Vo Nguyen Giap
Vietnam
Ulusal Kurtuluş Savaşı




La Guerre de Liberation Nationale au Vietnam,
Ligne Générale, Stratégie, Tactique

(Türkçe çevirisi: Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı, Aşama Yayınları, Mayıs 1974)

National Liberation War in Vietnam
(Türkçe çevirisi: Vietnam Demokratik Halk Devrimi, Ekin Yayınları, Ocak 1989)

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org
Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında: Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı (275 KB)
İ Ç İ N D E K İ L E R


I .    Vietnam’da Yığın Ayaklanması ve Halk Savaşı
II .   Tüm Halkın Düşmanla Savaşı
III .  Yığın Ayaklanması ve Halk Savaşında Politik Güçler ve Askeri Güçler
IV .   Üsler ve Cephe Gerisi Sorunu
V .     Savaş Yürütme Tarzı
VI .    Askeri Sanat
VII .   Partinin Önderliği, Zaferin Zorunlu Faktörü


  13
  26
  41
  61
  79
101
123




GİRİŞ


      Son kırk yıl boyunca, Vietnam halkı, Vietnam Emekçiler Partisinin ve onun büyük önderi Başkan Ho Şi Minh'in şanlı bayrağı altında, tarihimizde yeni bir çağı, bağımsızlık ve anayurdun özgürlüğü çağını, sosyalizm çağını açarken ve dünya devrimine layik bir katkıyı yerine getirirken, milli kurtuluş yolunda nefes almaksızın mucadele etti ve gerçekten büyük zaferler kazandı. Vietnam Halk Silahlı Kuvvetleri, Partinin uzak görüşlü yönenetiminde, halkın ve Ho Amca'nın sevgi özeniyle donanarak doğdu ve gelişti. Vietnam Halk Silahlı Kuvvetleri sıfırdan başlayarak yavaş yavaş savaşa alışmış, güçlü ve şanlı bir geleneğe sahip devrimci bir ordu oldu. Halkımız [sayfa 9] ve ordumuz bunu herşeyden önce Partimizin siyasi ve askeri çizgisi gibi yenilmez bir silaha borçludur.
      Partimizin askeri çizgisi, onun siyasi çizgisinin organik bir parçasıdır. Bu çizgi, savaş ve ordu üzerine Marksist-Leninist tezlerin ülkemizin somut şartlarına yaratıcı bir biçimde uygulanarak, Vietnam devriminde bütün halkın silahlı ayaklanmasının ve halk savaşının zengin pratik deneylerinin bir sentezinden oluşmuştur. Dünya devriminin askeri mücadelesindeki deneylerin öncülüğünde, partimizin askeri çizgisi bunu tamamen kendi gücüyle gerçekleştirirken, halkımızın savaş sanatındaki binlerce geleneğini yeni bir nitelik gelişmesine ulaştırıyor ve bunu devam ettiriyor. Partimizin askeri çizgisi, Silahlı Kuvvetlerimizin ve halkımızın bayrağı oldu ve daima öyle kalacaktır. [sayfa 10]


I
VİETNAM HALK AYAKLANMASI VE HALK SAVAŞI



      Ulusal Kurtuluş, bağımsızlık ve özgürlük uğruna Vietnam ulusunu sosyalizm amacına ulaştırmak için Vietnam Emekçiler Partisinin yönetimi altında halkımızın sürdürdüğü devrimci mücadele, bu ülkeyi korumak ve inşa etmek için binlerce yıldır verilen şanlı mücadelenin bir devamıdır. Ve bu devrimci mücadelede Partimizin askeri çizgisi ulusun askeri geleneğini sürdürmekten başka birşey değildir.
      Güney-Doğu Asya'daki coğrafik durumdan ötürü, ülkemiz kuruluşundan bu yana aşağı yukarı hiç ara vermeden yabancı saldırganlara karşı yaşamak için şanlı ve uzun bir destan yaratan bir mücadele verdi. Sadece [sayfa 11] ulusal plandaki, çatışmalar hesaba katılırsa, halkımız ulusal egemenliği korumak için Milattan 18. yüzyıla kadar yirmiden fazla savaş verdi. On asır süren yabancı derebeylerin egemenliği sırasında halkımız bağımsızlığını yeniden kazanmak için ayaklanmayı hiç durdurmadı.
      İlk ayaklanma, Trung [1*] kardeşlerin ülkenin her yanında zafere ulaşan ayaklanmasıdır. Bunu diğerleri (Dame Trieu [2*] , Ly Bon [3*] , Mai Thuc Loan, vb.) tarafından yönetilen kurtuluş savaşları izledi. Bağımsızlık ve ulusal egemenlik çağını açmak için 938'de, bin yıllık yabanci egemenliğine son veren Ngo Quyen [4*] tarafından parlak bir zafer kazanıldı. Halkımız bu bağımsızlık ve egemenliği korumak için 19. yüzyıla kadar yabancı müdahalelere karşı bir dizi ulusal kurtuluş savaşına girişmek zoranda kaldı.
      Bu savaşlardan olmak üzere, Song istilasına karşı XI. yüzyılda da [5*] Ly Thuong Kiet tarafından yönetilen dehşetli bir saldırı ve bunu izleyen, saldırgan orduyu yok eden, karşı saldırıyla zafere ulaşan Ly hanedanının direnme savaşı yapıldı.
      XIII. yüzyılda, Mogol saldırısına karşı, Tran hanedanından Tran Hung Dao'nun komutanlığında tarihimizin en tipik direnme savaşlarından biri olan ve otuz yıl boyunca, Asya'dan Avrupa'ya, gaddarlığı ve savaş gücüyle ve zaferleriyle tanınan, eski kıtanın büyük bir bölümünü fetheden böylesine ünlü bir orduya başkent Thang [sayfa 12] Long'u [6*] üç kez yeniden ele geçirmekle [7*] meydan okuyan direnme savaşı oldu.
      Daha XV. yüzyılda Le Loi ve Nguyen Trai'nin yönetiminde 20 yıllık Ming egemenliğinden sonra tüm işgal ordularını yok ederek ulusu bağımsızlığına tekrar kavuşturan on yıllık bir milli kurtuluş savaşı olan Lam Son Ayaklanması [8*] yapıldı. XVIII. yüzyılda iç feodalizme karşı yeni bir güç olan geniş bir devrimci köylü hareketine dayanarak 200.000 kişilik Tsing ordusunu mucizevi bir yıldırım hareketi sonunda birkaç gün içinde ezen ve ülkemize yapılan son yabancı feodal saldırıyı da bozguna uğratan Nguyen Hue Direnme Savaşı oldu. [9*]
      Ulusal bağımsızlık veya vatanın savunulması için halkımız, gerçekleştirdiği bu ayaklanma ve savaşları aynı zamanda feodal sınıfla beraber yönetti. Fakat, bu ayaklanma ve savaşlar tartışmasız tamamen halkçı bir nitelik taşıyorlardı. Tüm halk, vatanın kurtuluşu için yabancı saldırganlara karşı bilinçli bir şekilde, kendikendine, yekvücut ayaklandığından, bunlar halkçı nitelikte ayaklanma ve savaşlardır. Bu sürekli mücadeleler ulusumuzun tamamen zeka ve kahramanlık dolu askeri gelenekleridir. Ve bunlar özellikle atalarımızın zengin askeri bilgilerinin derinliğinde gelişmişlerdir.
      XIX. yüzyılın ortalarında, sömürgeci Fransız saldırısının başlarında, Nguyen'in sarayı alçakça teslim anlaşmaları imzalarken, halkımız, güneyde Truong Cong Dinh [10*] , Nguyen Trung Truc [11*] , kuzeyde Phan Dinh [sayfa 13] Phung [12*] , Nguyen Thien Thuat [13*] , Hoang Hoa Than [14*] gibi büyük yurtseverlerin yönetiminde heryerde kahramanca başkaldırıyordu. Sömürgeciler, otuz yıl boyunca ülkenin istilasını tamamlayamadıkları gibi, her an egemenliklerinin sarsılmasına da engel olamadılar. Bugüne kadar halkımız, kendisinden daha büyük, fakat aynı şekilde feodal bir rejim altında kendisiyle pek fazla ekonomik, teknik ve kültürel fark bulunmayan yabancı ülkelere karşı aralıksız mücadele emişti. Oysa ki, bu kez daha kalabalık bir nüfusa, iyi donatılmış bir ekonomi ve tekniğe, daha üstün silahlara sahip güçlü bir kapitalist ülke başı çekiyordu.
      Büyük Ekim Devrimiyle açılan, ulusal planda kapitalizmden sosyalizme geçiş çağında, insanlık tarihinin yeni bir aşamasında partimiz, Vietnam devrimini yönetmekten ibaret olan tarihsel görevini yerine getirsin diye kuruldu. Bu tarihi durumda, Vietnamlı ilk komünist olan Başkan Ho Şi Minh'in başkanlığında Parti, Marksizm-Leninizmi ülkemizin somut şartlarına yaratıcı bir biçimde uyguladı; doğru devrimci bir çizgi çizdi — kapitalist aşamadan geçmeksizin sosyalist devrime doğrudan bağlanmak zorunda olan milli demokratik halk devrimi çizgisi. Tamamen yeni olan bu yolda Partimiz milli kurtuluş mücadelesini yükümlendi. 1930'daki Siyasi Tezler'de başından beri belirli olan doğru siyasi çizgiye göre, Parti yönetici rolü sorumluluğu altına alırken, işçi sınıfının ve emekçi köylülerin —milli demokratik devrimin temel güçleri— tüm devrimci gücünü seferber etmesini, [sayfa 14] işçi sınıfının yönetiminde sağlam bir işçi-köylü ittifakı gerçekleştirmesini ve bunun temelinde geniş bir birleşik cepheyi oluşturmasını bildi. Bu doğru siyasi çizginin temeli üzerinde Partinin askeri çizgisi, halkımızın uzun devrimci mücadelesinin pratiğiyle yavaş yavaş belirlendi ve uygulandı.
      1930-31 yıllarında, Partinin kuruluşundan o tarihe kadar devam eden devrimci fırtınanın doruğu tüm ülkeyi fetheden Nghe Tinh Sovyetleri (Nghe An ve Ha Tinh eyaletleri) hareketi oldu. Tarihimizde ilk defa, işçiler ve köylüler arasında sağlam bir ittifakı gerçekleştiren, olaylarla da doğrulanan işçi sınıfı hegemonyası ve işçi-köylü hareketi birarada pek sıkı biçimde düzenlendi. Sömürgecilerin, mandarinlerin [15*] ve eşrafın bölgesel yönetimlerini devrimci şiddetle devirmek ve belirli bazı kırsal bölgelerde işçi-köylü iktidarını kurmak için Nghe An ve Ha Tinh işçi ve köylüleri ayaklandılar.
      1936-39 yıllarının demokratik hareketler aşaması sırasında, Parti gizli ve illegal hareketle legal ve yarı-legal hareketleri akıllıca birleştiriyor, sömürge gericiliğine, saraya ve mandarinlere karşı özgürlük, demokrasi ve sosyal ilerlemeler için, saldırgan faşizme karşı dünya barışını savunmak için kırda olduğu gibi şehirde de güçlü bir siyasi mücadele hareketi seferber edebiliyordu. Bu aşamada, bu büyük demokratik itiş ve siyasi güçlerin yaratılması ortaya çıkmakta gecikmeyecek olan yeni bir devrimci aşamanın ilk müjdelerini veriyordu.
      II. Dünya savaşı yeni bir durum yarattı. Parti birinci amacı olarak ulusal kurtuluşu, merkezi görev olarak da ihtilâlin hazırlanmasını ön plana aldı. Olanakların [sayfa 15] elverdiği en geniş biçimde anti-emperyalist güçleri bir araya getirmek için Ulusal Birleşik Cepheyi kurdu. Partinin yönetiminde devrimci mücadele, siyasi mücadeleden silahlı mücadeleye, siyasi kitle örgütlerinden silahlı devrimci örgütlere dönüştü; parti siyasi mücadeleyle silahlı mücadeleyi ustaca birleştirdi ve ülkede devrimci bir atılımı, iktidarın ele geçirilmesi için genel ayaklanmanın ilk müjdecilerini amacına ulaştıran bölgesel planda gerillayı ve kısmi ayaklanmaları harekete geçirdi.
      1945 Ağustos Devrimi tamamen halk tarafından yürütülen bir genel ayaklanma oldu. Partinin yönetimi altında, çok kısa bir zaman içinde kentsel ve kırsal kitleler kuzeyden güneye sonsuz bir devrimci hamleyle ayaklanacaklar, Japon faşistleriyle kukla yönetimin boyunduruğunu kırarak tüm ülkede iktidarı ele geçirecekler ve Güney-Doğu Asya'nın ilk demokratik halk devletini, Vietnam Demokratik Cumhuriyetini kuracaklardı.
      Ağustos Devrimi, sömürge ve yarı-feodal bir ülkede marksizm-leninizmin ilk zaferidir. Halkımız silahlı bir ayaklanmaya girişmek ve tüm ülkede zaferi sağlamak için en uygun tarihi anı yakalamasını bilmiştir.
      1930-31 devrimci atılımından 1945 Ağustos devrimine kadar olan 15 yıllık kahramanca mücadele dönemi boyunca Partimizin askeri çizgisi özünde yavaş yavaş ve uzun uzadıya bir çalışmayla işlenerek ortaya çıktı.
      Ağustos devriminin zaferinden sonra halkımız Amerikan müdahalecileri tarafından desteklenen Fransız sömürgecilerinin boyunduruklarını yeniden tamlaya çalışmalarına karşı direnmek zorunda kaldı. Dokuz yıl kadar süren bu Birinci Direnme Savaşı 1953-54 kış-ilkbaharının büyük askeri başarılarıyla şerefle sona erdi. Dien Bien Phu'daki tarihi zaferimizden sonra Fransız sömürgecileri Cenevre anlaşmasını imzalamak [sayfa 16] zorunda kaldılar. Vietnam, Laos ve Kamboçya'nın bağımsızlık, egemenlik, birlik ve toprak bütünlüğünün uluslararası planda tanınması temeli üzerinde Hindiçini'de barış yeniden kuruldu. Ülkemizin kuzeyi tamamen kurtarıldı. Ağustos devriminin devamı olan bu muzaffer direniş bir ulusal kurtuluş ve ulusal özgürlük savaşıdır. Bu savaş, gerçekten çok üstün donatım ve tekniğe sahip olan ve ABD'nin önemli mali yardımından (1953-54'de savaş harcamalarının % 80'i) yararlanan güçlü bir emperyalist devletin saldırganlığı meslek haline getirmiş yarım milyonluk ordusuna karşı, emperyalizm tarafından başından beri her tarafı kuşatılmış, zayıf bir silahlı kuvvetlere sahip, genel bir ayaklanmayla iktidarı ele geçiren fakat onu pekiştirmeye bile zamanı olmayan, geri bir tarım ekonomisine sahip, ancak savaşmaya ve yenmeye azimli küçük bir ulusun savaşıdır. Bunun yanında halkımız kendisinin de bir parçası olduğu dünya sosyalist sisteminde aşırı bir önemi bulunan uluslararası destek buldu. Fransız sömürgecilerine karşı zaferimiz, sömürgelerdeki ulusal kurtuluş savaşları tarihinde ilk büyük zaferdir.
      Bu direnme savaşı boyunca Partimizin askeri çizgisi geliştirildi ve her yönden uygulandı.
      Sona eren birinci direnmeden sonra ülkemizin güneyini ayırmak, onu bir yeni-sömürge yapmak, kuzeye ve sosyalist kampa karşı saldırılar düzenlemek amacıyla bir üs haline getirmek ve Güney-Doğu Asya'daki devrimci hareketi durdurmak için Fransız sömürgecilerinden nöbeti devralan Amerikan emperyalistlerine karşı halkımız yeniden savaşa girişmek zorunda kaldı. Bu kez, saldırgan çok büyük bir ekonomik ve askeri potansiyele, modern ve muazzam bir savaş makinasına sahip olan emperyalist kampın en güçlü ülkesi Amerikan emperyalizmiydi ve üstelik o, bütün insanlığın bir [sayfa 17] numaralı düşmanı, uluslararası jandarmasıydı.
      Güney Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesinin bayrağı altında mücadeleyi ön saflarda sebatla sürdüren güneyli yurttaşlarımız, büyük devrimci kahramanlıklar göstererek ülkemizin tarihine hergün yeni zafer sayfaları ekliyorlar.
      1959 ve 1960'ta etkili ve çetin politik mücadele yıllarını takiben, güneyin geniş kırlık alanlarında zincirleme ayaklanmalar patlak verdi. Bunlar milyonlarca yurttaşımızın sürdürdüğü yaratıcı ve çok yiğitçe hareketlerdi. Çok küçük silahlı birliklerce desteklenip, esas olarak yığınların politik gücüne dayanarak büyük engelleyici araçlarına ve ikiyüzbinin üzerindeki güçlü ordusuna rağmen kırlık alanlarda düşmanın kolunu kırdılar ve ülkenin önemli ölçüde büyük bir kısmında kontrolü ele aldılar. Bu ayaklanmalar Ngo Dinh Diem faşist rejiminin çökmesini sağladı ve ABD "özel savaşına" karşı bir devrimci savaşa, ulusal kurtuluş savaşına dönüştü. Washington ulusal kurtuluş hareketlerine karşı uluslararası emperyalizmin kazandığı en yeni deneyimleri de kullanarak, yarım milyondan fazla kukla ordu ve 30.000 ABD danışmanla birlikte Güneydeki devrimi boğmak için karşı saldırıya kalktı. Böylece halkımız ABD emperyalist saldırganlarına karşı İkinci Direnme Savaşını başlattı. Dört yıl içinde, güneyli yurttaşlarımız, kukla ordu ve yönetiminin önemli bir kısmını safdışı bıraktılar ve ABD "özel savaş" ve "stratejik hamle" (stratejik köycükler politikası) politikasını bozdular.
      Ve Amerikan emperyalistleri kendilerinin ve uydu ülkelerinin birliklerini toptan Güneyde savaşa soktular ve Güneydeki başarısızlıklarını telafi etmek ümidiyle Kuzeyde bir imha savaşı başlattılar. Başkan Ho Şi Minh'in yüce çağrısına cevap veren halkımız Güneyi kurtarmak, Kuzeyi [sayfa 18] savunmak ve nihayetinde tüm ülkeyi birleştirmek için saldırganlara karşı tüm ülkede savaşmaya karar verdiler. Bu, ABD emperyalizmi tarihindeki en büyük ve en vahşi "sınırlı savaş"ına karşı verilen bir kurtuluş savaşı, bir devrimci savaştır. Bu savaş, ABD tarafından nükleer silahlar hariç her çeşit modern silahın kullanıldığı, yüzmilyon dolardan fazla harcamanın yapıldığı, bir milyondan fazla GJ, kukla ve uydu askerin kullanıldığı, Hanoi ve Haiphong'un bombalanmasına kadar benzeri görülmemiş barbarlığın yapıldığı, bizzat Washington tarafından "tırmandırılan" bir savaştı. Olağanüstü kahramanlıklar gösteren halkımız sebatla her alanda karşı koydu, sürekli zaferler kazandı ve kazandığı her zafer onu daha da güçlendirdi. Ancak üç yıl sonra, 1968'in ilkbaharında Güneyin halkı ve silahlı güçleri isyanları birleştirerek genel saldırıyı başlattı. Bu savaşın tarihsel bir dönüm noktası olarak düşmanı bütün muharebe alanlarında savunma stratejisine dönmeye zorladı ve ona "sınırlı savaş"ın iflasını kabul etme ve kör bir yola, savaşın "Vietnamlılaştırılması"na ve "amerikansızlaştırılması"na girmeye zorladı. Güneydeki devrimci savaş yeni bir şekil alıyor, bütün alanlarda büyük zaferler kazanıyor ve son zafere doğru ilerliyor.
      Güneydeki devrim ve devrimci savaş, Vietnam devriminin tüm deneylerinin ve Fransız sömürgecilerine karşı verilen direnişte, Ağustos Devriminde kazanılan deneyimin uygulanması ve geliştirilmesidir. [sayfa 19]
      Kuzey Vietnam'da halkımız ve silahlı güçler Amerikan emperyalistlerinin modern hava güçleriyle yürüttükleri imha savaşını, ülkemizde benzeri görülmemiş bir "karadan havaya" halk savaşında bozguna uğrattılar. İlk olarak, sosyalist Kuzeyde kapsamlı bir devlet yapısıyla bir kendini savunma savaşı yürüttük. Biz tüm ülkenin büyük geri üssü olarak üzerimize düşen görevi yaptık ve sosyalist Kuzeyi savunarak yabancı saldırganı bozguna uğrattık.
      Sosyalist inşa ile birlikte direnme savaşını sürdürerek, sivil savunmayı aktif bir şekilde örgütlerken hücum operasyonları düzenleyip tüm halkımızın gücünü birleştirerek düşmanla dövüştük. ABD'nin savaşı "tırmandırmak" için tüm tertiplerini boşa çıkararak düzen ve güvenliği koruduk, iyi haberleşme ve ulaştırmayı sağladık, üretim faaliyetlerini sürdürürken savaştık. Dört yıllık kahramanca mücadeleden sonra ABD'nin imha savaşını tamamiyle bozguna uğrattık.
      Bizim ulusal çaptaki anti-ABD direniş savaşımız tarihimizdeki yabancı saldırganlara karşı verilen en büyük ve en parlak savaştır. O, şimdi, dünya halkları tarafından ABD emperyalizmine karşı verilen mücadelenin doruğunda ve en önündedir. Bu savaşta, partimizin askeri çizgisi bütün yönlerden zengin deneyimlerle zenginleştirilmiş ve yeni bir gelişme kazanmıştır.
      Böylece dış saldırılara karşı boyun eğmez mücadele geleneğine sadık kalan halkımız, partimizin önderliği altında onyıllardır yorulmaksızın savaşarak, üç emperyalist gücün saldırgan ordularını başarıyla yendi; eski sömürgeciliğin dağılıp parçalanmasına etkin katkıda bulundu ve şimdi bütün dünyada yeni-sömürgeciliğin iflasını ve çöküşünü gayretli bir şekilde hızlandırıyor. [sayfa 20]


II
TÜM HALKIN DÜŞMANLA SAVAŞI



      Partinin önderliği altındaki uzun mücadelesinde halkımız birçok alanlarda zengin deneyimler edindi.
      Saldırı savaşlarının değişik biçimleri ve düşman konusunda, halkımız, üç kıtadan üç büyük emperyalist gücü, acımasız Japon faşistlerini, Avrupanın en eski emperyalist gücü Fransız sömürgecilerini ve uluslararası jandarma, uluslararası emperyalizmin elebaşısı ABD emperyalizmini başarıyla bozguna uğratmak için devrimci savaşlar ve silahlı ayaklanmalar yaptı. Biz, Fransız sömürgecileri ve Japon faşistlerinin saldırılarından ABD emperyalizminin yeni sömürgeci savaşına; faşist araçlar ve kukla yöneticilerle yürütülen yeni-sömürgeci hükümranlıktan "özel harp"e, "sınırlı savaşa" ve ABD'nin hava ve deniz imha savaşına kadar bütün saldırı biçimlerine karşı koyduk.
      Devrimci şiddetin kullanılması ve mücadele biçimi konusunda; halkımız ülkeyi savunmak ve kurtarmak ve iktidarı ele geçirip onu korumada zengin deneyimler kazandı. Halkımız genel ve kısmi olarak, kentleşmiş merkezlerde ve kırlarda tüm halkın isyanlarını başlattılar. Eski tip sömürge saldırı savaşına karşı koymak için esas olarak, silahlı mücadeleyi uygulayarak uzun süreli halk savaşı verdiler. Yeni-sömürgeci savaşın değişik [sayfa 26] biçimlerine karşı ise, silahlı ayaklanmalar ve askeri saldırılarla, siyasi faaliyet ve silahlı mücadeleyi birlikte yürüttüler. ABD imha savaşını bozguna uğratmak için bir "karadan havaya" halk savaşı verdiler.
        İç ve dış tarihsel koşullara gelince, halkımız en değişik tarihsel koşullarda devrimci savaş ve halk savaşı deneyimi kazandı: iktidar henüz ellerinde olmadığı zaman; sonra onu birkaç bölgede kazandıklarında; mücadelemiz, daha henüz olgunlaşmamış, halkın demokratik rejimine dayandığında; ve sonra inşa sırasında sosyalist sistemin üstünlüğüne dayandığında; tüm ülkede birleşik bir devrimci strateji —ulusal demokratik halk devrimi stratejisi— uygulandığında; sonra geçici olarak ikiye ayrıldığında iki ayrı strateji uygulandığında; bir dünya savaşı çıkıp emperyalistler birbirleri ile savaşırken ve bir dünya savaşı olmadan ayaklanma ve direniş savaşının yapılmasında; güçlerimizin hâlâ mütevazi ölçülerde olduğu ve emperyalizm tarafından tamamen kuşatıldığı koşullarda direnme savaşının sürdürülmesinde; ve sonra sosyalist kampın geniş desteğinin alındığı zaman v.s....
      Halkımız uzun süreli, güç, kompleks ve amansız bir savaşı sürdürmek zorunda kaldı. Vietnam'ın Güneydoğu Asya'daki son derece önemli stratejik konumu nedeniyle son onyıllardır uluslararası emperyalizm —Fransız, Japon, tekrar Fransız ve sonra Amerikan— ve onun uşakları halkımıza karşı-devrimci şiddeti defalarca uyguladılar. Böyle güçlü ve vahşi düşmanlar karşısında halkımız, Partimizin parlak bayrağı altında, [sayfa 27] tam bir devrimci ruh ve yılmaz direniş iradesi göstererek devrimin ilerleyen durumunu sebatla korudu ve geliştirdi. Başarı arkasına başarı kazanıp, tarihimizde benzeri görülmemiş kazanımlar kaydederek bu yolla dünya devrimine değerli katkıda bulundular. Bu, teorik temelleri Marksizm-Leninizmde olan ve aynı zamanda devrimci mücadele pratiğinde derin kökler bulan partimizin genel ve askeri çizgisinin doğruluğunu kanıtladı. Onlar bizden kendi öz deneyimlerimizden çıkan ve başka ülkelerin deneyimlerini basitçe kopye etmemizi önleyecek yüksek derecede bağımsızlık ve yaratıcılık istiyorlar.
      Yukarıda değinilen noktalardan hareketle, Partimizin önderliğinde halkımızın verdiği savaşların temel karakteristiklerini şöyle özetleyebiliriz:
              Savaş politikanın devamıdır. Partinin devrimci çizgisi devrimci savaşın siyasi hedefini ve halkımızın sürdürdüğü savaşın haklı karakterini belirler. Tam tersine, emperyalistlerin sömürgeci ve saldırgan politikası onların savaşının haksız ve karşı-devrimci karakterini belirler.
      Atalarımızın bize miras bıraktığı askeri gelenekler, ülkeyi kurtarmak ya da savunmak için verilen bütün haklı savaşların gelenekleridir. [sayfa 28] Ulusal kurtuluş için ayaklanma ve savaşlarımızı yöneten feodal sınıf daima haklı bir dava için —ülkeyi ve halkı kurtarmak için— ayaklandılar ve ulusal birliği sağlamak için bazı demokratik tedbirler aldılar. Hernekadar feodal yapı ile sınırlanmış olsalar da bu askeri gelenekler; "ülkenin nehirlerini ve dağlarını savunmak" (Ly Thuong Kiet), "ülkeyi savunmak için en iyi yol olduğu için", "sürekli bir temel sağlamak ve derin köklere ulaşmak için halkın gücünü takviye etmek ve mücadele için tüm halkı birleştirmek" (Tran Hung Dao), "barbarlığa adaletle karşı koymak ve zalimliğe insanlıkla savaşmak" (Nguyen Trai) için hak savaşlarının en yüce ruhu haline geldiler. Bu kesinlikle böyleydi, çünkü onların amaçları ülkeyi korumaktı ve bizim hak savaşlarımız bu yenilmez gücü "yurtseverlik ve ulusal birliği" her zaman harekete geçirebildi.
      Bizim çağımızda ulusal kurtuluş devrimi uluslararası proleter devriminin önemli bir parçasıdır. Partimiz devrimin hedeflerini açıkça tarif etti ulusal bağımsızlık, halk demokrasisi ve sosyalizm.
      Bunlar devrimin değişik aşamalarında halkımızın verdiği ulusal savunma ve ulusal kurtuluş için tüm ayaklanma ve savaşların siyasi hedefleridir. Devrimimiz ve devrimci savaşımız şimdi ulusal kurtuluşu halkın demokratik haklarının kazanılmasına ve sosyalizme; Vietnam devrimini dünya devrimine bağlıyor. Başkan Ho Chi Minh "ülkeyi korumak ve halkı kurtarmak için tek yolun proletarya devrimi" olduğunu söylüyor.
      Bugün, partimizin önderlik ettiği ulusal [sayfa 29] mücadele ulus ile sınıfı, yurtseverlik ile enternasyonalizmi çok yakından birleştirmiştir. Bu, dünya devriminin istekleri ile uygunluk gösteren sınıfımızın, emekçi halkın, tüm ulusumuzun temel istekleri ve derin arzularını Vietnam toplumunun gelişmesinin nesnel yasasına bağlar. Bu yüzden, Partinin önderliğinde halkımızın verdiği ulusal kurtuluş savaşının haklılığı şimdi yeni bir nitel içerik ve tamamen yeni bir güce sahiptir. Davamızın haklılığı tüm halkımızı ülkeyi savunmak ve kurtarmak için kararlılıkla harekete geçirdi; davamızın haklılığı ve kaydettiğimiz başarılar bize tüm dünyadaki ilerici insanların desteğini kazandırdı. Bu, bizim için, temeli partimizin askeri çizgisinde yatan düşmanın asla anlayamadığı tükenmez bir güç kaynağıdır.
              Geçmişte ve bugün yabancı askeri saldırılara karşı verdiğimiz savaşları, daima bizden çok kuvvetli askeri üstünlükleriyle nüfus ve genişlik [sayfa 30] bakımından kesinlikle bizden büyük ülkelerin istilacı ordularına karşı verildi. Geçmişte istilacı ülkeler bizimle aynı feodal düzene sahip iken bugün saldırganlar yalnız bizden toprak ve nüfus bakımından çok üstün olmayıp aynı zamanda gelişmiş endüstrileri, büyük ekonomik ve askeri potansiyeli ve modern silahları olan emperyalist güçlerdir ve ülkemiz çok geniş olmayan toprak ve nüfusa sahip ve üstelik ekonomik bakımdan gelişmemiş eski sömürge ve yarı-feodal bir ülkedir. Diğer taraftan, atalarımızdan farklı olarak biz şimdi saldırganların çürümüş, gerici düzenlerinden kesinlikle daha iyi olan yeni bir sosyal düzeni, halk demokrasisi ve sosyalizmi kurmaya çalışıyoruz. Ve biz, ileri bir sosyal düzenin ve bu düzenin sahibi olan Vietnamlı yeni insan türünün büyük gücüne sahibiz.
      Zamanımızdaki ulusal kurtuluş ve ulusal savunma savaşını kazanmak için düşmanla bizim güçlerimiz arasındaki ilişkiyi doğru değerlendiren halkımız, uygun nüfus, arazi ve iklim şartlarının tüm avantajını kullandı ve ileri bir sosyal düzenden ve yeni dönemin Vietnamlı insanından aldığı gücü tamamiyle ortaya koydu. Bu temelde ulusun askeri geleneğini cesaret ve akıllıca devam ettirdi ve geliştirdi ve yeni koşullarda çok sayıda ve daha güçlü düşmanı bozguna uğratmakla kalmadı ve aynı zamanda mükemmel siyasi ve moral üstünlüğüyle düşmanın üstün askeri gücünü altetmeyi ve zorbalık üzerinde uygarlık zaferi kazanmayı başardı. Zeka ve beceriklilikleri ile savaşmak ve kazanmak kararları sayesinde halkımız temel avantajlarını ve önemli güçlerini [sayfa 31] kullandı, düşmanın görece güçlü yanlarını altetti, temel zayıflıklarını artırdı ve düşmana saldırmak ve onu ezmek için yeni dönemde halk savaşının birleşik gücünü bütünüyle ortaya koydu.
              Feodal dönemde, atalarımız dışarıdan herhangi bir destek ve yardım almaksızın, sadece kendi güçlerine dayanmak zorunda kaldılar. Bugün biz ulusal kurtuluş ve ulusal savunma savaşını oldukça farklı uluslararası koşullarda sürdürüyoruz.
      Ekim Devriminin zaferi insanlık tarihinde yeni bir dönem, dünya çapında sosyalizmin zaferi ve kapitalizmin çöküşü dönemini açtı. Gelişmiş kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının sosyalist devrimci hareketini ezilen halkların ulusal-kurtuluş devrimine bağladı. Partimizin önderliğindeki Vietnam devrimi dünya devriminin ayrılmaz bir parçasıdır. O, değişik ülkelerdeki devrimci hareketlerin işbirliğinden ve geniş desteğinden yararlanır. Özellikle, İkinci Dünya Savaşında, Sovyetlerin faşizme karşı kazandığı zafer Avrupa ve Asya'da birçok ülkede devrimin zaferini hazırladı. Bir dünya sosyalist sistemi doğdu ve dünya devriminin gelişmesinde tayin edici bir faktör haline geldi. Sosyalist kamp bu dönemde [sayfa 32] ulusal-kurtuluş mücadelesinin siperi ve başlıca dayanağıdır. Çin devriminin zaferi ve Çin Halk Cumhuriyetinin kurulmasıyla, dünya devrimci güçleri v e onun nüvesi olarak sosyalist kamp, emperyalizmin ve karşı-devrimci güçlerin karşısında daha güçlenmiştir. Kesilmeyen bir ilerleme durumunda olan dünya devrimi her yandan emperyalizme amansızca saldırmakta ve büyük zaferler kazanmaktadır. Bunlar, Vietnam'da, devrim ve devrimci savaş için şimdi mevcut olan en elverişli dünya koşullarıdır.
      Bugün halkımız Kuzeyde sosyalizmi inşa ve savunmasını sürdürürken aynı zamanda Güneyi kurtarmak ve sonunda ülkeyi yeniden birleştirmek için ABD saldırısına karşı direniş savaşını sürdürüyor. Zamanımızda ülkemizdeki devrim iki devrimci aşamayı buluşturuyor: Sosyalist devrim ve ulusal-kurtuluş devrimi. Bu dünya devrimci hareketinde, bizim devrimimizin yerini güçlendiren temel bir avantajdır. Marksizm-Leninizm ve uluslararası enternasyonalizm temelinde uluslararası dayanışma doğru çizgisi ve partimizin kusursuz devrimci çizgisi rehberliğinde, güçlü emperyalist saldırganlara karşı verdiği uzun ve çetin mücadelesinde halkımız, dünya devrimine aktif bir katkıda bulunmaktadır. Aynı zamanda, Sovyetler Birliği ve Çin'den ve diğer kardeş sosyalist ülkelerden ve Amerikan halkı dahil olmak üzere dünyanın diğer ilerici halklarından destek ve büyük yardımlar alıyorlar. İşte bu zaferimizin çok önemli bir faktörüdür.
      Emperyalist saldırganlara gelince; onlar tarihin mahküm ettiği gerici bir sosyal sistemi [sayfa 33] temsil ediyorlar. Onlar dünya devriminin şiddetli saldırısını geçiştirmek için çılgınca çaba sarfediyorlar ve mevcut tüm güçlerini toparlamaya uğraşıyorlar. Fakat, diğer gerici güçlerle birlikte savunma durumunda kalarak yenilgi arkasına yenilgi alıyorlar, hergün daha zayıflıyorlar. Kendi halkları artan bir şekilde açıkça onlara karşı koyuyor, dünyada giderek yalnızlaşıyor, iç çelişkileri hergün daha keskinleşiyor. Bu, şimdiki durumda onların temel zayıflıklarından biri ve keza bizim mücadelemiz için büyük bir avantajdır. Bizim eski saldırganlarımız, sonunda Sovyetler ve müttefiklerinin mağlup ettiği Japon faşistleri ve İkinci Dünya Savaşında ülkeleri Naziler tarafından istila edilen ve sonra kurtarılan Fransız sömürgecileriydi. Bugün, emperyalist kampın elebaşısı ABD emperyalistleri her bakımdan büyük zorluklar ve çelişkilerle karşı karşıyadırlar; işleri sürekli kötüye gitmekte ve giderek daha zayıflamaktalar.
      Ülkemizdeki devrimci savaşın bu karakteristikleri partimizin askeri çizgisine tamamen yansımaktadır.
      Partimizin askeri çizgisi —halk savaşının askeri çizgisi— onun siyasi çizgisinden gelir ve ona tabi olmalıdır; bu, sosyalizm, halk demokrasisi ve ulusal bağımsızlığı kazanmak için halkımızın verdiği halk savaşının çizgisidir. Devrimci şiddetin Marksist-Leninist kavranışının uygulanmasıyla Partimizin askeri çizgisi şöyle ifade edilebilir: tüm ulusun işçi sınıfının önderliğinde düşmana karşı savaşması, savaşan güçlerinin sonuna kadar geliştirilmesi, emperyalizmin büyük saldırgan [sayfa 34] ordularına üstün gelmek için halk savaşını ve halk ayaklanmalarını sürdürmek.
      Marksizm-Leninizm'in ustaları halk savaşından söz etmişlerdir. Engels 1793'de burjuva devriminde Fransız halkının verdiği mücadeleyi değerlendirmiş ve ona "yığınların, tüm halkın isyanı" ve "halk savaşı" demiştir. Keza 19. yüzyılda İngiliz sömürgecilerine karşı Çin halkının mücadelesini "Çin ulusunun korunması için halk savaşı", "bir savaş, son tahlilde gerçek bir halk savaşı" olarak kabul etmiş ve nitelemiştir.
      Halkımız ülkeyi kurtarmak ve savunmak için verilmiş uzun bir ayaklanmalar ve halk savaşları geçmişine sahiptir.
      Tarihimizdeki halk savaşları yabancı saldırganlara karşı feodal sınıfın yönettiği ve Tay Son devrimci köylü hareketiyle başlayan hem dış saldırganlara hem de ülkedeki çürümüş feodal yöneticilere karşı sürdürülen halk savaşlarıdır. Bugün ise halk savaşına işçi sınıfı önderlik etmektedir.
      Geçmişte, bütün halk savaşları devindirici güç, önderlik ve hedeflerinde tarihsel sınırlamalar göstermiştir. Şimdi ise bizim, işçi sınıfı önderliğindeki halk savaşımız, bu çağın şartları ve çevresi içinde bütün anlam ve önemi ile "halk için" "halkın verdiği" bir savaştır. Hedefleri olan ulusal bağımsızlık, halk demokrasisi ve sosyalizm nedeniyle, partimizin, Vietnam işçi sınıfının partisinin devrimci çizgisi, halk savaşımızın "ülkenin kurtuluşunu", "halkın kurtuluşunu", ulusal kurtuluş ve savunmayı çalışan halkın özgürleştirilmesine bağlamasını sağlar. İşte bu partimizin [sayfa 35] politik çizgisini izleyen halkın savaşan güçlerinin neden şimdiki durumda en güçlü ve en geniş temelde güçler olduğunu açıklar. Partimiz, tüm halkı işçi sınıfının önderliğindeki işçi-köylü ittifakı temelinde geniş bir ulusal birleşik cephede harekete geçirdi, toparladı ve dünya halkları ve işçi sınıfı ile birleştirdi. Bu halk savaşımızın yeni ve yenilmez gücüdür. Devrimci görevlerinin ve savaşın hedeflerinin derinden farkında olan savaşçılarımız, büyük güçlerini ulusal bilinçten ve şimdi yeni bir içerik taşıyan geleneksel yurtseverlikten alıyorlar. Bu, demokrasi, sosyalizm aşkı ve proletarya enternasyonalizmi ile birleşmiş bir yurtseverliktir. Bu, işçi sınıfının devrimci ruhu ile birleşmiş halkımızın ateşli yurtseverliğidir.
      Zamanımızda, savaşmak için ayaklanan tüm ulusun gücü ile biz temel olarak kendi güçlerimize dayanıyoruz. Biz, ileri bir sosyal düzenin ve Vietnam insanının ortak gücüyle kendi toprağımızda savaşıyoruz. Aynı zamanda dünya devriminin ve onun nüvesi olan sosyalist kampın büyük desteği ve yardımına sahibiz.
      Partimizin askeri çizgisi, devrimci şiddeti yığınların şiddeti, devrimi yığınların eseri olarak anlayan devrimci şiddetin Marksist-Leninist kavranışının yaratıcı bir uygulamasıdır. Devrimci şiddet, kitlelerin politik güçleriyle halkın silahlı güçlerini, silahlı mücadeleyle siyasi çalışmayı genel ayaklanma ve halk savaşında son bulacak şekilde birbirine bağlamalıdır. Şiddet anlayışının böyle derinden ve doğru kavranışı tüm halkın ve ulusun güçlerini harekete geçirmeyi ve örgütlemeyi mümkün kılar. Düşmanla sadece silahlı [sayfa 36] güçlerle değil mevcut her araç kullanılarak tüm toplumca savaşılır. İnsan yalnız üretimi artırıp savaşa destek görevini yerine getirmezler, aynı zamanda bizzat dövüşe katılırlar. Biz düşmanla yalnız silahlı mücadele yoluyla değil, yığınların siyasi eylemleriyle, kukla, Amerikan ve diğer birlikler arasında ikna edici çalışma ile de dövüşüyoruz; biz sadece askeri saldırılar değil, değişik biçim ve alanlarda yığın ayaklanmaları başlatıyoruz. Vietnam halk savaşının şimdi yeni karakteri, kitlelerin yüksek sınıfsal ve ulusal bilinçleri ve tüm ülkede mücadelenin sıkı ve bilimsel örgütlenmesi, ve mücadelenin esnek yöntemleri sayesinde 30 milyondan fazla Vietnamlının ulusal kurtuluşun cesur savaşçıları haline gelmesidir.
      "Tüm halkı düşmanla savaştıralım" şiarıyla ifade edilen çizgimiz şu sorunlarda somutlaşır:
      - Tüm halkın savaş için harekete geçirilmesi ve örgütlenmesi, halkın politik ve silahlı güçlerinin yaratılması ve bunun üç kategorisi ile savaşan halkın nüvesinin oluşturulması,
      - Yığınların politik güçlerine dayanma, halk savaşının direniş üslerinin ve geri üslerinin kurulması; uluslararası geri cepheden —sosyalist kamptan— yardım alırken bölgesel cephe gerisi ile ulusal cephe gerisi arasındaki koordinasyonun sağlanması,
      - Halk savaşının askeri sanatının ve yönetim tarzının yaratıcı uygulaması, bizden sayıca daha fazla ve daha iyi teçhizatlandırılmış düşman birliklerine başarıyla karşı koyma, kırda ve kentteki bütün stratejik bölgelerde politik [sayfa 37] çalışma ve silahlı mücadelenin birleşik gücü ile düşmana saldırı, nihai zaferi kazanana kadar adım adım düşmanın bozguna uğratılması,
      - Zaferin tayin edici faktörü olarak savaşın sevk-idaresinde partinin önderliğinin güçlendirilmesi.
      Özet olarak, bizim deneyimlerimiz esas olarak emperyalist yönetimi kovmak ve iktidarı almak için silahlı ayaklanma, devrimci savaş ve ulusal-kurtuluş savaşı deneyimleri, keza, uygun politik ve ekonomik yapıda bir devlete sahip iken ulusal bir bölgemizi savunmak için verdiğimiz savaşın deneyimleridir.
      Partimizin askeri çizgisi, onun doğru politik çizgisinden, savaş ve ordu üzerine Marksist-Leninist teoriden, atalarımızın askeri yeteneğinden ve dünya devrimci mücadelesinin ileri deneylerinden çıkmıştır. Aynı zamanda, son kırk yıldır partimizin önderliğinde verilen devrimci mücadele pratiğinde halkımızın kazandığı değerli deneyimlerin zenginliğinin yansımasıdır.
      Başlangıcından itibaren gelişme süreci boyunca bu askeri çizgi daima doğruluğunu kanıtladı ve halkın geniş yığınlarının tükenmez yaratıcı ruhu ve büyük güçleri ile desteklenerek, partinin politik çizgisinin devamlı rehberliğinde yenilmez bir güç gösterdi. Devrimci savaşın kudreti devrimin gücünü temsil eder. Doğru devrimci görevden halk savaşının doğru politik hedefine geliş, devrimci şiddetin doğru tespitinden halk ayaklanması ve halk savaşı tespitlerine geliş partinin askeri çizgisi ile politik çizgisi arasındaki diyalektik ilişkidir. Askeri çizgimizin ve [sayfa 38] halkın devrimci savaşının gücünün kaynağı burada yatar.
      Sürekli savaş koşullarında partimizin askeri çizgisi devamlı olarak savaş içerisinde sınandı, tamamlandı, geliştirildi ve mükemmelleştirildi. Teoride sürekli gelişme yaparak savaşta yeni başarılar elde etti. O, emperyalist saldırganlara ve onların geri ve yozlaşmış burjuva askeri teorilerine karşı halkımızın yenilmez silahıdır. [sayfa 39]


III
YIĞIN AYAKLANMASI VE
HALK SAVAŞINDA POLİTİK VE ASKERİ GÜÇLER



      Bir halk savaşı güçlerini yaratmada doğru çizgiyi, bütün halkı harekete geçirmeyi ve silahlandırmayı, onları bütün biçimlerinde savaşa ve ayaklanmaya sokmayı, yığınların geniş politik güçlerini ve halk savaşının nüvesi olarak üç kategori birliği ile halkın silahlı güçlerini örgütlemeyi kapsayan bir çizgiyi gerektirir.
      Bu çizgi, halkın seferber edilerek silahlandırılması ve yeni tip bir devrimci ordu kurulması üzerine Marksist-Leninist düşüncenin ülkemizin somut koşullarına yaratıcı bir uygulamasıdır. Devrimci savaş için güçlerin oluşturulmasında, bu çizgi devrimci şiddetin yığınların şiddeti olduğu önermesinin hayata geçirilmesidir. Bu çizgi ulusumuzun özgürlük ve ulusal kurtuluş savaşları geleneğini, "her yurttaş bir askerdir” ve "haydutlar geldiğinde kadınlar bile dövüşmelidir” halk deyişleri ile ifade edilen geleneği devam ettirir ve geliştirir.
      Bir halk savaşı için tüm ulus seferber edilmelidir. Bu halk savaşının güçlerinin kurulmasına dair partimizin çizgisinin temel noktasıdır.
      Lenin, "Ülkedeki her güç, bu savaşa çağrılmalıdır. Tüm ülke, bir devrimci kampına döndürülmelidir. Herkes yardıma koşmalıdır.” [16*], "Tüm (sayfa 42) ülkenin insangücü ve kaynakları tümüyle devrimci savunma hizmetinde yer almalıdır.” [17*] diyor.
      Tüm ulusun savaş ve ayaklanma için harekete geçirilmesi ve örgütlenmesi, partimizin sürdürdüğü ve doğru bir devrimci çizgiye uygun şekilde aşağı biçimlerden yukarı biçimlere geçerek devam eden yığın eğitimi ve örgütlenme sürecidir.
      Kuruluşundan beri partimiz, devrimci şiddetle iktidarın ele geçirilmesi amacıyla büyük ölçüde propaganda, örgütlenme ve yığınlara önderlik çalışması yaptı. Geniş yığınların, 1930-31'deki devrimci yükseliş sırasında, 1936-39 demokratik hareket döneminde, 1940-45'deki ulusal kurtuluş hareketinde seferber edilmesi ve örgütlenmesi, Ağustos Devriminde büyük isyancı kitlelerin ortaya çıkışının, Fransız sömürgecilerine karşı geçen direniş savaşında ve bugün Amerikan emperyalistlerine karşı olan direnişte tüm ulusun seferber olmasının sebebini izah eder.
      Kısmı ayaklanmalar döneminde, yeraltı politik üslere ve silahlı örgütlenmelere dayanan partimiz düşman yönetimini kovmak ve yerine devrimci iktidarı getirmek için halk yığınlarını ayaklandırdı. Ve sonra tüm ülkede devrimci bir yükselişe neden olan ve genel ayaklanma için hazırlıkları artıran mahalli bir gerilla savaşını başlattı, politik ve silahlı mücadeleyi şiddetlendirdi, yığınların politik güçlerini ve devrimci silahlı güçleri geliştirdi. (sayfa 43)
      Genel ayaklanma için, tüm halk partinin önderliğinde seferber oldu ve bir geniş ulusal birleşik cephede birleşerek emperyalistlerin ve feodallerin boyunduruğunu kırmak ve ulusal çapta iktidarı almak için kırda ve kentte ülkenin her yerinde ayaklandı. Devrimci savaş boyunca cephe gerimizde bir devlet örgütlenmesine ve bir halk iktidarına sahiptik. Bu koşullarda mücadele için halkın harekete geçirilmesi ve örgütlenmesi tüm alanlarda büyük genişlik ve derinlikle, yüksek örgütlenme seviyesinde icra edildi. "Heryerde tüm halkın direnişi”, "Her şey zafer için” özdeyişleri ile uygun bir şekilde ulusun çok sayıda ve değişik güçleri en yüksek noktasına kadar harekete geçirildi. Savaş sırasında, partimiz halk güçlerinin örgütlenmesi, ajitasyonu ve propagandasına büyük önem verdi; nihai zafer için halkın gücünün daha çok seferber edilmesi için durmaksızın politik güçleri genişletti, silahlı güçleri geliştirdi.
      Savaş ve ayaklanma için ulusun seferber edilmesi, geniş yığın politik güçlerinin ve halk savaşının nüvesi olarak halkın silahlı güçlerinin yaratılmasını gerektirir.
      Politik güçler, öncü partinin önderliğinde örgütlü olarak savaşa, ve ayaklanmaya sokulan ulusun yurtsever güçleridir. Bunlar, işçi sınıfının önderliğindeki işçi-köylü ittifakı temelinde bir geniş ulusal birleşik cephede toplanan devrimci sınıflar, yurtsever sosyal katmanlar, değişik etnik gruplardır. Onlar cephede ve geride, maddi ve manevi, politik ve askeri, ekonomik ve kültürel tüm alanlarda devrimci savaşın güçlerinin (sayfa 44) yaratılması ve geliştirilmesi için sağlam bir temel oluştururlar.
      Politik güçler halkın devrimci silahlı güçlerinin yaratılması ve geliştirilmesinin temelini oluştururlar. Devrimci bir halk olmaksızın, onların geniş politik güçleri olmaksızın, yığınların politik ordusu (büyük kısmı partinin örgütlediği ve önderlik ettiği işçi ve köylülerin teşkil ettiği) olmaksızın, asla güçlü silahlı halk güçleri olamaz. 1930-31'deki Nghe-Tinh Sovyetlerinin ilk kendini savunma müfrezelerinden Ulusal Kurtuluş Ordusunun müfrezelerine, Vietnam Kurtuluş Ordusunun Propaganda Tugayına, Ba To gerillalarına, Ağustos Devrimi sırasında heryerde oluşan şok timleri ve binlerce kendini-savunma müfrezelerine, halkın silahlı güçleri gönüllü ve özellikle zorunlu askerlik hizmeti sayesinde bugünkü ordunun güçlü birliklerine süratle gelişti. Onların büyümeleri devrimci yüksek politik bilince sahip örgütlü bir devrimci halkın güçlü politik güçlerine dayandırıldı.
      Tüm bunlar, silahlı güçlerimizin devrimci karakterini, devrimin büyük anlarında ve direniş savaşının tayin edici dönüşüm noktalarındaki ünlü gelişmelerini açıklar.
      Ülkemizdeki devrimci pratik, keza yığınların politik güçlerinin savaşta, özellikle ayaklanmada, silahlı güçlerle ortak hareket ederek en değişik ve etkili biçimlerde devrimci şiddetle düşmana saldırma kabiliyetlerinin olduğunu açıkça göstermiştir. Ağustos 1945 genel ayaklanmasının ve yeni tarihsel dönemdeki ilk direniş savaşının deneyimlerini geliştirerek, Ulusal Kurtuluş Cephesinin bayrağı altında Güney Vietnam halkının (sayfa 45) politik güçleri, Amerikan yeni-sömürgeciliğinin bütün saldırgan savaş biçimlerine ve egemenlik manevralarına karşı verdikleri uzun süreli ve şiddetli mücadelede cesaretlerini kanıtladılar. Şimdi daha da güçlü olarak, zincirleme ayaklanmalar dizisinde asli ve tayin edici bir roldeler. Onlar "özel savaş” stratejisini bozdular ve halkın silahlı güçleri ile birlikte Amerikan emperyalistlerinin "sınırlandırılmış savaşını” bozguna uğratıyorlar.
       "Politik Ordu” şimdi Güney Vietnam'daki devrimci savaş güçlerinin bir örgütlenme biçimi olarak müstesna bir buluştur. O, işçilerin ve köylülerin nüvesini oluşturduğu yığınların güçlü politik güçleri temelinde örgütlenmiş; kitle örgütlenmelerinin en iyi ve en cesur unsurlarından oluşur; tüm yaşlardan insanları barındırır; dağlarda ve ovalarda, kırlarda ve kentlerde kendi kaynakları vardır. Hayranlık verici bir biçimde örgütlenerek ve askerileştirilerek, türlü ve çeşitli biçimleri kullanarak mücadelesini ustaca sürdürüyor ve Güney Vietnam'daki devrimci savaşta yığınların politik mücadelesinin temel dayanağını oluşturur.
      Silahlı ayaklanma ve devrimci savaş iktidarı almayı ve tutmayı hedefleyen devrimci mücadelenin en yüksek biçimleridir. Ve silahlı güçlerin eylemlerini gerekli kılarlar. İşte bu, silahlı ayaklanma ve devrimci savaşı hazırlamak ve sürdürmek maksadıyla partimizin, siyasi güçleri yaratırken halk savaşının nüvesi olan halkın silahlı güçlerinin yaratılmasına özel bir önem vermesinin nedenidir.
      Partimizin şanlı bayrağı altında, silahlı güçlerimiz, ulusun şiddetli devrimci mücadelesinde, (sayfa 46) halkın politik güçleri temeli üzerinde doğdu ve gelişiyor. Bizim ordumuz halktan çıkan ve halk için savaşan bir halk ordusudur. Son on yıllardır halkımızın silahlı güçleri, partizan grupları ve kendini savunma müfrezelerinden uzmanlaşmış askeri örgütlenmelere, küçük gerilla gruplarından sonunda düzenli ordu, bölgesel birlikler ve milisleri de kapsayan daha büyük birliklere, zayıf teçhizatlı piyade askerlerinden kara, hava ve deniz kuvvetlerini de içeren ve daha modern teçhizatlı bir orduya doğru büyüdü, genişledi. Bu süreçte partimizin halkın silahlı güçlerinin yaratılmasıyla ilgili çizgisi ve görüşleri aşama aşama hayata geçirildi.
      Partimizin teorik düşüncesinde, silahlı güçlerin yaratılmasındaki anahtar sorun, onlara bir sınıf karakteri, bir devrimci karakter verilmesidir. Ordumuz, işçi sınıfı partisinin önderlik ettiği işçilerin ve köylülerin ve esas olarak emekçi halkın halk ordusudur. Devrimci sınıfların en iyi unsurlarını, Vietnam'daki bütün milliyetlerden köylüleri ve işçi sınıfını ihtiva eder partimizin görevlerinin yerine getirilmesini hedefleyen devrimci mücadelede, devrimci devlete ve partiye hizmet eden bir araçtır. Ordumuz, başlangıçta işçi-köylü diktatörlüğü fonksiyonunu, bugün ise proletarya diktatörlüğü tarihsel misyonunu icra eden demokratik halk devletinin silahlı güçlerini oluşturur. İç ve dış düşmanlara karşı devrimin ve halk iktidarının kazanımlarını korur. İşçi sınıfının karakterini taşır, ideolojisi Marksizm-Leninizmdir.
      İlk partizan birlikleri günlerinde ve silahlı (sayfa 47) güçlerimiz güçlü ve modern bir halk ordusu olduğunda, partimiz, savaşan gücünün temel faktörü ve en emin garantisi olarak sınıf desteğinin güçlendirilmesi, köylülüğün ve küçük-burjuvazinin nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturduğu, önder sınıfın, işçi sınıfının sayıca daha az olduğu bir ülkede özel bir önem alır.
      Lenin, işçi-köylü Kızıl Ordusu kurulurken Sovyet silahlı kuvvetlerinin devrimci vasfının güçlendirilmesinde tek önemli ölçünün bileşiminde, işçilerin oranındaki artış olduğunu düşünüyordu. Ülkemizde, partinin önderliğinin, silahlı güçler arasında proleter ideolojik eğitim ve politik çalışmanın güçlendirilmesi ve özellikle kadrolar arasında işçi ve köylü unsurların artmasıyla birlikte bu güçlerin devrimci vasıflarının yükseltilmesi için gerekli ölçülerdir.
      Silahlı güçlerimizin yaratılması ve güçlendirilmesi süreci boyunca aşağıdaki sorunları çözmek zorunda kaldık.
      - Partinin önderliğinin halkın silahlı güçleri üzerinde münhasıran, doğrudan ve herşeyi kapsayan bir önderlik olarak durmaksızın güçlendirilmesi; bu en temel ilkedir.
      - Silahlı güçlerin savaşma kudretinin kaynağını, siyasi çalışmayı durmaksızın güçlendirmek; bu da temel bir ilkedir. Kadroların ve savaşçıların politik çizgi ve görevlere, askeri çizgi ve görevlere, partinin bütün direktifleri ve Devletin yasalarına uyum sağlamaları için politik eğitim ve ideolojik önderliğe özel önem verilmesi; silahlı güçlere Marksizm-Leninizmin aşılanması; ulus bilinçleri ile birlikte sınıf bilinçlerinin (sayfa 48) yükseltilmesi; yurt sevgisi, sosyalizm ve proletarya enternasyonalizminin zihinlerine yerleştirilmesi; ve bu temelde savaşkanlıklarının ve dövüşmek ve kazanmak kararlılıklarının artırılması.
      - Yukarıdan aşağıya parti örgütlenmesinin ve siyasi çalışma sisteminin durmaksızın pekiştirilmesi.
      - Partinin devrimci davasına tamamiyle sadık ve liderlik, örgütlenme ve komutada yeterli bir kadrolar grubu yetiştirmek.
      - Demokratik merkeziyetçiliğin uygulanması. Yaygın iç demokrasi temelinde, özgürce kabul edilen disiplinin, devrimci ordunun demirden disiplininin doğru uygulanması. Ordu içinde birliğin, halk ile ordu arasında birliğin (su ve balık gibi) güçlendirilmesi, proletarya enternasyonalizmi temelinde kardeşçe uluslararası dayanışmanın ilerletilmesi.
      Bütün bu eğitim ve örgütlenme çalışmaları sayesinde halkımızın silahlı güçleri iyi bir devrimci nitelik kazandılar ve "daima partiye sadık olduklarını, kendilerini halka adadıklarını, ülkenin bağımsızlığı, özgürlük ve sosyalizm uğruna savaşmaya ve fedakarlıklara katlanmaya hazır olduklarını” kanıtladılar; ve onlar ulusal demokratik halk devrimi aşamasında işçi-köylü diktatörlüğünün, sosyalist devrim aşamasında proletarya diktatörlüğünün etkili bir aracı olduklarını kanıtladılar.
      Partimiz, silahlı güçlerin örgütsel olarak yaratılmasının onların politik olarak yaratılması temelinde olduğu sorununu başarıyla çözdü.
      Geçen yirmibeş yıl boyunca halk savaşı (sayfa 49) deneyimimiz tüm ulusun savaş için harekete geçirilmesi ve örgütlenmesi için en iyi yolun silahlı güçlerin üç kategoride —düzenli birlikler, bölgesel birlikler ve halk milisler— örgütlenmesi olduğunu; bölgesel güçler ve halk milisleri kurulurken düzenli birliklerin yaratılmasına büyük önem verilmesi gerektiğini; düzenli birlikler ile bölgesel birliklerin, mahalli —yerinde güçler ile hareketli— mobil güçlerin yaratılması arasında yakın bir işbirliğinin gerçekleştirilmesinin gerekli olduğunu gösterdi. Bu ulusun silahlı güçlerinin örgütlenmesinde atalarımızdan kalan geleneklerin yeni bir gelişmesidir.
      Halk milisleri-gerillalar ve kendini koruma müfrezeleri kırsal kesimdeki emekçi halkın geniş güçlerini oluştururlar. Üretim faaliyetinden ayrılmaksızın halk iktidarı diktatörlüğünün aracıdır. Her yörenin özelliğine uygun ve savaşın ihtiyaçlarını karşılamak için mezralarda ve köylerde, fabrikalarda ve sokaklarda vs. kurulan bu güçler tüm ülkeyi kaplayan bir ağ oldular; onlar daima ilkel ve modern bütün uygun silahlarla ve en etkili yöntemlerle savaşmaya hazırdırlar; bu yolla halkın doğrudan savunmasını sağlarlar. Politik üsleri korur ve genişletirler, düzenli ve bölgesel birlikler için kadro ve savaşçı temin ederler, üretimde şok grubu rollerini yerine getirirler.
      Yöresel birlikler belirli bir yöredeki silahlı mücadelenin nüvesini oluştururlar. Her bölgenin ve her savaş alanının gerçek koşulları ve ihtiyaçlarına göre kurularak, gerekli silahlarla teçhizatlandırılmış, bir bölgede tek başına ya da gerilla, (sayfa 50) partizan ya da düzenli birliklerle koordineli harekât yapma kabiliyetinde güçlü ve üstün nitelikli birlikler olarak, düşmanı yok etmek, gerilla savaşını yükseltmek ve halk iktidarını korumak görevlerini yerine getirirler.
      Düzenli birlikler tüm ülkenin veya belirli bir stratejik bölgenin heryerinde görev yapan hareketli güçlerdir. Çeşitli orduları ve silahlı hizmetleri, özellikle uygun kuvvette bir kara ordusunu, bir hava kuvvetini ve yeterli oranda bir deniz kuvvetini ihtiva ederler. Onlar yüksek savaşkanlıkla dolu olmalı ve gerçek bir "demir yumruk” olmalıdırlar; geniş çaplı imha savaşlarını sürdürecek kapasitede olmalılar; düşmana daha zorlu darbeler indirmeli; muharebe zaferi kazanmalı, giderek daha önemli düşman birliklerini tasfiye etmeli ve birçok harekât alanında önemli değişiklikler getirmelidirler.
      Halkın silahlı güçleri sadece düşmanı imha etme önemli görevlerini yapmakla kalmamalı fakat aynı zamanda halkı savunmalı, kitlelerin politik güçlerinin yaratılması ve geliştirilmesine katkıda bulunmalı ve halk savaşının nüvesi olarak hizmet vermelidirler. Ülkemizdeki devrimci mücadelenin niteliği ve savaşın şiddeti nedeniyle ve özellikle yeni-sömürgeci saldırı koşullarında, yüksek savaşçı nitelikli düzenli birlikler örgütlerken güçlü bölgesel birlikler de kurmalıyız. Yalnızca bu üç kategori birlik savaş kabiliyetlerini tamamiyle gösterebilir, hareketlerini yakından koordine ederek düşmanı yıpratabilir ve halkı etkili bir şekilde savunabilir, değişik seviyelerde halk iktidarını koruyabilir ve kuvvetle ve tam olarak halk savaşının gücünü artırabilir. (sayfa 51)
      Politik güçlerle güvenlik güçlerinin yakın koordinasyonuyla, üç kategori birlik uygun oranlarda örgütlenir ve kurulur ve değişik stratejik kesimlere, savaş alanlarına ve bölgelere rasyonel bir şekilde dağıtılır. Bu sayede önemli bölgesel kuvvetler ve güçlü hareketli kuvvetler hazır tutulur ve bunların faaliyetleri anahtar bölgelerde, değişik seviyelerde ve bütün ülkede yakından birleştirilir. İşte bu halkın silahlı güçlerinin kuruluşunun tipik bir özelliği ve halk savaşının ezici üstünlüğüdür. Güçlü bölgesel kuvvetler düzenine sahip olarak, bölgeyi ve düşmanı nerede en iyi biçimde vuracağını bilen birliklerle her yerde saldırabiliriz; her yerde tam zamanında karşı saldırıda bulunup, düşman kuvvetlerinin büyük bir kısmını safdışı bırakabilir, dağıtabilir, yokedebilir ve olduğu yere çakabilir; bu suretle düşman en çok nerede açığa çıktıysa orada onu hareketli kuvvetlerimizle tahrip etmek mümkün hale gelir. Geniş topraklara sahip olmayan ve yüksek hareket kabiliyeti ve sayıca üstün birlikleri olan bir düşmanla karşı karşıya olan bir ülkede ancak güçlerin böyle örgütlenmesi ve dağılımı, kendi güçlü yanlarımızın gelişmesini kolaylaştırırken, düşmanın güçlü noktalarını kontrol altında tutabilir ve her şart altında inisyatifin korunmasını mümkün kılan güçlü bir stratejik dayanak yaratabilir. Bunlar bize, düşmanın stratejik hareketli kuvvetlerini bozguna uğratmak için güçlü birliklerimizi bir yerde toplama kabiliyetini verirken heryerde düşmanı vurabilecek yeterlikte birliğimizin daima bulunmasını sağlar. Böylece düşmanla eşit sayıda veya ondan çok sayıda devamlı bir (sayfa 52) ordu tutmak zorunda kalmadan daha çok büyük zaferler kazanma durumunda oluruz.
      Ordumuz tedricen gönüllüler düzeninden zorunlu askerlik hizmetine geçiyor. Silahlı halk güçlerinin yaratılması için halkın seferber edilmesi ve ulusal savunmanın sağlamlaştırılması böylece yeni bir gelişme kaydediyor.
      Kitlelerin politik bilinçlerine dayanarak, ilk direniş savaşında, orduyu kurmada gönüllülük sistemini uyguladık. 1954 yılından beri tamamiyle kurtarılan ve sosyalist inşanın başladığı kuzey, bağımsız bir ülkenin tüm yapısıyla bir devlet oldu. Yeni devrimci görevler; ulusal savunmanın güçlendirilmesini, devamlı bir düzenli ordu ve güçlü bir ihtiyat kuvveti kurulmasını, ekonomi ile savunmanın uygun işbirliğini, halkın silahlandırılmasının artırılmasını, askeri eğitimlerinin yükseltilmesini, ülkenin sahipleri olmaları için haklarının geliştirilmesini, yurt savunmasına bütün yurttaşların katılımlarının sağlanmasını gerektiriyor. Gönüllülük sistemindeki gecikmenin getirdiği güçlüklere bir son verdik ve zorunlu askerlik hizmetini getirdik.
      Bu halk ordumuzun kuruluşunda ve ulusal savunmamızın güçlendirilmesinde yeni bir ileri adım ve yeni bir başarıdır. Askerlik hizmeti boyunca, fiziksel eğitim ve spor kadar çok kısa bir programla askerlik eğitimini yükselttik, özellikle gençler arasında askeri bilgiyi yaydık ve bu suretle halkı ülkeyi savunmak ve askeri görevlerini yerine getirmeleri için hazır durumda tuttuk.
      Silahlanma ve teçhizat silahlı güçlerin dövüşme kapasitesinin temel bir faktörünü ve maddi (sayfa 53) ve teknik temelini oluşturur. Bunu arttırmak için teçhizatlar (ekipman) geliştirilmelidir. İnsan ve silah ilişkisi üzerine Marksist-Leninist doktrin, insanın tayin edici ve silahların ise önemli ve vazgeçilmez bir faktör olduğunu söyler. Bu sorunu çözmek için biz ülkemizin somut koşullarını ve devrimci savaşımızın gerçeklerini gözönüne aldık.
      Teçhizatımızın kaynağı nerededir? Teçhizatımızı sürekli geliştirmek için halk yığınlarına dayanmalı, neyimiz varsa onunla teçhizatlanmalı, kendimiz silah imal etmeye çalışmalı, düşmana bozgun vererek ondan silah ele geçirmeli, ve eğer koşullar izin veriyorsa kardeş ülkelerden yardım almalıyız.
      Başlangıçta sayısız güçlüklerle karşılaştık. Ülkemiz ekonomik bakımdan geri, silah üretmek için endüstrisi olmayan ve her taraftan emperyalistlerce kuşatılmış bir ülkeydi. "Neyimiz varsa onunla savaşalım” sloganı ile Parti, halkı silahlı kuvvetleri gerekli teçhizatla desteklemeye ve silah ve mühimmat üretiminin örgütlenmesinin önündeki bütün zorlukları aşmaya çağırdı. Parti basiretle silahlı kuvvetlerin düşmanla savaşmak için gerekli teçhizatı, bizzat kendisinin cephede düşmandan ele geçirmesi gerektiğini söyledi. Birinci direniş savaşımız boyunca silahlı güçlerimizin modern teçhizatı özellikle düşmandan ele geçirilmiştir. Sadece 1950'de kardeş sosyalist ülkelerden yardım almaya başladık.
      1954'den beri, modernizasyon yönünden teçhizatımızda geniş çapta bir gelişmeye neden olan hızla ilerleyen sosyalist ekonomimize ve sosyalist (sayfa 54) kampın kardeş ülkelerinin önemli yardımlarına dayanıyoruz. Amerikan saldırganlarına karşı mücadelemiz boyunca silahlı güçlerimizin teknik ve teçhizat gelişmesi yönünden nitelikli atılımlar yapmayı başardık. Aynı zamanda Amerikan saldırganlarını bozguna uğratmak için özellikle uçaksavar savunması ve havacılık alanında modern silahlar yaptık.
      Teçhizatlanma için bu kaynakları sevkederek, kendimizi ülkemizin somut koşullarına uydurarak, halk savaşımızın genel çizgisini, onun kendine has görevlerini ve askeri sanatını izleyerek ve kendi toprakları üzerinde savaşıyor olma avantajını tümüyle kullanarak, modern ya da göreceli modern ve ilkel silahların kullanımını birleştirdik ve teçhizatımızın modernizasyonunu devamlı geliştirdik ve yükselttik.
      Düzenli birlikler ve bölgesel birlikler esas olarak modern ve göreceli modern silah ve araçlarla teçhizatlandırılır, fakat bunlar aynı zamanda hem eğitimde hem de savaşta ilkel malzemeyi en iyi bir şekilde nasıl kullanacaklarını bilmek zorundadırlar. Halk milisleri derece derece ve parça parça modern ve kısmen modern silahlarla teçhizatlanırken ilkel silahlara öncelik verdiler. Ülkemizdeki savaş açıkça gösteriyorki düşmanın imha edilmesinde modern silahların çok önemi yanında ilkel silah ve araçlar çok etkili ve tüm halkın saldırıya karşı direnişte yer almalarını sağlayıcı olmuştur. Teçhizatlanmamızın geliştirilmesi yanında, partimizin çizgisi ve askeri görüşüne ve ülkemizdeki değişik savaş alanlarının geçerli koşullarına uygun olarak örgütlenme ve (sayfa 55) yönetim düzeyinin yükseltilmesine, her türden silahın kullanılma bilgisi ve kapasitesinin yükseltilmesine büyük çaba gösterdik.
      Şimdi silahlı güçlerimiz savaşkan, partinin ve halkın devrimci davasına kesinlikle sadık geniş bir kadrolar gövdesine sahiptir. Devrimci mücadelede, ulusun uzun süreli ve şiddetli silahlı mücadelesinde olgunlaşmış olarak, halkın ve partinin onlara verdiği tüm görevleri başarıyla yerine getiriyorlar.
      Parti tarafından beslenerek ve yığınlara dayanarak, daimi ve yedek güçlerin ihtiyaçlarını, hem nitelik hem nicelik olarak karşılıyorlar ve savaş ve barış koşullarında savaşma ve inşa etme karmaşık görevlerini yerine getiriyorlar.
      Kadroların oluşturulmasında partimiz doğru bir çizgi tespit etti: bir sınıf çizgisi ve diğer ölçüleri tarif etti ve kadrolarla ilgili somut ve akla uygun bir politika saptadı.
      Partimiz bu sınıf yönelmesine nüvesine işçi ve köylü kökenli kadroları sokarak girdi. İşçi ve köylü unsurlar arasından ve işçi sınıfı ve köylülük ile yakın temasta olan ve devrimci davaya kesin sadakatalarını kanıtlamış en iyi aydınlar arasından seçkin kadroların seçilmesine, üretilmesine ve geliştirilmesine büyük önem verdi. Partinin çizgisinin kadro politikasına uygulanmasında, biz, bütün sınıfsal yapılanmadan sapan, kadroların işçi ve köylülerden beslenmesinin küçümsenmesi ve sadece işçi ve köylü kökenli kadroların yüceltilmesi eğilimleriyle enerjik bir şekilde mücadele ettik.
      Bu kadrolar devrimci ve yetenekli, sağlam bir (sayfa 56) sınıf dayanağı olan, ateşli yurtsever, ülkenin bağımsızlığı, özgürlüğü ve sosyalizm için savaşmaya ve fedakarlıklara katlanmaya hazır, devrime, partinin çizgisine ve politik ve askeri görevlerine kesinlikle sadık, bunları hayata geçirmeye azimli, kitlelere yakın, hem teknik hem profesyonel açıdan yüksek niteliklidirler. Her şart altında görevlerini yapabilme kabiliyetine sahiptirler. Partimiz, her zaman onları devrimci kitle mücadelesinin, özellikle savaşın pratiğinde geliştirmeye çalışmaktadır.
      Silahlı halk güçlerinin yaratılmasında nitelik ve nicelik sorunlarını, niteliğe öncelik vererek doğru olarak çözdük. Bu bizim askeri geleneğimizin temel bir noktasıdır. Bu yüksek nitelikli birlikler sayesinde kendilerinden sayıca üstün orduları birçok defalar bozguna uğratabilen Tron Hung Dao ve Nguyen Hue'nin izledikleri çizgidir.
      Silahlı güçlerin niteliği: insan ve silahlar; askeri, politik ve lojistik faktörler; ideoloji, örgütlenme, teçhizat, savaş yöntemleri gibi birçok faktörden oluşur. En tayin edici faktörler ise; insan, politika ve ideolojidir.
      En iyi birlikler yüksek savaşkanlıkla dolu ve büyük bir taarruz azmine sahip olanlardır. Onlar yüksek teknik ve taktik seviyeye, iyi savaş yöntemlerine, güçlü ve akıcı bir örgütlenmeye ve iyi silahlara sahip olmalıdırlar. Kadrolar ve komuta organları büyük örgütsel kabiliyete ve iyi disipline sahip olmalıdırlar. Birlikler bütün arazi ve iklim koşullarında dayanıklılık ve büyük hareket kabiliyeti göstermek zorundadır. Teknik ve malzeme bakımından yeterli miktarda (sayfa 57) teçhizatlandırılmalıdırlar. Üç kategori birlik farklı ihtiyaçlara sahiptir: Halk milisleri her yerde bulunmalı ve kuvvetli olmalıdır, bölgesel ve düzenli birlikler ise seçkin unsurlardan oluşmalı ve yeterli sayıda olmalıdır.
      Nüfusumuz fazla büyük değil ve mevcut ordumuz düşmandan sayıca aşağıdadır. Ve bu yüzden onun niteliği kendisini ortaya koymalıdır. Stratejik olarak, sayıca üstün ve daha iyi techizatlandırılmış düşmanı bozguna uğratmalı; harekat ve taktik açıdan, düşmandan sayı ve silah bakımından daha aşağıda olan birliklerimizle düşmanın çok sayıda askerini yok etmeli ve büyük başarılar kaydetmeliyiz.
      Büyük savaş etkinliğine sahip yüksek nitelikli birliklerle, örgütlenme, komuta, takviye ve ihmal sorunlarını hafifletirken, sınırlı sayıdaki askerin savaşkanlıklarını birçok misli artırmak mümkün olabilir. Bu bizim için stratejik önemi olan bir sorundur.
      Uzun ve güç bir savaşta, birliklerimize daima artan bir savaş gücü ve daha büyük başarılar sağlamak için güçlerimizi savaşırken yaratıyor ve geliştiriyoruz. Yaratmak ve genişletmek için savaşmak; daha büyük savaşlar yapmak ve daha büyük başarılar kazanmak için yaratmak ve genişlemek. Gelişim tedrici olmalı, fakat uygun fırsatlar kendini gösterdiğinde ve olası büyük zaferlere doğru yol açıldığında ileri atılımlar yapılmalıdır.
      Silahlı güçlerimizin inşası üzerine partimizin akılcı çizgisi sayesinde onlar düzenli ve süratli olarak gelişip büyüyorlar ve şimdi yenilmez (sayfa 58) savaş kabiliyetlerine sahipler. İşte bu, onların silahlarıyla gerçekleştirdikleri prestijlerinin sırrıdır. Partimizin silahlı halk güçlerinin inşası üzerine tezinin doğruluğu halk savaşının pratiğinde böylece kanıtlanmaktadır.
      Onun büyük gücü, tüm halkın, tüm ulusun seferber edilmesi, kazanılması ve örgütlenmesi; tamamının rasyonel ve bilimsel bir şekilde görevleri verilmiş bükülmez bir demir haline dönüştürülmesi ve vahşi, kalabalık ve iyi teçhizatlandırılmış olmalarına rağmen bütün saldırgan ordulara karşı taarruz etmede ve bozguna uğratmada büyük savaşkanlıklar göstermeleri gerçeğinde yatar. Bu tez Başkan Ho Chi Minh'in tarihsel çağrısında parlak ve canlı bir şekilde somutlaşır: "Her iki bölgeden 31 milyon yurttaşımız, genç, yaşlı, kadın, erkek, Amerikan saldırısına karşı verilen mücadele nihai zaferi kazanmaya kesin kararlı 31 milyon yiğit savaşçı olmalıdırlar.” (sayfa 59)


IV
ÜSLER VE CEPHE GERİSİ SORUNU



      "Savaşı ciddi bir şekilde sürdürmek için kuvvetli ve örgütlü bir cephe gerisine ihtiyacımız var.” [18*] Cephe gerisi, cepheyi, insan, yiyecek ve malzeme ile destekleyen ve ona düzenli politik ve manevi olarak teşvik veren, zaferin daimi bir faktörüdür. Cephe, sağlam bir cephe gerisi olmadan savaşı kazanamaz: bu bütün savaşların genel yasasıdır.
      Partimiz şu sorunla karşı karşıyaydı: Sıfırdan başlayarak, bir inç bile özgür toprağı olmayan, mütevazi bir nüfus ve araziye sahip ve geri tarımsal ekonomisi olan bir ülkede, emperyalist saldırganları bozguna uğratmak ve kurtuluş için halk savaşmaya nasıl ikna edilecek, üsler ve sağlam bir cephe gerisi nasıl kurulacak?
      Partimiz bu sorunu yaratıcı bir yöntemle çözdü. Uzun devrimci mücadele boyunca, ülkemizin somut koşullarında halk savaşını ve kitle ayaklanmasını desteklemek için politik temellerin, üslerin ve cephe gerisinin kurulmasında zengin ve değerli deneyimler edindi.
       
      1 - Tamamiyle halka dayanmak, politik kitle üsleri kurarak işe başlamak ve derece derece daha güçlü üsler ve bir geri bölge kurarak ilerlemek. (sayfa 62)
      Geçmişte, halkımız her zaman ulusal bağımsızlığını korumak ya da zorla geri almak için ayaklandı ve atalarımız daima bir destek üssü kurma gereğini gördüler. Onlar temel avantajlarını (halkın yüksek morali ve bölgeyi bilmeleri) üsleri ya dağlarda veya bataklık bölgelerde ya da düzlüklerde kurabilmek için kullandılar ve silahlı güçleri örgütlemek ve genişletmek için insan ve malzeme kaynaklarını tümüyle harekete geçirdiler.
      Kuruluşunun başlangıcında, sınıf ve ulus düşmanlarını defetmek ve iktidarı almak için devrimci şiddet, silahlı ayaklanma ve devrimci savaş yolunu seçen partimiz bir destek üssü kurulması sorunu ile karşılaştı. Devrimci mücadelenin ortaya koyduğu gibi, politik üslerin kurulmasından destek üslere ve geri bölgeye ilerledik, başlangıçta sadece küçük ölçülerde olan üsleri derece derece genişlettik, birbirleriyle irtibatsız olanları birbirine bağladık, sonunda şimdiki büyük cephe gerisine, komple bir genel ulusal savunmayla sosyalist Kuzeye vardık.
      İlk günlerde, silahlı mücadele ve ayaklanmanın hazırlanması günlerinde bizim tek bir inç bağımsız toprağımız yoktu. Biz desteğimizi sadece halkın devrimci örgütlenmesinden, politik bilinçli kitlelerin yurtseverliğinden ve devrime olan sınırsız sadakatlerinden aldık. Sağlam devrimci ajitasyon, eğitim ve örgütlenme çabalarıyla partimiz kitleleri çok çeşitli biçimlerdeki politik mücadeleye soktu. Böyle yapmak suretiyle, kendi saflarını genişletti ve kuvvetlendirdi, politik kitle örgütlenmelerini kurdu ve geliştirdi ve nerede (sayfa 63) kitleler varsa orada politik üsler ve devrimci örgütlenmeler kurulmalıdır sloganını hayata geçirdi. Bu politik üsler ve Başkan Ho Chi Minh'in ilk gerilla birliklerine verdiği direktiflerin —silahlı propagandayı yürütmek ve silahlı eylemlerden daha fazla politik eyleme önem vermek— yerine getirilmesinden hareketle Partimiz gizli silahlı üsler örgütlemeye çalıştı ve hep daha mükemmelleşen silahlı mücadelenin işbirliğinde politik eylemi yükseltti. Sonra tüm ülkede politik üsleri kuvvetle genişletir ve yığınların devrimci kabarışını sağlarken gerilla savaşı ve kısmi silahlı ayaklanmaları başlattı, Viet Bac kurtarılmış bölgesini ve diğer bölgelerdeki gerilla üslerini kurdu. Bu suretle halkımız genel ayaklanmayı başlattı, tüm ülkede iktidarı aldı ve Vietnam Demokratik Cumhuriyetini kurdu.
      Fransız sömürgecilerine karşı uzun direniş savaşında, biz bir taraftan halk savaşının şiddetlendirilmesine sağlam üsler olarak hizmet eden geniş özgür toprakların korunması ve güçlendirilmesini hedef aldık, diğer taraftan da düşman hatlarının gerisindeki gerilla bölgeleri ve gerilla üslerinin durmaksızın genişletilmesine çalıştık. Cephe gerisinin bütün bölgelerde güçlendirilmesi halkın politik ve manevi cesaretinin ve cephenin artan ihtiyaçlarının temin edilmesinin güçlü bir kaynağı idi. Geçici olarak düşman kontrolündeki bölgelerde kural, üslerin kuruluşunda olduğu gibi aynıydı: kitleler arasında gizli politik üslere dayanarak ve basitten daha karmaşık biçimlere, legal eylemden illegal eyleme, ekonomik ve politik taleplerden silahlı eyleme doğru, gelişen (sayfa 64) yoğun bir mücadele sürdürerek işgal altındaki bölgeler yavaş yavaş giderek genişleyen gerilla bölgeleri ve üsleri haline dönüşüyordu.
      Bugün kurtuluş için savaşan Güney Vietnam halkı büyük ve sağlam bir cephe gerisine —Sosyalist Kuzeye— dayanıyor. Aynı zamanda onlar, yerel üsler ve kendi cephe gerilerini —kurtarılmış bölgeleri— kurmaya çalışıyorlar. Bu giderek genişleyen bölgeler devrimci savaşın bütün durumlarında giderek daha büyük bir rol oynadılar ve oynuyorlar. Bugünkü tarihsel koşullarda edindiği deneyimi yaratıcı bir şekilde uygulayan ve geliştiren Güney Vietnam halkı, sadece dağlık ve düzlük bölgelerde sağlam üsler kurmakla kalmıyor, aynı zamanda kent merkezlerine, düşman askeri mevkilerine, hatta belirli şehirlere yakın anahtar bölgelerde ileri üsler kuruyor. Düşman işgali altındaki bölgelerle kuşatılmış kurtarılmış bölgeler büyük düşman askeri üslerinin çok yakın cıvarında görülmeye başlandı. Bunlar, Amerikalıların ve kuklalarının çok sıkı karakollar ağına ve alçakça demagojik manevralarla aşırı derecede zalim askeri tedbirlerine rağmen zorlayıcı bir varlık göstermeyi başaramadığı bölgelerdir. Oralarda, halk inatçı, cesaretli ve becerikli bir mücadele sayesinde toprağın sahibi olarak kaldı ve düşmanın askeri üsleri ve cephe gerisi üzerinde kuvvetli bir baskı ve kuşatmayı sürdürmeyi bildi.
      Fransız sömürgeci saldırısına karşı verdiği direniş zaferle bittiğinde, Kuzey, sosyalist devrime girişti ve bütünüyle bir Devlet yapılanmasıyla bağımsız bir sosyalist Devlet haline geldi. Her (sayfa 65) alanda güçlerini kuvvetlendirmeye ve tüm halka dayanarak ulusal savunmasını sağlamlaştırmaya çalıştı ve tüm ülkede devrimci mücadele için sağlam ve güçlü bir cephe gerisi oluşturdu. Güneyde büyük savaşlar veren bir cephe için bu büyük bir cephe gerisi, Amerikan saldırısına karşı ulusun mücadelesinde hayati önemde bir rol oynuyor.
       
      2 - Kırsal ve kentleşmiş bölgelerdeki devrimci güçlere dayanmak, şehirlerde devrimci üsler kurarken kırsal kesimde sağlam üsler ve sağlam bir cephe gerisi kurmak, bölgesel geri bölgeler ile genel ulusal geri bölgenin işbirliğini sağlamak.
      Halk savaşımız esas gücünü işçilerden ve köylülerden alan tüm halkın gücüne dayanır. Kendi toprağımızda düşmanla savaşarak ona her türden araçla, hem şehirde hem de kırsal kesimde saldırılar düzenliyoruz. Bu bizim kırsal ve kentleşmiş bölgelerde devrimci güçlere dayanmak ve kırsal kesimde sağlam geri üsler, şehirlerde devrimci üsler kurmak zorunda ve imkanında oluşumuzun nedenini açıklar.
      Kırsal bölgelerde (dağlarda ve ovalarda) nüfusun %90'ını oluşturan, kararlı bir devrimci ruhla dolu emekçi köylülerin oluşturduğu geniş devrimci güçler vardır. Ekonomi, malzeme ve teknik açıdan üstün olan düşmana karşı halk savaşını başlatmak ve devam ettirmede bölgesel ihtiyaçları karşılayabilecek durumdadır. Arazi silahlı güçlerin faaliyetine uygundur. Son olarak, düşmanın yönetim cihazı zayıf ya da göreceli zayıf ve çatlaklarla doludur. Engebeli yer şekli ile (sayfa 66) dağlık bölgeler büyük stratejik öneme sahiptirler. Burada yaşayan etnik azınlıklar devrime derinden bağlıdırlar. Diğer taraftan, buralarda düşmanın genellikle diğer yerlerden daha zayıf ve yetersiz bir koruması vardır. Burada devrimin ve devrimci savaşın sağlam bir cephe gerisi mevcuttur. Buna dayanarak, halkımız, güçlerini kurup, koruyup geliştirebilir; en kötü zorluklar karşısında uzun süreli bir savaşı sürdürebilir, ovalara doğru ilerlemek için başlangıç noktaları elde tutabilir. Ovalar, nüfusu çok ve zengin kırsal bölgeler, düşmanın "Vietnamlıyı Vietnamlıya kırdırmak ve savaşı savaşla beslemek” yoluyla buraların insan ve malzeme kaynaklarını gaspetmek için sürekli olarak işgal etmeye çalıştığı yerlerdir.
      Devrim kırsal bölgelerde denetimi eline aldığında, sağlam bir destek üssüne sahip olarak insan ve kaynakları harekete geçirebilecek, güçlerini geliştirebilecek, uzun süreli bir savaşı sürdürebilecek, savaş devam ederken gücünü artırabilecek, düşmanın bütün haince mekanizmalarını dağıtabilecektir. Dağlardaki ve ovalardaki kırsal bölgelerde yaratılacak elverişli bir durum, şehirlerde düşmanın kritik merkezlerine ve haydut inlerine vuran devrimci harekete güçlü destek verebilir.
      Açıkça, ülkemizde kırsal bölgeler sağlam ve dayanıklı destek üsleri ve savaş yerleridir; onlara tam olarak dayanmak ve oralarda sağlam geri üsler kurmak ülkemizdeki devrimci savaşın için stratejik önemde zorunlu bir ihtiyaçtır.
      Partimiz, kırsal kesimde sağlam geri üsler (sayfa 67) kurarken emekçi yoksul köylülükle birlikte devrimin savaşan gücünü oluşturan öncü sınıfın, en devrimci sınıfın, işçilerin çoğunun yaşadığı kentleşmiş merkezlerde devrimci üsler kurulması işine büyük önem verdi. Keza, şehirlerde, hepsi ateşli yurtseverlik ve anti-emperyalist duygularla canlanmış değişik tabakadan emekçiler, ortaöğretim ve yüksekokul öğrencileri, ilerici aydınlar yaşamaktadır. Kentleşmiş merkezler, özellikle şehirler ve büyük taşrakentleri düşmanın baskı ve hükümranlık araç ve organlarını yoğunlaştırdığı politik, askeri, ekonomik ve kültürel merkezlerdir. Buralarda düşman kırsal bölgelerdekinden görece daha kuvvetlidir, fakat bununla beraber askeri ve özellikle politik alanda zayıflıklar gösterir.
      Düşmanın hedefi, herşeyden önce, şehirleri kendi saldırgan savaşı için sağlam bir cephe gerisi haline dönüştürmektir. Bizim tarafımızdan ise, devrimci savaşımızı zafere götürmek için, şehirlerde etkin bir şekilde devrimci üsler kurmalı, bütün uygun araçlarla düşmana saldırmak için gerekli koşulları yaratmalı ve düşmanın kendisi için sağlam üsler kurmasını engellemeliyiz. Düşmanı inindi vurabilmek için kentli ve kırsal devrimci güçlerimizi yakından işbirliğine sokmalı, düşmanın silahlı ve politik güçlerini en büyük miktarlarda tahrip etmeli, halkın sürekli artan sayıda bölgelerde iktidarı almasını mümkün kılmalı ve nihai zaferi elde etmeliyiz.
      Kırsal bölgelerde sağlam geri üslerin ve şehirlerde devrimci üslerin eşgüdümlü örgütlenmesi, Ağustos Devrimindeki ayaklanmamızın (sayfa 68) aldığı biçime ve şehirlerdeki mücadeleyi şiddetlendirirken kırsal üslere dayanan ilk direniş savaşımızdaki uzun süreli savaş stratejimizin başarısına katkıda bulunmuştur. Ayni eşgüdüm, bugün güneydeki üç stratejik bölgede devrimci savaşını kaydettiği önemli başarılara büyük katkıda bulunmaktadır.
      Devrimci savaşta cephe gerisinin geliştirilmesi kuralı uyarınca ve bütün alanlardaki ulusal kaynaklarımızı harekete geçirmek ve onlardan en iyi şekilde yararlanmak maksadıyla yöresel geri üsler ile genel ulusal cephe gerisinin koordinasyonuna çalışıyoruz.
      Deneyimimiz gösteriyor ki, bütün ülke için bir üs, bir cephe gerisine ve keza her cephe, her bölge için bunların yanında üslere ve cephe gerilerine sahip olmak gerekir. En aşağıdan başlayarak her cephe, her bölge, her kademe için yerinde üsler ve cephe gerileri kurulması, Partimizin tüm ulusun savaş için seferber edilmesi genel çizgisi ve halk savaşının sürdürülmesi için heryerde bölgesel güçlerin örgütlenmesi politikası ile yakından ilişkilidir. Bu, bizim gibi fazla büyük olmayan bir ülke ile ve tek bir inç toprağını terk etmeden düşmana her yerde saldırmak ve toprağını tutmak olan bizim halk savaşı yöntemimizle (yürütme biçimimizle) uyum halindedir. Bu, halk tarafından egemenliğin kazanılmasını ve korunmasını kolaylaştırmakta ve savaşın ihtiyaçlarına zamanında ve süratle cevap vermeyi sağlayan kurtarılmış bölgelerde toplanan ve şekillenen yeni sosyal düzenin gücünü tamamen ortaya koymayı mümkün kılmaktadır. (sayfa 69)
      Amerikan saldırısına karşı direnişimiz Güneydeki bölgesel üsler ve geri üslerle, büyük ulusal cephe gerisini, sosyalist kampla doğrudan bağlanan sosyalist Kuzeyi birleştirir. Bu işbirliği, tüm Vietnam ulusunun, Kuzeydeki sosyalist rejimin ve Güneydeki kurtarılmış bölgelerdeki yeni sosyal düzenin gücünün, emperyalistlerin elebaşısına karşı onyıllardır süren kesintisiz ve zaferle dolu devrimin kazandığı başarıların tüm gücünün seferber edilmesini mümkün kılar. Bu, halkımızın güçlerinin ve bu güçlerin konumlarının bugünkü direniş savaşında ilkinden çok daha güçlü olduğunu gösteren temel bir noktadır.
       
      3 - Saldırı ruhumuzu en yüksek noktasına çıkarmak, tüm alanlarda üslerimizi ve cephe gerimizi güçlendirmek; düşmanınkine durmaksızın saldırırken kendi cephe gerimizi etkin bir şekilde savunmak ve onunkini bir savaş cephesi haline dönüştürmek; durmaksızın üslerimizi ve cephe gerimizi genişletmek.
      Bir devrimci savaşta üslerin ve cephe gerisinin kuruluşuna ilk üslerle başlangıçta sıfırdan başlanır. Bu başlangıç başarısını korumak ve geliştirmek ve bu üslerin tüm sınavlara dayanabilmesi ve büyüyen bir rol oynamasını mümkün kılmak için onları her bakımdan düzenli olarak güçlendirmek gerekir.
      Bir halk savaşında, üslerin ve cephe gerisinin sağlamlığı politik, ekonomik, askeri ve coğrafi faktörlere, herşeyden önce politik faktörlere, halkın moraline ve sosyal rejime dayanır. Cephe (sayfa 70) gerisinin kuruluşu —politik, ekonomik, askeri ve kültürel— tüm alanlarda sürdürülmeli, hepsinden önce politik alanda, halkın politik ve manevi birliğinin kuvvetlendirilmesi, yeni sosyal rejimin üstünlüğünün her yönden artırılması, halkın maddi ve manevi yaşam şartlarının yükseltilmesini hedefleyen demokratik reformların yavaş yavaş etkin bir şekilde uygulanması ve cephe gerisinin potansiyelinin durmaksızın güçlendirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Bu yolla cephe gerisi kendi savunmasını kendisi sağlayabilir ve savaşta önemli bar rol oynayabilir.
      Halk savaşının üsleri ve cephe gerisi, onlara durup dinlenmeden ve acımasızca saldırmayı gözleyen düşman için devamlı bir tehdit oluştururlar. Onların güçlendirilmesi, onları genişletmek ve savunmak için verilen mücadeleye ve onların her alanda görevlerini yerine getirmelerine bağlıdır. Saldırı ruhu yükseltilmeli, düşmanın cephe gerisine durmaksızın saldırılırken kendi cephe gerimiz etkin bir şekilde savunulmalı ve onun cephe gerisi bir savaş alanına dönüştürülmelidir. Saldırı, aktif saldırı, kendi cephe gerimizi korumak ve genişletmek, düşmanınkini azaltmak için en iyi yoldur. Bu, iktidarı almak, korumak ve genişletmek için savaşan bir halkın üslerini ve cephe gerisini sıfırdan başlayarak kurmasının kaçınılmaz bir gereğidir.
      Birinci direnme savaşı sırasında, kurtarılmış bölgemizin savunmasında hakim olan temel ilkemiz, her alanda kendi cephe gerimizi kuvvetlendirirken ve tüm düşman saldırılarını defederken düşmanın cephe gerisine yönelik saldırı (sayfa 71) eylemlerimizin şiddetlendirilmesi, gerilla savaşının genişletilmesi idi. Bu yolla, kurtarılmış bölgelerimizi korumayı ve güçlendirmeyi, düşmanın cephe gerisinde daha fazla üsler ve gerilla bölgeleri oluşturmayı, düşmanınki azalırken bizim cephe gerimizi genişletmeyi başardık.
      Bu deneyim Güneyin halkı ve silahlı güçleri tarafından yaratıcı bir şekilde uygulanıyor ve zenginleştiriliyor. Güçlü bir saldırı ruhu ile dolu olarak bütün alanlarda kurtarılmış bölgeleri güçlendirmeye çalışıyorlar ve düşmanın ona saldırmak, kemirmek, baskın yapmak veya sabotaj yapmak için bütün kalkışmalarına karşı etkin ve dayanıklı bir mücadele veriyorlar. Onlar, işgal edilmiş bölgelerin halkının değişik biçimlerde ve değişik derecelere kadar kontrolü kazanmalarını sağlamak, düşmanın cephe gerisine güvensizliği yaymak ve orayı derece derece bir savaş alanına ve halkın kendi cephe gerisine dönüştürmek için düşman cephe gerisine savaşı kararlılıkla sokuyorlar, politik mücadele ile askeri mücadeleyi ve salt askeri saldırılarla kitle ayaklanmalarını birleştiriyorlar.
      Geçen birkaç yılda, büyük ulusal cephe gerisi, Kuzey, sebatla savunuldu ve Amerikan saldırısına karşı verilen ulusal mücadelede önemli bir rol oynadı. Bu, saldırganlara karşı koymasını ve onların imha savaşını bozguna uğratmasını mümkün kılan Kuzeyin her alanda düzenli olarak kuvvetlendirilmesine ve kendi saldırı stratejisi sayesinde zaferden zafere koşan güneyin devrimci güçlerinin durmaksızın geliştirilmesine bağlıdır. (sayfa 72)
       
      4 - Büyük cephe gerisinin, Sosyalist Kuzeyin kurulması ve güçlendirilmesi.
      Dien Bien Phu zaferinden sonra, Kuzey tümüyle kurtarılarak sosyalizm yoluna girdi ve tüm ülkedeki devrimci mücadele için sağlam bir üs ve cephe gerisi haline geldi. Bu Vietnam'daki halk savaşının üssünün ve cephe gerisinin kuruluşu ve genişletilmesinde büyük bir dönüm noktası, büyük bir atılımdı. Özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde Partinin önderlik rolünü üstlenmesinden bu yana, ulusun devrimci mücadelesi yolunda sağlam ve tam bir geri üs sağlamak için bin yıllık tarihimizde en ileri sosyal rejim olan sosyalizmi başarıyla kurabilmemizi sağlayan bir yer, ülkemizin bir yarısı tamamiyle kurtarıldı.
      İlk direniş savaşının zaferle bitmesiyle birlikte, Parti, Kuzeyin tüm yönlerden güçlendirilmesi gereğine işaret etti. Partinin 1960'daki Üçüncü Ulusal Kongresinde alınan kararda: "Kuzey, ne kadar gayretle sosyalizme doğru ilerlerse, tüm alanlarda ne kadar kuvvetlendirirse Güneydeki kurtuluş devrimi için, tüm ülkedeki devrimci görevlerimizin yerine getirilmesi için, Hindiçininde ve dünyada barışın korunması ve güçlendirilmesi için o kadar uygun koşullar yaratır. Kuzey, tüm ülkedeki devrimin genel üssüdür” deniyordu.
      Kuzeyin sağlamlaştırılması ve güçlendirilmesi, hergeçen gün daha da güçlenen savunmayı, halkın kendisi tarafından gerçekleştirilen bir ulusal halk savunmasını, tüm alanlarda halk iktidarı temelindeki bir savunmayı, halkın çıkarlarının koruyucusu (sayfa 73) olan bir savunmayı, devrimin ve sosyalist rejimin ürünleri olan bir savunmayı sağladı. Ulusal halk savunması kavramı 1957'de Parti Merkez Komitesinin 12'nci Genel Toplantısında alınan kararda ilk defa açık bir şekilde ifade edildi. Bu, halk savaşı tezinin, tüm emperyalist saldırı girişimlerini bozguna uğratmada tümüyle hazır olması için sosyalist Kuzeyin savunmasına ve aynı zamanda tüm ülkedeki devrimin cephe gerisi rolü oynamasına uygulanmasıdır. Bu, yeni koşullarda cephe gerisi ve üslerin kurulması teorisinin yeni bir gelişimi idi.
      Kuzeyde ulusal halk savunmasının kuruluşu tüm alanlarda yerine getirilmelidir.
      Güçlü bir ulusal halk savunmasına sahip olmak için, politik düzeyde, partinin önder rolü durmaksızın güçlendirilmeli ve takviye edilmeli, proletarya diktatörlüğü devleti kuvvetlendirilmeli, sosyalist rejim güçlendirilmeli, emekçi halkın birliği: işçilerin, köylülerin ve sosyalist aydınların birliği, işçi-köylü ittifakı temelinde kuvvetlendirilmelidir. Yığınların sosyalist bilinci, yurtseverlikleri ve sosyalizm aşkları, ülkeyi birleştirme istek ve kolektif mülkiyet sahibi olma bilinçleri durmaksızın yükseltilmelidir. Bu temelde, tüm halkı üretimi artırmaya, gerektiğinde Kuzeyi savunmak için kahramanca dövüşmeye hazır olurken sosyalizmi inşaya, Güneydeki devrimci mücadele ile ilgili tüm görevlerini yerine getirmeye ve uluslararası görevlerimizin icrasına katkıda bulunmaya çağırmak gerekir. Mecburi askerlik hizmeti, yaralı ve hasta askerlere ve asker ailelerine verilen hizmetler dikkatle yerine getirilmelidir. (sayfa 74)
      Kuzeydeki ulusal halk savunmasının güçlü bir sosyalist ekonomiye dayanması gerektiği için ekonomik yapılanma büyük önem taşır. Bu yapılanmada, ulusal savunma ile ekonomiyi, barış zamanı ihtiyaçları ile savaş zamanı ihtiyaçlarını, kısa vadeli ihtiyaçlarla uzun vadeli olanları birleştirmeliyiz. Böyle bir koordinasyon yalnız Devlet planında değil, aynı zamanda her faaliyet alanının (sanayi, tarım, ulaştırma ve haberleşme vb.) planlarında ulusal ve bölgesel seviyede düzenlenmeli, ekonomik gelişmenin her aşamasında savunma potansiyelinin güçlendirilmesi gözetilmeli ve bir dış saldırı durumunda ekonomi süratle savaş konumuna geçebilmelidir. Üretim artışının devam ettirilebilmesi, ekonominin genişlemesi, direnişin ihtiyaçlarının yerine getirilmesi, halkın savaş zamanını ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, savaş ve üretimin birlikteliği ilkesine uygun bir şekilde savaş zamanı koşullarına göre ekonomik yapının düzenlenmesi için doğru bir çizgi belirlenmelidir.
      Güçlü bir ulusal savunma için, Kuzey askeri bakımdan güçlendirilmelidir. Askeri güç, sadece sürekli orduya dayanmamalı, nüvesi halkın silahlı güçleri olan tüm halka dayanmalıdır. O, yeni sosyal rejimin büyük gücü üzerine temellendirilir. Askeri kuruluş görevleri, tüm halkın silahlandırılmasını ve askerileştirilmesini, halkın silahlı güçlerinin savaşkan düzenli birlikler ve güçlü yedek kuvvetler ile güçlendirilmesini, köylerin ve kentleşmiş bölgelerin derece derece savaş yerlerine dönüştürülmesini, güvenliğin güçlendirilmesini kapsar. Tüm ülke her yönden hazırlanmalıdır. (sayfa 75) Silahlı güçler ve halk uyanıklıklarını bir kat daha artırmalı ve emperyalist saldırının tüm tertiplerine darbe vurmayı ve dövüşmeye hazır olmalıdır. Keza her stratejik bölgenin önemini belirtmek ve daha önemli olanları her yönden güçlendirmek gereklidir. Ulusal savunmanın kuvvetlendirilmesinde ve silahlı güçlerin kuruluşunda her seviyede partinin ve yönetimin önderliği güçlendirilmelidir.
      Kültür, eğitim, bilim ve teknoloji, genel sağlık çalışması, fiziksel eğitim, ve spor vb.'deki gelişmenin ekonomik yapılanmada, ulusal savunmanın güçlendirilmesinde ve özellikle yüksek devrimci bilince, iyi genel bilgi ve bilimsel ve teknik vasfa ve iyi sağlığa sahip yeni insanların, kadroların ve savaşçıların yaratılmasında derin bir önemi vardır.
      Kısaca, Kuzeyde halkın ulusal savunması sosyalist rejimin kendi bütünlüğündeki gücüne ve sosyalist devrimin ürünlerine dayanıyor. Kuzeyde ulusal halk savunması Amerikan hava imha savaşına karşı koymaktadır. Halkımızın manevi ve politik birlikteliği şimdiye kadar olduğundan daha sağlamdır. Üretim korunuyor ve geliştiriliyor; iletişim şebekesi açık ve ulaşım sağlanıyor; kültürel faaliyetler, eğitim ve sağlık ilerlemeye devam ediyor; halkın yaşamı gerekli ihtiyaçların dengeli karşılanmasıyla devam ediyor; ulusal savunma güçleri kuvvetlendiriliyor ve hatırı sayılır büyüme gösteriyorlar. Vietnam Demokratik Cumhuriyeti, toprağını, onurunu, zaferini koruyor; sosyalist inşayı başarıyla yerine getiriyor ve Güney için görevlerini yapıyor. (sayfa 76) Sosyalizm üstünlüğünü kanıtlıyor. Kuzeyde tüm halkın ulusal savunması gücünü politik, örgütsel, maddi ve teknik alanlarda savaşçıların kararlılık, zeka ve manevi niteliklerinde görülen insan alanında olduğu kadar iyi gösteriyor.
       
      5 - Sosyalist kampa, geniş cephe gerimize dayanmak.
      Vietnam devrimi ilk günlerinden beri onun tamamlayıcı bir parçası olduğu dünya devriminden destek almakta ve bu destek her geçen gün büyümektedir. Emperyalistlerin kuşatmasının olduğu başlangıçta sosyalist kampa sağlam bir şekilde dayanmayı başardık.
      Şimdi, özellikle uygun şartlar altında Amerikan saldırganlarına karşı direniş savaşımızı sürdürüyoruz: sosyalist kamp, bir milyar nüfusu, güçlü ekonomik potansiyeli, yenilmez silahlı güçleri ile hatırı sayılır bir şekilde güçlenmiştir. Barış, ulusal bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için verdikleri mücadelelerinde halkımız ve dünya halkları için sağlam bir destek ve emin bir siper oluşturmaktadır.
      Halkımız, başını Amerikan emperyalizminin çektiği dünya emperyalizmine karşı dövüşen dünya halklarının öncü birliğindedir. Sosyalist kampın bir üyesi olan Vietnam Demokratik Cumhuriyeti Güneydoğu Asya'da ileri bir konumdadır. Ve böylece, esas olarak kendi özgüçlerimize güvenirken, tüm alanlarda sosyalist kampın sempati, destek ve yardımını almak durumunda ve zorundayız. Bu halkımızın savaş kabiliyetinin güçlendirilmesi için çok önemli bir faktördür. (sayfa 77)
      Halkımız sürekli genişleyen ve daha güçlü bir cephe gerisine, bir ulusal cephe gerisine ve bölgesel cephe gerilerine ve bunların yanısıra kardeş sosyalist ülkelerden meydana gelen çok geniş bir cephe gerisinin geniş potansiyeline dayanabilir. Bu suretle, direniş savaşımızı nihai zafere ulaştırmak için zamanımızın uygun koşullarından istifade ederken kendi ekonomik ve askeri potansiyelini tamamiyle harekete geçirebilir. (sayfa 78)


V
SAVAŞI YÜRÜTME TARZI



      Partinin önderliği altında ve savaş pratiği sayesinde, bir savaş yürütme tarzı ve yüksek etkinlik ve zengin içerik gösteren bir askeri sanat çıkarmayı başardık.
      Bunlar, büyük emperyalist güçlerin saldırgan ordularına karşı fazla geniş toprağı olmayan ve nüfus bakımından çok olmayan bir ulusun tüm alanlarda verdiği halk savaşına uygulanan bir savaş yürütme tarzı ve bir askeri sanattır. Bu savaş tarzı ve askeri sanat, uzun dönemli silahlı ayaklanmalar yapılması ve devrimci savaş sürdürülmesi, kentlerde ve kırlarda silahlı ve politik güçlerle düşmana kararlılıkla saldırılması; potansiyelimizi koruyup artırmak ve savaşırken başarılar kaydetmek için halkın egemenliğinin kazanılması ve korunmasına çalışırken düşman güçlerinin imha edilmesi; düşmanı sonunda tamamiyle yenmek için onu adım adım geriye sürmek ve güçlerinin parça parça tahrip edilmesi; esas olarak kendi güçlerimize dayanılması, haklı davamızı ve kendi toprağımız üzerinde yaptığımız bir ulusal savaş gerçeğinden çıkan uygun koşulları tamamiyle ortaya koymak, diğer halkların sempati destek ve yardımlarını kazanmaya çalışmak ve zamanımızın uygun faktörlerinden yararlanmaktır. Halk savaşının tüm bu birleşik güçleri bize düşmanı yenmemizi ve toprağımızı kurtarmamızı ve savunmamızı sağlar. (sayfa 80)
       
      1 - Her alanda tüm halkın savaştığı bir savaşı yürütmek; silahlı güçlerle politik güçleri, silahlı mücadele ile politik mücadeleyi, silahlı ayaklanma ile devrimci savaşı birleştirmek.
      Emperyalizm ülkemizi istila etmek ve halkımızın üzerinde hükümranlık kurmaya çalışmak için ordularına dayanır. Onu bozguna uğratmak için tüm halkı silahlandırmalı, silahlı güçler örgütlemeli ve bir silahlı mücadele vermeliyiz. Düşmana, büyük ve iyi teçhizatlandırılmış bir orduya, bir saldırı, bir haksız savaş sürdüren bir orduya; ve çelişkilerle dolu ve birçok zayıflıklarla etkilenmiş bir orduya sahip bir düşmana karşı, tüm halkın hudutsuz gücünü harekete geçirebilmek için tüm alanlarda, yalnız askeri değil, politik, ekonomik, kültürel ve diplomatik tüm alanlarda savaşmalı, temel biçimleri silahlı ve politik mücadele olan çeşitli mücadele biçimlerini kullanmalıyız. Silahlı güçlerle politik güçleri, silahlı mücadele ile politik mücadeleyi, silahlı ayaklanma ile devrimci savaşın birleştirilmesi, bizim savaş tarzımızın asli içeriğinde —tüm alanlarda tüm halkın verdiği bir savaş— yatar.
      Uzun tarihimiz boyunca, atalarımız düzenli orduları kurarken yığınları yabancı saldırganlara karşı nasıl harekete geçireceklerini ve silahlı güçlerin faaliyetleri ile halkın mücadelelerini ve ayaklanmalarını nasıl birleştireceklerini biliyorlardı. Şimdi, partinin önderliği altında halkımız bu çizgide önemli ilerleme yapmaktadır.
      Silahlı savaş bir temel mücadele biçimidir. Tayin edici bir rol oynar ve düşmanın askeri gücünün imhasıyla doğrudan ilişkisi vardır. Bunun (sayfa 81) yanısıra silahlı mücadele halkı savunmalı ve halk yığınlarının ayaklanmaları ve politik mücadeleleri ile birleştirilmelidir. Savaş şiddetlenerek büyürse, düşman silahlı güçlerinin kullanımını daha artırırsa silahlı savaş daha önemli yer tutar. Düşman güçleri yok etmeli ve onların stratejik planlarını bozmalıyız. Askeri zafer, direnişin başarısı için vazgeçilmezdir.
      Politik eylem, mücadelenin bir diğer temel biçimi, silahlı savaşın geliştirilmesinin temeli ve aynı zamanda düşmana karşı bir saldırı biçimidir. Politik eylem halkı harekete geçirir, örgütler ve onları aşağı biçimlerden yukarı biçimlere doğru savaşın içine sokar. Düşmanın gerçek yüzünü açığa çıkarır, onun politik entrikalarını bozar, silahlı güçlerini dağıtır ve kuvvetten düşürür, onun cephe gerisini bozar, halkın yaşamını ve işini korur, devrimin politik üslerini savunur. Ayaklanmada ve savaşta, politik eylem silahlı savaş ile yakından ittifakını ve onun geliştirilmesini asla durdurmaz. Halkın politik güçleri politik eylemin sıradan biçimlerinden silahlı ayaklanmaya doğru derece derece gelişerek, silahlı güçlerle birlikte savaşın sonucunu tayin ederler.
      Politik güçlerle silahlı güçlerin, politik eylemle silahlı savaşın, silahlı ayaklanma ile devrimci savaşın kombinasyonu ülkemizde devrimci şiddetin kullanılmasının genel biçimidir. Belirli zamanlarda, politik güçler silahlı güçlerin desteğine dayanarak ve tüm ülkede genel ayaklanmayı başlatmak için politik eylem ile silahlı savaşı birleştirerek temel bir rol oynarlar; diğer zamanlarda silahlı güçler tüm halkın nüvesi olarak savaşır (sayfa 82) ve uzun süreli bir halk savaşını sürdürmek için silahlı mücadele ile politik mücadelenin birleştirilmesini sağlayarak önemli bir rol oynarlar; yine diğer zamanlarda, silahlı ve politik güçler birbirine koşut ve eşzamanlı olarak kullanılır, silahlı hareket politik mücadele ile ve silahlı ayaklanma,devrimci savaş ile tek ve karmaşık bir süreçte birleştirilir.
      Ağustos 1945'te, halkın güçlü politik güçleri, silahlı kurtuluş kuvvetlerine dayanarak, kırlarda ve kentlerde, tüm ülkede iktidarı almak için genel ayaklanmayı başlattı. "Ağustos Devriminin başarısı esas olarak halkın politik güçlerinin ayaklanmayı başlatmak ve iktidarı almak için zamanında uygun fırsatı yakalaması gerçeğine bağlıydı. Fakat eğer partimiz silahlı güçleri yaratmamış olsaydı ve bu güçleri ve politik mücadeleyi desteklemek için sağlam üsler kurmamış olsaydı ve koşullar olgunlaşmamış olsaydı, hızlı bir silahlı ayaklanma başlatmamış olsaydı, devrimin bu kadar hızlı zafere gitmesi mümkün olmazdı.[19*]
      Birinci direniş savaşında, tüm halk silahlı savaş gerekli olduğu için onun nüvesi olan halkın silahlı güçleriyle birlikte ayaklandı. Silahlı güçler hareketlerini politik mücadele ve düşmanın cephe gerisindeki yığın ayaklanmaları ile giderek daha yakından birleştirerek gerilladan düzenli ordu muharebelerine geçtiler. Kırlarda ve kentlerde devrimci yığınlar eski sömürgeciliğe (sayfa 83) değişik mücadele biçimleri ile karşı koydular: terör ve katliama, bombardıman ve yağmaya, işçilerin ve askerlerin zorla toplanan oğulları ve kocalarının geri dönmesi talebi için verdikleri mücadele; kukla birlikler arasında onları devrimin saflarına kazanmak için yapılan ajitasyon ve son olarak silahlı savaş ve politik ajitasyonun birleştirilmesi ve kırlarda yerel düşman yönetiminin defedilmesi için kısmi ayaklanmalar.
      Bugün Güneyde, silahlı mücadele ile politik mücadelenin, silahlı ayaklanma ile devrimci savaşın birlikteliği başka bir düzeyde ve yeni tarihsel koşullarda sürdürülüyor. Hedef, yeni-sömürgeci hakimiyeti devirmek ve Amerikan emperyalizminin sürdürdüğü saldırgan yeni-sömürgeci savaşı bozguna uğratmaktır. Tüm halkın her alanda verdiği savaş çok yüksek bir düzeye getirildi. Güneyin tüm halkı mücadelede yerini alıyor, Amerikalılara, kukla yönetime ve ordusuna askeri ve politik araçlarla saldırıyor ve hem devrimci savaşı hem de yığın ayaklanmasını gerçekleştiriyor.
      Devrimci savaş, yayıldıkça eşi görülmemiş aşamalara varıyor ve Amerikan seferi kuvvetlerinin en iyi teçhizatlı birliklerini giderek daha fazla bozguna uğratıyor. Silahlı güçlerin eylemi ile koordineli politik mücadele sayesinde yığın ayaklanmaları artan bir şiddetle üst üste patlıyor. Ayaklanma devrimci savaşın eylem alanını genişletiyor, onu güçlendiriyor, onun durmaksızın genişlemesine neden oluyor, bu sırada da savaş, ayaklanma için koşulları olgunlaştırıyor ve onun yayılmasını sağlıyor. Savaş ve ayaklanma, (sayfa 84) her ne kadar birbirinden farklı iselerde, birbirlerinden ayrılmazlar. Lenin, "Savaş ve ayaklanmanın birbirinden ayırt edilmesi güçtür” demektedir.
      Askeri ve politik mücadelenin yani sıra, biz düşman saflarında geniş ve sabırlı bir politik çalışma yapıyoruz. Bu, kukla ordu askerlerinin politik bilinçlerini uyandırmayı ve onların halkın saflarına kazanmayı, bu suretle başka bir stratejik hamleyi, devrimci eylemin önemli bir unsurunu başlatmayı hedefleyen bir propaganda çalışmasıdır.
      Ekonomik mücadele, özellikle üslerimizi ve cephe gerimizi kurduğumuz zaman, kurtuluş savaşı genişlediği ve yayıldığı zaman veya anavatanımızı savunmak için dövüştüğümüzde önemli bir rol oynuyor. Kendi ekonomimizi savaş için seferber ederken, düşmanın ekonomik üslerine saldırmak ve tahrip etmek için askeri ve politik mücadele ile bağlantılı olarak ekonomik mücadele vermeli, kendi ekonomimizi korur ve geliştirir, halkın mal ve canını korur ve onların çalışma ve üretim koşullarını sağlarken düşmanın ekonomisini bozmalı ve yıkmalıyız.
       
      2 - Kırsal bölgelerde sağlam mevkiler kurmak, kırsal ve kentleşmiş bölgelerde halk savaşını sürdürmek, düşmana karşı saldırı hamlelerini uygun biçimlerde ve üç stratejik alanın tümünde: dağlarda, ovalarda ve şehirlerde geliştirmek ve yakından birleştirmek.
      Uygun biçimleri kullanarak üç stratejik bölgenin tümünde düşmanla savaşmak devrimci savaş (sayfa 85) yürütme tarzının çok önemli bir yönüdür. Kentsel ve kırsal bölgelerin stratejik durumunu doğru tayin etmeli, kırsal bölgelerde dayanıklı mevkiler tutmalı, her iki bölgede düşmana aynı zamanda saldırmalı, üç stratejik bölgenin hepsindeki saldırıları yakından koordine etmeli, her birindeki geçerli koşullara gereken dikkat gösterilmeli, silahlı mücadele ile politik mücadeleyi, ayaklanma ile savaşı uygun bir düzeyde birleştirmeli, önderliğin özel dikkat göstermesi gereken bir bölgenin alınması için savaş ve ayaklanmanın her döneminin somut koşullarını hesaba katmalı.
      İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Ağustos Devrimi öncesinde, devrim, özellikle dağlık bölgede yerel gerilla muharebesi ve kısmi ayaklanma şeklinde yayıldı. Bununla beraber, devrimci hareket gelişmesine ovalarda ve şehirlerde uygun biçimlerde devam etti. Uygun an geldiğinde, halkımız şehirlerdeki hareketi kırlardaki ile ve politik güçleri silahlı güçlerle koordine etmek ve genel ayaklanmayı zafere götürmek için uygun fırsatı yakalamak suretiyle Ağustos Devriminde başarıyı kazandı.
      Birinci direniş savaşı ilk defa şehirlerde patlak verdi. Sonra uzun bir süre, özellikle silahlı mücadeleyi kullanarak Fransız sömürgeci saldırısına karşı verilen halk savaşı esas olarak kırsal bölgelerde verildi. Düşman bölgelerindeki (kırsal ve kentsel bölgelerde) politik mücadele ve silahlı eylem, delta ve dağlık arazilerin kırsal bölgelerindeki askeri harekâtlarla yakın işbirliğinde içinde gelişti. (sayfa 86)
      Güneyde 1959-60'da patlak veren "zincirleme ayaklanmalar”, ilk defa kırsal kesimlerde meydana geldi; sonra şehirlerdeki politik hareketle yakın ilişki içinde geniş bir gerilla hareketi haline geldi. Özellikle 1963'den 1965'e kadar, "stratejik köylerin” imhası için silahlı eylemler ve köylü ayaklanmaları, kentli yığınların eylemleriyle birleşerek, Amerikan emperyalistlerinin "özel savaş”ını bozguna uğratan önemli bir birleşik güç meydana getirdi.
      1965'den 1967'ye kadar, Güneyin silahlı güçleri ve halkı, başarılı ilerlemesini sürdürerek düşmana üç stratejik bölgede silahlı ve politik araçlarla şiddetle saldırdılar. Savaş ve ayaklanma için asıl alan, dağlık arazinin kırsal bölgeleri ve delta oldu, şehirlerde politik eylem belirli bir alandaki savaş faaliyetlerinin yanısıra gerçekleşti. 1968 başlarındaki genel saldırıyla, Güneyin silahlı güçleri ve halkı, kentlerde ve kırda, her yerde saldırdı ve ayaklandı ve büyük başarılar elde etti.
      Yukarıda açıklandığı gibi, kırsal bölgeler ve şehirlerin her ikisi de önemlidir, ancak farklı konumları vardır. Silahlı mücadeleyi politik mücadele ile savaşı ayaklanma ile stratejik bölgeye göre uygun bir şekilde birleştirerek, kırsal kesimde sağlam mevkiler tutup onu en dayanıklı destek üssü olarak kabul etmek suretiyle, şehirlerdeki devrimci güçleri geliştirir ve onları canalıcı kesim olarak kabul ederek düşmanı kırda ve şehirde alaşağı edebiliriz. Biz keza tüm bölgelerdeki eylemleri koordine ederken düşman güçlerini dağılmaya zorlayabilir, her yerde ve her zaman (sayfa 87) sürekli hücumlar başlatabilir, onun geri bölgelerini bozabilir ve tehlikeli darbeler indirebiliriz. Biz uzun süreli bir savaşta kazanabiliriz, düşmandan önce davranabilir, uygun anlarda ona yıkıcı darbeler indirebilir ve daha büyük zaferler kazanabiliriz.
      Biz tüm yapısıyla, şehirleri ve kırsal kesimi ve gelişen bir endüstrisi ile bir Devletin sahipleri olduğumuz zaman, savunmada ve savaşta kentlerin ve kırsal bölgelerin oynadıkları rol artık aynı olmayacaktır. Bir ulusal-savunma savaşında kentlerin ve kırsal kesimin koordinasyonu bir kurtuluş savaşındaki aynı yöntemle yapılmaz. Bu, Amerikan imha savaşına karşı verilen kahramanca halk savaşımız boyunca sosyalist Kuzeyde bu son birkaç yılda görülebilir. Fakat kentlerin ve kırsal kesimin rasyonel bir koordinasyonu, düşmanı bozguna uğratmak için rejimimizin ve ülkemizin potansiyelini tamamiyle seferber etmek için bir gereklilik olarak önemli bir sorun olma özelliğini koruyor.
       
      3 - Silahlı ayaklanma ve devrimci savaşta saldırı stratejisi düşüncesi ile dolu olmak.
      Tüm halkı seferber ederek ve üç stratejik bölgenin tümünde silahlı mücadele ile politik mücadeleyi birleştirerek, düşmana saldırmak için halk savaşının sınırsız gücünü yarattık.
      Devrim saldırı demektir. Partimizin önderliği altındaki kırkyıllık mücadelede, halkımız düşmana sabırla sürekli olarak ve başarıyla saldırmaktadır. Halk, emperyalist boyunduruğu ve onların uşaklarını defetmek ve egemenliklerini geri almak ve korumak için ayaklanarak devrimin (sayfa 88) stratejik saldırı düşüncesi ile derinliğine doluyorlar.
      Ayaklanma bir saldırıdır. Bir devrimci savaş gelişiminin tümüne bir saldırı olarak bakar. Belirli yerlerde ve belirli anlarda savunma durumunu almak mümkündür, fakat bu saldırının sürmesi için gerekli koşulları yaratmak içindir.
      1940'larda halkımız, politik mücadeleden silahı mücadeleye geçerek yürekli saldırılar başlattı. Özellikle Mart 1945'ten sonra kısmi ayaklanmalar geniş kırsal bölgelerde düşman gücünü sarstı. Aynı zamanda düşmana uygun mücadele biçimleri ile heryerde saldırıldı. Sonra halkımız durmaksızın kısmi ayaklanmaları ve yerel gerilla savaşını genişletti, ülkenin heryerinde politik mücadeleyi şiddetlendirdi ve en uygun anda düşmanın gücünü defetmek ve tüm ülkede kontrolü ele geçirmek için çok yanlı, şiddetli ve kararlı bir stratejik saldırının tetiğini çeken Ağustos genel ayaklanmasını başlattı.
      Ağustos Devriminin hemen sonrasında, partimiz Fransız sömürgelerine karşı ulusal direnişe önderlik etmek zorundaydı. Saldırganların ordusu bizimkinden çok daha güçlü olduğu için, kuvvetlerimizin büyük kısmını korumaya, dezavantajlı muharebelerden sakınmaya, heryerde düşmana taktik saldırılar gözler ve onu kısmi saldırılarla tahrip ederken, belirli bir geri çekilme yapmaya karar verdik. Sonra, düşmanı savunma durumuna zorlamaya karar vererek, gerilla savaşıyla onun geri bölgelerine girdik ve oralarını savaş alanlarına çevirdik. Saldırımızı derece (sayfa 89) derece gerilla ve düzenli ordu savaşı ile geliştirdik, 1950'deki Sınır Seferberliğinin izindeki yerel karşı saldırıları takiben Kış 1953-Bahar 1954'de Dien Bien Phu kahramanca seferi zirvesine ulaşan büyük bir karşı saldırı başlattık. Direniş savaşımızı muzaffer sonucu ulaştırdık ve ülkemizin kuzey yarısını kurtardık.
      Güneyde, Amerikan yeni-sömürgeci hakimiyetine karşı verilen mücadelede, devrim 1959-60'ın zincirleme ayaklanmaları ile yükselişine başladı. Sonra ilerlemesini genişleterek, kısmi ayaklanmaları, politik yığın mücadelesini ve gerilla savaşını ve tedricen düzenli savaş hareketlerini geliştirdi. Silahlı mücadele ile politik mücadeleyi daima birleştirerek Amerikan emperyalistlerinin "özel savaş"ını bozdu. Yüzbinlerce iyi teçhizatlandırılmış birlikleri ile doğrudan saldırıya başladıklarında, silahlı güçlerimiz ve halkımız hiç tereddüt göstermeden sebatla inisyatifi elinde tutmaya devam etti, düşmana durmaksızın saldırdı, düşmanın tüm tertiplerini bozarak, rezil "sınırlı savaşa" karşı bir saldırı stratejisini hayata geçirdi. 1968 baharının birlikte ayaklanmaları ve genel saldırısı bizim stratejik saldırı durumumuzu daha güçlendirdi ve savaşta bir dönüm noktası oldu.
      Silahlı güçlerimiz ve halkımız proletaryanın devrimci ruhu ile tam anlamıyla dolu; devrimi ve devrimci savaşı karakterize eden stratejik saldırı/taarruz düşüncesi ile aşılıdırlar.
      Bu stratejik saldırı düşüncesi halkımızın geleneksel askeri düşüncesinden ayrı düşünülemez.
      Tarihimizde, Trung Kızkardeşler, Ly Bon, Trieu çuang Phuc, Le Loi, Nguyen Trai'nin önderlik ettiği muzaffer ayaklanmalar ve ulusal savaşlar yabancı feodallerin boyunduruğuna karşı yapılmış sürekli saldırılardır. Ly Thuong Kiet, Tran Hung Dao, Nguyen Hue'nin önderliğindeki muzaffer ulusal-savunma, savaşları tabii ki savunma aşamaları ve stratejik geri çekilmeleri içeriyordu, fakat saldırı stratejik düşüncesi Nhu Nguyet ırmağı, Van Kiep ve Chi Lang, Bach Dan ırmağı ve Dang Do da verilen kahramanca savaşlarda görüldüğü gibi tamamiyle hakim düşünce olarak kaldı.
      Bizden ekonomik ve askeri potansiyeli çok üstün olan düşmanlara karşı sağlam ve devamlı saldırılar nasıl başlatılır, onlar savunma ve edilgen duruma nasıl sokulur ve sonunda nasıl bozguna uğratılır ve mahvedilir?
      Bu, giriştiğimiz silahlı ayaklanmalar ve devrimci savaşlardaki kesin bir taarruz ruhu ile olur. Taarruz düşüncesi Vietnam'daki savaşın ve devrimci stratejinin ideolojik temelidir. O, partimizin politik ve askeri çizgisinin tamamiyle devrimci, karakterinden ve bağımsızlık, özgürlük ve sosyalizm için dövüşen halkımızın coşkulu yurtseverliği ve sabırlı ve kahramanca savaşkanlığından gelir.
      Bizim taarruz kabiliyetimiz düşmanla bizim aramızdaki güçler ilişkisinin özelliklerini ve eğilimini doğru değerlendirmemizle yakından ilişkilidir. Düşman güçlü noktalara sahiptir faka keza temel zayıflıkları vardır. Halkımızın zayıf yanları vardır, fakat temel güçlü noktalara sahiptir. Bunlar tüm halkın kendi ülkelerini (sayfa 91) savunmak için ayaklanmasının gücünde, zamanımızdaki haklı savaşın gücünde yatar. Güçlü noktalarımızı harekete geçirmek ve darbelerimizi düşmanın zayıf yanlarına hedeflemek tamamen mümkündür.
      Bizim taarruz kabiliyetimiz keza, halk savaşını yönetmekteki maharetimizle ve özgün ve zekice mücadele biçimlerimizle ve savaş yöntemlerimizle yakından ilişkilidir. Tüm alanlarda düşmana nasıl saldıracağını bilerek ve ayni zamanda hem silahlı hem politik mücadeleyi, askeri savaşı ve yığın ayaklanmasını, gerilla ve düzenli ordu muharebesini kullanarak, silahlı güçlerimiz ve halkımız yeteneklerini tamamen ortaya koymaktadırlar. Uygun ve yüksek etkinlikte savaş yöntemleri yaratarak taarruz kapasitemizi yüksek bir dereceye çıkartıyoruz.

      4 - Uzun süreli savaş stratejisi uygulamak ve aynı zamanda daha büyük zaferler kazanmak için en uygun anı yaratmaya uğraşmak ve düşmandan önce davranmak.
      Tarihimiz güçlü düşmanlara karşı muzaffer ayaklanmalar ve savaşlarla doludur. Bu ayaklanmalar ve savaşların süresi birçok faktöre, hepsinden önce iki taraf arasındaki güçler ilişkisine ve bizim savaş yönetme maharetimize bağlıdır. Bulardan bazıları görece kısa, diğerleri uzun süreli kurtuluş savaşlarıdır.
      Tran otuz yıllık sürede Yuan birliklerine karşı üç direniş savaşı verdi fakat bu savaşların herbiri birkaç ay sürdü. Ching birliklerine karşı Nguyeli Hue'nin yükselttiği şimşek gibi saldırı (sayfa 92) çok kısa bir sürede büyük bir zafere ulaştı. Diğer taraftan, Le Loi ve Nguyen Trai'nin önderliğindeki kurtuluş savaşı on yıl sürdü. Böylece, halkımız. görece kısa bir zaman süresi içinde başarı kazanmak için uygun koşulların nasıl yaratılacağını ve kullanılacağını bilirken, sebatlı ve uzun süreli direniş ve uzun süreli savaş sanatı geleneklerine sahip olmuştur.
      Şimdi, ileri bir politik rejim, tüm halkın birliği ve partinin önderliği ile, halkımız ve ülkenin tüm maddi ve manevi güçlerini harekete geçirme durumundayız. Keza kardeş sosyalist ülkelerin değerli yardımını ve tüm dünyadaki ilerici insanların sempati ve desteğini alıyoruz.
      Fakat toprağımız çok geniş, nüfusumuz fazla sayıda değildir; eskiden gelişmemiş bir ekonomiye sahip sömürge ve yarı-feodal bir ülkeydik. Güçlü, inatçı, sinsi ve maceracı emperyalist ülkelere karşı savaşıyoruz. Bu koşullarda, derece derece düşman güçlerini zayıflatmak ve tahrip etmek, kuvveli noktalarını zorlamak, zayıf yanlarını daha da ağırlaştırmak, kendi gücümüzü artırmak, güçlü noktalarımızı yükseltmek, zayıflıklarımızın üstesinden gelmek dolayısı ile savaşın devamı sürecinde düşmanın zayıflaması bizim güçlenmemiz için zamana ihtiyacımız var. Halk savaşı stratejisi bir uzun süreli savaş stratejisidir. Halkımızın son birkaç onyıldaki sürekli savaşları ve parlak zaferleri bu stratejinin doğruluğunu kanıtlıyor.
      Bu uzun süreli savaş; kendi bütünlüğü içinde görülen; parça parça imha edilen, adım adım geriye sürülen, iri parçalar halinde yıkılan, nihai (sayfa 93) zafere doğru biz başarıdan başarıya giderken kendi stratejik tasarılarının birbiri arkasına bozulduğunu gören bir düşmana karşı yapılan devamlı saldırılar sürecidir.
      Savaşın süresi, gelişen güçler ilişkisindeki biçime ve her iki tarafın yürüttüğü savaş tarzına bağlıdır. Bizim ulusal savaşlarımız gösterir ki uzun bir savaş süresince ne zaman bir yeni evre başlarsa ya bizim çabalarımız ya da düşmanın hataları veya uygun maddi koşullar nedeniyle orada sık sık ani değişiklikler meydana gelir. Adım adım ilerleyen bir evrimden çok çabuk ilerleyen bir gelişmeye geçiş tüm hareketlere hakim olan genel bir yasadır. Ayaklanma ve savaş bu yasanın kendini çok açıkça ortaya koyduğu keskin karşı koyuşlar, ölesiye mücadelelerdir.
      Biz daha önemli atılımlara ve daha büyük zaferlere götüren uygun koşullan yaratmaya uğraşıyoruz. En büyük etkinliği nasıl göstereceğimizi, uygun maddi koşulları nasıl kullanacağımızı, düşmanın hata yapmasını nasıl sağlayacağımızı ve onun zayıflıklarını nasıl kullanacağımızı, zeki ve etkin mücadele biçimlerini nasıl yaratacağımızı, basiretli stratejik önderliği nasıl meydana çıkaracağımızı, saldırılarımızı doğru yöne ve doğru hedefe nasıl yönelteceğimizi, uygun anı nasıl yakalayacağımızı, kritik noktalara nasıl vuracağımızı, silahlı mücadele ile politik mücadeleyi ve askeri savaş ile ayaklanmayı maharetle nasıl birleştireceğimizi bilmek zorundayız. Ve, uzun süreli bir savaşı sürdürürken tüm alanlarda en yüksek gayretleri göstermeli ve daha önemli zaferler kazanmak için süratli davranmalıyız. (sayfa 94)
      5 - Düşman birliklerinin imhası ile halk denetiminin kazanılması ve korunmasının birleştirilmesi; savaşırken güçlenmek için kendi birliklerimizi besler ve güçlendirirken hasım güçlerin etkin bir şekilde yok edilmesi.
      Her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur ve her savaşın temel sorunu da düşman güçlerinin imha edilmesi sorunudur. Savaşımız devrimci bir savaştır ve iktidarın ele geçirilmesi için mücadele biçimi olarak devrimci savaştan yararlanıyoruz. Bu savaş, düşman silahlı kuvvetlerinin yokedilmesi, düşman iktidarının parçalanması ve halk iktidarının kurulması sorununu çözümlemeyi amaçlar.
      Halk savaşımızda, iktidarı almak için, düşman birliklerinin imhasını hedefleyen silahlı halk güçlerinin askeri eylemi ile yığın ayaklanmalarını birleştiriyoruz. Düşman iktidarının sarsılması ve halk iktidarının değişik seviyelerde ve farklı koşullarda kazanılması düşmana saldırmak ve yoketmek için yeni imkanlar yaratılmasını hedefler. Buna karşılık iktidarı almak için ayaklanan yığınları desteklemek ve yeni üsler ve güçler yaratmak için düşman güçlerini imha etmek gereklidir.
      Ağustos 1945'te, iktidarı almak için ana eylem yığın ayaklanması idi; fakat ona yardım etmek için silahlı güçlerin eylemine ihtiyaç vardı.
      Birinci direniş savaşında düşman güçlerinin imhasında ana faktör kendi silahlı güçlerimizdi; fakat yığınlar keza kukla köy yaşlılar konseylerini tasfiye etmek ve hainleri cezalandırmak, düşman hatlarının gerisindeki bölgelerde iktidarı zorla geri almak, düşman işgali altındaki (sayfa 95) bölgelerde gerilla üsleri ve alanları kurmak, birleştirmek ve genişletmek için ayaklandılar. Aynı zamanda halkımız ve silahlı güçlerimiz etkin bir şekilde her yönden özgür bölgeler kurdu ve takviye etti; halk iktidarını kurdu ve takviye etti ve düşmanın karşı saldırılarını defetti.
      Şimdi Güneyde, düşmanın imhası ile halk iktidarının kazanılması ve korunmasının birleştirilmesi yeni bir ileri adım atmaktadır. Silahlı kurtuluş kuvvetleri etkin bir şekilde düşmanı imha etmek için taarruz ediyorlar ve yığın ayaklanmalarına ve politik mücadelelere destek veriyorlar. Yığınların politik güçleri düşmana uygun yollarla saldırarak, kısmi ayaklanmaları başlatarak, temelde kukla iktidarı sarsarak, değişik seviyelerde egemenliği kazanarak, bir veya başka biçimde devrimci iktidarı kurarak silahlı güçlen için uygun koşulları yaratıyorlar. Kurtarılmış bölgelerde, silahlı güçler halkı korumak ve politik ve ekonomik alanlarda egemenlik haklarını ilan etmek ve güçlendirmek için etkin bir şekilde savaşıyorlar.
      Tüm bunlar şu öncü ilkeye uygun olmayı gerektiriyor. Düşmanınkini imha ederken kendi güçlerimizi durmaksızın korumak ve artırmak.
      Düşmanın güçlerini imha etmek
demek, onun hem politik hem askeri güçlerini, hem yabancı. saldırganların güçlerini ve hem de onların uşaklarınınkileri yok etmek demektir.
      Kendi güçlerimizi korumak ve artırmak demek, hem silahlı ordu güçlerinin hem halk güçlerinin, askeri, politik ve ekonomik güçlerimizin korunması ve artırılması demektir. (sayfa 96)
      Sadece bu kuralı özümleyerek ve doğru olarak uygulayarak, bu düşünceyle dolu olarak, bu önder ilkeyi hayata geçirebiliriz: Dövüştükçe güçlenir, dövüştükçe zaferler kazanırız. Dövüştükçe, sonunda düşman güçlerini bozguna uğratmak ve askeri stratejisini bozmak, değişik seviyelerde gücünü kırmak ve halk iktidarını tamamiyle almak için güçlerimiz olgunlaşır, faaliyet alanımız genişler, devrimci savaştaki çeşitli saldırı kabiliyetlerimiz genişler.

      6 - Uluslararası yardım sağlamaya çalışırken esas olarak kendi güçlerimize dayanmak.
      Bu da genel bir kuraldır. Önceki tarihi dönemlerle karşılaştırıldığında, partimizin savaş yönetme sanatında yeni bir gelişmeye işaret eder. Devrimi yığınların eseri olarak kabul ederek, halkımızın ve ulusun iktidarında partimizin sarsılmaz güvenini ifade eder. Keza, o, Vietnam devriminin dünya devriminin önemli bir parçası olduğu ve dünya halklarının devrimci hareketiyle yakından ilişkili olduğu fikrinden çıkar. Ülkemizdeki devrim ve devrimci savaşın zafer kazanması için zamanımızın uygun koşullarından yararlanmanın ve aynı zamanda dünya halklarının devrimci davasına katkıda bulunmamızın yolunu gösterir.
      Ülkemizdeki devrimci savaşın zaferi esas olarak iç nedenlere bağlıdır: Partimizin mantıklı çizgisi, silahlı güçlerimizin ve halkımızın savaş alanlarında katlandıkları fedakarlıklar, ulusumuzun politik, manevi ve maddi yetenekleri, kendi toprağımızda verilen bir ulusal savaşın (sayfa 97) insani, coğrafi ve iklim faktörlerinin büyük avantajları.
      Ve böylece, ulusun kaderi ile ilgili sorumluluklarını tümüyle üzerine alarak ve "esas olarak kendi güçlerine dayanmaya" karar vermiş olarak, Partimiz Marksizm-Leninizmi ülkemizin koşullarını yaratıcı bir şekilde uyguladı, genel ve askeri çizgisini doğru ve bağımsız olarak çizdi, zaferi kazanmak için halkımızın ve ülkemizin tüm güçlerini harekete geçirdi ve örgütledi. Vietnam halkı ulusal bağımsızlık ve özgürlüğü kazanmak için, onlar için bunu yapmayı başka hiç kimseden beklemeksizin, kendi başlarına ayağa kalkmalı ve direnişi gerçekleştirmelidirler. Halkımızın büyük zaferleri öncelikle ve esas olarak silahlı güçlerimiz ve tüm Vietnam ulusunun verdiği feragat ve fedakarlıkla dolu kahramanca mücadeleye bağlıdır.
      Aynı zamanda, bu zaferler dünya devrimci halkları tarafından bize uzatılan destek ve yardımdan ayrı tutulamaz. Dünya devrimci hareketi Vietnam devrimine oldukça uygun maddi koşullar getirdi. Partimizin önderliğindeki, ulusal kurtuluş mücadelesinin zor başlangıçlarından beri, halkımız, sosyalist ülkelerin kardeş halklarının ve dünya devrimci halklarının politik, maddi ve manevi alandaki doğrudan veya dolaylı destek ve yardımlarından yararlandı. Partimizin savunduğu uluslararası düzlemde birlik politikası bize beş kıtadaki kardeşlerimizin ve dostlarımızın geniş ve kuvvetli yardım, sempati ve desteğini getirdi.
      Çağımızda, sosyalist kamp insanlığın (sayfa 98) gelişmesinde tayin edici bir faktör haline gelmektedir; dünyanın her yerinde barış, ulusal bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadele veriliyor. Amerikan güdümündeki emperyalizme her yerde soluk almadan saldırılıyor. Halkımız mevzilerini güçlendirmek ve tüm saldırganları bozguna uğratmak için güçlerini artırmada çağımızın uygun faktörlerini kullanabilir ve kullanmak zorundadır.
      Uluslararası yardım, ülkemizin somut koşullarında halkımızın ve partimizin çabalarıyla daha etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Bu nedenle, bu yardıma büyük önem bağlarken daima esas olarak kendi güçlerimize dayanıyor ve mücadelemizi zafere götürmek için bu iki faktörü birleştiriyoruz. (sayfa 99)


VI
ASKERİ SANAT



      Savaşın idaresinin çok önemli bir parçası olan askeri sanat silahlı mücadeleye ilişkin tüm sorunları çözmek zorundadır. Bizim askeri sanatımız genelde devrimci silahlı mücadelenin ve özelde bizim savaşımızın yasalarını ve silahlı mücadele ile politik mücadele, devrimci savaş ile silahlı ayaklanma arasındaki ilişkileri yansıtır.
      Askeri sanatımız, üç ana parçasının: strateji, harekât sanatı ve taktik arasındaki ilişki ve karşılıklı etkileşimi ve bunların herbirinin rolünü doğru olarak tayin eder. Strateji önderlik edici rol oynar. Doğru bir strateji harekâtın ve taktiğin gereklerinin yerine getirilmesi için temel koşulları yaratır. Buna karşılık, sadece taktik ve harekâta ilişkin sorunların tatmin edici çözümüyle ve savaş görevlerinin yerine getirilmesiyle stratejik hedeflere varılabilir.

      1 - Askeri sanatımız ilk olarak ve en önce tüm halkın verdiği bir savaşın askeri sanatıdır. 1946 Aralığındaki çağrısında Başkan Ho Chi Minh:
      "Erkekler ve kadınlar, yaşlı ve genç, dini inançlara, politik bağlara ve milliyetine bakmaksızın tüm Vietnamlılar anayurdu korumak için