102. Sayı, Mart-Nisan 2008
Ah!...
tam ülkenin gerçek gündemini yakalamışken...
Nereden çıktı bu olaylar...

      Her türden ve cinsten çıkar grupları, baskı grupları, marjinal kesimler, çevreciler, ulusal hareketçiler, laikler, sendikalar, meslek kuruluşları, sağcısından solcusuna siyasal partiler, kültür çevreleri ve nihayetinde devrimci örgütler, bir yandan durağanlık karşısında "her an herşeyin olabildiği ülke" olmanın "keyfi"ni sürerken, diğer yandan her bir gelişmenin kendi gündemlerini önemsizleştirdiğinden şikayet etmeyi sürdürürler.
      Her kesimin istediği tek şey, kendi istemleri ve çıkarları doğrultusunda ülkenin gündeminin belirlenmesi ve bunların gerçekleşmesini sağlayacak koşulların ortaya çıkmasıdır.

AKP’yi Kapatmak ya da
Gayrı-Meşru Olmak

      İster "makul"leri oynayan orta yolcular olsun, ister "ideal çözüm" öneren orta yolcular olsun, her durumda "ikna" edilmeye çalışılan, nasıl tanımlanırsa tanımlansın laikler, laikçiler, laik sol olmaktadır.
      Tayyip Erdoğan'ın "öfke bir hitabet sanatıdır" sözlerinde ifadesini bulan "gerilim" politikası, İlhan Selçuk ve diğerlerinin sabaha karşı gözaltına alınmasıyla belirginleşen, "Erbakan pısırıklığı"nı göstermeyeceklerine ilişkin tutumları "makul" ve "ideal çözüm"ün kolayca gerçekleşmeyeceğini de göstermektedir.
      Laikler, laiklik yanlısı insanlar ortada kalmışlardır.

Hasım, Husumet,
Kin, Nefret ve
Düşmanlık

      Sorun, "Ergenekon çetesi" sorunu ya da AKP'nin kapatılması davasına karşı "misilleme" sorunu değildir. "Ulusalcı"ların "çürük elmaları"ndan yola çıkarak, topyekün laik küçük-burjuvaziye yönelik basit bir "gözdağı" da değildir. Mevcut düzene ve bu düzenin iktidarına karşı her türlü siyasal hareketin yasadışı ilan edilmesi ve devrimci mücadelenin "cunta" şaibesiyle gayrı meşru gösterilmeye çalışılmasıdır.
      Devrimci mücadeleye kini olanlar, burjuvazinin sınıf kininin temsilcileri, her fırsatı ve olayı kullanarak devrimci mücadeleyi karalamaya çalışmaktadır.

Şeriatçı Manipülasyon ya da
Düşmanlık Nasıl Yapılır?

      Manipülasyon, yani güdüleme, belli konularda istenilen bir yönelimin ortaya çıkması amacıyla belli olgunun bir bölümünün ya da olgular dizisinin seçilerek ve kurgulanarak kamuoyuna sunulmasıdır.
      Kimilerinin "bilgi kirlenmesi" olarak tanımladıkları dezenformasyon ise, belli konulardaki olağan bilgi akışını değiştirmek amacıyla, kurgulanmış gerçekdışı bilgilerin kamuoyuna sunulmasıdır.

Yüksek Tansiyon
Sağlığa Zararlıdır!

Mehteran Takımının Sponsorları Konuştu:
“Herkes Bir Adım Geri!”

      Kapatılma davasına karşı "rövanş" bir hafta sonra alınırken, durum 1-1 berabere gibi görünürken, artık hiçbir gücü kalmamış TÜSİAD'ın "gerilimi düşürün" açıklamaları, ANAP-DYP birliğini sabote eden, ANAP-DYP'nin "Anadolu eşrafını" AKP'ye transfer eden Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun emir ve komutası altında TOBB'un "STK"larla ortak açıklamasıyla "bir adım geri" talimatına dönüştürülmüştür.

Sosyal Güvenlik Yasası
“Çabuk topları temin edin.
Bir de yanına pompa koyup, gönderin...”

      "Sosyal" devlet, durup dururken, gökten zembille inip, "ben halkın ihtiyaçlarını karşılamakla görevliyim" diyerek ortaya çıkmamıştır. Her sınıflı toplumun devleti gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti de, toplumun egemen sınıfının devletidir, onun çıkarlarının kolektif temsilcisi ve yürütücüsüdür. Kapitalizmin yukardan aşağıya, emperyalizmin çıkarlarına uygun olarak geliştirildiği bir ülkede egemen sınıf, her durumda işbirlikçi-tekelci burjuvazinin başını çektiği sömürücü sınıflardan oluşur. Bu devletin görevi, temsil ettiği sınıfların çıkarlarını korumak olduğu için de, sömürücü sınıfların sömürülerini güvenceye almak, sömürünün sürdürülmesini sağlamak ve sömürüyü sürekli artırmak, yani sömürücü sınıfların kârlarını maksimize etmektir.

“Liberaller”in AKP’yle
Abdest Tazelemesi

[“Liberaller” Askeri Darbeden Neden Korkarlar?]

      "Başbakan yaptığı bir konuşmada 'liberal' bir aydını 'azarlamış'.
      Kelimeye dikkatinizi çekerim.
      'Azarlamış.'
      Başbakan gerçekten aklından 'azarlamayı' geçirecek kadar kendini kaybetti mi bilmiyorum ama eğer öyleyse ona söylenebilecek tek bir şey var.
      'Kendine gel.'
      'Şemdinli'nin ürkek çocuklarının' azarlayabileceği birileri bulunmaz bu cenahta.
      Sen önce Şemdinli'yi bir aydınlat, Dink'in katillerini bir bul da…
      Birisini 'azarlamanın' senin haddin olup olmadığını sonra konuşalım." (Ahmet Altan, Taraf, 17 Şubat 2008)

Aşırı-Üretimden
Mortgage Krizine

      1980 dünya ekonomik bunalımıyla birlikte yükselen "liberalizm", yani devletin ekonomiye müdahale etmemesi "kuralı" tümüyle ortadan kaldırıldı. Bir kez daha "stagflasyon" olgusu konuşulur hale geldi. Bugün emperyalist dünya ekonomisinin bunalımda olduğundan, bunalımın giderek derinleştiğinden "ekonomistler"in şüphesi bulunmamaktadır. Gelişen ve derinleşen bunalım, kapitalizmin irsi hastalığı olan aşırı-üretim bunalımının ta kendisidir.

http://www.kurtuluscephesi.com
11. Yılında


F i d e l

      Fidel de içlerinde 82'nin 12'si sağ kalmıştı
      Fidel de içlerinde 12 kişiydiler 56'nın kasımında
      Fidel de içlerinde 150 kişiydiler aralığında 56'nın
      Fidel de içlerinde 500 kişiydiler şubatında 57'nin
      Fidel de içlerinde 1000 oldular 5000 oldular fidel de içlerinde
      Fidel de içlerinde bir milyon yüz milyon bütün insanlık oldular...



TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ

KIZILDERE VE ON'LAR

24 Mart 1977
Ömür Karamollaoğlu

15 Mart 1981/Bahçelievler
Mehmet Yıldırım, Nihat Kurban, Süleyman Aydemir, Cemalettin Düvenci



    Mahir Çayan
    Kurtuluş
    Cephe

    YAPITLAR
    V. İ. Lenin
    J. Stalin
    Mao Zedung


Devrimci Gençlik

Laiklik ve Şeriatçılık Üzerine
Eriş Yayınları-Kredili Yaşam Mutluluğu...
Kesintisiz Devrim II-III
Mevcut Durum ve Devrimci Taktiğimiz
Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım
Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım-II
Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadınlar