miktar cep harçlığı bile biriktirebilmektedirler. Bütün bunlar, askerleri çok hoşnut etmektedir. Özellikle yeni esir alman askerler, bizim ordumuzla Guomindang ordusunun iki ayrı dünya olduğunu görmektedirler. Kızıl Ordudaki maddi koşullar, Beyaz ordudaki kadar iyi olmasa bile, kendilerini manevi bakımdan özgür hissetmektedirler. Daha dün Beyaz ordudayken hiç cesareti olmayan askerler, bugün Kızıl Orduda çok cesur insanlar haline gelmişlerdir; demokrasinin bu kadar büyük bir etkisi olmaktadır. Kızıl Ordu, esir alman askerleri anında değiştiren bir ocak gibidir. Çin'de, halkın olduğu [sayfa 107] kadar ordunun da demokrasiye ihtiyacı vardır. Ordumuzdaki demokrasi, feodallerin paralı asker ordusunu içten yıkmak için sahip olduğumuz önemli bir silahtır.[78]
      Şimdiki durumda Parti örgütünün dört kademesi vardır: Bölük Parti kolu, tabur komitesi, alay komitesi ve ordu komitesi. Bir bölükte, her mangada bir grubu olan bir Parti kolu bulunmaktadır. «Parti kolu, bölük temel alınarak örgütlenmiştir»; bu, Kızıl Ordunun böylesine çetin bir mücadeleyi şimdiye kadar dağılmadan sürdürebilmiş olmasının önemli nedenlerinden biridir. İki yıl önce, Guomindang ordusunda bulunduğumuz sırada Partimizin askerler arasında örgütsel kökleri yoktu; Ye Ting'in birliklerinde[79] bile sadece her alayda bir Parti kolu bulunmaktaydı. Hiç bir ciddi sınavı cesaretle göğüsleyemememizin nedeni buydu. Bugün Kızıl Orduda Partililerin Parti üyesi olmayanlara oranı, aşağı yukarı bire üçtür; yani ortalama olarak her dört kişiden biri Parti üyesidir. Son zamanlarda, savaşçılar arasından Partiye daha çok üye kaydederek bu oranı, her iki kişiden biri Parti üyesi olacak şekilde yükseltmeye karar verdik.[80] Bugünkü durumda bölük Parti kollarında yeterli sayıda iyi Parti sekreteri bulunmamaktadır. Bunun için Merkez Komitesinden, bulundukları yerlerde artık faaliyet gösteremeyen etkin kadrolardan bir kısmını buraya göndermesini istiyoruz. Güney Hunanlı kadroların hemen tamamı, ordu içinde Parti çalışması yapmaktadırlar. Fakat bunlardan bazıları, Ağustos ayında Güney Hunan'dan geri çekildiğimiz sırada dağıldıkları için, artık bu işe daha fazla adam ayırabilecek durumda değiliz.
      Yerel silahlı kuvvetler, Kızıl Muhafızlar ilçe işçi ve köylü ayaklanma müfrezelerinden oluşmaktadır. Mızrak vs. ve av tüfekleriyle silahlanmış olan bu müfrezeler, kasaba temeline göre örgütlenmiştir. Her kasabanın, gücü kasabanın nüfusuna göre değişen bir müfrezesi vardır. Bunların, görevi karşı-devrimi bastırmak, kasaba yönetimini korumak ve düşmanla savaşta Kızıl Orduya ve Kızıl Muhafızlara yardım etmektir. Ayaklanma müfrezeleri, ilk önce Yungsin'de bir yeraltı kuvveti olarak ortaya çıktı, fakat bütün [sayfa 108] il ele geçirildikten sonra, açık hale geldiler. Bu örgütlenme şimdi, adı değiştirilmeksizin, sınır bölgesinin diğer illerinde de gerçekleştirilmiştir. Kızıl Muhafızların silahları, esas olarak beş mermi alan tüfeklerden meydana gelmektedir, ama dokuz ve tek mermi alan tüfekleri de vardır. Ningang' da 140, Yungsin'de 220, Lienhua'da 43, Çaling'de 50, Lingsien'de 90. Suyçuan'da 130 ve Vanan'da 10 olmak üzere toplam 683 tüfek bulunmaktadır. Bu tüfeklerin çoğu Kızıl Ordu tarafından sağlanmış, küçük bir kısmını da Kızıl Muhafızların kendileri düşmandan ele geçirmişlerdir. İllerdeki Kızıl Muhafızların çoğunluğu, barışı koruma birliklerine ve toprakağalarının paralı askerlerine karşı durmadan çarpışarak savaşma güçlerini sürekli olarak artırmaktadırlar. 21 Mayıs Olayından[81] önce bütün illerde, köylü savunma birlikleri vardı. Yusien'de 300, Çaling'de 300, Lingsien'de 60, Suyçuan'da 50, Yungsin'de 80, Lienhua'da 60, Ningang'da 60 (Yuan Vencay'ın askerleri) ve Cingang Dağlarında 6C (Vang Zo'nun askerleri) olmak üzere toplam 970 tüfek vardı. 21 Mayıs Olayından sonra, Yuan ve Vang'm askerlerinin elinde bulunan ve ele geçmemiş olan tüfeklerin dışında sadece Suyçuan'da altı ve Lienhua'da bir tüfek kaldı gerisi toprakağalarının eline geçti. Köylü savunma birlikleri, izlenen oportünist çizginin sonucu olarak tüfeklerini koruyamadılar. Bugün, illerdeki Kızıl Muhafızların tüfekleri sayıca hâlâ çok yetersizdir ve toprakağalarınınkilerden daha azdır. Kızıl Ordu onlara silah konusunda yardımcı olmaya devam etmelidir. Kızıl Ordu, kendi savaşma gücünü azaltmamak koşuluyla, halkın silahlandırılmasına yardımcı olmak için elinden geleni yapmalıdır. Kızıl Ordunun bir taburunun, her biri 75 tüfeğe sahip dört birlikten oluşması gerektiğini ve bu takdirde özel görev bölüğü, makineli tüfek bölüğü, havan bölüğü, alay karargâhı ve üç tabur karargâhını da sayacak olursak, her alayın 1075 tüfeğe sahip olacağını saptadık. Savaşta ele geçirilen tüfekler, mümkün olduğu ölçüde, yerel kuvvetlerin silahlandırılmasında kullanılmalıdır. Kızıl Muhafızların komutanları, illerden Kızıl Ordu eğitim birliklerine gönderilmiş ve buradaki [sayfa 109] eğitimlerini tamamlamış kimseler olmalıdır. Kızıl Ordu, başka bölgelerden yerel kuvvetlere komuta etmek üzere gönderdiği kimselerin sayısını giderek azaltmalıdır. Çu Peyde barışı koruma birliklerini ve paralı askerlerini silahlandırmaktadır; öte yandan, sınır illerindeki toprakağalarının silahlı kuvvetleri sayıca ve savaşma güçleri bakımından oldukça güçlüdür. Bütün bunlar yerel Kızıl kuvvetlerimizi genişletmeyi daha da acil bir ihtiyaç haline getirmektedir.
      Kızıl Ordunun ilkesi kuvvetlerini toplamak, Kızıl Muhafızlarınki ise kuvvetlerini dağıtmaktır. Gerici rejimin geçici bir istikrar dönemi içinde bulunduğu şimdiki durumda, düşman, Kızıl Orduya saldırmak için çok büyük kuvvetler toplayabilmektedir ve bu durumda kuvvetlerini dağıtmak, Kızıl Ordunun lehine olmaz. Tecrübelerimize göre, kuvvetlerin dağıtılması hemen hemen daima yenilgiye yol-açarken, sayıca daha az, eşit ya da biraz daha üstün bir düşman kuvvetiyle savaşmak için kuvvetlerin toplanması, genellikle zafere götürmüştür. Merkez Komitesi, bize, uzunluğu ve genişliği birkaç bin li'yi bulan çok geniş bir alan içinde gerilla savaşını geliştirmemiz yolunda talimat vermiştir; bu, büyük bir olasılıkla gücümüzün olduğundan fazla değerlendirilmesine dayanmaktadır. Kızıl Muhafızlar için ise, dağılmak elverişli bir durum yaratmaktadır ve onlar şimdi, bütün illerdeki harekâtlarında bu yöntemi uygulamaktadırlar.
      Düşman kuvvetlerine yönelttiğimiz propagandada en etkili yöntem, esir alman askerlerin serbest bırakılması ve yaralıların iyileştirilmesidir. Düşman kuvvetlerinden esir aldığımız asker ve takım yöneticileriyle, bölük ve tabur komutanları arasında hemen propagandaya başlıyoruz; esirler, kalmak ve gitmek isteyenler olarak ikiye ayrılıyor ve gitmek isteyenler, yol paraları da verilerek serbest bırakılıyorlar. Bu davranışımız, düşmanın "Komünist haydutlar her gördüklerini derhal öldürürler" şeklindeki iftirasını, bir anda yerle bir etmektedir. Yang Çişeng komutasındaki 9. Tümenin yayın organı olan On-Gün Dergisi, bu önlemden sözederken, "Ne büyük sahtekârlık!" diye feryat [sayfa 110] ediyor. Kızıl Ordu askerleri, esirlere büyük bir ilgi göstermekte ve ayrılırlarken onlarla candan bir şekilde vedalaşmaktadırlar. Esirler ise, düzenlenen bütün "Yeni Kardeşlerimize Veda Toplantıları"nda, buna, yürekten şükranlarını belirten konuşmalar yaparak karşılık vermektedirler. Yaralanan düşman askerlerinin tedavi edilmesinin de büyük bir etkisi olmaktadır. Düşman tarafındaki Li Venbin gibi akıllı kimseler de, son zamanlarda, esirleri öldürmeye son verip, yaralıları tedavi ederek bizi örnek almaya başladılar. Gene de, bizim askerlerimiz, yakalanmalarından sonraki ilk çarpışmada silahlarını da birlikte getirerek yeniden bize katılmaktadırlar; böyle olaylar şimdiye kadar iki kez oldu. Bunların yanı sıra mümkün olduğu kadar çok yazılı propaganda da yapıyoruz. Örneğin duvarlara sloganlarımızı yazıyoruz. Nereye gidersek, orada duvarları sloganlarımızla dolduruyoruz. Ancak bu işi yapabilecek yeterli sayıda adamımız yoktur ve Merkez Komitesiyle iki eyalet komitesinin bize birkaç kişi yollayacaklarını ummaktayız.
      Askeri üslere gelince, birinci üssümüz olan Cingang Dağları, Ningang, Lingsien, Suyçuan ve Yungsin illerinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Cingang Dağlarının Ningang ilinde bulunan kuzey yamacındaki Maoping ile Suyçuan'da bulunan güney yamacındaki Huangao arasındaki uzaklık 90 li, Yungsin ilinde bulunan doğu yamacındaki Naşan ile Lingsien'de bulunan batı yamacındaki Şuyku arasındaki uzaklık ise, 80 lidir. Bu bölgeyi çevreleyen hat, Naşan'dan başlayıp Lungyuanku (her ikisi de Yungsin ilin dedir), Sinçeng, Maoping, Dalung Cüçü de Ningang ilinde-dîr), Şidu, Şuyku, Siazun (bunlar Lingsien ilindedir), Yingpansu, Dayciapu, Dafen, Duyziçian, Huangao, Vudu-ciang ve Çeao (bunların hepsi, Suyçuan ilindedir) üzerinden geçerek, yine Naşan'da son bulmaktadır ve uzunluğu 550 lidir. Dağlarda, çeltik tarlaları ve Büyük Kuyu, Küçük Kuyu, Yukarı Kuyu, Orta Kuyu, Aşağı Kuyu, Ciping. Siaçuang, Şingçov, Caoping, Baynihu ve Lofu'da da köyler vardır. Eskiden haydutlar ve asker kaçakları ile dolu olan bütün bu yerler, şimdi bizim üs bölgemiz haline getirilmiştir. [sayfa 111] Bölge nüfusu iki binin altındadır ve yıllık pirinç üretimi, kabuğu ayıklandıktan sonra 10 bin danı geçmemektedir. Dolayısıyla ordunun ihtiyacı olan tahılın tamamını Ningang, Yungsin ve Suyçuan illerinden sağlamak zorunda kalıyoruz. Dağlardaki bütün stratejik geçitler tahkim edilmiştir. Hastanelerimiz, battaniye ve kumaş atölyelerimiz, donatım dairemiz ve alaylarımızın cephe gerisi büroları hep bu bölgededir. Şu sırada tahıl, Cingang Dağlarına Nin-gang'dan getirilmektedir. Yeterli ikmal yapıldığı sürece düşman bu bölgeye asla giremez. İkinci üssümüz olan Ci-yulung Dağları, Ningang, Yungsin, Lienhua ve Çaling illerinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Cingang Dağları kadar önemli olmamakla birlikte, bu dört ilin yerel silahlı kuvvetleri için en geri üs görevini görmektedir ve bu bölge de tahkim edilmiştir. Beyaz rejim tarafından kuşatılmış bağımsız bir Kızıl rejim için, dağların sağladığı stratejik üstünlüklerden yararlanmak zorunludur.

      TOPRAK SORUNLARI

      Sınır bölgelerindeki toprak durumu. Bu bölgelerde yaklaşık olarak toprağın yüzde 60'ından fazlası toprakağalarına, yüzde 40'ından azı ise köylülere aitti. Giangsi kesimin de toprak mülkiyetinin en çok yoğunlaşmış olduğu bölge Suyçuan iliydi ve burada toprağın hemen yüzde 80'i toprak ağalarının elinde bulunmaktaydı. Bunu yüzde 70'le Yungsin izliyordu. Vanan, Ningang ve Lienhua'da toprak sahibi köylülerin sayısı daha fazlaydı, fakat buralarda da toprağın büyük kısmı gene toprakağalarına aitti, yani toprakların yüzde 60'ı toprakağalarının elindeydi, köylüler ise toprakların ancak yüzde 40'ına sahiptiler. Hunan kesiminde ise, hem Çaling hem de Lingsien ilinde, toprakların yüzde 70 kadarı toprakağalarına aittir.
      Ara sınıf
. Toprakların dağılımı böyle olunca, bütün topraklara el konup bunların yeniden dağıtılması konusunda çoğunluğun desteğini kazanmak mümkündür.[
82] Köylerde [sayfa 112] yaşayanlar, kabaca üç sınıfa bölünmüş durumdadır: Büyük ve orta toprakağaları sınıfı, küçük toprakağalarıyla zengin köylülerden oluşan ara sınıf, orta ve yoksul-köylüler sınıfı. Zengin köylülerin çıkarları, çoğu zaman, küçük toprakağalarının çıkarlarıyla iç içe geçmiş bir durumdadır. Zengin köylülerin elinde bulunan toprak, toplam toprağın küçük bir bölümünü meydana getirmektedir; ancak küçük toprakağalarının topraklarıyla birlikte hesap edildiğinde bu oran oldukça büyümektedir. Bütün ülkede durum, büyük bir olasılıkla bundan pek farklı değildir. Sınır bölgelerinde uygulamakta olduğumuz toprak siyaseti, bütün topraklara el koyma ve bunların tümünü dağıtma şeklindedir; bunun sonucunda Kızıl bölgede hem büyük ve orta toprakağaları sınıfı, hem de ara sınıf hedef alınmaktadır. Siyasetimiz budur, ancak bu siyaseti uygulamaya koyarken, ara sınıftan gelen birçok engelleme ile karşılaştık. Ara sınıf devrimin ilk günlerinde yoksul köylü sınıfına boyun eğmiş gibi göründü; ama gerçekte, toprak dağıtımını geciktirmek amacıyla yoksul köylüleri sindirmek için, geleneksel toplumsal durumundan ve sahip olduğu klan otoritesinden yararlandı. Daha fazla geciktirmek mümkün olmayınca da, arazilerinin gerçek miktarını gizlediler ya da iyi toprakları kendilerine saklayıp, verimsiz topraklarını verdiler. Uzun yıllar boyunca ezilmiş olan ve devrimin zaferine kuşkuyla bakan yoksul köylüler, bu dönemde, çok defa ara sınıfa boyun eğdiler ve kararlı bir eyleme girişmeye cesaret edemediler. Köylerde ara sınıfa karşı kararlı bir eyleme, ancak devrim dalgasının kabardığı, örneğin, bir ya da daha fazla ilde siyasi iktidarın ele geçirilmiş, gerici ordunun birkaç defa bozguna uğratılmış ve Kızıl Ordunun yiğitliğinin tekrar tekrar kanıtlanmış olduğu dönemlerde girişilebilmekte-dir. Toprak dağıtımının geciktirilmesi ve sahip olunan arazi miktarının gizlenmesine ilişkin en ciddi örnekler, ara sınıfın sayıca en fazla olduğu Yungsin ilinin güney kesiminde görülmüştür. Bu bölgede gerçek anlamda bir toprak dağıtımı, ancak Kızıl Ordunun 23 Haziranda Lungyuanku' da kazandığı büyük zaferden ve bölge hükümetinin dağıtımı [sayfa 113] geciktirdikleri için bazı kimseleri cezalandırmasından sonra gerçekleştirilebildi. Fakat bütün illerde feodal aile sistemi hüküm sürdüğü ve bir ya da bir grup köydeki bütün aileler aynı klana bağlı oldukları için, buralarda yaşayanların kendi sınıflarının bilincine ulaşmaları ve köylerde klan anlayışının yıkılması, oldukça uzun bir süre alacaktır.
      Beyaz
terör karşısında ara sınıfın dönekliği. Devrim dalgası kabardığı zaman saldırıya uğramış olan ara sınıf, Beyaz terör esmeye başlar, başlamaz, düşman saflarına katıldı. Yungsin ve Ningang'da, devrimci köylülerin evlerini ateşe veren gerici birliklere yol gösterenler, hep küçük toprakağaları ve zengin köylülerdi. Gericilerin emirlerine uyarak evleri yaktılar, insanları tutukladılar; üstelik bunları yaparken, çok hayâsızca davrandılar. Kızıl Ordu, Ningang, Sinçeng, Guçeng ve Lungşi bölgesine geri döndüğü zaman, komünistlerin kendilerini öldüreceği şeklindeki gerici propagandaya aldanan birkaç bin köylü, gericilerle birlikte Yungsin'e kaçtı. Ancak biz, "kaçan köylüler öldürülmeyecektir" ve "kaçan köylüler, geri dönüp ekinlerini kaldırabilirler" şeklinde bir propaganda yürüttükten sonra, bunların bir bölümü yavaş yavaş geri gelmeye başladı.
      Devrim dalgası, ülke çapında geri bir durumda bulunduğu zaman, bölgelerimizde karşılaştığımız en güç sorun, ara sınıf üzerinde sağlam bir hâkimiyet kurmaktır. Bu sınıfın ihanetinin başlıca nedeni, devrimden fazla ağır bir darbe yemiş olmasıdır. Fakat ülke çapında devrim dalgasının kabarması yoksul köylü sınıfı için güvenilir bir dayanak olmakta ve onları yüreklendirmekte, ara sınıf içinse korku verici bir şey olmakta ve bunlar, yoksul köylülerin, denetimi dışına çıkmaya cesaret edememektedirler. Li Zungcen ile Tang Şengçi arasındaki savaş Hunan'a yayıldığı zaman, (o zamana kadar Kızıl Ordunun, Çaling'den Suycuan'a geri çekilmiş olmasına karşın) Çaling'deki küçük toprakağaları köylüleri yatıştırmaya çalıştılar, hatta aralarında, Yeni Yıl armağanı olarak köylülere domuz eti gönderenler bile oldu. Ama savaş sona erdikten sonra, böyle şeyler bir daha hiç olmadı. Karşı-devrimin ülke çapında yükselmekte [sayfa 114] olduğu bugünkü durumda, devrimden ağır darbeler yemiş olan, Beyaz bölgelerdeki ara sınıf, hemen tamamen büyük toprakağaları sınıfının yanında yer almıştır. Yoksul köylü sınıfı ise, tecrit olmuş durumdadır. Bu, elbette ki, çok ciddi bir sorundur.[83]
      Ara sınıfın dönekliğinin nedenlerinden biri olan günlük hayatın baskısı
. Bugün Kızıl ve Beyaz bölgeler, savaş halindeki iki ülke gibi karşı karşıya bulunmaktadırlar. Sıkı düşman ablukası ve küçük burjuvaziye karşı yanlış tutumumuz sonucunda, iki bölge arasındaki ticaret hemen tamamen kesilmiştir; tuz, kumaş ve ilaç gibi ihtiyaç maddeleri, kıt ve pahalıdır. Kereste, çay ve yağ gibi tarım ürünlerinin bölge dışına gönderilememesi, köylülerin parasal gelirlerinin kesilmesine yol açmakta ve bundan halkın tümü etkilenmektedir. Yoksul köylüler, bu gibi zorluklara daha kolay katlanabilmektedirler, ama ara sınıf artık bu zorluklara dayanamaz hale geldiği zaman, büyük toprakağaları sınıfının safına geçecektir. Çin'de toprakağaları sınıfı içindeki ve savaşağaları arasındaki parçalanma ve savaşlar devam etmediği ve ülke çapında devrimci bir durum gelişmediği takdirde, küçük bağımsız Kızıl rejimler büyük bir ekonomik baskı altında kalacaklardır ve bu durumda varlıklarını sürdürebilecekleri kuşkuludur. Çünkü böylesine bir ekonomik baskı ara sınıf için dayanılmaz olmanın ötesinde, bir gün işçilerin, yoksul köylülerin ve Kızıl Ordu askerlerinin bile dayanma gücünü aşabilir. Yungsin ve Ningang illerinde, bırakalım diğer şeyleri, yemeğe konacak tuz bulunmadığı, kumaş ve ilacın tamamen tükendiği bir dönem yaşadık. Şimdi artık tuz bulunabiliyor, ama çok pahalı. Kumaş ve ilaç hâlâ bulunmuyor. Ningang, Batı Yungsin ve Kuzey Suyçuan'da (bu yerlerin hepsi, bugün elimizdeki bölgeler arasındadır) bol miktarda üretilen kereste, çay vs yağ, dışarı gönderilememektedir.[84]
      Toprak dağıtımının ölçütü
. Toprak dağıtımında, birim olarak ilçe alınmaktadır. Yungsin'in Siaociang bölgesinde olduğu gibi tarıma elverişli toprakların az olduğu dağlık bölgelerde bazen üç ya da dört ilçe birim olarak alınıyordu; [sayfa 115] fakat bu gibi durumlara çok seyrek rastlanıyordu. Kadın erkek, genç ihtiyar, bütün bölge sakinlerine eşit miktarda toprak veriliyordu. Şimdi ise, bu konuda Merkez Komitesinin, ölçüt olarak işgücünün alınmasını öngören planına uygun bir şekilde değişiklik yapılmıştır ve artık işgücüne sahip olan bir kimseye, işgücüne sahip olmayan bir kimseye verilen toprağın iki katı toprak verilmektedir.[85]
      Toprak sahibi köylülere taviz verilmesi sorunu.
Bu sorun henüz ayrıntılı bir biçimde tartışılmamıştır. Toprak sahibi köylüler arasından zengin köylüler, üretkenliğin ölçüt olarak alınmasını, yani daha çok insan gücüne ve sermayeye (tarım aletleri gibi) sahip olanlara daha çok toprak verilmesini istemişlerdir. Bunlar, eşit dağıtımın da, işgücüne göre dağıtımın da, kendi lehlerine olmadığını düşünmektedirler. Daha çok çaba sarfetmeye istekli olduklarına ve bunun, sermayelerinin değerlendirilmesiyle de birleştiği zaman, daha fazla mahsul yetiştirmelerini mümkün kılacağına işaret etmişlerdir. Kendilerine herkesle aynı miktarda toprak verildiği, özel çabaları ve başkalarından daha fazla olan sermayeleri hesaba katılmadığı (kullanmadan bırakıldığı) takdirde, bundan hoşlanmayacaklardır. Burada toprak dağıtımı, hâlâ Merkez Komitesi tarafından saptandığı şekilde yürütülmektedir. Ancak bu soru üzerinde daha fazla tartışmak gerekmektedir ve bir sonuca ulaşıldığı zaman, bu konuda bir rapor sunulacaktır.
      Arazi vergisi
. Ningang'da mahsulün yüzde 20'si vergi olarak alınmaktadır. Bu, Merkez Komitesinin saptadığı orandan yüzde 5 fazladır; verginin toplanmasına başlanmış olduğu için şu anda bu konuda bir değişiklik yapmak doğru olmaz, fakat gelecek yıl vergi oranı düşürülecektir. Bundan başka, Suyçuan, Lingsien ve Yungsin'in rejimimiz altında bulunan kesimlerinde arazi engebelidir ve buralarda yaşayan köylüler o kadar yoksuldur ki, bunlardaiî hiç vergi alınmamalıdır. Hükümetin ve Kızıl Muhafızların giderlerini, Beyaz bölgelerdeki yerel zorbaların mallarına el koyarak karşılamak zorundayız. Kızıl Ordunun erzak ihtiyacına gelince, pirinç şimdilik Ningang'da toplanan arazi vergisinden [sayfa 116] sağlanmaktadır; nakit para sağlamanın tek yolu ise, yerel zorbaların mallarına el koymaktır. Ekim ayında Suyçuan'da yürüttüğümüz gerilla harekâtı sırasında ohbin yu-andan fazla para topladık. Bu para bizi bir süre idare eder. Para bittiği zaman yeniden para sağlamanın yollarını araştıracağız.

      SİYASİ İKTİDAR SORUNLARI

      Her tarafta, il, ilçe ve kasaba düzeyinde halkın siyasi iktidarı kurulmuştur; ancak bu daha çok lafta kalmış, fiilen gerçekleştirilememiştir. Birçok yerde, işçi, köylü ve asker temsilcileri meclisi yoktur. Kasaba, ilçe ve hatta il hükümetlerinin yürütme komiteleri hep aynı şekilde gelişigüzel yapılan kitle toplantılarında seçilmişlerdir. Fakat belli bir andaki ihtiyaçların sıkıştırmasıyla hazırlıksız düzenlenen kitle toplantılarında, ne sorunlar tartışılabilir, ne de bunların, kitlelerin siyasi eğitimine bir yararı olur. Üstelik bu gibi toplantılar, aydınların ve mevki düşkünlerinin çeşitli manevralar çevirmelerine fazlasıyla uygun bir ortam yaratır. Bazı yerlerde, bir meclis vardır, ama bu meclise, yalnızca yürütme komitesini seçmek için oluşturulmuş geçici bir organ gözüyle bakılmaktadır. Seçim yapılır yapılmaz, yetki komitenin elinde toplanmakta ve bundan sonra artık meclisten hiç ses seda çıkmamaktadır. Gerçekten adlarına layık olan işçi, köylü ve asker temsilcileri meclisleri de vardır, ancak bunların sayısı çok azdır. Bunun nedeni, bu yeni siyasi sistemle ilgili propaganda ve eğitim eksikliğidir. Keyfinin istediği gibi emir verme şeklindeki, kötü, feodal alışkanlığın halkın ve hatta sıradan Parti üyelerinin bilinçlerinde o kadar derin kökleri vardır ki, bunun bir anda silinip atılması olanaksızdır; bu, yeni bir sorun ortaya çıkınca işin kolayına kaçılmasına, demokratik sistemin getirdiği zahmetlerden hoşlanılmamasına yol açmaktadır. Demokratik merkeziyetçilik, ancak bu ilkenin yararı devrimci mücadele içinde kanıtlanırsa ve kitleler, bunun, güçlerini [sayfa 117] seferber etmenin en iyi aracı ve mücadelelerinde kendilerine çok büyük yararlar sağlayan bir ilke olduğunu kavrarlarsa, kitle örgütlerinde yaygın ve etkin bir biçimde uygulanabilir. Biz, daha önceki hataları giderek düzeltmek amacıyla, bütün kademelerdeki meclisler için, (Merkez Komitesinin hazırlamış olduğu taslak temelinde) bunların iç işleyişlerine ilişkin ayrıntılı bir yasa hazırlamaktayız. Kızıl Orduda, yalnızca asker komiteleri kurulması fakat askerler arasında toplantılar düzenlenmemesi şeklindeki hatayı düzeltmek amacıyla, şimdi her kademede sürekli bir kuruluş olarak asker temsilcileri toplantıları düzenlenmektedir.
      Bugünkü durumda halk kitleleri, «işçi, köylü ve asker hükümeti» denince bundan genellikle yürütme komitesini anlamaktadırlar. Çünkü hâlâ meclisin sahip olduğu yetkilerden haberdar değillerdir ve aslında iktidarın tek başına yürütme komitesinde olduğunu sanmaktadırlar. Yürütme komiteleri, ardlarında bir meclis bulunmadığı zaman, genellikle kitlelerin görüşlerini göz önünde tutmadan hareket etmektedirler. Bunun sonucunda, topraklara el koyma ve bunların yeniden dağıtımında duraksama ve uzlaşmalar, eldeki fonların israfı, zimmete para geçirme, Beyaz kuvvetler karşısında korkuya kapılma ya da isteksiz savaşma gibi olaylara her yanda rastlanmaktadır. Bunun dışında, yürütme komitesinin genel toplantıları da çok seyrek yapılmaktadır; bütün işler yürütme komitesi daimi komitesi tarafından kararlaştırılıp yürütülmektedir. İlçe ve kasaba yönetimlerinde, daimi komite bile çok seyrek toplanmakta, işler ise, yönetimde çalışan dört kişi, yani başkan, sekreter, sayman ve Kızıl Muhafızların (ya da ayaklanma müfrezesinin) komutanı tarafından ayrı ayrı kararlaştırılıp yürütülmektedir. Dolayısıyla demokratik merkeziyetçilik, hükümetin çalışmasında bile düzenli bir uygulama haline gelmemiştir.
      İlk günlerde, küçük toprakağaları ve zengin köylüler, özellikle kasaba düzeyinde, hükümet komitelerine girmek için çok uğraştılar. Kırmızı şeritler takınıp devrimin hararetli yandaşları pozuna bürünerek, hileyle hükümet komitelerine( [sayfa 118] sızmakta ve yoksul köylü üyelerin rolünü en az indirerek her şeyin denetimini ele geçirmekteydiler. Komitelerin bunlardan temizlenmesi, ancak mücadele süre; içinde maskelerinin düşürülmesi ve yoksul köylülerin onlara karşı mücadeleye girişmeleriyle mümkündür. Çok yaygın olmamakla birlikte, yukarıda anlatılan duruma bazı yerlerde rastlanmaktadır.
      Partinin kitleler arasındaki prestiji ve otoritesi çok büyüktür, hükümetinki ise çok daha azdır. Bunun nedeni, işlerin daha kolay yürütülmesini sağlamak için Partinin bir çok sorunu bizzat ele alması ve hükümet organlarını bir kenara itmesidir. Bunun birçok örneği vardır. Bazı yerlerdeki hükümet organlarında Parti üyelerinden oluşan önde gruplar bulunmamaktadır ve bazı yerlerde de bulundukları halde iyi çalışmamaktadırlar. Parti, bundan sonra hükümete önderlik etme görevini yerine getirmelidir; propaganda dışında, Partinin siyasetleri ve önerdiği önlemler, hükümet organları aracılığıyla uygulanmalıdır. Hükümete doğrudan emir vermek şeklindeki Guomindang'ın yürüttüğü yanlış uygulamadan kaçınılmalıdır.

      PARTİNİN ÖRGÜTLENMESİ SORUNLARI

      Oportünizme karşı mücadele. 21 Mayıs Olayı sıralara da, sınır bölgesindeki illerde bulunan Parti örgütlerini oportünistlerin denetimi altında bulunduğu söylenebilir. Karşı-devrim başladığı zaman, buna karşı kararlı bir mücadele verilmedi. Geçen yılın Ekim ayında Kızıl Ordu (Devrimci İşçi Köylü Ordusuna Bağlı Birinci Ordunun 1. Tümeninin 1. Alayı sınır bölgesindeki illere ulaştığı zama geriye sadece gizlenmiş olan birkaç Parti üyesi' kalmış Parti örgütleri ise düşman tarafından tamamen çökertilmişti. Geçen Kasımla Nisan arasındaki dönem, Partinin yeniden inşa edildiği dönemdi. Mayıstan bu yana geçen dönem ise büyük bir gelişme dönemi olmuştur. Fakat oportünizmin belirtileri son on iki ay içinde yaygınlığını sürdürdü. [sayfa 119] Düşman yaklaştığında, savaşma isteğinden yoksun bazı üyeler uzak tepelere çekilerek saklandılar ve buna "pusuya yatma" adını taktılar. Diğer bazı üyeler ise, çok aktif olmakla birlikte, gözükara eylemlere giriştiler. Her iki davranış da, küçük burjuva ideolojisinin bir ifadesiydi. Üyelerin, uzun bir süre, mücadele içinde çelikleşmeleri ve Parti içi eğitimden geçmeleri sonucunda, bu gibi şeyler daha az görülmeye, başlanmıştır. Aynı küçük burjuva ideolojisi geçen sene Kızıl Orduda da görülüyordu. Düşman yaklaştığında, ya pervasızca savaşa atılmak, ya da vaktinden önce geri çekilmek öneriliyordu. Çoğu kez, aynı kişinin, girişeceğimiz askeri eylemler konusunda yaptığımız tartışmaların gelişmesi içinde her iki fikri de ileri sürdüğü görülmekteydi. Bu oportünist ideoloji, uzun süreli bir Parti içi mücadele, pervasızca giriştiğimiz savaşlarda verdiğimin kayıplar ve vaktinden önce çekilirken uğradığımız yenilgiler gibi yaşanılan olaylardan çıkartılan dersler sayesinde giderek düzeltilmiştir.
      Bölgecilik.
Sınır bölgesindeki ekonomi, tarımsal bir ekonomidir ve bazı yerlerde hâlâ el havanı kullanılmaktadır (dağlık bölgelerde, genellikle pirincin kabuğunu ayıklamak için hâlâ tahta havan kullanılmaktadır; ovalarda ise çoğunlukla taş havanlar kullanılmaktadır). Toplumsal örgütlenme birimi, her yerde, aynı soyadını taşıyan kişilerden oluşan klandır. Köylerdeki Parti örgütlerinde, Parti kolları aynı soyadını taşıyan ve birarada yaşayan üyelerden oluştuğu için, Parti kolu toplantılarının gerçekte klan toplantıları halini alması, çok görülen bir olaydır. Bu koşullar altında «militan bir Bolşevik Parti» inşa etmek kuşkusuz zor olmaktadır. Bu gibi üyeler, kendilerine, komünistler devletleri ya da eyaletleri birbirlerinden kesin çizgilerle ayırmazlar ya da farklı il, ilçe ve kasabalar arasına kesin çizgiler çekilmemesi gerekir dendiğinde, bunu pekiyi kavrayamamaktadırlar. İller arasındaki ve hatta aynı ilin ilçe ve kasabaları arasındaki ilişkilerde, ciddi ölçülere varan bir bölgecik görülmektedir. Bölgecilik, ikna yöntemi ile ancak belli bir noktaya kadar giderilebilir. Aslında hiç de [sayfa 120] bölgesel olmayan Beyaz terör, bölgeciliğin giderilmesinde çok daha etkili olmaktadır. Örneğin, ancak karşı-devrimin iki eyalette birden düzenlediği "ortak bastırma" harekâtları halkı mücadele içinde aynı kaderi paylaşmaya mecbur bıraktığı zaman, bölgecilik giderek kırılabilmektedir. Bu şekilde çıkarılan dersler sonucunda bölgecilik eğilimleri zayıflamaktadır.
      Yerliler ve göçmenler sorunu
. Sınır bölgesi illerine özgü bir diğer nitelik de, yerliler ile göçmenler arasındaki sürtüşmedir. Yerliler ile ataları birkaç yüz yıl önce kuzeyden bu bölgeye gelmiş olan göçmenler arasında uzun zamandan beri süregelen çok derin bir sürtüşme vardır. Aralarındaki geleneksel düşmanlığın kökleri derindir ve bu, bazen şiddetli çatışmalara yol açmaktadır. Sayıları birkaç milyona bulan göçmenler, Fucien-Guangdung sınırından başlayarak, Hunan-Ciangsi sınırı boyunca Güney Hubey'e kadar uzanan bir bölgede yaşamaktadırlar. Dağlık bölgelerde yaşayan bu göçmenler, ovalarda yaşayan yerliler tarafından ezilmiş ve hiç bir zaman siyasi haklara sahip olmamışlardır. Göçmenler, başlarını dik tutabilecekleri günün geldiğini düşünerek, son iki yılda gelişen milli devrimi sevinçle karşıladılar. Ama devrim, ne yazık ki başarıya ulaşamadı ve göçmenler hâlâ yerlilerin baskısı altındadırlar. Yerliler ve göçmenler sorunu, kendi bölgelerimiz içinde. Ningang, Suyçuan, Lingsien ve Çaling'de sürmektedir. Sorunun en ciddi olduğu yer de Ningang'dır. Ningang'm yerlisi olan devrimciler, göçmenlerle birlikte, Komünist Partisinin önderliğinde, yerli toprakağalarının siyasi iktidarım devirdiler ve 1926-1927'de bütün ili denetimleri altına aldılar. Geçen yılın Haziran ayında Çu Peyde başkanlığındaki Ciangsi hükümeti devrime ihanet etti; Eylül ayında Ningang'a karşı girişilen "bastırma" harekatında toprakağaları Çu'nun birliklerine yol gösterdiler ve yerlilerle göçmenler arasındaki çatışmayı bir kere daha kışkırttılar. Teorik olarak, yerlilerle göçmenler arasındaki sürtüşmenin, sömürülen işçi ve köylü sınıfların içinde ve hele Komünist Partisi içinde hiç görülmemesi gerekirdi. Ama görülmektedir [sayfa 121] ve bu sürtüşme, eski bir geleneğin etkisiyle varlığını sürdürmektedir. Bir örnek verelim: Sınır bölgesindeki Ağustos yenilgisinden sonra yerli toprakağaları, göçmenlerin yerlileri kitle halinde katledeceği söylentisini yaydılar ve gerici birliklerle birlikte Ningang'a döndükleri zaman, yerli köylülerin çoğu saflarımızı terk ettiler, beyaz şeritler takınarak evlerin yakılması ve dağların aranmasında Beyaz birliklere yol gösterdiler. Ekim ve Kasım aylarında Kızıl Ordu Beyaz birlikleri bozguna uğrattığı zaman ise, gericilerle birlikte kaçtılar ve bu kez de onların mallarına göçmen köylüler el koydu. Bu durumun Parti içine yansıması, çoğu zaman anlamsız çekişmelere yol açmaktadır. Bu soruna getirdiğimiz çözüm, bir yandan, köylülerin toprakağalarının etkisinden kurtulmalarına ve korkuya kapılmadan evlerine dönmelerine yardımcı olmak amacıyla "kaçan köylülerin öldürülmeyeceğini" ve "kaçan köylülere de döndüklerinde toprak verileceğini" ilan etmek; diğer yandan, il hükümetlerimizin, göçmen köylülerin el koymuş oldukları mallan geri vermeleri için emir vermelerini ve yerli köylülerin korunacağını bildiren ilanlar asmalarını sağlamaktır. Parti içinde de, üyelerin bu iki kesimi arasındaki birliği sağlamak amacıyla eğitim yoğunlaştırılmalıdır.
      Mevki düşkünlerinin dönekliği
. Devrimin yükselişi sırasında (Haziranda) Partinin, katılmak isteyen herkesi üye kaydetmesinden yararlanan birçok mevki düşkünü Partiye sızdı. Bunun sonucunda sınır bölgesindeki üye sayısı hızla, on binin üstüne çıktı. Parti kollarının ve ilçe komitelerinin yöneticileri çoğunlukla yeni üyelerden olduğu için, iyi bir Parti içi eğitim yapılması da sözkonusu değildi. Beyaz terör darbesini indirir indirmez, mevki düşkünleri saflarımızı terkettiler ve yoldaşlarımızın yakalanmasında karşı-devrimcilere rehberlik yaptılar. Beyaz bölgelerdeki Parti örgütlerinin çoğu çöktü. Parti, Eylülden sonra kendi içinde büyük bir temizlik hareketine girişti ve üyeliğe kabul için belirli sınıf niteliklerinin titizlikle aranmasını kararlaştırdı. Yungsin ve Ningang illerindeki bütün Parti örgütleri feshedildi ve yeniden üye kaydına girişildi. Üye sayısının büyük [sayfa 122] ölçüde azalmasına karşın, Partinin mücadele gücü arttı. Eskiden Parti örgütlerinin hepsi, açık örgütlerdi. Eylülden bu yana ise, Partinin faaliyetlerini, gericiler geldiği zaman da sürdürebilmesini sağlamak amacıyla yeraltı örgütleri inşa edildi. Aynı zamanda Beyaz bölgelere nüfuz etmek ve düşman kampı içinde de faaliyet göstermek için elimizden geleni yapıyoruz. Fakat yakınımızdaki kasabalarda, Parti örgütünün oluşturulması için gerekli temeller henüz atılamamıştır. Bunun nedenleri, birincisi, düşmanın kasabalarda daha güçlü olması, ikincisi de, ordumuzun bu kasabaları işgali sırasında burjuvazinin çıkarlarını gereğinden fazla zedelemiş olmasıdır. Sonuç olarak, Parti üyelerinin buralarda tutunması zor olmaktadır. Şimdi bu hatalarımızı düzeltmekte ve kasabalarda Parti örgütleri kurmak için elimizden geleni yapmaktayız. Ancak, şimdiye kadar fazla başarılı olamadık.
      Partinin yönetici organları
. Parti kolu yürütme organı, Parti kolu komitesi adını almıştır. Parti kolunun üstünde ilçe komitesi, onun da üstünde il komitesi bulunmaktadır. Özel koşulların var olduğu yerlerde, ilçe ve il kademeleri arasında Yungsin ilindeki Peysiang Özel İlçe Komitesi ve Güneydoğu Özel İlçe Komitesi örneklerinde olduğu gibi, özel ilçe komiteleri kurulmaktadır. Sınır bölgesinde, Ningang, Yungsin, Lienhua, Suyçuan ve Lingsien'de olmaü üzere, toplam beş il komitesi vardır. Eskiden Çaling'de de bir il komitesi vardı, ama buradaki çalışmamız kök salamadığı için, geçen kış ve bu ilkbaharda kurulan örgütlerin çoğu Beyazlar tarafından çökertilmiştir. Sonuç olarak son altı ay içinde sadece Ningang ve Yungsin yakınındaki dağlık bölgelerde çalışma yapabildik ve bu yüzden Çaling II Komitesi bir özel ilçe ko'mitesi haline getirildi. Yalnız Çaling üzerinden gidilebilen Yusien ve Ancen illerine de bazı yoldaşlar gönderildi, fakat bir şey yapamadan geri döndüler. Ocakta Suyçuan'da yaptığımız ortak toplantıdan sonra, altı ayı aşkın bir süre için, Vanan İl Komitesiyle olan ilişkimiz Beyazlar tarafından kesildi. Onlarla ancak Eylül ayında, Kızıl Ordunun bir gerilla harekâtı sırasında Vanan'a [sayfa 123] ulaşması sayesinde yeniden ilişki kurabildik. Seksen devrimci köylü, askerlerimizle birlikte Vanan'dan Çinkang Dağlarına döndüler ve burada Vanan Kızıl Muhafızları olarak örgütlendiler. Anfu'da Parti örgütü yoktur. Yugsin' in komşusu olan Cian'daki İl Komitesi bizimle sadece iki kez ilişkiye geçmiş ve ne gariptir ki, bugüne kadar bize hiç bir yardımda bulunmamıştır. Guydung ilinin Şatien bölgesinde birincisi Martta, ikincisi de Ağustosta olmak üzere iki defa toprak dağıtımı yapıldı ve burada Parti örgütleri kuruldu; bunlar merkezi Lungsi'deki Şierdung'da bulunan Güney Hunan Özel Komitesine bağlandı. İl komitelerinin üstünde Hunan-Ciangsi Sınır Bölgesi Özel Komitesi bulunmaktadır. Sınır bölgesinin ilk Parti kongresi, 20 Mayısta Ningang ilindeki Maoping'de yapıldı ve kongre, Mao Zedung sekreter olmak üzere, yirmi üç kişiyi Birinci Özel Komite üyeliğine seçti. Temmuzda Hunan Eyalet Komitesi tarafından gönderilen Yang Kay-ming sekreter vekili oldu. Eylül ayında Yang hastalanınca, yerini Tan Çenlin aldı. Ağustos ayında, Kızıl Ordunun esas kuvvetinin Güney Hunan'a gitmiş olduğu ve Beyaz kuvvetlerin sınır bölgesini ciddi bir şekilde tehdit etmeye başladıkları bir sırada, Yungsin'de olağanüstü bir toplantı yaptık. Kızıl Ordunun Ningang'a dönüşünden sonra Ekimde, Maoping'de sınır bölgesinin 2. Parti Kongresi yapıldı. 14 Ekimde başlayan ve üç gün süren toplantıda, aralarında "Sınır Bölgesi Parti Örgütünün Siyasi Sorunları ve Görevleri" de bulunan bazı önergeler kabul edildi ve aşağıdaki, ondokuz kişi İkinci Özel Komite üyeliğine seçildi: Tan Çenlin, Cu De, Çen Yi, Lung Çaoçing, Çu Çangsie, Liu Tiençien, Yuan Pançu, Tan Sicong, Tan Bing, Li Sifey, Süne Yiyue, Yuan Vencay, Vang Zonung, Çen Çengren, Mao Zedung, Van Sisien, Vang Zo, Yang Kayming ve Ho Tingying. Tan Çenlin (işçi) sekreter ve Çen Çengren (aydın) sekreter yardımcısı oknak üzere beş kişiden oluşan bir daimi komite kuruldu. Kızıl Ordunun 6. Parti Kongresi 14 Kasımda yapıldı ve kongrede yirmi üç üyeden oluşan bir Ordu Komitesi seçildi. Bu üyelerden beşi, sekreterliğini Cu De'nin [sayfa 124] yaptığı daimi komiteyi meydana getirmekteydi. Hem Sınır Bölgesi Özel Komitesi, hem de Ordu Komitesi, Cephe Komitesine bağlıdır. Cephe Komitesi, aşağıdaki beş kişinin Merkez Komitesi tarafından üye olarak atanmasıyla 6 Kasımda yeniden örgütlendi: Mao Zedung, Cu De, yerel Parti merkezinin sekreteri (Tan Çenlin), bir işçi yoldaş (Sung Çiaoşeng) ve bir köylü yoldaş (Mao Keven). Sekreterliğine Mao Zedung'un getirildiği bu komite, şimdilik, bir sekreterlik, bir propaganda bölümü, bir örgütlenme bölümü, bir işçi hareketi komisyonu ve bir de askeri işler komisyonu kurmuştur. Yerel Parti örgütlerinden Cephe Komitesi sorumludur. Ancak Cephe Komitesi bazen askeri birliklerle beraber hareket etmek zorunda- kaldığı için, Özel Komite de kaldırılmamalıdır. Kanımızca proletaryanın ideolojik önder, ligi sorunu, çok önemlidir. Hemen hemen tamamen köylülerden oluşan sınır bölgesi illerindeki Parti örgütleri, proletaryanın ideolojik önderliği olmazsa doğru çizgiden saparlar. İlmerkezlerindeki ve diğer büyük kasabalardaki işçi hareketine yakın bir ilgi göstermenin yanı sıra, hükümet organlarındaki işçi temsilcilerinin sayısını da artırmalıyız. Bütün Parti kademelerindeki yönetici organlarda da, işçi ve yoksul köylülerin oranı artırılmalıdır.

      DEVRİMİN NİTELİĞİ SORUNU

      Komünist Enternasyonalin Çin hakkındaki kararına tamamen katılıyoruz. Çin'in hâlâ burjuva-demokratik devrimi aşamasında olduğuna şüphe yoktur. Çin'de köklü bir demokratik devrim programı, dışta, tam anlamıyla milli kurtuluşa ulaşmak için emperyalizmin yıkılmasını; içte de, şehirlerde komprador sınıfının iktidar ve nüfuzunun yok edilmesini, köylerdeki feodal ilişkilerin ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla toprak devriminin tamamlanmasını ve savaşağalan hükümetinin yıkılmasını kapsamaktadır. Sosyalizme geçişin maddi temellerini atabilmek için, önce böyle bir demokratik devrim aşamasından geçmek zorundayız. [sayfa 125] Geçen yıl birçok yerde savaştık ve devrimin ülke çapında bir geri çekilme içinde bulunduğunu bütün açıklığıyla görüyoruz. Birkaç küçük bölgede Kızıl siyasi iktidar kurulmuş olmakla birlikte, bütün olarak ülkede halk, en doğal demokratik haklardan yoksundur; işçilerin, köylülerin ve hatta burjuva demokratlarının bile düşünce ve örgütlenme özgürlükleri yoktur ve eri büyük suç da, Komünist Partisine katılmaktır. Kızıl Ordunun gittiği yerlerde kitleler soğuk ve çekingen davranmakta, ancak biz propaganda yaptıktan sonra yavaş yavaş harekete geçmektedir ler. Düşman birlikleriyle karşılaştığımızda, düşman saflarında isyan çıkması ya da düşman askerlerinin saflarımıza geçmesi olayları hemen hiç görülmemekte ve dolayısıyla her seferinde savaşmak zorunda kalmaktayız. 21 Mayıs Olayından sonra en fazla sayıda "asi" yi saflarına kaydeden düşmanın Altıncı Ordusunda bile durum böyledir. Sona ereceğini umduğumuz tecrit olma durumumuzun bütün açıklığıyla farkındayız. Devrimin ülke çapında yükselmesini, ancak demokrasi uğruna, şehir küçük burjuvazisini de içine alacak bir siyasi ve iktisadi mücadele vererek sağlayabiliriz.
      Bu yılın Şubat ayma kadar küçük burjuvaziye ilişkin siyasetimizi oldukça iyi bir şekilde uyguladık. Mart ayında, Güney Hunan Özel Komitesinin temsilcisi Ningang'a geldi ve bizi, sağa kaymış olmak, çok az yakıp yıkmak ve "küçük burjuvaziyi, devrime katılmaya zorlamak için proleterleştirmek" şeklinde ifade edilen siyaseti uygulayamamakla eleştirdi. Bunun üzerine Cephe Komitesinin yönetimi-yeniden örgütlendi ve siyaset değiştirildi. Nisan ayında, ordumuzun tamamı sınır bölgesine geldikten sonra, hâlâ pek fazla yakıp yıkma olmuyordu; ama kasabalarda orta halli tüccarların mallarına el konması ve köylerde de küçük toprak ağalarıyla zengin köylülerden zorla bağış toplanması şeklindeki uygulamalar, titizlikle yerine getirilmekteydi. Güney Hunan Özel Komitesi tarafından ortaya atılan "Bütün fabrikalar işçilere" sloganına da yer verilmekteydi. Küçük burjuvaziye saldırmak şeklindeki bu aşırı sol siyaset, küçük [sayfa 126] burjuvaların çoğunu toprakağalarının tarafına itti ve bunların beyaz şeritler takınıp bize karşı çıkmalarına yol açtı. Bu siyasetin yavaş yavaş değiştirilmesiyle birlikte, durumda lehimize sürekli bir gelişme görülmeye başlanmıştır. Özellikle Suyçuan'da iyi sonuçlar alınmıştır; il merkezindeki ve diğer pazar kasabalarındaki tüccarlar artık bizden ürkmemekte ve hatta bazıları Kızıl Ordu hakkında olumlu şeyler söylemektedir. Caolin'de (her üç günde bir öğlenleri kurulan) pazara hemen hemen 20 bin kişi gelmektedir ki bu, şimdiye kadar görülmemiş bir şeydir. Bu durum, bugünkü siyasetimizin doğruluğunu göstermektedir. Toprakağaları halkın sırtına çok ağır vergiler yüklemekteydiler; Suyçuan'daki Güvenlik Muhafızları[
86], Huangao ile Caolin arasındaki yetmiş li'lik yolun beş ayrı yerinde geçiş vergisi almaktaydılar ve hiç bir tarım ürünü bu verginin dışında değildi. Biz, Güvenlik Muhafızlarını yerle bir ederek bu geçiş vergilerini kaldırdık ve böylece bütün köylülerin ve aynı zamanda da küçük ve orta tüccarların desteğini kazandık.
      Merkez Komitesi bizden küçük burjuvazinin çıkarlarını hesaba katan siyasi bir program yayınlamamızı istemektedir. Biz de, Merkez Komitesinin, işçilerin çıkarlarını, toprak devrimini ve milli kurtuluşu gözönünde bulunduran ve demokratik devrimin bütünü için geçerli ve genel bir rehber niteliğinde olan bir program hazırlamasını öneriyoruz.
      Tarım ekonomisinin egemen olduğu bir ülke olan Çin'de, devrimin kendine özgü niteliklerinden biri de ayaklanmaları geliştirmek için askeri eyleme başvurulmasıdır. Merkez Komitesinin askeri çalışmayla ilgili olarak büyük bir çaba sarf etmesini salık veririz.

      BAĞIMSIZ REJİMİMİZİN YERİ SORUNU

      Hunan-Ciangsi sınırı boyunca Kuzey Guangdung'dan Güney Hubey içlerine kadar uzanan bölge, bütünüyle Losiao Sıradağları içinde bulunmaktadır. Bir ucundan diğerine [sayfa 127] gezdiğimiz bu bölgenin değişik kesimlerini karşılaştırdığımızda, bağımsız silahlı rejimimiz için en uygun yerin, merkezi Ningang olan orta kesim olduğunu görürüz. Kuzey kesimindeki arazi, hem saldırı hem de savunma açısından daha az elverişlidir ve bu kesim, düşmanın büyük siyasi merkezlerine çok yakındır. Ayrıca, eğer Çangşa ya da Vuhan'ı kısa bir süre içinde ele geçirmeyi planlamıyorsak, Liuyang, Liling, Pingsiang ve Tunggu'nun bulunduğu bölgeye büyük kuvvetler yerleştirmek, bu kuvvetleri büyük bir tehlikeye atmak olacaktır. Güney kesimindeki arazi, kuzeydekinden daha iyidir; ancak hem buradaki kitle temelimiz orta kesimdeki kadar iyi değildir, hem de Hunan ve Ciangsi üzerindeki siyasi etkinliğimiz, bu bölgede üslendiğimiz zaman, orta kesimde üslendiğimiz zamanki kadar büyük olmayacaktır. Çünkü orta kesimdeki herhangi bir hareket, bu iki eyaletteki ırmakların aşağı vadilerini etkileyebilmektedir. Orta kesimin sağladığı avantajlar şunlardır: (1) Bir yılı aşkın bir süredir inşa etmekte olduğumuz bir kitle temeli; (2) Parti örgütleri için oldukça iyi bir temel; (3) bir yılı aşkın bir süre içinde inşa edilmiş ve büyük bir mücadele tecrübesi olan -ender rastlanan bir başarı- ve Dördüncü Kızıl Orduyla birleştiğinde kendisiyle hiç bir düşman kuvvetinin baş edemeyeceği yerel silahlı kuvvetler; (4) mükemmel bir askeri üs olan Cingang Dağları ve her ilde yerel silahlı kuvvetlerimiz için gerekli üsler; ve (5) orta kesimin, söz konusu iki eyalet yani Hunan ve Ciangsi ve buralardaki ırmakların aşağı vadileri üzerinde sahip olduğu etki. Bu etki, bu bölgeye, Güney Hunan ya da Güney Ciangsi'nin sahip olduğundan çok daha büyük bir siyasi önem kazandırmaktadır; gerek Güney Hunan, gerekse Güney Ciangsi'nin etkileri, bu eyaletlerden her birinin kendi içinde ya da sadece her birindeki ırmakların yukarı vadilerinde ve geri bölgeleri içinde kalmaktadır. Orta kesimin elverişsiz yanı ise bu bölgenin uzun süredir bağımsız rejim altında ve düşmanın büyük kuşatma ve bastırma kuvvetleriyle karşı karşıya bulunmasından dolayı, ekonomik sorunlarının, özellikle de nakit para yetersizliğinin, [sayfa 128] çözülmesi son derece güç sorunlar olmasıdır.
      Burada uygulanacak bir eylem planı sorununa gelince, Hunan Eyalet Komitesi, Haziran ve Temmuz aylarında, bir-kaç hafta gibi bir süre içinde, birbirinden farklı üç ayrı planı savundu. İlkönce, Yuan Deşeng gelerek, Losiao Sıradağlarının orta kesiminde siyasi iktidar kurmak şeklindeki planımızı onayladı. Daha sonra Tu Siucing ve Yang Kayming geldiler ve Kızıl Ordunun en ufak bir duraksama göstermeksizin Güney Hunan üzerine yürümesi ve Kızıl Muhafızlarla birlikte sınır bölgesini savunmak üzere sadece iki yüz askerden oluşan bir kuvvetin bırakılması gerektiğini ısrarla ileri sürdüler; "kesinlikle doğru olan" siyasetin bu olduğunu söylediler. Bunun üzerinden henüz on gün geçmemişti ki bu sefer de, bizi uzun uzadıya azarlamasının yanı sıra, Kızıl Ordunun Doğu Hunan'a doğru yola çıkması gerektiğini ısrarla ileri süren bir mektupla birlikte, Yuan Deşeng yeniden geldi; bu siyaset de, "en ufak bir duraksama gösterilmeksizin" uygulanması gereken ve "kesinlikle doğru olan" siyaset olarak ortaya konmaktaydı. Bu katı talimatlar bizi tam bir çıkmaza soktu; çünkü Tounlara uymamak, itaatsizlik anlamına gelecek, uymak ise bizi kesinlikle yenilgiye götürecekti. İkinci mesaj geldiği zaman Ordu Komitesi, Sınır Bölgesi Özel Komitesi ve Yungsin İl Komitesi ortak bir toplantı yaptılar ve Güney Hunan üzerine yürümek tehlikeli görüldüğünden Eyalet Komitesinin talimatlarının yerine getirilmemesini kararlaştırdılar. Ama birkaç gün sonra, Tu Siuçing ve Yang Kayming, Eyalet Parti Komitesinin kararında ısrar ederek ve 29. Alayın sıla özleminden de yararlanarak, Kızıl Orduyu Çençu il merkezi üzerine saldırma macerasına sürüklediler ve hem sınır bölgesinin, hem de Kızıl Ordunun yenilgiye uğramasına yol açtılar. Kızıl Ordu, askerlerinin hemen hemen yarısını yitirdi, sınır bölgesinde sayısız ev yakıldı ve sayısız insan katledildi, birçok il birbiri ardısıra düşmanın eline geçti; bunlardan bazıları bugüne kadar hâlâ geri alınamamıştır. Doğu Hunan üzerine yürümek sorununa gelince, Hunan, Hubey ve Ciangsi Eyaletlerinde, iktidarda bulunan [sayfa 129] toprakağaları arasında bir bölünme olmadığı sürece, Kızıl Ordunun esas kuvvetlerinin böyle bir harekete girişmeleri kuşkusuz yanlış olurdu. Eğer Temmuz ayında Güney Hunan üzerine yürümemiş olsaydık, sadece sınır bölgesindeki Ağustos yenilgisini önlemekle kalmaz, aynı zamanda Ciangsi Eyaletindeki Çangşu'da, Guomindang'm Altıncı Ordusuyla Vang Cun'un komutasındaki Guomindang kuvvetleri arasında cereyan eden savaştan yararlanarak, Yungsin'deki düşman kuvvetlerini ezebilir, Cian ve Anfu'yu ele geçirebilir ve öncü kuvvetlerimizin Pingsiang'a ulaşıp, Losiao dağ silsilesinin kuzey kesimindeki Beşinci Kızıl Orduyla ilişki kurmalarını mümkün kılabilirdik. Bütün bunlar gerçekleşseydi bils, genel karargâhımız için en uygun yer gene de Ningang olurdu ve Doğu Hunan üzerine yalnızca gerilla kuvvetlerimizi göndermemiz gerekirdi. Toprakağaları arasında henüz bir savaş çıkmamış olduğu ve Hunan sınırı üzerindeki Pingsiang, Çaling ve Yusien'de hâlâ çok sayıda düşman kuvveti bulunduğu için, esas kuvvetlerimizi kuzeye sevketmiş olsaydık, düşmana fırsat vermiş olurduk. Merkez Komitesi bizden Doğu ya da Güney Hunan üzerine yürüme konusunu ele almamızı istedi; fakat her iki yol da çok tehlikeliydi. Doğu Hunan üzerine yapılması önerilen sefer gerçekleştirilmediyse de, Güney Hunan üzerine yapılan sefer başarısızlıkla sonuçlandı. Bu acı tecrübeyi hiç hatırdan çıkarmamamız gerekir.
      Bugün henüz toprakağaları sınıfı rejiminin parçalanma içinde olduğu bir dönemde bulunmuyoruz ve düşmanın sınır bölgesinin çevresine yerleştirdiği "bastırma" kuvvetleri, sayıca hâlâ on alayı aşkındır. Ama ileride de nakit para sağlamanın yolunu bulabilirsek (yiyecek ve giyecek artık büyük bir sorun olmaktan çıkmıştır), o zaman sınır bölgesinde çalışmamız için kurduğumuz temel sayesinde, bu düşman kuvvetlerinin, hatta daha da büyüklerinin üstesinden gelebiliriz. Eğer Kızıl Ordu sınır bölgesinden ayrılırsa sınır bölgesi, tıpkı Ağustosta olduğu gibi, bir anda harabeye döner. Kızıl Muhafızlarımızın tamamı yok edilemese bile, Partimiz ve kitle temellerimiz ağır bir darbe yer. Dağlardaki [sayfa 130] bazı yerlerde tutunabilsek bile, ovalarda Ağustos ve Eylülde olduğu gibi hepimiz yeraltına geçmek zorunda kalırız. Ama eğer Kızıl Ordu sınır bölgesinden ayrılmazsa, burada daha önce atmış olduğumuz temellere dayanarak, yavaş yavaş çevremizdeki bölgelere yayılabilir ve gelecek açısından mükemmel bir durum yaratabiliriz. Kızıl Orduyu büyütmek istiyorsak, bunun biricik yolu, iyi bir kitle temeline sahip olduğumuz Cingang Dağları civarında, yani Ningang, Yungsin, Lingsien ve Suyçuan illerinde, düşmanla uzun süreli bir mücadeleye girişmek ve bu mücadelede, Hunan ve Ciangsi Eyaletlerindeki düşman kuvvetleri arasında var olan çıkar çatışmalarından ve bunların, kendilerini her yönden gelebilecek saldırılara karşı savunmak zorunda oldukları için kuvvetlerini yoğunlaştırmakta karşılaştıkları zorluklardan yararlanmaktır, Doğru taktikler uygulayarak, yalnızca kazanabileceğimiz ve asker ve silah ele geçirebileceğimiz muharebelere girişerek, Kızıl Orduyu yavaş yavaş büyütebiliriz. Eğer Kızıl Ordunun esas kuvvetleri Güney Hunan seferine çıkmasaydı, Nisan ve Temmuz aylan arasında sınır bölgesindeki kitleler içinde yapmış olduğumuz hazırlık çalışması sayesinde, hiç kuşkusuz, Ağustosta Kızıl Orduyu genişletebilirdik. Yapılan bu hataya karşın, Kızıl Ordu, arazinin elverişli ve halkın da dost olduğu sınır bölgesine geri dönmüştür ve gelecek açısından durum, şimdi bile kötü değildir. Kızıl Ordu ancak kararlılıkla savaşarak ve sınır bölgesi gibi yerlerde savaşırken bütün dayanıklılığını ortaya koyarak silah sayısını artırabilir ve iyi askerler yetiştirebilir. Kızıl Bayrak, sınır bölgesinde bütün bir yıl boyunca dalgalanmış ve Hunan, Hubey va Ciangsi'deki ve bütün ülkedeki toprakağaları sınıfının büyük nefretini kazanmıştır. Ama çevre illerin işçi, köylü ve askerlerinin umutlarını sürekli olarak güçlendirmektedir. Örneğin askerleri ele alalım. Savaşağalan sınır bölgesine karşı açılan "haydutlan bastırma" harekâtlarını başlıca görevleri haline getirdikleri ve bunlar, "haydutları bastırmaya çalışmakla bir yıl geçirdik ve bir milyon dolar harcadık" (Lu Diping) ya da Kızıl Ordunun "20 bin askeri ve 5 [sayfa 131] bin tüfeği var" (Vang Cun) gibi sözler ettikleri için, askerlerinin ve hayal kırıklığına uğramış genç subaylarının gözleri giderek bize çevrilmektedir. Bunlar, gittikçe artan bir şekilde düşmandan kopup, saflarımıza katılacak ve böylelikle Kızıl Ordu için bir insan kaynağı oluşturacaklardır. Bunun dışında, Kızıl Bayrağın sınır bölgesinde hep yüksekte tutulmuş olması, Komünist Partisinin gücünü ve hâkim sınıfların iflasını göstermektedir. Bu, ülke çapında siyasi öneme sahip bir olaydır. Bu yüzden biz, bugüne kadar savunageldiğimiz gibi şimdi de, Kızıl siyasi iktidarın Losiao Sıradağlarının orta kesiminde kurulması ve genişletilmesinin mutlaka gerekli ve doğru olduğunu savunuyoruz. [sayfa 132]



PARTİ İÇİNDEKİ YANLIŞ DÜŞÜNCELERİN
DÜZELTİLMESİ ÜZERİNE[
12*]
Aralık 1929


     
      Dördüncü Kızıl Ordudaki Komünist Partisi örgütünde, Partinin doğru çizgisinin uygulanmasını büyük ölçüde engelleyen, proleter olmayan çeşitli fikirler vardır. Bu fikirler tamamen düzeltilmediği takdirde, Dördüncü Ordunun. Çin'in büyük devrimci mücadelesinde kendine düşen görevleri omuzlaması olanaksızdır. Bu Parti örgütündeki yanlış fikirlerin kaynağı, doğal olarak, temel birimlerinin büyük ölçüde köylülerden ve diğer küçük burjuva kökenli unsurlardan meydana gelmesinde yatmaktadır; ancak Partinin yönetici organlarının bu yanlış fikirlere karşı uyumlu ve kararlı bir mücadele verme ve üyeleri Partinin doğru çizgisine uygun olarak eğitme konusunda gösterdikleri başarısızlık da, bunların varlık ve gelişmelerinin önemli nedenlerinden biridir. Bu kongre, Merkez Komitesinin Eylül [sayfa 136] mektubunun özüne uygun olarak, Dördüncü Ordudaki Parti örgütünde görülen çeşitli proleter olmayan fikirlerin belirtilerine, kaynaklarına ve bunları düzeltme yöntemlerine işaret eder ve bütün yoldaşları bunları tamamen yok etmeye çağırır.

      SALT ASKERİ BAKIŞ AÇISI ÜZERİNE

      Salt askeri bakış açısı, Kızıl Ordudaki bir kısım yoldaşlar arasında çok gelişmiştir. Şu şekillerde ortaya çıkmaktadır:
      1. Bu yoldaşlar, askeri sorunları ve siyaseti birbirine karşıt şeyler olarak görmekte ve askeri hareketlerin, siyasi görevleri yerine getirme araçlarından sadece biri olduğunu kabul etmemektedirler. Hatta bazıları, "Eğer askeri bakımdan iyiysen, siyasi bakımda da iyisin demektir; askeri bakımdan iyi değilsen, siyasi bakımdan sende iş yok demektir" diyorlar. Bu, bir adım daha ileri gidip askeri sorunlara siyasetin üstünde bir yer vermektir.
      2. Onlar, Kızıl Ordunun görevinin Beyaz ordununki gibi sadece savaşmak olduğunu düşünüyorlar. Çin Kızıl Ordusunun, devrimin siyasi görevlerini yerine getirmek için kurulmuş silahlı bir güç olduğunu anlamıyorlar. Özellikle bugün, Kızıl Ordu kesinlikle kendini sadece savaşmakla sınırlandırmamalıdır; düşmanın askeri gücünü yıkmak [sayfa 137] için savaşmanın yanı sıra, kitleler arasında propaganda yapmak, kitleleri, örgütlemek, silahlandırmak, onlara devrimci siyasi iktidarı kurmalarında yardımcı olmak ve Parti örgütleri kurmak gibi önemli görevleri de üstlenmelidir. Kızıl Ordu sadece savaşmak için savaşmaz; fakat kitleler arasında propaganda yapmak, onları örgütlemek, silahlandırmak ve devrimci siyasi iktidarı kurmalarında onlara yardımcı olmak için savaşır. Bu amaçlar olmadı mı, savaşmak anlamını yitirir ve Kızıl Ordunun varlık nedeni ortadan kalkar.
      3. Dolayısıyla bu yoldaşlar, örgütsel olarak, Kızıl Ordunun siyasi çalışma yapan bölümlerini, askeri çalışma yapan bölümlerine bağımlı kılıyor ve "Ordu Karargâhı ordu dışındaki sorunlara da baksın" sloganını ortaya atıyorlar. Gelişmesine izin verildiği takdirde bu fikir, kitlelerden kopma, hükümeti ordunun denetlemesi ve proletarya önderliğinden uzaklaşma tehlikelerini içermektedir. Bu, tıpkı Guomindang ordusu gibi, savaşağalığı yolunun tutulması olacaktır.
      4. Bunlar, aynı zamanda propaganda çalışmasında, propaganda ekiplerinin önemini gözden kaçırıyorlar. Kitle örgütleri konusunda da, orduda asker komitelerinin kurulmasını ve yerel bölgelerdeki işçi ve köylülerin örgütlenmesini gözardı ediyorlar. Sonuç olarak, hem propaganda hem de örgütlenme çalışmaları terkedilmektedir.
      5. Bir muharebe kazanıldığı zaman kibirlenmekte, kaybedildiği zaman ise cesaretleri kırılmaktadır.
      6. Dar kısımcılık: Bu yoldaşlar, sadece Dördüncü Orduyu düşünmekte ve yerel kitleleri silahlandırmanın Kızıl Ordunun önemli bir görevi olduğunu kavramamaktadır-lar. Bu, klikçiliğin daha gelişmiş bir biçimidir.
      7. Dördüncü Ordudaki sınırlı çevrelerinden daha ötesini göremeyen birkaç yoldaş, bu çevrenin dışında başka hiç bir devrimci gücün bulunmadığına inanmaktadırlar. Bu yüzden güçlerini koruma ve eylemden kaçınma fikrine kendilerini iyice kaptırmışlardır. Bu, oportünizmin bir kalıntısıdır. [sayfa 138]
      8. Öznel ve nesnel koşulları gözardı eden bazı yoldaşlar, devrimci acelecilik hastalığına yakalanmışlardır; bunlar, kitleler arasında titiz ve ayrıntılı bir çalışma yapmak zahmetine katlanmak istememekte, hayaller içinde yüzerek sadece büyük işler başarmak istemektedirler. Bu, darbeciliğin[
87] bir kalıntısıdır.
      Salt askeri bakış açışının kaynakları şunlardır:
      1. Siyasi düzeyin düşük olması. Bu, orduda siyasi önderliğin rolünün ve Kızıl Ordu ile Beyaz ordunun temelden farklı olduklarının kavranamamasına yol açmaktadır.
      2. Paralı asker zihniyeti. Geçmiş muharebelerde alınan esirlerin birçoğu Kızıl Orduya katılmıştır; bu gibi unsurlar belirgin bir paralı asker zihniyetini birlikte getirmekte ve böylelikle alt kademelerde salt askeri bakış açısı için bir temel hazırlamaktadırlar.
      3. Yukarıdaki iki neden, bir üçüncüsüne kaynaklık etmektedir: Askeri, güce aşırı güven ve halk kitlelerinin gücüne güvensizlik.
      4. Partinin askeri çalışmayla etkin olarak ilgilenme ve bunları tartışma konusunda gösterdiği ihmal de, bazı yoldaşlar arasında salt askeri bakış açısının ortaya çıkmasının nedenlerinden biridir.
      Düzeltme yöntemleri şunlardır:
      1. Eğitim yoluyla Parti içindeki siyasi düzeyi yükseltmek, salt askeri bakış açısının teorik temellerini yıkmak, Ordu ile Beyaz ordu arasındaki temel farkı berrak bir şekilde ortaya koymak. Aynı zamanda, oportünizmin ve darbeciliğin kalıntılarını ortadan kaldırmak ve Dördüncü Ordunun dar kısımcılığına son vermek.
      2. Subayların ve askerlerin siyasi, eğitimini, özellikle de eski esirlerin eğitimini yoğunlaştırmak. Aynı zamanda, yerel hükümetlerin, mümkün olduğu ölçüde mücadele tecrübesi olan işçi ve köylüleri Kızıl Orduya, katılmak üzere seçmesini sağlamak, böylece salt askeri bakış açısını örgütsel olarak zayıflatmak ve hatta bu bakış açısının kökünü kazımak.
      3. Kızıl Ordudaki Parti örgütleriyle subay ve askerleri [sayfa 139] etkilemek için, yerel Parti örgütlerinin Kızıl Ordudaki Parti örgütlerini ve kitlelerin siyasi iktidar organlarının da bizzat Kızıl Orduyu eleştirmelerini sağlamak üzere, bunları harekete geçirmek.
      4. Parti, askeri çalışmayla etkin bir biçimde ilgilenmeli ve bu konuyu tartışmalıdır. Yapılan her çalışma, tabandaki üyelerce uygulamaya konmadan önce, Parti tarafından tartışılmalı ve karara bağlanmalıdır.
      5. Kızıl Ordunun görevlerini, askeri ve siyasi organları arasındaki ilişkileri, Kızıl Ordu ile halk kitleleri arasındaki ilişkileri, asker komitelerinin yetki ve görevlerini ve bunların askeri ve siyasi örgütlerle olan ilişkilerini açıkça tanımlayan Kızıl Ordu yönetmelikleri hazırlanmalıdır.

      AŞIRI DEMOKRASİ ÜZERİNE

      Kızıl Ordunun Dördüncü Ordusu, Merkez Komitesinin talimatlarına uygun hareket etmeye başladığından bu yana, aşırı demokrasi belirtileri büyük ölçüde azalmıştır. Örneğin, Parti kararları artık oldukça iyi bir şekilde yerine getirilmektedir ve artık hiç kimse, Kızıl Ordunun "demokratik merkeziyetçiliği aşağıdan yukarıya" uygulaması gerektiği ya da "bütün sorunların önce alt kademelerde tartışılıp, sonra üst kademelerin karar vermesi" gerektiği şeklinde yanlış talepler ileri sürmektedir. Ancak bu azalma, gerçekte sadece geçici ve yüzeyseldir ve aşırı demokrasiden yana fikirlerin artık giderilmiş olduğu anlamına gelmez. Başka bir deyişle, aşın demokrasinin birçok yoldaşın zihninde hâlâ derin kökleri vardır. Çeşitli biçimlerde ifadesini bulan, Parti kararlarını yerine getirmede gösterilen gönülsüzlük bunun kanıtıdır.
      Düzeltme yöntemleri şunlardır:
      1. Teori alanında, aşırı demokrasinin kökünü kazımak. İlkönce, aşırı demokrasinin doğurduğu tehlikenin, Parti örgütüne zarar vererek ve hatta onu tamamen yıkarak, [sayfa 140] Partinin mücadele, gücünü zayıflatarak ve hatta yok ederek, Partiyi mücadele görevlerini gerçekleştiremez hale getirmesinden ve böylece devrimin yenilgisine yol açmasından ileri geldiğine işaret edilmelidir. İkinci olarak da, aşırı demokrasinin kaynağının, küçük burjuvazinin disipline karşı beslediği bireyci hoşnutsuzluk olduğu belirtilmelidir. Bu özellik Parti içine girdiği zaman, siyasi ve örgütsel alanda aşırı demokrasiden yana fikirlere dönüşmektedir. Bu fikirler, proletaryanın mücadele görevleriyle hiç bir şekilde bağdaşmaz.
      2. Örgütlenme alanında, merkezi önderlik altında demokrasinin uygulanmasını sağlamak. Bunu yapmanın yolları şunlardır:
      (1) Partinin yönetici organları, kendilerini önderlik merkezleri olarak kabul ettirebilmek için, rehberlik görevini yerine getirecek doğru bir çizgi geliştirmek ve ortaya çıkan sorunlara çözüm bulmak zorundadırlar:
      (2) Üst kademelerdeki organlar, doğru rehberlik edebilmek için nesnel bir temele sahip olmak amacıyla, kitlelerin hayatını ve alt kademelerdeki organların durumunu yakından bilmek zorundadırlar,
      (3) Bütün kademelerdeki Parti örgütleri, sorunlara çözüm ararken, gelişigüzel kararlar almamalıdır. Bir kere alındıktan sonra da kararlar sebatla uygulanmalıdır.
      (4) Üst kademelerdeki Parti organları tarafından alman bütün önemli kararlar, derhal alt kademelerdeki organlara ve Partinin üye kitlesine iletilmelidir. Bunun yöntemi de, aktif üye toplantıları ya da Parti kollarında, hatta (eğer koşullar uygunsa) tümenlerde[
88] genel üye toplantıları yapmak ve bu toplantılarda belirli kimseleri rapor vermekle görevlendirmektir.
      (5) Partinin alt kademelerindeki organlar ve bütün Parti üyeleri, üst kademelerdeki organların talimatlarını [sayfa 141] tam anlamıyla kavramak ve uygulama yöntemlerini kararlaştırmak için bunları ayrıntılı bir şekilde tartışmalıdır.
     

      ÖRGÜT DİSİPLİNİNE GÖSTERİLEN KAYITSIZLIK ÜZERİNE

      Dördüncü Ordudaki Parti örgütünde örgüt disiplinine gösterilen kayıtsızlık, şu şekillerde ortaya çıkmaktadır:
      A. Azınlığın çoğunluğa tabi olmayışı. Örneğin bir azınlık, önerisi oylamada kabul edilmediği zaman, Parti kararlarını samimiyetle uygulamamaktadır.
      Düzeltme yöntemleri şunlardır:
      1. Toplantılarda, bütün katılanların, görüşlerini mümkün olduğu kadar kapsamlı olarak ortaya koymaları teşvik edilmelidir. Tartışmalı sorunlarda doğrular ve yanlışlar, uzlaşmalara ve yüzeyselliğe yer verilmeksizin açıklığa kavuşturulmalıdır. Açık ve kesin sonuçlara varmak için bir toplantıda çözülemeyen bir sorunun tartışılmasına, çalışmaları engellememesi koşuluyla, başka bir toplantıda devam edilmelidir.
      2. Parti disiplininin gereklerinden biri de, azınlığın çoğunluğa tabi olmasıdır. Azınlık, kendi görüşü reddedildiği zaman, çoğunluğun kararını desteklemek zorundadır. Eğer gereksiyorsa, sorunu, yeniden görüşülmek üzere bir sonraki toplantıya getirebilir; ancak bunun dışında hiç bir şekilde karara aykırı hareket edemez.
      B. Örgüt disiplini göz önüne alınmaksızın eleştiri yapılması.
      1. Parti içi eleştiri, Parti örgütünü güçlendirmek ve Partinin mücadele gücünü artırmak için bir silahtır. Ancak, Kızıl Ordunun Parti örgütünde, eleştiri her zaman bu nitelikte olmamaktadır; bazen kişisel, saldırılara dönüşmektedir. Sonuç olarak, kişilere olduğu gibi, Parti örgütüne de zarar vermektedir. Bu, küçük burjuva bireyciliğinin bir [sayfa 142] yansımasıdır. Bunu düzeltmenin yöntemi ise, Parti üyelerinin, eleştirinin amacının sınıf mücadelesinde zafere ulaşmak için Partinin mücadele gücünü artırmak olduğunu ve kişisel saldın aracı olarak kullanılmaması gerektiğini kavramalarına yardımcı olmaktır.
      2. Birçok Parti üyesi, eleştirilerini Parti içinde değil, dışında yapmaktadır. Bunun nedeni, genel olarak üyelerin Parti örgütünün (toplantılarının vb.) önemini henüz kavramamış olmaları ve örgüt içinde yapılan eleştiriyle, dışında yapılan eleştiri arasında bir fark görmemeleridir. Bunu düzeltmenin yöntemi, Parti üyelerini, Parti örgütünün önemini kavramalarım ve Parti komiteleri ya da yoldaşları, hakkındaki eleştirilerini Parti toplantılarında yapmalarını sağlayacak şekilde eğitmektir.

      MUTLAK EŞİTLİKÇİLİK ÜZERİNE

      Mutlak eşitlikçilik, bir zamanlar Kızıl Orduda oldukça ciddi bir sorun haline gelmişti. Bazı örnekler verelim: Yaralı askerlere verilen ödenekler konusunda, hafif ve ağır yaralılar arasında ayrım yapılmasına itiraz edilmekte ve herkese eşit ödenek verilmesi istenmekteydi. Subayların ata binmesi, görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli bir şey olarak değil de, bir eşitsizlik belirtisi olarak görülmekteydi. Erzakın mutlak olarak eşit bir şekilde dağıtılması istenmekte ve özel durumlarda bazılarına bir parça daha büyük pay verilmesine itiraz edilmekteydi. Pirinç taşınmasında da, yaş ve bedeni durum göz önüne alınmaksızın herkesin eşit ağırlıkta yük taşıması istenmekteydi. Konaklanırken yer dağıtımında eşitlik istenmekte ve Karargah daha fazla yer kapladığında, buna öfke duyulmaktaydı. Zahmetli görevlerin dağıtımında da eşitlik istenmekte ve başkalarından bir parça bile daha fazla iş yapmak istenmemekteydi. Hatta iş bazen o kadar ileri gitmekteydi ki, iki yaralı ve bir sedye olduğu zaman, her iki yaralı da önceliği [sayfa 143] diğerine vermek istemediği için, hiç biri sedyeyle taşınamamaktaydı. Bu örneklerin de gösterdiği gibi, mutlak eşitlikçilik, Kızıl Ordu subay ve askerleri arasında hâlâ çok ciddi bir sorundur.
      Siyasi sorunlarda görülen, aşırı demokrasi gibi, mutlak eşitlikçilik de, zanaatkar ve küçük köylü ekonomisinin ürünüdür. Aralarındaki tek fark, birinin maddi, diğerinin ise siyasi sorunlarda ortaya çıkmasıdır.
      Düzeltme yöntemi şudur: Kapitalizm ortadan kaldırılmadan önce, mutlak eşitliğin, köylülerin ve küçük mülk sahiplerinin bir hayali olmaktan öteye geçemeyeceğine; sosyalizmde bile mutlak eşitliğin olamayacağına; çünkü o zaman da maddi şeylerin, «herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre» ilkesine ve yapılan çalışmanın ihtiyaçlarını karşılama esasına göre dağıtılacağına dikkati çekmeliyiz. Kızıl Orduda maddi şeylerin dağıtımı, subaylara ve askerlere eşit ücret ödenmesinde olduğu gibi, aşağı yukarc eşit bir şekilde yürütülmelidir; çünkü bu, mücadelenin bugünkü koşullarının gerektirdiği bir şeydir. Ancak, mantık sınırlarını aşan mutlak eşitlikçiliğe karşı çıkılmalıdır; çünkü bu, mücadelenin gerektirdiği bir şey değil, tam tersine mücadeleyi engelleyen bir şeydir.

      ÖZNELCİLİK ÜZERİNE

      Bazı Parti üyeleri arasında ciddi ölçüde öznelcilik vardır ve bu siyasi durumun tahliline ve çalışmaların yönlendirilmesine büyük zarar vermektedir. Çünkü siyasi bir durumun öznelci tahlili ve çalışmaların öznelci bir şekilde yönlendirilmesi, kaçınılmaz olarak ya oportünizmle ya da darbecilikle sonuçlanmaktadır. Öznel eleştirilere, belirsiz ve temelsiz konuşmalara ya da kuşkuculuğa gelince, Parti içinde bu gibi uygulamalar genellikle ilkesiz tartışmalara yol açar ve Parti örgütünü içinden yıkar.
      Parti içi eleştiriyle ilgili olarak üzerinde durulması gereken [sayfa 144] diğer bir nokta da, bazı yoldaşların eleştiri yaparken, temel sorunları bir kenara bırakıp, dikkatlerini önemsiz noktalar üzerinde toplamalarıdır. Bu yoldaşlar, eleştirinin esas görevinin siyasi ve örgütsel hataları ortaya çıkartmak olduğunu kavramamaktadırlar. Kişisel eksikliklere gelince, eğer bunlar siyasi ve örgütsel hatalarla ilişkili değilse, gereğinden fazla eleştirip, ilgili yoldaşlara sıkıntı vermeye gerek yoktur, Ayrıca bu eleştiri tarzı geliştiği takdirde, Parti üyelerinin dikkatlerini tamamen küçük hatalar "üzerinde yoğunlaştırmaları, herkesin ürkek ve gereğinden fazla ihtiyatlı bir hale gelmesi ve Partinin siyasi görevlerini unutması şeklinde büyük bir tehlike belirmektedir.
     
      Başlıca düzeltme yöntemi, Parti üyelerini, düşünce tarzlarına ve Parti içi yaşantılarına siyasi ve bilimsel bir özün egemen olmasını sağlayacak şekilde eğitmektir. Bu amaca ulaşmak için: (1) Parti üyelerine, öznelci tahlil ve değerlendirmeler yapmak yerine, siyasi bir durumu tahlil ederken ve sınıf güçlerini değerlendirirken Marksist-Leninist yöntemi uygulamayı öğretmeliyiz; (2) Parti üyelerinin dikkatini, mücadele taktiklerini ve çalışma yöntemlerini saptamak amacıyla toplumsal ve ekonomik araştırma ve incelemelere yöneltmeliyiz ve yoldaşların, gerçek durumu araştırmadıkları takdirde, hayalciliğin ve darbeciliğin batağına düşeceklerini kavramalarına yardımcı olmalıyız; (3) Parti içi eleştirilerde öznelciliğe, keyfiliğe ve eleştirinin bayağılaştırılmasına karşı uyanık olmalıyız; söylenen her şey gerçeklere dayanmalı ve eleştiri siyasi noktalarda yoğunlaştırılmalıdır.

      BİREYCİLİK ÜZERİNE

      Bireycilik eğilimi, Kızıl Ordu Parti örgütünde şu şekillerde kendini göstermektedir:
      1. Misillemede bulunmak. Bazı yoldaşlar, Parti içinde bir asker yoldaş tarafından eleştirildiklerinde, Parti dışında ona karşı misillemede bulunabilmek için fırsat kollamaktadırlar; [sayfa 145] misillemede bulunmanın yollarından biri de, söz konusu yoldaşı dövmek ya da ona küfür etmektir. "Bu toplantıda sen beni eleştirdin, gelecek toplantıda ben sana, gösteririm" diyerek Parti içinde de misillemede bulunmaya çalışmaktadırlar. Bu gibi misilleme olayları, tamamen bireyci düşüncelerden doğmakta ve bir bütün olarak sınıfın ve Partinin çıkarlarının gözardı edilmesine yol açmaktadır. Bunların hedefi düşman sınıf değil, kendi saflarımızdaki kişilerdir. Bu hata, örgütü kemirmekte ve mücadele gücünü zayıflatmaktadır.
      2. "Dar grup" zihniyeti. Bazı yoldaşlar, sadece kendi dar gruplarının çıkarlarım düşünmekte ve genel çıkarları gözardı etmektedirler. Bu, yüzeysel olarak bakıldığında, kişisel çıkar peşinde koşmak gibi gözükmese de, aslında en dar bireyciliğin bir örneğidir ve güçlü bir aşındırıcı ve bölücü etkisi vardır. "Dar grup" zihniyeti Kızıl Orduda eskiden çok yaygındı; eleştiriler sonucunda durum şimdi biraz daha iyiyse de, bu zihniyetin kalıntıları hâlâ vardır ve bunların üstesinden gelmek için daha fazla çaba gereklidir.
      3. "Memur" tavrı. Bazı yoldaşlar, üyesi bulundukları Partinin ve Kızıl Ordunun devrimin görevlerini yerine getirmek için, birer araç olduklarını kavramamaktadırlar. Devrimi gerçekleştirecek olanın bizzat kendileri olduğunu kavramamakta, sorumluluklarının devrime karşı değil de, sadece kendi kişisel üstlerine karşı olduğunu düşünmektedirler. Devrime karşı takınılan bu pasif memur" tavrı da, bireyciliğin bir yansımasıdır. Bu, kayıtsız şartsız devrim için çalışan faal üyelerin sayısının fazla olmayışının nedenini de açıklamaktadır. Bu hata giderilmediği takdirde, faal üyelerin sayısı artmayacak ve devrimin ağır yükü az sayıda insanın omuzlarına yüklenmeye devam edecektir. Bu da, mücadeleye büyük ölçüde zarar verecektir.
      4. Eğlence peşinde koşma. Kızıl Orduda, bireycilikleri eğlence peşinde koşmak şeklinde ortaya çıkan kimselerin sayısı hiç de az değildir. Bunlar daima birliklerinin büyük şehirler üzerine yürümesini arzu etmektedirler. Şehirlere [sayfa 146] gitmeyi, oralarda çalışma yapmak için değil, eğlenmek için istemektedirler. Hayatın zor olduğu Kızıl bölgelerde çalışmak, hiç istemedikleri bir şeydir.
      5. Pasiflik. Bazı yoldaşlar, işler istedikleri gibi yürümeyince pasifleşmekte ve çalışmayı bırakmaktadırlar. Bu, esas olarak eğitim eksikliğinden ileri gelmektedir. Bazen de önderliğin, sorunların ele almışı, görev dağıtımı ya da disiplinin uygulanması konusunda hatalı bir şekilde davranması, buna yol açmaktadır.
      6. Ordudan ayrılma isteği. Kızıl Ordudan ayrılıp yerel çalışmalarda görev almak isteyenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. Bunun nedenleri sadece kişisel etkenlere bağlanamaz. Aynı zamanda şu etkenlerin de bunda rolü vardır : (1) Kızıl Ordudaki hayatın maddi zorlukları, (2) uzun bir mücadeleden sonra bitkin düşme ve (3) önderliğin, sorunların ele alınışı, görev dağıtımı ya da disiplinin uygulanması konusundaki hatalı davranışları.
      Düzeltme yöntemi, en başta, ideolojik olarak bireyciliğin kökünü kazımak amacıyla eğitimi yoğunlaştırmaktır. İkinci olarak, sorunların ele alınışında, görev dağıtımında ve disiplinin uygulanmasında doğru bir yol izlemektir. Bunlara ek olarak, Kızıl Orduda maddi hayatı iyileştirmenin yolları bulunmalıdır. Maddi koşulları iyileştirmek amacıyla, dinlenmek ve güç toplamak için ele geçirilen her fırsattan yararlanılmalıdır. Eğitim çalışmalarımızda bireyciliğin, toplumsal kökeni bakımından küçük burjuva ve burjuva ideolojisinin Parti içindeki bir yansıması olduğunu açıklamalıyız.

      GEZGİNCİ ASİ ÇETELER İDEOLOJİSİ ÜZERİNE

      Kızıl Ordu içinde serserilikten gelme unsurların oranının yüksek olması ve Çin'de, özellikle güney eyaletlerinde serserilerin büyük kitleler oluşturmaları nedeniyle, gezginci asi çetelerin siyasi ideolojisi Kızıl Ordu içinde de kendini [sayfa 147] göstermiştir. Bu ideoloji şu biçimlerde ortaya çıkmaktadır. (1) Bazıları, siyasi etkimizi sadece gezginci gerilla eylemleri yoluyla artırmak istemekte, ama siyasi etkimizi artırmak için üs bölgeleri inşa etmek ve halkın siyasi iktidarını kurmak gibi çetin görevleri üstlenmek konusunda isteksiz davranmaktadırlar. (2) Kızıl Ordunun genişletilmesi konusunda, bazıları, yerel Kızıl Muhafızların ve yerel birliklerin genişletilmesi ve böylelikle Kızıl Ordunun ana kuvvetlerinin geliştirilmesi çizgisini uygulamak yerine "adam kiralama ve at satın alma" ve "asker kaçaklarıyla asileri orduya kaydetme"[
89] çizgisini izlemektedirler. (3) Bazıları, kitlelerle birlikte çetin mücadelelere girmek ve bunları sürdürmek için gerekli sabra sahip değildir; bunlar, yalnızca büyük şehirlere gitmek ve diledikleri gibi yiyip içmek istemektedirler. Gezginci asi ideolojisinin bütün bu belirtileri, Kızıl Ordunun görevlerini gereğince yerine getirmesini ciddi bir şekilde engellemektedir; dolayısıyla bu ideolojinin tasfiyesi, Kızıl Ordu Parti örgütü içinde yürütülen ideolojik mücadelenin önemli hedeflerinden biridir. Huang Çao[90] ve Li Çuang[91] tipi gezginci asi çetelerin yöntemlerinin bugünün koşullarında artık geçerli olamayacağı kavranmahdır. Düzeltme yöntemleri şunlardır:
      1. Eğitimi yoğunlaştırmak, yanlış fikirleri eleştirmek ve gezginci asi çeteler ideolojisinin kökünü kazımak.
      2. Kızıl Ordunun tabanındaki birimler ile esir alındıktan sonra orduya kabul edilenler arasında, serseri zihniyetini gidermek amacıyla eğitimi yoğunlaştırmak.
      3. Kızıl Ordunun bileşimini değiştirmek için mücadele, tecrübesi olan faal işçi Ve köylüleri ordu saflarına çekmek.
      4. Militan işçi ve köylü kitleleri arasından yeni Kızıl Ordu birimleri oluşturmak.

      DARBECİLİĞİN KALINTILARI ÜZERİNE

      Kızıl Ordudaki Parti örgütü, darbeciliğe karşı çeşitli [sayfa 148] mücadeleler vermiştir; ancak bu mücadele henüz yeterli bir düzeye ulaşmamıştır. Bu yüzden de Kızıl Ordu içinde bu ideolojinin kalıntıları hâlâ görülmektedir. Ortaya çıkış biçimleri şunlardır: (1) Öznel ve nesnel koşulları göz önüne almadan körü körüne eyleme girişme; (2) Partinin şehirler için saptadığı siyasetlerin yeterli ve kararlı bir şekilde uygulanmaması; (3) özellikle yenilgi anlarında askeri disiplinin gevşemesi; (4) bazı birimlerin ev yakmaları; (5) ordudan kaçanları vurmak ve dayak atmak şeklindeki uygulamalar; bunların her ikisi de darbeci özellikler taşımaktadır. Toplumsal kökeni bakımından darbecilik, lümpen-proletarya ve küçük burjuva ideolojilerinin bir bileşimidir. Düzeltme yöntemleri şunlardır:
      1. İdeolojik bakımdan darbeciliğin kökünü kazımak.
      2. Darbeci davranışları, kurallar, yönetmelikler ve siyasetler aracılığıyla düzeltmek. [sayfa 149]



TEK BİR KIVILCIM BÜTÜN BİR BOZKIRI TUTUŞTURABİLİR[13*]
5 Ocak 1930


      Partimizdeki bazı yoldaşlar bugünkü durumun doğru olarak nasıl değerlendirileceğini ve ne yapmak gerektiği, sorununun nasıl çözüleceğini hâlâ bilmiyorlar. Devrim dalgasının yükselmesinin kaçınılmaz olduğuna inanmakla birlikte, bunun yakın olduğuna inanmıyorlar. Bu yüzden Ciangsi'yi ele geçirme planını reddedip, sadece Fucien, Guangdung ve Ciangsi sınırlarındaki üç bölgede gezginci gerilla eylemlerine girişmenin doğru olduğunu söylüyorlar. Aynı zamanda gerilla bölgelerinde Kızıl siyasi iktidarın kurulmasının ne anlama geldiğini derin bir şekilde kavramadıklarından, Kızıl siyasi iktidarın sağlamlaştırılması ve genişletilmesi yoluyla ülke çapında devrim dalgasının yükselişini hızlandırma konusunda da derin bir kavrayışları yoktur. Devrimci dalganın yükselişinin hâlâ uzak olduğunu sandıkları için, çetin bir çalışmayla siyasi iktidar kurmaya kalkışmanın boş yere çaba sarf etmek olacağını düşünüyorlar. Siyasi etkimizi, daha kolay bir yöntem olan gezginci gerilla eylemleriyle artırmak istiyorlar. Ülke çapında kitleler kazanıldıktan ya da hemen hemen kazanıldıktan sonra, Kızıl Ordunun da katılmasıyla ülke çapında büyük bir devrim haline geleceğini düşündükleri bir silahlı [sayfa 152] ayaklanma başlatmak istiyorlar. Önce ülke çapında ve bütün bölgelerde kitleleri, kazandıktan sonra, siyasi iktidarı kurmamız gerektiği, şeklindeki teorileri, Çin devriminin gerçek durumuna uymamaktadır. Bu teorinin kaynağı, esas olarak, Çin'in, birçok emperyalist gücün, üzerinde hâkimiyet kurmak için çekiştikleri yan-sömürge bir ülke olduğunu berrak bir şekilde kavramamalarında yatmaktadır. Bu, berrak bir şekilde kavrandığı takdirde, birinci olarak, hâkim sınıflar içinde sürüp giden, uzun ve karmaşık savaşlar gibi olağanüstü bir olguya niçin yalnız Çin'de rastlandığı; bu savaşların niçin durmadan şiddetlenip yaygınlaştığı ve Çin'de niçin hiç bir zaman birleşik bir rejimin kurulamadığı anlaşılacaktır. İkinci olarak, köylü sorununun önemi ve dolayısıyla köylü ayaklanmalarının niçin ülke çapında gelişmiş olduğu anlaşılacaktır. Üçüncü olarak, işçilerin ve köylülerin demokratik siyasi iktidarı sloganının doğruluğu anlaşılacaktır. Dördüncü olarak, gene Çin dışında rastlanmayan ve birincisinden (hâkim sınıflar içinde sürüp giden uzun ve karmaşık savaşlara sadece Çin'de rastlanması olgusundan) doğan diğer bir olağanüstü olgu, yani Kızıl Ordunun ve gerilla kuvvetlerinin ve bunlarla birlikte, Beyaz rejim tarafından çevrilmiş küçük Kızıl bölgelerin varlığı ve gelişmesi olgusu anlatılacaktır. Beşinci olarak, Kızıl Ordunun, gerilla kuvvetlerinin ve Kızıl bölgelerin kurulmasının ve büyümesinin, yarı-sömürge bir ülke olan Çin'de, proletarya önderliğindeki köylü mücadelesinin en yüksek "-biçimi, yan-sömürge bir ülkede, köylü mücadele-sininin büyümesinin kaçınılmaz sonucu ve ülke çapında devrim dalgasının yükselişini hızlandırmada kuşkusuz en önemli etken olduğu anlaşılacaktır. Nihayet altıncı olarak, sadece gezginci gerilla eylemlerine dayanma siyasetinin, devrim dalgasının ülke çapındaki bu yükselişini hız