Ernesto Che Guevara
Bolivya Günlüğü





Bolivianisches Tagebuch
(Türkçe çevirisi: Che Guevara, Bolivya Günlüğü, Yar Yayınları, Aralık 1989)

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir. erisyayinlari@kurtuluscephesi.org
Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında: Bolivya Günlüğü (533 KB)




      ZORUNLU BİR GİRİŞ
      Fidel Castro
     
      Gerilla yaşamı boyunca gözlemlerini bir günlüğe not etmek, Che'nin alışkanlığıydı. Sarp ve engebeli yollarda, nemli ormanlarda uzun yürüyüşlerden sonra, sırt çantalarının, silahlarının, cephanelerinin ağırlığı altında ezilen adamlar, bir dakikalık molalarda dinlenirken, ya da yorucu bir günün sonunda, kamp kurmak için yukarıdan emir aldıklarında, Che'yi (Kübalılar baştan beri ona sevecenlikle böyle diyorlardı), küçük bir cep defteri çıkarıp doktorlara özgü okunaksız yazısıyla izlenimlerini yazarken görürlerdi.
      Bu notlardan kurtarabildiklerini, daha sonra Küba'daki devrimci savaşın tarihini kusursuz bir anlatımla dile getiren yazısında kullanmıştı, tümüyle devrimciydi, öğreticiydi ve insan sevgisiyle yoğrulmuştu bu notlar.
      Bu notlar, aslında, yayınlanmak için kaleme alınmış değildi, bunlar mevcut durumun, olayların ve insanların değerlendirilmesinde ona veri olarak hizmet ediyordu. Hem titiz bir gözlemci, hem tahlilci, çoğu kez de ince bir mizahın biçimlendirdiği (sayfa 5) bir düşünce tarzının dile getirilişiydi. Sade bir anlatımla tutulan bu notlar bir bütün oluşturuyordu.
      Bu notların, gerilla birliği liderliğinin ağır yükümlülükleri altında, bedensel gücün insanüstü bir çabayla ve kahramanca harcanışının ardından gelen ender dinlenme anlarında, çok ağır koşullar altında yürütülen bir mücadelenin başlangıç aşamasında yazıldığı unutulmamalıdır. Bu da, onun sarsılmaz iradesini ve çalışkanlığını bir kez daha kanıtlar.
      Bu günlükte anlatılan olaylar ayrıntılı biçimde tahlil edildiğinde devrimci gerilla örgütünün gelişimine özgü kaçınılmaz yanlışlar, eleştiriler ve suçlamalar göndür.
      Özellikle son derece olumsuz maddi koşullar içinde ve sayıca çok üstün bir düşmanla karşı karşıya bulunan gerilla ordusu çekirdeği evresinde, eleştiriler, sürekli vurgulanmalıdır, çünkü en küçük bir savsaklama, en Önemsiz görünen bir yanlış, felakete yol açabilir. Bu evrede lider, yapılandan daha fazlasını istemek zorundadır. Aynı zamanda, her olaydan, her olgudan, -bunlar anlamsız görünse bile- savaşçılarını ve yeni gerilla birliklerinin gelecekteki kadrolarını eğitmek için yararlanması gereklidir.
      Gerillanın oluşum süreci, insanların bilinçlerine ve onurlarına yapılan sürekli bir çağrıdır. Che, devrimcilerin en duyarlı yanlarına seslenmeyi çok iyi bilirdi.
      Che tarafından birçok kez suçlanan Marcos, gerilla ordusundan onursuzca kovulacağım duyduğunda şöyle cevap vermişti: "Beni kurşuna dizin daha iyi." Sonra da hayatını kahramanca feda etti. Önceleri güvendiği, daha sonraları şu ya da bu nedenle kınamak zorunda kaldığı adamların tümü aynı biçimde davrandılar. Lider olarak son derece kardeşçe ve insanca davranmasına karşın, gerektiğinde sertleşmeyi ve büyük taleplerde bulunmayı da çok iyi biliyordu Che. Ne var ki, özellikle ve herkesten çok kendine karşı böyleydi. Che'nin disiplini, gerilla bilincine ve kendisinin oluşturduğu güçlü örneğe dayanırdı.
      Günlükte, Debray'den sık sık sözedilmektedir. Debray'e, Avrupa'da bir görev verilmişti, ama Che, için için onun gerillacılar (sayfa 6) arasında kalmasını istiyordu. Notlarda, bu devrimci yazarın tutuklanıp hapsedilmesinden Che'nin duyduğu büyük endişeyi sezebiliyoruz. Debray'le belirli bir anlaşmazlığa düşmüştü ve onun davranışları konusunda kararsızdı.
      Debray'in baskı aygıtının çarklarında yaşadığı serüveni, onu tutuklayanların ve işkencecilerin karşısında gösterdiği cesareti ve kararlılığını koruduğunu, Che kuşkusuz biliyordu. Öte yandan Che, Debray'in yargılanmasının politik öneminin altını çizmiş ve 3 Ekim'de öldürülüşünden altı gün önce, son derece gergin ve hırçın olayların ortasında şu notu düşmüştü: "Debray'in, provokatör bir öğrenciyle yaptığı cesur konuşmayı dinledik." Onun, yazara ilişkin son notu bu olmuştu.
      Küba devriminden ve bu devrimin gerilla hareketiyle ilişkisinden sıkça sözedildiği için, bazıları, Günlük'ü yayınlamakla, yankee emperyalistlerinin ve bunların müttefiği olan Latin Amerika oligarşilerinin eline, Küba'ya karşı abluka, tecrit ve saldırı planlan için kanıtlar verdiğimizi, onları kışkırttığımızı söyleyebilirler.
      Olayları böyle değerlendirenlere, yankee emperyalizminin dünyanın neresinde olursa olsun, cinayetlerini sürdürmek için hiçbir bahaneye gerek görmediğini, çünkü ülkemizde yayınlanan ilk devrimci yasayla birlikte Küba Devrimi'ni ezme çabalarına giriştiğini anımsatmak iyi olur; bunun açık ve bilinen bir nedeni de, emperyalizmin dünya gericiliğinin jandarması, karşı devrimin sistemli kışkırtıcısı ve yeryüzünde varlığını sürdüren en gerici ve en insanlık dışı toplumsal yapıların savunucusu olmasıdır.
      Devrimci hareketle dayanışma bir bahane sayılabilir, ama asla bir yankee saldırısına neden olmayacaktır: Bu bahaneyi yaratmamak için uluslararası dayanışmayı yadsımak, çağımızdaki toplumsal devrimlerin enternasyonalist kimliğine bütünüyle yabancı, gülünç bir devekuşu siyasetidir. Devrimci hareketle dayanışmadan kaçınmanın anlamı, yankee emperyalizminin eline koz vermemek değil, gerçekte emperyalizmle ve onun dünya egemenliği ve dünyayı köleleştirme siyasetiyle dayanışma içine girmektir. (sayfa 7)
      Emperyalizmin ve sömürgeciliğin yüzyıllar boyunca egemenlik altına alıp sömürdüğü bütün ülkeler gibi, ekonomisi az gelişmiş, küçük bir ülke Küba. Birleşik Amerika kıyılarına uzaklığı yalnızca 90 mil ve egemenlik alanı içinde yankeelerin bir deniz üssü bulunmakta. Küba, toplumsal ve ekonomik gelişiminde sayısız engelle karşı karşıya. Devrimin zaferinden bu yana, ülkemiz, birçok tehlikeye maruz kaldı. Fakat devrimci çizgimizin sapmazlığının beraberinde getireceği güçlükler bizi sarsamayacak, emperyalizm bize boyun erdiremeyecektir.
      Devrimci açıdan bakıldığında, Che'nin Bolivya Günlüğü'nün yayınlanması konusunda başka seçenek yoktur. Günlük, Barrientos'un eline geçmiş, o da birer kopyasını hemen CIA'ye, Pentagon'a ve ABD hükümetine iletmiştir. CIA'ya yakın gazeteciler, bu belgeyi, daha Bolivya'dayken ele geçirmişler ve "şimdilik" yayınlamamak üzere anlaşarak fotokopisini çıkarmışlardır.
      Barrientos hükümeti ve yüksek askeri şeflerinin, bu günlüğün yayınlanmasını istememeleri için yeterli nedenleri vardı; çünkü Günlük, ordularının güçsüzlüğünü ve birkaç haftalık bir savaşta ikiyüzden fazla silahı ellerinden alan kararlı gerillacılardan oluşmuş bir grubun kendilerini yenilgiye uğrattığını açığa vurmaktaydı.
      Bunun dışında Che, Barrientos rejimini öylesine gerçeğe uygun sözlerle anlatır ki, artık bunu tarihten söküp atmak olanaksızdır.
      Öte yandan emperyalizmin de kendine göre nedenleri vardır: Che ve ortaya koyduğu olağanüstü örnek, her geçen gün güçleniyor, düşünceleri, fotoğrafı, adı; ezilen ve sömürülenlerin haksızlığa karşı mücadelesinde bayraklaşıyor, öğrenciler ve aydınlar arasında giderek büyüyen bir hayranlık uyandırıyor.
      Birleşik Amerika'da bile, zenci hareketiyle sayıları her geçen gün biraz daha artan ilerici öğrenciler, Che'yi benimsiyor. Yurttaşlık hakları için ve Vietnam'ın işgaline karşı yapılan büyük gösterilerde, Che'nin resimleri mücadele simgesi olarak dalgalanıyor. Bir kişinin, bir adın, bir örneğin, bu kadar kısa bir zamanda ve böylesine güçlü bir tutkuyla şanlandırılmasına (sayfa 8) tarihte pek ender rastlanır ya da hiç rastlanmaz. Bunun nedeni, Che'nin, bugünün, giderek de yarının dünyasını belirleyen enternasyonalist düşünceyi, en katıksız ve en özverili biçimde temsil etmesidir.
      Geçmişte sömürgeci güçler tarafından ezilen, sömürülen, bugünse, yankee emperyalizmi tarafından son derece büyük bir yoksulluk ve azgelişmişlik içinde tutulan Kıta'dan başlayarak, emperyalizmin ve sömürgeciliğin metropollerine varıncaya kadar, devrimci mücadelenin evrensel simgesi durumuna gelen bu özgün kişilik giderek daha da yükselmektedir.
      Yankee emperyalistleri, bu örneğin gücünden ve onu tanıtabilecek herşeyden endişe duyuyor. Günlük'ün asıl değeri, olağanüstü bir kişiliğin canlı anlatımı olmasından kaynaklanır. Her günkü ateşlilik ve gerginlik içinde kaleme alınan gerilla dersi, halkları köleleştirenlerin ve onların paralı askerlerinin karşısında Latin Amerika insanının çaresiz olmadığının dinamit kadar tehlikeli, gerçek bir kanıtıdır. Günlüğün şimdiye kadar yayınlanmamasının nedeni budur.
      Kendilerine marksist, komünist ve benzeri adlan yakıştırmalarına karşın, Che'yi, yanılgı içinde bulunan bir serüvenci, en olumlu değerlendirmeyle, ölümüyle Güney Amerika'daki silahlı mücadelenin sonlanacağı bir idealist olarak damgalamaktan çekinmeyen sözde devrimciler, oportünistler ve her türlü riyakârlar da Günlük'ün yayınlanmamasından yanalar. "Bu düşüncenin en büyük savunucusu, deneyimli gerillacı Che bile, gerilla savaşında öldürüldüğüne ve başlattığı hareketin Bolivya'yı kurtarmadığına göre, bu onun ne kadar yanıldığını gösterir, " diyorlar. Bu alçaklardan kimbilir kaç tanesi, görüş ve tavırlarının emperyalizm ve en gerici oligarşilerle uyum içinde olmasından yüzleri kızarmadan, Che'nin ölümüne sevindiler.
      Başka bir çizgi için bütünüyle yetersiz olduklarından -daha sonra anlaşılacağı gibi- gerçekte, gerilla gruplarını yoketmek, devrimci çalışmaları yavaşlatmak ve gülünç politik gönişlerini örtülü biçimde benimsetmek amacıyla, tayin edici silahlı mücadeleye katılıp gerillacılık oynamaktan çekinmeyen bu kişiler, kendilerini ya da hain yöneticileri bu yoldan haklı çıkarmaya (sayfa 9) çabalıyorlar. Bir de savaşmak istemeyenler, hiçbir zaman halk ve onun kurtuluşu için savaşmayacak olanlar, devrimci düşünceleri, kitleler açısından içerikten yoksun, anlamsız, dogmatik afyon haline sokarak karikatürleştirenler, halkın mücadele örgütlerini, Kıta'nın sömürülen halklarının gerçek çıkarlarından çok uzak bir politikanın savunma araçlarına dönüştürenleri böylelikle doğrulamaya çalışıyorlar.
      Che, gerilla süreci içinde ölümünü doğal ve olası görüyor, özellikle son yazılarında, bunun Latin Amerika'da devrimin kaçınılmaz ilerleyişini durduramayacağına işaret etme uğraşı veriyordu. Tricontinental'e gönderdiği mesajında şu düşünceyi ileri sümıüştü: "Tüm eylemimiz emperyalizme karşı bir savaş narasıdır ve insanlığın en büyük düşmanı Kuzey Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı, halkların birliğine bağlıdır. Sloganlarımız, kulaktan kulağa yayılacaksa, silahlarımızı kavramak için başka eller uzanacaksa, başka insanlar mitralyöz sesleri ve yeni savaş naraları arasında cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, sefa geldi."
      Che, hayatını hiçe sayarak, kendini devrimin bir neferi olarak görüyordu. Bolivya da sürdürdüğü mücadelenin son bulmasıyla, onun düşüncelerinin başarısızlığa uğradığını savunanlar, aynı basit görüşle, eserlerini sonuçlandıramamış ve çabalarının ûrününü görememiş olan marksizmin kurucularıyla birlikte bütün büyük devrimci düşünür ve öncülerin düşüncelerini de reddedebilirler.
      Ne Marti ve Maceo'nun çatışma sırasında ölmeleri -ki bunu kurtuluş savaşı sonuna yaklaşırken yankee istilasının mücadeleyi kesintiye uğratması izlemiştir- ne de emperyalist ajanlar tarafından katledilen Julio Antonio Melle gibi sosyalist devrimin hayranlık uyandıran savunucularının ölümü, yüzyıl önce başlayan bir gelişimin zaferini önleyebilmiştir. Artık hiç kimse davanın derin anlamından, kübalı devrimcileri her zaman esinlendirmiş olan bu öncülerin mücadele tarzından ve temel düşüncelerinin geçerliliğinden kuşku duyamaz.
      Che'nin günlüğündeki notlardan, başarı olanaklarının ne kadar gerçek ve gerilla savaşının hızlandırıcı gücünün ne kadar (sayfa 10) olağanüstü etkin olduğu görülebilir. Bolhya'daki rejimin çökme tehlikesi ve güçsüzlük belirtileri gösterdiği bir anda, Che şöyle yazıyordu: "Yönetim hızla çözülmekte. Şu anda yüz adamımızın daha olmaması ne kadar acı."
      Che, Küba deneyinden, küçük gerilla grubumuzun kaç kez yokolmanın eşiğinden döndüğünü biliyordu. Yalnızca rastlantılar ve savaşın önceden saptanamayan yön değiştirmeleri nedeniyle olasıydı bu. Ama bu durum, birilerine, çizgimizin yanlış olduğunu düşünmek ve devrimi kesintiye uğratmak amacıyla halklara çaresizlik duygusu, aşılamak için gerekçe olabilir miydi? Tarihte çoğu kez, devrimci gelişmelerden önce, bu gelişime ters hareketler görülür. Küba'da, Küba halkının silahlı mücadelesinin kesin zaferi, Moncada deneyiminden altı yıl kadar sonra gerçekleşmedi mi?
      Santiago de Cuba'daki Moncada Kışlası'na saldırı tarihi olan 26 Temmuz 1953'le "Granma" çıkartmasının gerçekleştirildiği 2 Aralık 1956 günü arasında geçen zaman içinde birçok kişi, Küba'da, iyi silahlandırılmış modern bir orduya karşı devrimci savaşın başarısını olanaklı görmüyordu. Bir avuç savaşçının eylemleri tümüyle yanılgı içinde bulunan idealistlerin ve hayalcilerin düşü olarak küçümsenmekteydi. 5 Aralık 1956'da deneyimsiz gerilla müfrezesinin, uğradığı ağır yenilgi sonucu darmadağın olması, bu kötümser kehanetleri tümüyle doğrular gibiydi. Ne var ki, yalnızca yirmibeş ay sonra, sözkonusu müfrezeden geri kalanlar, aynı orduyu yoketmek için gerekli güce ve deneyime erişmişlerdi.
      Her zaman ve her yerde savaşmamak için yığınla bahane bulmak kolaydır, fakat özgürlüğe asla kavuşmamanın tek yolu da budur zaten. Che, düşüncelerinin gerçekleştiğini göremedi, ama düşüncelerini, dökülen kanıyla pekiştirdi. Onu eleştiren sözümona devrimcilerse, korkakça politikaları, sürgit eylemsizlikleri içinde budalalıklarının nasıl açığa çıktığının şaşkınlığını yaşamaya mahkûmdurlar.
      Günlük'te görüleceği gibi, Latin Amerika'da her geçen gün daha da tipikleşen devrimci örneklerden biri olan Bolivya Komünist Partisi'nin sekreteri Mario Monje'nin, Bolivya'da, (sayfa 11) Che'nin karşısında, hareketin politik ve askeri yönetimi konusunda hak iddia etmesi dikkate değerdir. Bu nedenle, partideki görevini bırakmaya hazır olduğunu bile söylemişti. Demek ki, bulunduğu mevki onun böyle bir ayrıcalık istemesine yetiyordu.
      Mario Monje'nin gerilla konusunda elbette ki hiçbir deneyimi yoktu, hiçbir çarpışmaya katılmamıştı. Öte yandan, ben komünistim dediği halde, Latin Amerika 'daki ilk kurtuluş savaşı öncülerinin aştığı kaba ve maddi şovenizmden kopmakla bile yükümlü saymıyordu kendisini.
      Bu kıtada anti-emperyalist savaşın yönetimini böyle anlayan bu "komünist önderler", fetih döneminde avnıpali sömürgeciler tarafından tutsak edilen yerlilerin entemasyonalist düzeyini bile aşamamışlardı.
      Bir ülke ki, ikisi de venezüelalı olan ilk kurtarıcılarının onuruna "Bolivya" adını taşıyor, başkenti "Sucre" diye anılıyor, davası, dar, yapay ve aynca haksız biçimde çizilen sınırlanın aşıyor; halkı kesin kurtuluşu uğruna gerçek bir devrimci devin politik, örgütsel ve askeri yeteneklerinin emrine giriyor; bu ülkenin Komünist Partisi'nin lideriyse, utanç verici, gülünç ve haksız talepleri geçerli kılmaya çalışmaktan başka birşey yapamıyor...
      Bolivya, denize açılmadığı için, acımasız bir ablukayla karşı karşıya kalmak istemiyorsa, herhangi bir ülkeden daha çok, komşularının devrimci zaferine ihtiyacı vardır. Son derece büyük saygınlığı, deneyimi ve yeteneğiyle Che, bu gelişimi hızlandırabilecek tek adamdı.
      Che, Bolivya Komünist Partisi'ndeki bölünmeden önce, yönetici ve militanlarla ilişki kurarak, Güney Amerika'daki devrimci hareket için yardım istemişti. Bu militanlardan bazıları, partilerinin onayıyla, birkaç yıl onunla birlikte çeşitli görevlerde çalışmış kişilerdi. Bölünme sırasında kritik bir durum ortaya çıktı, çünkü her iki grupta da kendisiyle birlikte çalışan partililer vardı. Fakat Che, Bolivya'daki mücadeleye ayrı bir hareket olarak bakmıyor, onu, kısa sürede Güney Amerika'nın öteki ülkelerine yayılacak devrimci kurtuluş hareketinin bir parçası (sayfa 12) olarak görüyordu. Emperyalizmin boyunduruğu altındaki Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkeleri halklarının kurtuluşu için mücadele etmek isteyen herkesin katılabileceği, sekterlikten uzak bir hareket örgütlemeyi planlıyordu. Ne var ki, gerilla üssünün hazırlık evresi, önemli ölçüde, bölünme sırasında Monje'nin grubunda kalmış değerli ve alçakgönüllü kişilerin yardımına bağlıydı. Che, temel olarak bu kişilere saygısından ötürü, Monjeye kesinlikle sempati duymamasına karşın, onu birleşmeye davet etmişti. Daha sonra, maden işçilerinin lideri ve politikacı Moises Guevara'yla da görüştü. Moises Guevara, yeni bir örgütün oluşumuna katılmak için Parti'yle bağlarını koparmış, daha sonraysa, Oscar Zamora ile anlaşmazlığa düştüğünden bu örgütten de ayrılmıştı. Bir başka Monje olan Oscar Zamora, Che'ye, Bolivya'da silahlı gerilla mücadelesinin örgütlenmesi için çalışacağına sözvermiş, daha sonra, bütün yükümlülüklerini yadsıyarak, eylem anı geldiğinde korkakça bir kenara çekilmişti. Che'nin ölümünden sonraysa "marksizm-leninizm" adına O'nu en sert eleştirenlerden biri olmuştu. Moises Guevara, Che'nin Bolivya'ya gelmeden önceki önerisine uyarak, duraksamaksızın ona katıldı. Che'yi destekledi ve devrimci dava uğruna hayatını kahramanca feda etti.
      O zamana kadar Monje'nin örgütünde kalmış olan bolivyalı gerillalar da aynı biçimde davrandılar. Daha sonraları, değerli ve cesur savaşçılar olduklarını kanıtlayan Inti ve Coco Peredo'nun önderliğinde Monje'den ayrılıp Che'ye bütün güçleriyle omuz verdiler. Ne var ki, Monje bu sonuçtan hoşnut değildi, gerillaya katılmak isteyen, savaşmaya hazır, iyi eğitilmiş komünistleri La Paz'da tutarak, hareketi boykot ediyordu. Bu olaylar, gelişimleri, yetersiz, ikiyüzlü ve düzenbaz yöneticiler tarafından engellenen, savaş için gerekli bütün yeteneklere sahip insanların devrimci saflarda varolduğunu gösteriyor.
      Che, mevki, rütbe ya da şan ve şerefle ilgilenmeyen bir insandı. Fakat, kıtadaki yaklaşık bütün ülkelerin ekonomik, politik ve toplumsal durumu gözönüne alındığında, Latin Amerika halklarının kurtuluşu için temel eylem biçimi olan devrimci gerilla savaşında, siyasi ve askeri komutanın tek bir elde toplanması, mücadelenin rahat ve bürokratik yazıhanelerden değil, (sayfa 13) gerilla tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu konuda ödün ver/neyi, gelişerek Güney Amerika'da yaygın bir mücadeleyi başlatacak olan bir gerilla birliği çekirdeğinin yönetimini, kısır fikirli, şovenist görüşlü, deneyimsiz bir şaşkına bırakmayı kabul etmiyordu. Che, çeşitli Latin Amerika ülkelerinin devrimci unsurlarına bulaşan bu şovenizme, bu gülünç, sığ ve gerici düşüncelere karşı mücadele edilmesinin zorunluluğunu vurguluyor, Tricontinental'e gönderdiği mesajda şöyle diyordu: "Gerçek proleter enternasyonalizmini yaratacak olan, altında dövüştüğümüz bayrak, insanlığın kurtuluşu kutsal davası olmalı. O nedenle, yalnızca bugün silahlı mücadeleye sahne olan ülkelerden sözedersek Vietnam, Venezuela, Guetamala, Laos, Gine, Bolivya bayrağı altında ölmek... bir amerikalı, asyalı, af/ikalı hatta, bir avnıpah için aynı biçimde onurlu ve arzu edilirdir. İnsanın, bayrağı altında doğmadığı bir ülkeye akıttığı her damla kan, orada hayatta kalan her kişinin, daha sonra, kendi ülkesinde vereceği kurtuluş mücadelesi için bir deney; bir halkın kurtuluşu, başka bir halkın kurtuluş mücadelesinde kazanılmış bir aşamadır."
      Bunun ötesinde Che, gerilla birliklerinde çeşitli Latin Amerika ülkelerinden savaşçılar olması gerektiğini düşünüyordu. Bolivya'da gerilla savaşı, eğitimlerini çarpışmalarda geçirecek devrimciler için bir okul olmalıydı. Bu görevde kendisine yardımcı olacak, bolivyalılarla birlikte, yeteneklerini, cesaret ve fedakârlıklarım bildiği, hemen hepsi, Küba devrimci savaşından, Sierra Maestra'dan arkadaşı olan, deneyim sahibi, küçük bir gerilla grubunun yanında olmasını istiyordu. Bunların arasından hiçkimse onun isteğini geri çevirmedi, hiçkimse onu terketmedi ve hiçkimse teslim olmadı.
      Che, Bolivya'daki mücadelesini, sözcüğün tam anlamıyla ona özgü olan, üstünlük, soğukkanlılık ve örnek bir tutum içinde sürdürdü. Onun, üstlendiği görevin öneminin bilincinde olarak, her zaman, kusursuz bir sorumluluk duygusuyla davrandığı söylenebilir. GünVak'üne de not ettiği gibi, gerillacıların savsakçı davrandığı durumlarda onları hemen uyarır ve eğitirdi.
      Karşısında olumsuz etkenler inanılmaz biçimde birleşmişti. (sayfa 14) Gerillanın, içlerinden bazıları hasta ya da iyileşme devresinde olan değerli kişilerden oluşan bir kolunun -birkaç günlük diye düşünülmüştü- ayrılmasından sonra, son derece engebeli bir arazide birbirlerini yitirmeleri sonucu ortaya çıkan kopukluk aylar boyu sürmüş ve Che'nin kuvvetleri, arama yapmakla uğraşmıştı. Bu sırada Che, ağır astım krizleri geçiriyordu. Aslında hastalığını basit ilaçlarla kolayca kontrol altında tutabiliyordu, ama ilaç yokluğu hastalığı korkunç bir düşman haline getirmişti, ilerisini düşünerek gerilla birliği için binbir güçlükle sağladığı ilaçlar, düşman tarafından bulunup gaspedilince, çektiği ıstırap çok ciddi bir soruna dönüşmüştü. Bu durum, Ağustos sonunda bağlantısının koptuğu gerilla birliğinin yokedilmesiyle birlikte, daha sonraki olayların gelişiminde büyük ölçüde etkili olmuştu. Ancak, çelik iradesiyle Che, fiziksel acılarını yendi, hareket yeteneği ya da mücadele azmi bir an bile azalmadı.
      O, Bolivya köylüleriyle geniş çapta ilişki kurmuştu. Onların zihniyetine yabancı olmadığı için bu köylülerin olağanüstü kuşkucu ve dikkatli karakteri Che'yi şaşırtmadı. Daha önce başka vesilelerle onlarla ilişkisi olduğundan, davasını kazanmak için, uzun, zor ve sabırlı bir çalışma gerektiğini biliyor, fakat zamanla onları davaya kazanacağından kuşku duymuyordu. Olayların gelişimi dikkatlice izlenirse, Eylül'de -ölümünden bir kaç hafta önce- adamların sayısı çok azaldığında bile, gerillanın gelişme yeteneğini hâlâ koruduğu, İnti ve Coco Peredo kardeşler gibi bazı bolivyalı kadroların, önder olarak sivrildikleri göndür. Higueras'da kurulan pusu, onlan, çaresiz bir durumna düşürmüştü. Ordunun, Che'nin yönettiği birliğe karşı tek başarılı hareketi buydu. Gerilla birliğinin öncüleri yokedilmiş, ötekiler arasından da bazıları yaralanmıştı. Politik gelişimi daha yüksek bir bölgeye gündüz vakti gelmişlerdi. Bu, Günlük'te yer almayan, ama olayın tanıklarından bildiğimiz bir gerçektir. Günlerce izledikleri bir rotada, günışığında ilerlemek kuşkusuz tehlikeliydi, çünkü ilk kez geçtikleri bir bölgenin halkıyla onları kaçınılmaz olarak sıkı ilişkiye sokuyordu. Ordunun onlan herhangi bir noktada yakalayacağı kesindi. Bu durumun tümüyle bilincinde olan Che, fiziksel bakımdan çok kötü durumda bulunan (sayfa 15) doktora (El Medico) yardım etmek için tehlikeyi göze almaya karar vermişti.
      Pusuya düşmeden biraz önce şöyle yazıyordu: "Pujioya vardık, ama orada bizi önceki güngörmüş insanlar var. Fısıltı gazetesi burada olduğumuzu bildirmiş olmalı. Katırlarla yolculuk etmek giderek tehlikeli bir hal alıyor, fakat ben, çok zayıf düştüğü için, El Medico'nun olanaklar elverdiğince rahat yol almasına çalışıyorum."
      Bir gün sonraysa şunları yazıyordu: "Saat 13.00'te öncü güç, Jagüey'e ulaşmak için harekete geçti. Orada katırlar ve doktor hakkında karara varılacak." Yani Che, bu rotayı terkedip gerekli önlemleri alabilmek için hasta konusunda bir çözüm yolu aramaktaydı. Gel gör ki, o öğleden sonra, öncü güç Jagüey'e yarmadan önce, grubu, içinden çıkılmaz dununa sürükleyen uğursuz pusuya düştüler. Bir gün sonra Che, Yuro Geçiti'nde son çarpışmasını yapıyordu.
      Bir avuç devrimci tarafından gerçekleştirilen bu başarı son derece etkileyiciydi. Yalnızca gerilla savaşını sürdürdükleri çevredeki düşmanca doğa koşullarına karşı verdikleri mücadele bile, eşi-benzeri görülmemiş bir kahramanlık sayfasıdır. Latin Amerika halklarının sınırsız devrimci yeteneğinin uyandınlabileceğine mutlak inançları, özgüvenleri ve bu göreve kendilerini adayışlarındaki kararlılık, bize, bu adamların gerçek büyüklüklerini göstermektedir.
      Che, Bolivya'da gerillacılara bir kez şöyle demişti: "Mücadelenin bu türü bize, insan soyunun en üst aşaması olan devrimciliğe erişme olanağı veriyor, ama aynı zamanda, eksiksiz insan olmamızı sağlıyor. Bu aşamalara ulaşamayacak olanlar hemen söylesin ve mücadeleyi bıraksın."
      Onunla birlikte sonuna kadar mücadele edenler bu onurlu nitelikleri elde ettiler. Onlar, bugün tarihin gerçekten zor ve çetin bir görev için çağırdığı bir insan ve devrimci tipini simgeliyorlar. Bu görev, Latin Amerika'nın devrimci dönüşümüdür.
      İlk bağımsızlık mücadelesinde öncülerin karşısındaki düşman, çöküş halindeki sömürgeci güçtü. Bugünse devrimcilerin karşısında düşman olarak emperyalist kampın en modern teknik (sayfa 16) ve endüstriyle donanmış en güçlü kalesi var. Bu düşman, halkın daha önceki orduyu yoketmesinden sonra, yeni bir Bolivya ordusu örgütleyip silahlandırmakla kalmamış, gerillalara karşı savaş için hemen silah ve askeri danışman yardımı da yapmıştır. Emperyalizm aynı biçimde, bu kıtanın baskıcı güçlerine askeri ve teknik yardımda bulunmaktadır. Bunların yetmediği koşullardaysa, Santa Domingo'da yaptığı gibi, doğrudan doğruya askeri birlikleriyle saldırmaktadır.
      Bu düşmana karşı mücadele etmek için Che'nin sözünü ettiği tipten devrimciler ve adamlar gerekir. Onlar gibi devrimci olmaksızın, onlar gibi büyük zorlukların üstüne yürüme cesareti göstermeksizin, onlar gibi her an ölmeye hazır olmaksızın, onlar gibi davanın haklılığına ve halkların yenilmez gücüne derinden ve sarsılmaz biçimde inanmaksızın, askeri teknik ve ekonomik kaynaklarıyla tüm dünyaya kendini kabul ettiren yankee emperyalizmi gibi bir güç karşısında, bu kıtadaki halkların kurtuluşuna ulaşılamaz.
      Ülkelerinde egemen olan dev siyasal üstyapının, çoktan beri, yaklaşık ikiyüz yıl önce kundan o cerınet cumhuriyet olmadığını yavaş yavaş kavramaya başlayan Kuzey Amerika halkının kendisi de, giderek artan ölçüde, akıldışı, yabancılaşmış, insanlık dışı ve vahşi bir sistemin ahlaki barbarlığı altında eziliyor. Bu sistem, Amerikan halkından, saldırı savaşları, politik cinayetler, ırk ayrımcılığı, insanların acımasızca ayaklar altında çiğnenmesi, dörtte üçü azgelişmiş ve aç olan bu dünyada, ölçüsüz, gerici, baskıcı bir askeri aygıt uğruna ekonomik, bilimsel zenginliğin ve insan kaynaklarının iğrenç biçimde saçılıp savrulması için, her geçen gün daha çok fedakârlık istiyor.
      Yalnız ve yalnız Latin Amerika'nın devrimci dönüşümü, Birleşik Amerika halkına, bu emperyalizmle hesaplaşmak hakkını verecektir. Aynı zamanda, Kuzey Amerika halkının, emperyalist politikaya karşı giderek güçlenen mücadelesi, Latin Amerika 'daki devrimci hareketin belirleyici bir müttefiki olacaktır.
      Eğer yerkürenin bu bölümü, köklü bir devrimci dönüşüm geçirmezse, bu yüzyılın başından beri hızla sanayileşen, aynı (sayfa 17) zamanda toplumsal dinamik ve ekonomi yasaları sayesinde, büyümesi dev boyutlara ulaşan güçlü ulusla, Amerika kıtasının balkanlaştırılmış geri kalan bölümünde, feodal oligarşiler ve onların gerici ordularının boyunduruğu altında bulunan güçsüz ve gelişimleri durtnuş ülkeler grubu arasındaki dev uçurum giderek büyüyecek, bugün, ekonomi, bilim ve teknik alandaki farklılık, yirmi ya da daha fazla yıl sonra, emperyalist yapının Latin Amerika halklarına dayatacağı muazzam eşitsizliğin yanında önemsiz kalacaktır.
      Bu yol izlenirse, daha yoksul, daha güçsüz, daha bağımlı ve emperyalizme daha da kul köle olmak zorunda kalacağız. Bu karamsar tablo, Afrika ve Asya'nın geri kalmış ülkeleri için de aynen geçerlidir.
      Ortak pazarları ve uluslarüstü bilimsel kuruluşları olmasına karşın, Avrupa'nın sanayileşmiş ve gelişmiş ulusları, geri kalma olasıtığı karşısında huzursuzlandıklarına ve yankee emperyalizminin ekonomik sömürgelerine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarına göre, böyle bir durumda, Latin Amerika halklarının geleceği ne olabilir?
      Kuşkusuz halklarımızın kaderini etkileyen bu gerçek ve tartışma götürmez durum karşısında, eyleme geçme yeteneğinden yoksun hangi liberal, reformist burjuva ya da sözde devrimci sahtekar, bağımlı olduğumuz, özellikle Birleşik Amerika'ya bağımlılığımızın giderek arttığı, sanayileşmiş bir dünya karşısında, yüzyılların günden güne büyüyen, ekonomik ve bilimsel teknik geri kalmışlığını ortadan kaldırarak, dünyanın bu bölümünü ileriye götürmek için maddi, manevi ve insani güçleri birleştirebilecek derin ve etkili bir devrimci dönüşümün zorunluluğundan başka bir cevap verebilir. Eğer herhangi biri oligarkları, despotları ve politikacıları, yani yankee uşaklarını, yani efendileri silip süpüren ve bunu koşulların gerektirdiği gibi olabildiğince çabuk gerçekleştiren Che'nin geliştirdiği yoldan başka, bizi, o noktaya ulaştırabilecek sihirli bir formül biliyorsa, elini kaldırsın da Cheye karşı ortaya çıksın.
      Gerçekte, ezici çoğunluğu ne yazık ki yoksul olan, yaşama hakkı, kültürden ve uygarlıktan yararlanma hakkı elinden alınan (sayfa 18) Latin Amerika halklarını oluşturan 300 milyon insan -bu sayı yirmibeş yıl sonra 600 milyona ulaşacak- için hiçkimsenin onurlu bir cevabı ve kararlı bir eylemliliği olmadığından, en uygunu, susmak olacaktır. Che'nin tavrı karşısında, onunla birlikte, düşüncelerini cesaretle savunarak düşenlerin tavrı karşısında, susmak. Bir kıtayı kurtarmak gibi soylu bir düşüncenin harekete geçirdiği bu bir avuç insanın yarattığı destan, iradenin, kahramanlığın ve insanın büyüklüğünün en yüksek kanıtı olarak kalacaktır. Bu, bilinçleri aydınlatacak, Latin Amerika halklarının mücadelesine yol gösterecek bir örnektir, çünkü Che'nin çağrısı, uğruna hayatını verdiği yoksullara ve sömürülenlere ulaşacak, kesin kurtuluşlarını gerçekleştirmek için sayısız el silahları kavrayacaktır.
      Che, son satırlarını 7 Ekim 'de yazdı. Bir gün sonra, saat 13.00 sularında, dar bir geçitte kuşatmayı yarmak için geceyi beklerken, büyük bir düşman ordusu saldırıya geçti. O sırada gerilla birliğini oluşturan az sayıdaki insan, karanlık basana kadar tek başlarına, sel çukurunda ve geçidin üst sırtlarında gizlenerek, kendilerini kuşatıp saldırıya geçen, sayıca üstün askerlere karşı kahramanca savaştılar. Che'nin yanında çarpışanlardan bugün hayatta olan kimse yok. Sağlık durumunun kötülüğünden daha önce söz edilen doktorla, yine sağlığı iyi olmayan bir perulu gerilla, Che'nin yanında olduğundan, herşey, yaralandığı ana kadar, onun, bu arkadaşlarının daha güvenlikli bir yere çekilmelerini sağlamak için, elinden gelen herşeyi yaptığını göstermektedir. Doktor bu çatışmada değil, birkaç gün sonra, Yuro Geçidi'nde öldürülmüştür. Dik, engebeli ve kayalık arazi, gerillacıların birbirlerini görmelerini zorlaştırıyor, hatta bazen olanaksız kılıyordu. Che'den birkaç yüz metre ötede, geçidin öteki ucunda, savunma konumunda bulunanlar -aralarında İnti Peredo da vardı- saldırıya karanlık basıncaya kadar karşı koydular ve sonra düşmandan uzaklaşarak, daha önce kararlaştırılan toplanma noktasına ilerlemeyi başardılar.
      Che'nin, yaralandıktan sonra da, M-2 tüfeğinin namlusu bir kurşunla kullanılmaz duruma gelinceye kadar çarpıştığı kesin olarak saptanmıştır. Üstündeki tabancanın mermisi bitmişti. Bu inanılmaz koşullar, onun neden canlı ele geçtiğini gösterir. (sayfa 19) Bacaklarından aldığı yaralar, yardımsız yürümesini olanaksız kılıyordu, ama öldürücü değildi.
      Higueras köyüne getirildikten sonra, yaklaşık yirmidört saat daha yaşadı. Kendisini ele geçirenlerle tek bir sözcük konuşmaya yanaşmadı. Hakaret etmeye yeltenen bir subayın suratının tam ortasına yumruğunu indirdi.
      Barrientos, Ovanda ve öteki yüksek rütbeli subaylar, La Paz'da yaptıkları toplantıda, onu, hunharca öldürme kararı aldılar. Bu alçakça karamı, Higueras köyünün okulunda nasıl uygulandığı, ayrıntılarıyla biliniyor. Yankeelerce eğitilen Binbaşı Miguel Ayoroa ve Albay Andres Selnich, öldürme görevini assubay Mario Teran'a verdiler. Assubay son derece sarhoş bir halde eve girdiğinde, Che, biri bolivyalı diğeri perulu olan iki gerillayı öldüren silah seslerini duymuştu. Celladının bocaladığını görünce, kesin bir dille: "Hadi ateş et, korkma!" dedi. Dışarı çıkan assubay, komutanları Ayoroa ve Selnich'ten yeniden öldürme emri alınca, içeri girdi ve makineli tüfeğinin kurşunlanın Che'nin üzerine boşaltarak buyruğu yerine getirdi. Che'nin çarpışmadan birkaç saat sonra öldüğü bildirildiğinden, emri uygulayanlara, büyük yaralar açılmaması için, kafasına ve göğsüne ateş etmemeleri söylenmişti. Bu, Che'nin can çekişmesinin, sarhoş bir başçavuş, Che'nin sol yanından öldürücü kurşunu atana kadar, zalimce uzatılmasına yol açtı. Bu tutum, tutsak aldığı bolivyalı subay ve askerlerin hayatlarına karşı onun gösterdiği özenle tam bir karşıtlık içindedir.
      Che'nin, aşağılık düşmanlarının elinde geçirdiği son saatlerinin çok acı olduğu kesin. Ancak, hiç kimse, bu sınava Che kadar hazırlıklı olamazdı.
      Bu Günlük'ün elimize nasıl geçtiğini açıklamamız şimdilik olanaksız. Ancak, herhangi bir maddi karşılığın rol oynamadığını söylemek yeter. Günlük, Che'nin, Nacahuasu'ya geliş tarihi olan 7 Kasım 1966'dan Yuro Geçidi'ndeki çarpışmadan bir gün önce, yani 7 Ekim 1967ye kadar olan bütün notları içermektedir. Henüz elimize geçmeyen birkaç sayfa var, ancak bu sayfalar pek önemli olayların gerçekleşmediği günlere ilişkin olduğu için, içeriğin bütünselliğini etkilemiyor. (sayfa 20)
      Belgelerin doğruluğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmamasına karşın, bütün fotokopiler, gerek doğruluğunu denetlemek, gerekse, ne kadar küçük olursa olsan herhangi bir olası değişikliği saptayabilmek için titizlikle incelendi. Notlar, bugün hayatta olan bir başka gerillacının günlüğüyle karşılaştırıldı ve ikisinin bütün noktalarda çakıştığı görüldü. Ayrıca, bugün yaşayan ve tek tek olayların tanığı olan bazı gerillacıların anlattıkları da notların doğrulanmasına yardımcı oldu. Söz konusu fotokopilerin, Che'nin günlüğüne ait olduğu böylece saptandı.
      Bu küçük ve okunaksız yazıyı çözmek zor bir işti. Bu çalışma, Che'nin hayat arkadaşı Aleida March de Guevara'nın eşsiz yardımıyla gerçekleşti.
      Bu Günlük, Fransa'da François Maspero Yayınevi, İtalya'da Feltrinelli Yayınevi, Federal Alman Cumhuriyeti'nde Trikont Yayınevi, Birleşik Amerika'da Rampart's dergisi, Fransa'da ispanyolca olarak Ediciones Ruedo İbérico, Şili'de Revista Punto Final dergisi, Meksika'da Siglo XXI Yayınevi tarafından ve bazı başka ülkelerde, aynı zamanda yayınlanacaktır.

      Her zaman zafere kadar!
      Hasta la Victoria Siempra!









GERİLLA GÜNLÜĞÜ


     

-1-
      KASIM 1966
     

7 Kasım

      Bugün yeni bir dönem başlıyor. Çiftliğe gece vardık. Yolculuk iyi geçti sayılır. Pachungo[
1] ve ben, kılığımızı iyice değiştirip, Cochabamba'dan geçtik. Orada gerekli bağlantıları kurduktan sonra iki gün sürecek bir yolculuğa çıkmak üzere ciplere atladık.
      Çiftliğin yakınında arabaları durdurduk. Ve faaliyetlerimizin belki de kokain yapımıyla ilgili olacağım fısıldayan komşu mülk sahibinin kuşkusunu uyandırmamak için, bunlardan yalnızca birine binip oraya vardık. Tuhaf şey, grubun kimyageri olarak hep Tumaini'yi[2] gösteriyorlar. Yol aladuralım, ikinci yolculuğumuz sırasmda kimliğimi yeni öğrenen Bigotes[3] az kalsın sel yatağına yuvarlanacakken cipini sel çukurunun kenarında durdurabilmiş. Yirmi km daha gittik ve geceyarısı çiftliğe vardık; Parti'den en az üç kişi bizi orada bekliyordu. (sayfa 25)
      Parti' nin tutumu ne olursa olsun, Bigotes bizlerle çalışmaya hazırdı, ama anlaşılan sevdiği ve saydığı Monje'ye sadık kalmaya da kararlı. Ona bakılırsa Rudolfo ve Coco aynı ruh hali içindeler; ama Parti'nin savaşmaya karar vermesini sağlamak gerekir. Bulgaristan'da bulunan ve bize yardım edecek olan Monje'nin gelişine değin Parti'ye birşey duyurmamasını söyledim; bu iki noktada anlaştık.
     

8 Kasım


      Bütün günü evden yaklaşık 100 metre uzakta bulunan derenin kıyısındaki makiliklerde geçirdik. Sokmamakla birlikte, çok rahatsız edici bir sivrisinek türü bize musallat oldu. Şimdiye değin yaguasa, jejen, marigui, sivrisinek ve sakırga gibi çeşitli böceklere rastladık.
      Bigotes, Arganaraz'ın yardımıyla cipi çıkardı ve domuz, tavuk gibi şeyler satınalmak üzere birlikte yola çıktılar.
      Bilgi vermek için volculuk sırasında başımızdan geçenleri yazmak niyetindeydim. Bu işi gelecek haftaya bıraktım, o zamana kadar ikinci grubun da bize katılmak üzere burada olacağını umuyoruz.
     

9 Kasım

      Yeni birşey yok. Tumaini ile çevreyi tanıyabilmek için Nacahuasu ırmağı boyunca ilerledik (pek ırmak da denemez, aslında bir dere) fakat kaynağına kadar çıkamadık. Kıyıları sarp kayalık ve bölgenin meskûn olmadığı belli. Uygun bir disiplin tutturulabilirse burada uzun süre kalınabilir. Öğleden sonra yağan bir sağanak bizleri makiden çıkıp eve sığınmaya zorladı. Bedenimden 6 sakırga ayıkladım.
     

10 Kasım

      Pachungo ve Pombo, bolivyah arkadaşlardan Serafin'le birlikte çevreyi tanımaya çıktılar. Bizden biraz daha uzağa gitmişler ve ırmağın dirsek çevirdiği bir yerde, uygun gibi görünen (sayfa 26) bir sel yatağı bulmuşlar. Dönüşte, evin çevresinde dolaşmışlar ve alış-verişe çıkanlarla birlikte dönen Arganaraz'ın şoförü onları görmüş. Onları şiddetle azarladım, yarın makiye taşınmaya ve kampı orada kurmaya karar verdik. Tumaini görünmekten çekinmiyor, onu zaten biliyorlar, çünkü o, kendini çiftlikte çalışan bir işçi olarak tanıtmıştı. Durum büyük bir hızla kötüleşiyor; bakalım adamlarımızın bize ulaşmasına olanak verecek mi? Ancak onlar geldikten sonra rahat edeceğim.
     

11 Kasım

      Geceyi, evin öbür yanındaki yeni kampımızda geçirdiğimiz bugün de, bir yenilik getirmedi.
      Sivrisinekler bir felaket, cibinlikli hamağa sığınıyoruz (cibinliği olan yalnızca benim).
      Tumaini, Arganaraz'ı ziyarete gitti, ondan tavuk, hindi filan satınaldı. Henüz herhangi bir kuşku uyandırmamış görünüyor.
     

12 Kasım

      Bugün de bir yenilik yok. İkinci grubun altı adamı geldikten sonra yerleşeceğimiz kamp yerini belirlemek için, kısa bir keşif yürüyüşüne çıktık. Seçtiğimiz yer, mezarlıktan birkaç yüz metre uzaktaki bir tepeciğin üstünde ve bir mağaraya yakın. Orasını, yiyecek ve malzememizi saklamak için, mahzen gibi kullanabiliriz. Bize katılacak olan, iki kişilik üç gruptan ilki, nerdeyse bize ulaşıyor olmalı. Dökülen saçlarım, seyrek da olsa uzamaya, akları sararıp kaybolmaya başladı; sakalım da uzuyor, İki aya varmaz, eski halimi alırım.
     

13 Kasım

      Pazar. Birkaç avcı, kampımızın yakınından geçiyor; bunlar Arganaraz'ın ırgatları. Genç ve bekar dağlılar, tam aradığımız gibi ve patronlarından da nefret ediyorlar. Bize, buradan (sayfa 27) 8 fersah ötede, dere boyunda evler ve içinde suyu olan bazı sel yatakları bulunduğunu söylediler. Bugün için hepsi bu kadar.
     

14 Kasım

      Kamp kuralı bir hafta oldu. Pachungo daha alışamamış gibi biraz hüzünlü görünüyor, ama artık kendisini toparlaması gerekir. Tehlikeli olabilecek eşyaları saklamak ve bir tünel açmak için bugün kazıya başladık. Bunu, dallardan kafesler altında gizleyecek ve nemden korumaya bakacağız. Birbuçuk metrelik delik kazıldı bile, tünele de başladık.
     

15 Kasım

      Dehliz içinde çalışıyoruz hep: Sabahleyin Pombo ve Pachungo, öğleden sonra Tumaini ve ben. Saat 6'da, çalışmaya son verdiğimizde 2 metre derinliği bulmuştu. Yarın bitereceğimizi, açıkta kalması tehlikeli olabilecek ne varsa oraya yerleştireceğimizi umuyoruz. Gece yağmur, plastik örtü kısa olduğundan hamağımı ıslattı ve beni kalkmaya zorladı. Yeni birşey olmadı.
     

16 Kasım

      Tünel bitti ve kamufle edildi. Şimdi yolu gizlemek gerekiyor; ne var ne yok taşıyoruz, yarın da girişi dallarla ve balçıkla tıkayacağız. 1 numarayla gösterdiğimiz tünelin planı 1 nolu belge arasında. Başka bir yenilik yok, yarmdan itibaren La Paz'dan gelecek haberleri rahatça bekleyebiliriz.
     

17 Kasım

      Tüneli, ev halkı için ele verici sayılabilecek eşyalar ve konserve olarak saklayacağımız yiyeceklerle doldurduk. Kamuflajı fena sayılmaz.
      La Paz'dan haber çıkmadı. Evdeki çocuklar, alış-veriş yaptıkları Arganaraz'la konuştular. Adam, kokain yapımına onların da katıldığını bir kez daha tekrarlamış. (sayfa 28)
     

18 Kasım

      La Paz'dan haber yok. Pachungo ve Pombo, sel yatağında bir keşfe daha çıktılar, ama dilediğimiz kamp yerinin burası olduğuna pek inanmıyorlar. Pazartesi bir de Tumaini ile gideceğiz. Arganaraz, yolu açmak için ırmaktan birkaç taş çıkarmaya geldi ve epeyce durdu. Burada kaldığımızı sezmediğini sanıyorum. Herşey tekdüzelik içinde geçiyor. Sivrisinek ve sakırgalar iltihaplı yaralar açmaya başladı. Şafakta, soğuk iyiden iyiye duyuluyor.
     

19 Kasım

      La Paz'dan haber alamadık. Burada da bir yenilik yok, zamanımız içerde geçiyor. Bugün cumartesi, yörede çok avcı var.
     

20 Kasım

      Marcos ve Rolando öğleyin geldiler. Şimdi 6 kişiyiz. Yolculuk ayrıntılarıyle anlatıldı. Haberi ancak bir hafta önce aldıkları için geç kalmışlar. En kısa yoldan, Sao Paulo'dan geçtikleri için ilk onlar gelmiş. Öteki dört kişiyi bir haftadan önce beklememeliyiz.
     
      Rodolfo onlarla gelmiş, çok beğendim. Herşeyle bağını koparmaya Bigotes'ten daha hazır görünüyor. Papi[4] emirleri hiçe sayıp ona ve Coco'ya benim de orada bulunduğumu söylemiş. Bu, otorite yönünden kıskançlığa yolaçıyor gibi. Manila'ya (Küba) yazdım ve bazı önerilerde bulundum (Belge I ve II). Papi'nin sorularına da cevap verdim. Rodolfo, geriye dönmek üzere, şafakla birlikte yola çıktı.
     

21 Kasım

      Genişleyen grubun ilk günü. Bardaktan boşanırcasrna yağmur yağdı. Yeni yerimize taşınırken sırılsıklam olduk. İşte artık yerleştik. Çadırımız bir kamyon örtüsüymüş, su alıyor, ama yine de biraz koruyor. Hamağımızla naylon örtüsü de (sayfa 29) yanımızda. Birkaç silah daha geçti elimize. Marcos'un bir Garand'ı var, Rolando'ya da depodan bir M-1 verilecek. Jorge bize katıldı ama evde kaldı, çiftliğin onarım işlerini gözetecek. Rodolfo'dan, güvenilir bir tarım uzmanı bulmasını, istedim. Burada kalışımızın olanaklar elverdiğince uzun sürmesi için her çareye başvuracağız.
     

22 Kasım

      Dere yatağını incelemek için Tuma, Jorge ve ben ırmak boyunu (Nacahuasu) izleyerek dolaştık. Dünkü yağmurdan sonra nehir tanınmaz hale gelmişti ve istediğimiz yere varmamız güç oldu. Ağzı iyice daralmış bir su akıntısı, gerekli şekilde düzenlenirse sürekli bir kamp yeri olmaya elverişli. Döndüğümüzde saat dokuzu geçiyordu. Burada bir yenilik yok.
     

23 Kasım

      Can sıkıcı bir ziyaret ya da bir incelemeye çıkan olursa, önceden haber alalım diye, çiftliğe hakim bir yerde, bir gözetleme yeri yaptık. İki kişi taramaya çıkacağına göre geridekilere üçer saatlik nöbet düşüyor. Pombo ve Marcos kamp yerimizden dere yatağına uzanan araziyi iyice taramışlar.
     

24 Kasım

      Pacho ile Rolando, sel yatağım incelemeye gittiler. Yarın dönecekler.
      Akşamüstü, Arganaraz'ın iki adamı "gezmeye çıkmışlar", bize de münasebetsiz bir ziyarette bulundular. Bunda bir gariplik yoktu, ama Antonio keşifçilerle gitti. Tuma, evdekilerdendi, o da ortalarda yoktu. Bahane: av.
      Bugün Aliocha'nın doğum günü.
     

25 Kasım

      Gözetleme yerinden haber var: Bir cip gelmiş, içinde iki ya da üç kişi oturuyormuş. Sıtma mücadele servisinden olduklarım sonra anladık, bizden kan alır almaz gittiler. Pacho ile (sayfa 30)
      Rolando, gece geç vakit döndüler. Haritada gösterilen dereyi bulup incelemişler, sonra ırmağın anakolunu izleyerek terkedilmiş tarlalara varıncaya dek çıkmışlar.
     

26 Kasım

      Bugün Cumartesi, yine kapanacağız. Jorge'ye, atla nehrin yatağında bir keşfe çıkmasını ve sonuna dek gitmesini söyledim. Hayvan burada değilmiş, bir at istemek için 20-25 km uzağa, Don Remberto'ya yaya olarak gitti. Gece dönmedi. La Paz'dan haber yok.
     

27 Kasım

      Jorge daha dönmedi. Bütün gece nöbet tutmalarını emrettim. Fakat 9'da La Paz'dan ilk cip döndü. Coco ile birlikte üç kişi daha gelmişti: Joaquin, Urbano ve bolivyalı bir tıp öğrencisi olan Ernesto. O da bizimle kalacakmış. Coco bir yolculuk daha yaptı; Ricardo, Braulio ve Miguel'den başka, bir de bolivyalı getirdi, İnti, bizimle kalacakmış. Şimdi 12 kişiyiz ve Jorge, çiftliğin efendisi rolünde. Bağlantıları Coco ile Rodolfo sağlıyor. Ricardo can sıkıcı bir haber getirdi. El Chino Bolivya'daymış, beni görmek ve 20 adam göndermek istiyormuş. Yalnız bir sakınca var, Estanislao'ya[5] danışmadan mücadeleye çokuluslu bir nitelik vermek doğru olmayacak. Sonunda şu karara vardık: Santa Cruz'a gidilecek ve Coco onu alıp buraya getirecek. Coco ve öteki cipi alıp La Paz'a kadar uzanacak olan Ricardo şafakta yola çıktılar. Coco giderken Remberto'ya da uğrayacak ve "Jorge'ye ne oldu?" diye, soracak.
      Yaptığımız ilk konuşmada, İnti bana, Estanislao'nun gerillalara katılmayacağı kanısında olduğunu, söyledi ama o, bütün bağları koparmaya kararlı. (sayfa 31)
     

28 Kasım

      Jorge, bu sabah da ortaya çıkmadı ve Coco da görünmedi. Sonra geç döndüler, Jorge meğer Remberto'nun evinde kalmış.
      Sorumluluk denen şeyi pek bilmiyor. Öğleden sonra bolivyalıları topladım ve peruluların 20 adam göndermek istediklerini söyledim; bunların gönderilmesini hepsi iyi karşıladılar, ama harekat başladıktan sonra gerçekleşmesini istiyorlar.
     

29 Kasım

      Nehrin topografik durumunu ve gelecekte kamp yerimiz olacak ırmak yatağını incelemeye gittik. Grup Tümaini, Urbano, İnti ve benden kurulmuştu.
      Nehir güvenli ama kasvetli. Başka bir yer bulmaya çalışacağız, buradan bir saat kadar uzakta bir dere daha olsa gerek. Tumaini düştü, galiba ayağının tarak kemiği kırıldı. Nehiri ölçtükten sonra, akşam kampa döndük. Burada yeni birşey yoktu: Coco, El Chino'yu beklemek üzere Santa Cruz'a gitti.
     

30 Kasım

      Marcos, Pacho, Miguel ve Pombo, daha uzak bir yerde bulunan bir nehri incelemek için çıktılar. Yine çok yağmur yağdı. Evde yeni birşey yok.
     
       
      AYIN ANALİZİ

      Herşey iyi gitti, denebilir. Yolculuğum olaysız geçti. Burada olanların yarısı da geç, fakat sıkıntısız vardılar. Ricardo'nun adamları her türlü güçlüğe göğüs gerip yanımıza geldiler. Bu ıssız bölgede herşeyin iyi gitmesi, gerekli gördüğümüz süre burada kalabileceğimizi gösteriyor. Şimdilik adamlarımızın geri kalan kısmını beklemekten ve bolivyalıların sayısını 20ye yükseltmekten başka yapacak işimiz yok, harekete ancak bundan sonra geçebiliriz. Monje'nin tepkisinin ve Guevara'nın adamlarının tutumunun ne olacağını da bir görelim. (sayfa 32)
     
       

-2-
      ARALIK 1966
     

1 Aralık

      Gün yenilik getirmedi. Marcos ve arkadaşları akşam döndüler; öngörülenden de uzak bir mesafeye gitmişler, bir tepeden öbürüne. Sabahın saat ikisinde Coco'nun biriyle döndüğünü bana duyurdular. Bununla görüşmeyi yarına bıraktım.
     

2 Aralık

      El Chino erkenden yanıma geldi, uzun uzun içini döktü.
      Bütün günü çene çalmakla geçirdik. Önemli olanı şu: Küba'ya gidecek ve durum hakkında bizzat bilgi verecek, iki ay içinde yani harekete geçtikten sonra grubumuza 5 perulu katılacak; şimdilik yalnız ikisi geliyor, bir radyo teknisyeni, bir de doktor. Bunlar, bir süre bizimle, kalacaklar, silah istedi, ama bir BZ, birkaç mavzer, elbombaları vermeyi ve onlar için M-1 satın almayı kabul ettim. Ayrıca, Puno yakınında bir bölgeden geçip Titicaca'nın öteyanına silah kaçıracak olan 5 peruluya da yardım etmeye karar verdim. Bana, Peru'daki sıkıntılarından ve Calbrto'yu kurtarmak için kurduğu cüretli plandan sözetti; ama bu bir hayalden öteye gidemez. (sayfa 33) gibi geldi bana. Gerillalardan arta kalan birkaç kişinin bölgede çatışmaya devam ettiklerini düşünüyor, ama bu kesin değil, çünkü bu bölgeye daha varamamışlar.
      Konuşmanın kalan kısımları gevezelik. Aynı heyecanla, La Paz'a gitmek üzere izin isteyerek kalktı; resimlerimizi aldı. Coco (daha sonra göreceğim), Sanchez'le ve bize haber sızdırmayı vadeden, İnti'nin kayınbiraderi, Cumhurbaşkanlığı Haberalma Servisi şefıyle bağlantı kurma emrini aldı. Kurduğumuz ağ daha emekleme devresinde.
     

3 Aralık

      Yeni birşey yok. Cumartesi olduğu için keşfe de çıkmadık. Mal sahibinin üç işçisi, Lagunillas'a alış-verişe gitti.
     

4 Aralık

      Yeni birşey yok. Bugün pazar, herkes uslu uslu oturuyor. Bize katılacak bolivyahlar ve savaş karşısındaki tutumumuz konusunda konuştuk.
     

5 Aralık

      Yeni birşey yok. Çıkacaktık ama bütün gün yağmur yağdı. Loro'nun, haber vermeden attığı birkaç kurşun, bizi alarma geçirdi.
     

6 Aralık

      Birinci dere yatağında açacağımız ikinci tünele başlamak için çıktık. Apolinar[
6], İnti, Urbano, Miguel ve ben çalıştık. Turna düşeli, -yürüyemediği için- onun yerini Miguel aldı. Apolinar, gerilla birliğine katılmayı düşünüyor ama La Paz'a gidip bazı özel işlerini halletmek de istiyor. Olur, dedik, ama biraz beklemesi gerekir. Saat ll'e doğru dereye vardık, önce gizli bir patika açtık, sonra da mahzen için uygun bir yer aradık; arazi çok taşlık, üstelik dere de yer yer kurumuş, uzakta, çakıllı bir vadide akıyor. Keşif işini ertesi güne bırakıyoruz. (sayfa 34)
      İnti'yle Urbano avlanmaya gittiler. Çünkü yiyeceğimiz hızla tükeniyor ve elimizdekilerle cumayı bulmamız gerekiyor.
     

7 Aralık

      Miguel ile Apolinar, uygun bir yer buldular ve hemen bir tünel kazmaya başladılar, araçlar işe yaramıyor. İnti'yle Urbano, elleri boş döndüler, fakat akşam Urbano M-1'iyle yabani bir tavuskuşu vurdu; yemeğimizi yemiş olduğumuzdan, bunu ertesi güne sakladık.
      Gerçekte, buraya geleli bugün bir ay oluyor, fakat, daha rahat olsun diye, sentezi her ayın sonunda yapacağım.
     

8 Aralık

      İnti ile dereye hakim bir noktada, bir düzlüğe kadar gittik. Miguel'le Urbano, kazmaya devam ettiler. Öğleden sonra Apolinar, Miguel'in yerini aldı. Karanlık basarken Marcos, Pombo ve Pacho döndüler; bu sonuncusu çok geriden geldi ve bitkindi. Marcos, düzelmezse, onu öncülükten almamı istedi. Plan IFdeki mahzene giden yolun krokisini çizdim. Burada bulundukları sürece yapacakları en önemli işlerin neler olduğunu gösterdim. Miguel onlarla kaldı, biz yarın yine oraya döneceğiz.
     

9 Aralık

      Sabah yola çıktık, ağır ağır yürüyerek öğleye doğru oraya vardık. Pacho, grup döndüğünde orada kalma emrini aldı. İkinci kampa varmak istedik ama olmadı. Yeni birşey yok.
     

10 Aralık

      Evde yaptığımız ilk ekmekten başka yeni birşey yok. Jorge ve İnti ile acele birkaç işten sözettik. La Paz'dan haber çıkmadı.
     

11 Aralık

      Gün, yeni birşey olmadan geçti, fakat akşama doğru Coco, (sayfa 35) Papi ile çıkageldi. Beraberlerinde Alejandro ve Arturo'yu, bir de Carlos adlı bir bolivyalıyı getirmişlerdi. Öteki cip her zamanki gibi yolun üstünde kaldı. Daha sonra doktor Moro'yu,[7] Benigno'yu ve iki bolivyalıyı daha getirdiler. Bunlar Caranavi malikanesinden iki camba[8]. Akşam, herzamanki gibi yolculuktan ve şimdiye dek gelmiş olmaları gereken Antonio[9] ve Felix[10]'den konuşuldu. Papi ile tartışıldı ve onun Renan[11] ile Tania'yı getirmek üzere iki yolculuk daha yapması kararlaştırıldı. Evler ve depolar tasfiye edilecek, Sanchez'e 1000 pesoluk bir yardım yapılacak. Kamyonet onda kalacak, biz de ciplerden birini Tania'ya devredip ötekini alıkoyacağız. İş, silahlan taşımak için yapılacak yolculuğa kalıyor. Ona, göze batacak aktarmalardan kaçınılması için, bütün silahları aynı cipe doldurmasını emrettim. El Chino Küba'ya doğru yola çıktı; çok heyecanlı görünüyor, dönüşte buradan geçmeyi tasarlıyor. Coco, Camiri'den yiyecek getirmek için burada kaldı ve La Paz'a, Papi gilti. Tehlikeli birşey oldu: Valle Grande'dcn bir avcı ayak izlerimizi görmüş, Pombo'nun kaybettiği eldiven tekini bulmuş, ya da birini görmüş olabilir. Bu planlarımızı değiştirmemizi, artık çok dikkatli olmamızı gerektiriyor. Yarın Pombo, avlanmak için kurduğu tuzakları göstermek üzere Antonio ile çıkacak. İnti, bana, buraya gelir gelmez Küba'nın savaşımıza katılması konusunda tartışmalar açan ve Parti'nin bizimle birleşmemesi halinde bizlere katılmayacağını söyleyen öğrenci Carlos hakkındaki kuşkularını anlattı. Rodolfo, böyle şeylerin kötü yorumdan ileri geldiğini söyleyerek "cehenneme kadar yolu var," deyip çıktı.
     

12 Aralık

      Bütün grubu toplayıp savaşın gerçeklerinden sözettim.(syfa 36) Tek elden yönetim ve disiplin üzerinde ısrarla durdum; değişik bir yol tutmak ve parti disiplinine karşı gelmekle yüklendikleri sorumluluğu bolivyalılara hatırlattım. Atamalar da yaptım: Joaquin'i[12] askeri şef yardımcılığına, Rolando ve İnti'yi komiserliğe, Alejandro'yu harekat şefliğine, Pombo'yu levazım şefliğine, İnti'yi maliyeye, Nato'yu ikmal ve silahlanmaya, Moro'yu geçici olarak tıbbi servise atadım. Rolando ve Braulio, Valle Grande avcısı tuzaklarını kuruncaya ya da Antonio ile keşfe çıkıncaya kadar rahat durmalarını gruba bildirmeye gittiler. Akşam döndüler, tuzak uzakta değilmiş. Avcıyı, bir şişe singani içirip sarhoş etmişler, adam, hayatından hoşnut olarak çıkıp gitmiş. Coco, Caranavi'den gerekli ikmalle döndü, ama Lagunillas'da onu görenler ve bu kadar çok şeyi birden aldığına şaşanlar olmuş.
      Biraz sonra da Marcos ve Pombo döndüler. Marcos bir tahta parçası yontarken, kaşının üstünü yaralamış, iki dikiş altılar.
     

13 Aralık

      Joaquin, Carlos ve Doktor, Rolando'yla Braulio'nun yanına gittiler. Pombo da onlara katıldı, ama aynı gün dönmek emriyle. Yolu kapattım ve nehre ulaşan başka bir yol açtırdım. Bu öyle başarılı oldu ki Pombo, Miguel ve Pacho dönüşte kaybolup aynı yoldan devam ettiler.
      Apolinar, birkaç gün Viacha'da, evinde kalacak; konuştuk, ailesine bırakması için biraz para verdik, dilini tutması için de sıkı sıkı uyardık. Coco o akşam bizden ayrıldı, fakat saat 3'e doğru ıslık sesleri ve bir köpek havlaması duyulduğu için alarm verdik; meğer Coco ormanda yolunu kaybetmiş.
     

14 Aralık

      Bugün de yeni bir şey yok. Valle Grandeli avcı daha önce söylenenin tersine dün kurduğu tuzağı görmek için gelmiş, eve uğradı. Kuşku uyandırmamak için Antonio'ya ormanda açtığımız yolu gösterip ordan geçirmesini, söyledik. (sayfa 37)
     

15 Aralık

      Yeni birşey yok. İkinci kamp yerine kesin olarak yerleşmek için harekete geçmeye karar verdik (8 kişi).
     

16 Aralık

      Pombo, Urbano, Turna, Alejandro, Moro, Arturo, İnti ve ben kesin olarak yerleşmek üzere bu sabah yüklenip yola çıktık. Yol üç saat sürdü. Rolando bizimle kaldı. Joaquin, Braulio, Carlos ve Doktor döndüler. Carlos iyi yürüyüşçü ve çalışkan. Moro'yla Turna, nehirde, koca balıkların kaynaştığı bir köşe bulup onyedi tane yakaladılar, doya doya yedik. Moro, balık tutayım derken elini yaralamış. Birinci mahzen bittiğinden, ikinciye uygun düşecek bir yer aradık ve faaliyeti yarın sabaha değin durdurmaya karar verdik. Moro ve İnti avlanmaya çıktılar, geceyi pusuda geçirecekler.
     

17 Aralık

      Moro'yla İnti, olup olacağı bir yaban tavuskuşu avlamışlar. Biz, Turna, Rolando ve ben ikinci mahzeni kazmaya uğraşıyoruz, belki yarın biter. Arturo ve Pombo radyoyu kuracakları uygun bir yer aradılar ve sonra da, kötü durumda olan yolu açmaya koyuldular. Akşam yağmur yağmaya başladı sabaha kadar da dinmedi.
     

18 Aralık

      Yağmur bütün gün sürdü, fakat biz mahzene devam ettik; dilediğimiz 2,5 metreye ulaşmamıza az kaldı. Radyo düzeneğini kurmak için tepeyi inceledik. Elverişli gibi görünüyor ama, bakalım uygulamada iyi sonuç verecek mi?
     

19 Aralık

      Hava yine yağmurlu ve gezintiye çıkma isteği vermiyor, ama ll'e doğru Braulio'yla Nato geldi; nehir derin olmasına karşın, geçilebilirmiş. Tam çıkarken yerleşmeye gelen Marcos (sayfa 38) ve öncüleriyle karşılaştık. Yönetim onda kalacak. Olanaklarına göre üç-beş adam göndermesi emredildi. Yol üç saatten biraz fazla sürdü.
      Geceyansına doğru Ricardo'yla Coco döndüler; beraberlerinde Antonio El Rubio (geçen perşembe biletleri alamamışlar) ile kesin olarak bize katılan Apolinar'ı da getirmişler. .Aynça bir kısım işleri çözümlemek için îvan da geldi.
      Hemen hemen, uykusuz bir gece geçirdik.
     

20 Aralık

      Bazı noktalar tartışıldı. Alejandro yönetimindeki ikinci kampta kalacak olan grup geldiğinde, bütün emirler verilmişti. Yol üstünde ateş edilerek vurulmuş ve ayağında bir kement bulunan bir av hayvanı gördüklerini söylediler. Joacjuin bir saat önce oradan geçmiş ama birşey görmemişti. Valle Grande avcısı hayvanı oraya dek sürüklemiş sonra bilemediğimiz bir nedenle kaçıp avı orada bırakmış olacak diye düşündük. Avcıyı yakalayıp getirmeleri için iki kişi gönderdik; arkalarına da bir bekçi taktık. Az sonra, av hayvanının epey zaman önce öldüğünü ve kurtlanmış olduğunu öğrendik, Joaquin de onu görmüş olduğunu hatırladı. Coco ile Loro, avcıyı yakalayıp getirdiler ve hayvanı gösterdiler. Birkaç gün önce vurmuş olduğunu, söyledi. Bu da böylece kapandı.
      Coco'nun savsakladığı hâberalmadaki adamla bağlantı kurma işinin bir an önce yapılması ve Megia'nm İvania hâberalmadaki adam arasında bağlantı ajanı olması kararlaştırıldı. Adam, Megia, Sanchez, Tania ve daha seçilmemiş olan Parti temsilcileriyle sürekli bağlantı halinde olacak. Parti temsilcisinin Villamontes'den olması mümkün, ama bir bakalım. Manila'dan telgraf aldık. Monje'nin güneyden geleceğini bildiriyor.
      Bir bağlantı sistemi düşündüler ama hoşuma gitmiyor, çünkü bu, arkadaşlarının, Monje'den kuşkulandıklarını açıkça gösteriyor.
      Sabah l'de, Monje'nin La Paz'dan hareket edip etmediğini (sayfa 39) bize bildirecekler. İvan becerikli, ama pasaportu düzenli olmadığından birşey yapamıyor; ilk fırsatta bu belgeyi düzene sokmalı. Arkadaşların ellerini çabuk tutmaları için İvan'in Manila'ya yazı yazması da gerekiyor.
      Tania talimat almak üzere gelecek; onu Buenos Aires'e göndermeyi düşünüyorum.
      Sonunda Ricardo, İvan ve Coco'nun, Camiri'den uçakla gitmelerine, cipin burada kalmasına karar verildi. Döndükleri zaman Lagunillas'a telefon edip burada olduklarını bildirecekler; Jorge, akşam olumlu birşey olup olmadığım soracak ve haber getirecek. Saat 1'de La Paz'la bağlantı kuramadık. Şafakta Camiri'ye doğru yola çıktılar.
     

21 Aralık

      El Loro, keşifçinin yaptığı planlan bana bırakmadığı için, Yaqui'ye dek yolun nasıl olduğunu bilmiyordum.
      Sabah yola çıktık ve rahat bir yolculuk yaptık. Herşeyin ayın 24'üne değin tamamlanması gerek, çünkü o gün yortuyu kutlayacağız. Radyo gereçlerini taşımakta olan Pacho, Miguel, Benigno ve Camba'ya rastladık. Öğleden sonra saat 5'te Pacho ve Camba döndüler; gereçleri getirmediler, çok ağır oldukları için ormanda bir yere saklamışlar. Yarın beş kişi gidip getirecek. Mahzen tamamlandı, yarın da radyonunkine başlayacağız.
     
       

22 Aralık

      Radyonun mahzenine başladık. Önce herşey iyi gitti, toprak yumuşaktı, ama biraz sonra, bir kaya tabakasıa rastladık, bu yüzden ilerleyemedik. Radyo takımını ağır olduğu halde oraya kadar taşıdılar, ama benzinimiz olmadığı için deneyemedik. Loro, kart göndermediğini, haberlerin sözlü olduğunu ve yarın gelip kendisi anlatacağını bildirdi. (sayfa 40)
     

23 Aralık

      Pombo, Alejandro ve ben, soldaki toprak yığınından oluşan yüksekliği keşfe çıktık. Bir yol açmak gerekiyor, fakat olduğu gibi de kullanabileceğimizi sanıyoruz. Joaquin iki arkadaşıyla geldi. Loro gelemeyecekmiş, çünkü domuzun biri kaçmış ve onu aramaya çıkmış. Lagunillaslı'nın hangi yolu tuttuğundan daha haber alamadık.
      Öğleden sonra domuz geldi. Hayvan besili ama, içkiler noksan. Loro böyle şeyleri beceremiyor.
     

24 Aralık

      Noel geldi, sabahlayarak kutlayacağız. İçimizde ilk kez yolculuğa çıkanlar var, bunlar geç döndüler, ama sonunda hep biraraya geldik ve iyi eğlendik; hatta bazıları biraz kaçırdılar. Loro Lagunillaslı'nın yolculuğunun istenen sonucu vermediğini, ancak bir kroki elde ettiğini söyledi; o da çok belirsizmiş.
     

25 Aralık

      Yine çalışmaya koyulduk, kampa dönmedik. Oraya, bolivyalı doktorun önerisi üzerine C-26 adını verdik. Marcos, Benigno ve El Camba sağdaki dolma araziye gittiler, gece geç vakit döndüler ve yoldan iki saat uzaklıkta kurak bir ova gördüklerini anlattılar; yarın oraya gidecekler. Camba hasta döndü. Miguel ve Pacho sol kısımda yanıltmaya yarayan birkaç yolla, radyonun mağarasına ulaşan bir yol açtılar. İnti, Antonio, Tuma ve ben radyo mahzenine devam ettik; zor ilerliyor, çünkü arazi taşlık. Artçılar kamp yerlerini kendileri düzenliyor ve nehrin iki ucuna hakim bir noktada bir gözetleme yeri yapıyorlar; seçtikleri yer çok iyi.
     

26 Aralık

      İnti ile Carlos, haritada Yaki diye gösterilen yere değin keşfe çıktılar; iki gün sürecek bir yolculuk. Rolando, Alejandro ve Pombo, çok zor ilerleyen mahzen işinde çalıştılar. Pacho'yla ben, Miguel'in yaptığı yolu görmeye gittik, dolma (sayfa 41) topraktan oluşan yere giden yolu açma çalışmasını sürdürmeye değmez. Mahzene uzanan yol fena değil ve bulunması da zor. İki engerek yılanı öldürdük, bir tane de dün öldürmüştük. Galiba çevrede çok var. Turna, Arturo, El Rubio ve An-tonio ava çıktılar, Braulio ve Nato öbür kampta nöbetçi kaldılar. Loro'nun arabasının döndüğünü anlattılar ve Monje'nin geldiğini bildiren bir yazı getirdiler. Marcos, Miguel ve Benigno, dolma toprak yolu genişletmeye gittiler, akşam da dönmediler.
     

27 Aralık

      Marcos'u bulmak için Turna ile yola çıktık; sol kıyıdan doğuya doğru inen bir sel çukuruna kadar ikibuçuk saat yürüdük; izleri sürerek dik bir yokuştan indik. Bu yol bizi kampa götürür sanmıştım, ama boş yere saatlerce yürüdük. Saat 5'ten sonra birinci kamp yerinden 5 km uzaklıkta, Nacahuasu'ya vardık, saat 7'de de kampımıza. Marcos'un geceyi orada geçirdiğini öğrendik. Marcos'la yanındakilerin izleyeceği yolu tahmin ettim, ama kimseye birşey söylemedim. Cipi harap durumda bulduk. Loro, yedekparça aramak için Camiri'ye gitmişti. Nato'ya bakılırsa, direksiyonda uyuya kalmış.
     

28 Aralık

      Urbano ve Antonio beni arıyorlarmış; biz kampa gitmek üzere çıkarken vardılar, Marcos ve Miguel, dolma topraktan yapılmış setten kampa uzanacak yolu yapmaya gittiler. Daha gelmediler. Benigno ve Pombo, beni aramaya çıkmışlar ve tam yolumuzu izlemişler. Kampa vardığımda Marcos ile Miguel'e rastladım; kampa dönememiş ve geceyi dışarda geçirmişler; Miguel bana gösterilen davranıştan yakındı. Yakınma temelde Joaquin, Alejandro ve doktora yöneltiliyordu galiba. İnti ile Carlos döndüler, kimseye rastlayamamışlar. Yalnızca boş. bir ev varmış. Haritada Yaki diye gösterilen yerin burası olmadığı kanısına varmışlar. (sayfa 42)
     

29 Aralık

      Marcos, Miguel, Alejandro ve ben, durumu daha iyi kavramak için çıplak tepeye gittik. Burası Pampa del Tigre'nin başlangıcı olsa gerek. Yaklaşık 1500 metre yükseklikte bulunan, dorukları çıplak ve eşit yükseklikte sıradağlar. Bu dağlar, Nacahuasu'ya doğru bir eğri çizdiğinden, soldaki toprak seti dinamitle yıkmak gerekiyor.İndik ve kampa biri yirmi geçe vardık, malzemeleri taşımak için 8 kişi gönderildi ama, yine de hepsini getiremediler. El Rubio ile doktor, Braulio ve Nato'nun yerini aldılar, bu sonuncusu gelmeden önce yeni bir yol yaptı, bu yol, birkaç taşla dere üzerinden ve ormandan geçiyor: çakıllı olduğu için ayak izi bırakma tehlikesi yok. Mahzen için çalışılmadı. Loro, Camiri'ye gitmek üzere yola çıktı.
     

30 Aralık

      Yağan yağmurla ırmak kabarmış olduğu halde, birinci kampı tasfiye etmek için 4 kişi yola çıktı; arkamızda kuşku uyandıracak hiçbir şey bırakmadık.Dışardan haber gelmedi. Altı kişi, iki kez mahzene gittiler ve saklanacak ne var ne yok oraya taşıdılar. Çamur henüz çok yumuşak olduğu için fırının yapımı bitmedi.
     

31 Aralık

      Saat 7.30'da doktor, Monje'nin geldiğini haber verdi. İnti, Turna, Urbano ve Arturo ile gittim. Karşılaşma dostça, fakat gergin oldu, çünkü benim soramadığım fakat onun cevaplandırması gereken bir soru vardı: "Ne istiyorsun?" Yanında, Pan Divino[13], talimat almaya gelen Tania ile artık bizimle kalacak olan Ricardo vardı.
      Monje ile önce şundan bundan konuşmaya başladık, fakat sözü çabucak asıl soruna getirdi. Üç temel şart koşuyor:
      1) Parti yönetiminden çekilecek; ama hiç olmazsa Parti'nin tarafsız kalmasını ve kadrosundan bazı kimselerin ayrılıp dövüşe katılmasını sağlayacak. (sayfa 43)
      2) Bolivya toprakları üzerinde sürdürülen devrim mücadelesinde, siyasi-askeri yönetim ona verilecek.
      3) Kurtuluş hareketlerini desteklemelerini sağlamak için Güney Amerika partileriyle bağlantı kuracak (örnek olarak, Douglas Bravo'yu gösterdi).
      Parti sekreteri olarak, birinci nokta kendi bileceği işti. Ama tutumunu çok hatalı bulduğumu da söyledim. Kararsız ve uzlaşmacı. Nedense tarihin, sakat bir tutum olarak mahkum edeceği bir rolü oynamakta direniyor, zaman beni haklı çıkaracak.
      Üçüncü noktada, sakınca görmüyorum. Girişimde bulunabilir, fakat başarısızlıkla sonuçlanacağı kesin. Codovila'dan Douglas Bravo'yu desteklemesini istemek, kendi öz partisinde çıkacak bir ayaklanmayı körüklemeyi istemekle birdi. Zaman, burada da hükmünü verecek.
      İkinci noktaya gelince: bunu hiçbir zaman kabul edemezdim. Askeri şef bendim ve bu konuda tartışmaya giremezdim. Bu noktada takıldık, tartışma çıkmaza girdi,
      Düşünmesine ve konuyu bolivyalı arkadaşlarla da konuşmasına karar verdik. Yeni kamp yerine gittik. Orada bütün arkadaşlarla konuştu. Ve onları bizimle kalmakla, Parti'yi desteklemek arasında bir seçim yapmaya çağırdı; hepsi de kaldılar, galiba buna üzüldü.
      Öğleyin şerefe kadeh kaldırdık. O günün tarihi önemine işaret etti. Ben, bu sözlerden yararlanarak bu anı, Murillo'nun yeni bir kıta devrimi çağrısı olarak gösterdim ve devrim karşısında hayatlarımızın hiçbir değeri olmadığını, söyledim.
      Fidel, bana ilişikteki mesajı gönderdi.
     
      AYIN ANALİZİ

      Kübalılar grubu başarıyla tamamlandı; adamların morali yerinde, yalnız ufak tefek sorunlar kaldı. Bolivyalıların sayısı az, ama nitelik olarak iyi. Monje'nin tutumu, gerillanın gelişimini geciktirebilir, ama öbür yandan yararlı da olabilir: Beni politik ödünlerden kurtarır. Şimdi yapacağımız şey, başka Bolivyalıları da gelmesini beklemek. Guevara ile Mauricio[14] ve Jozami adlı Arjantinlilerle görüşmek. (sayfa 44)
     

-3-
      OCAK 1967
     

1 Ocak

      Bu sabah, Monje, benimle tartışmaya girişmeden, yola çıkacağını ve 8 Ocak'ta Parti yönetiminden istifa edeceğini bildirdi. Görevinin bittiği kanısındaymış. Asılmaya gider gibi gitti. Öyle sanıyorum ki, Coco'dan, stratejiyle ilgili konularda kararımın kesin olduğunu öğrenmiş. Demek ki, bizimle hesabı kesmek için bu nokta üzerinde bile bile durdu. Çünkü söyledikleri tutarsız.
      Öğleden sonra herkesi toplayıp Monje'nin tutumunu anlattım: Devrimci savaşa katılmak isteyen herkesle işbirliği yapacağımızı söyledim ve ilerde bolivyalıların güç anlar, kaygılı günler yaşayacaklarını haber verdim. Sorunları hep birlikte ve komiserlerle tartışarak çözümleyeceğiz.
      Mauricio ve Jozami ile görüşmek ve onları buraya çağırmak için Tania'nın Arjantin'e yapacağı yolculuk konusunda açıklamalarda bulundum. Sanchez'le, ona ne gibi görevler düşeceğini saptadık ve Rodolfo, Loyola ve Humberto'yu şimdilik La Paz'da bırakmaya karar verdik. Camiri'de Loyola'nın bir kızkardeşi ve Santa Cruz'da Calvimonte var. Mito, (sayfa 45) yerleşecek yer bulmak için Sucre bölgesine bir yolculuk yapacak. Loyola mali işleri denetlemekle yükümlü olacağı için ona 80.000 peso gönderilecek. Bundan 20.000'i, kamyon satınalması için, Calvimonte'ye verilecek. Sanchez bir görüşme sağlamak için Guevara ile bağlantı kuracak. Coco, Carlos'un kardeşiyle görüşmek ve Havana'dan gelecek üç kişiyi evinde barındırmasını söylemek üzere Santa Cruz'a gidecek. Fidel'e, belgelerde C ZO No 2 diye gösterilen mesajı yazdım.
     

2 Ocak.

      Bütün sabahı mektubu şifrelemekte geçirdik. Çocuklar (Sanchez, Coco ve Tania), Fidel'in radyodaki konuşmasını dinledikten sonra, akşamüstüne doğru yola çıktılar. Fidel bizlerden öyle sözetti ki, bizleri davaya daha da bağladı, daha fazlası olabilirse, tabii.
      Kampta yalnız mahzen işiyle uğraştık, öbürleri de birinci kampta kalan öteberiyi almaya gittiler. Marcos, Miguel ve Benigno kuzeye doğru keşfe çıktılar. İnti ve Carlos, meskun yerlere varıncaya dek Nacahuasu'yu taradılar ve herhalde Yaki'ye kadar gittiler. Joaquin ve doktor Yaki'yi keşfe gidecek ve kaynağına doğru meskun yerlere kadar tarayacaklar. Bu işleri yapmaları için kendilerine beş gün verildi.
      Kamptakiler, Loro'nun Monje'den ayrıldıktan sonra geri dönmediği haberini getirdi.
     

3 Ocak

      Mahzende tavan yapmaya uğraşıyoruz ama başaramıyoruz, bu iş yarın bitmeli. Öteberiyi almaya iki kişi gitti; bunlar herkesin dün gece yola çıkmış olduğu haberiyle döndüler. Geri kalan arkadaşlar mutfağın tavanını yapmaya uğraştılar. Sonunda bu iş de bitti.
     

6 Ocak

      Sabahleyin Marcos, Joaquin, Alejandro, İnti ve ben çıplak tepeye gittik. Orada şöyle bir karar aldım; Marcos, Camba ve Pacho kimseye görünmeden Nacaheasu'ya sağdan ulaşmaya (sayfa 46) çalışacaklar. Miguel, Braulio ve Aniceto toprak sette bir geçit arayıp ana yolu açacaklar; Joaquin, Benigno ve İnti, Frias'a doğru bir geçit arayacaklar. Bu ırmağın akışı, haritaya göre Nacahuasu'nunkine paralel olup Pampa del Tigre olduğunu sandığımız vadinin karşı yönünde.
      Öğleden sonra Loro, 2000 peso'ya satınaldığı iki katırla çıkageldi; iyi alış-veriş, yumuşakbaşlı ve güçlü hayvanlar. Loro'nun yarın yola çıkabilmesi için Braulio ve Pacho'yu birini gönderip çağırttık. Carlos ve Doktor onların yerlerini aldılar.
      Dersten sonra gerillanın nitelikleri ve sıkı bir disiplinin önemine değinen birkaç söz söyledim ve yüklendiğimiz görevin, herşeyden önce örnek sayılmaya değer çelikten bir çekirdek meydana getirmek olduğunu anlattım. Söz buraya gelmişken, ilerisi için zorunlu olan incelemelerin yapılmasına da değindim. Sonra sorumlu kişileri, Joaquin, Marcos, Alejandro, İnti, Rolando, Pombo, Doktor, Nato ve Ricardo'yu topladım. Marcos'un sürekli olarak tekrarlanan hataları yüzünden, kendime yardımcı olarak Joaquin'i seçtiğimi anlattım. Yılbaşında Joaquin'in Miguel'le olan çatışmasındaki tutumunu eleştirdim. Sonra, örgütümüzü daha yetkin bir duruma getirmek için neler yapmamız gerektiğini saydım. Daha sonra da Ricardo, Tania'nın önünde, İvan'la olan tartışmasını anlattı. Ağız kavgası etmişler ve Ricardo, İvan'a cipten inmesini söylemiş. Arkadaşlar arasındaki bu çirkin olaylar çalışmamızı bozuyor.
     

7 Ocak

      Keşifçiler yola çıktılar. "Gondola"[
15] yalnızca Alejandro ve Nato'dan kurulu, ötekiler içerdeki işlerle uğraşıyorlar, radyo takımını ve Arturo'nun bütün eşyalarını getirdiler; mahzene bir tavan daha yaptılar. Derenin üzerinde küçük'bir köprü kurarak su kuyularını düzelttiler. (sayfa 47)
     

10 Ocak

      Eski kampın bekçileri değiştirildi, Carlos ve Doktor'un yerini Rubio ve Apolinar aldı. Irmak alçalmaya başladı, ama hâlâ kabarık. Loro, Santa Cruz'a gitti ve daha dönmedi.
      Doktor (Moro), Turna, kamp değiştirmek için kalacak olan Antonio ve ben, Pampa del Tigre'ye çıktık. Orada Antonio'ya yarın, kampımızın batısında bulunması gereken bir dereyi arama görevi verdim, bu konuda bildiklerimi anlattım. Sonra Marcos'un eskiden kullandığı yola çıkmaya çalıştık ve kolayca ulaştık. Karanlık basarken, keşifçilerden altısı döndü. Miguel'le Braulio ve Aniceto, Joaquin'le Benigno ve İnti.
      Miguel ve Braulio tümseği aşan ırmağa doğru bir çıkış yolu bulmuşlar ve Nacahuasu olduğu anlaşılan bir başka ırmağa varmışlar. Joaquin, Frias olması gereken ırmak boyunca inmiş. Ama iki grubun da aynı ırmak boyunca gitmiş olması olası, eğer öyleyse elimizdeki haritalar çok kötü demektir, çünkü iki ırmağın birbirlerinden bir dağla ayrıldıkları ve Grande'ye ayrı ayrı döküldükleri işaret edilmiş. Marcos daha dönmedi.
      Havana'dan bir mesaj aldık; El Chino, doktor ve radyo teknisyeni ayın 12'sinde, Rea ise ayın 14'ünde yola çıkacaklarmış. Öteki arkadaşlar hakkında bilgi verilmemiş.
     

11 Ocak

      Antonio, Carlos ve Arturo ile ilerideki akarsuya doğru keşfe çıktı, akşamüstü geri döndü. İşe yarar tek bilgi, derenin mera karşısındaki avlandığımız yerden Nacahuasu'ya döküldüğü.
      Alejandro ve Pombo, Arturo'nun mahzeninde haritaları tamamlamaya uğraşıyorlar; kitaplarımın ıslandığını gelip haber verdiler, birkaç tanesi bozulmuş, radyo ve telsiz aygıtları ıslanmış ve paslanmış. Bundan önce iki radyonun daha bozulmuş olduğunu buna eklersek, Arturo nun yetenekleri hakkında hazin bir tablo çıkar ortaya. (sayfa 48)
      Marcos akşam üzeri döndü. Nacahuasu'ya çok gerilerden varmış ve ırmağın, Frias olduğunu sandığımız ırmakla birleştiği noktaya bile ulaşamamış. Ne haritalara, ne de bu ikinci ırmak hakkındaki kanılarımıza güvenebilirim.
      Aniceto ve Pedro yönetiminde Kechua dilini incelemeye başladık.
      "Boro"[16] günü. Marcos, Carlos, Pombo, Antonio, Moro ve Joaquin'deki ısırıklardan kurtçuklar çıkardık.
     

12 Ocak

      "Gondola" yi, kalanları da getirmesi için yolladık. Loro daha gelmedi. Irmağımızın vadilerini tırmanma denemeleri yaptık. Yamaçlardan dolaşmamız iki saat, doğrudan tepeye tırmanmamız yalnızca 7 dakika sürdü; bu durumdan savunmada yararlanmalıyız.
      Joaquin, geçen günkü toplantıda yaptığım imalardan ötürü Marcos'un gücendiğini söyledi. Onunla bu konuda konuşmalıyım.
     

13 Ocak

      Marcos'la konuştum. Bolivyalıların önünde eleştirilmiş olmaktan yakındı. Gerekçelerinin hiçbir temeli yok. Heyecanlılığı dikkat çekici. Gerisi belirsiz.
      Alejandro'nun kendisini küçük düşürücü sözler söylediğimi ileri sürdü. Konuyu, bu kişiyle birlikte konuşarak aydınlattık; alaylı bir sözü büyüttüğü anlaşılıyor. Marcos biraz duruldu.
      İnti ve Moro ava çıktılar, ama elleri boş döndüler.
      Katırların ulaşabileceği yere bir mahzen kazmak için ekipler yola çıktılar, ama birşey yapamadılar; bunun üzerine topraktan bir kulübecik yapmaya karar verildi.
      Alejandro ve Pombo kampın girişini savunma konusunu incelediler ve siper yerlerini belirlediler, işlerini yarın da sürdürecekler. (sayfa 49)
      El Rubio ve Apolinar döndüler, eski kampa Braulio ile Pacho gittiler. Loro'dan haber yok.
     

14 Ocak

      Marcos, Benigno dışındaki öncüleriyle toprak kulübe yapmak için ırmağa indi. Akşam dönmesi gerekirken yağmur yüzünden, işini bitiremeden geldi.
      Joaquin'in yönetiminde bir grup siperlere başladı. Moro, İnti, Urbano ve ben, ırmağın sağında tümseğin üzerindeki mevkimizi çevreleyecek bir yol açmak için çıktık. Fakat yanlış yoldan gittik ve tehlikeli uçurumları aşmamız gerekti. Öğleyin yağmur başladı ve çalışmalar durdu.
      Loro'dan haber yok.
     

15 Ocak

      Kentteki kadroya verilecek talimatı kaleme almak için kampta kaldım. Pazar olduğu için yarım gün çalıştık. Marcos ve öncüler toprak kulübenin, artçılar ve merkezdekıler siperlerin yapımını sürdürdüler, Ricardo, Urbano ve Antonio ise dünkü yolu düzeltmekle uğraştılar, başaramadılar, çünkü ırmağa bakan vadi ile tümsek arasında sivri bir kayalık var.
      Eski kampa gitmedik.
     

16 Ocak

      Siper işi sürdürüldü, ama hâlâ tamamlanmadı. Marcos işini bitirdi sayılır, oldukça iyi bir kulübe yaptı. Doktor ve Carlos, Braulio ve Pedro'nun yerini almaya gittiler. Geldiklerinde Loro'nun dönmüş olduğu haberini getirdiler, katırlarla geldiğini ve Aniceto onu karşılamaya gittiği halde, daha kimseye görünmediğini söylediler.
      Alejandro'da sıtma belirtileri başladı. (sayfa 50)
     

17 Ocak

      Durgun bir gün. Birinci hattın siperleri ve küçük toprak barınak bitti.
      El Loro yolculukta neler yaptığını anlattı. Neden gittiğini sordum, bu yolculuğu öngörülmüş saydığını anlattı ve orada bir kadına gittiğini itiraf etti. Katır için koşum getirmiş ama onu, ırmak yatağından geçirememiş.
      Coco'dan haber çıkmıyor. Kaygı verici olmaya başladı.
     

18 Ocak

      Güneş, bulutlar arasından yükseldi. Siperleri denetlemeye gitmedim. Urbano, Nato, Doktor (Moro) İnti, Aniceto ve Braulio bir "gondola" oluşturdu. Alejandro kendini pek iyi hissetmediğinden çalışmadı.
      Yağmur gecikmedi ve şiddetli yağdı. Loro bu sağanakta koştu geldi, Arganaraz'm Antonio ile konuştuğunu ve çok şeyin farkında olduğunu haber verdi. Kokain de dahil, herşeyde bizlerle işbirliği yapmayı önermiş. Böylece, başka şeyden de kuşkulandığını açıklamış oluyordu. Loro'ya, herhangibir açıklama yapmadan, anlaşmasını emrettim. İşi, cipiyle öteberi taşımak olacaktı. Bize ihanet ettiği takdirde ölümle tehdit etmesini de söyledim. Yağmur yüzünden, ırmak yolunu kesmesin diye Loro hemen yola çıktı.
      Saat 8'de "gondola" hâlâ görünmeyince onlara ayırdığımız yemekleri de yiyebileceklerini söyledim; hemen yuttular. Braulio ve Nato birkaç dakika sonra geldiler ve kabaran suların yollarını kestiğini, yola devam edeyim derken İnti'nin suya düştüğünü, tüfeğini kaybettiğini, şimdi de yara yerlerinin sızladığını anlattı. Ötekiler geceyi orada geçirmeye karar vermişler; dönünceye dek onların da çekmediği kalmamış.
     

19 Ocak

      Gün, kampın savunması ve düzenlenmesi gibi herzamanki işlerle başladı. Miguel, sıtma olduğu hemen anlaşılan ateş (sayfa 51) ve öteki belirtilerle yattı. Bende de, bütün gün bir kırıklık vardı, fakat hastalık belirtisi henüz yok.
      Saat sabahın 8',inde geciken dört kişi, bolca tatlı mısırla (choclo) geldiler. Geceyi bir ateş başında çömelerek geçirmişler. Tüfeği bulabilmemiz için ırmağın alçalmasını bekleyeceğiz.
      Saat 4 sularında, öbür kampta nöbeti devralmak üzere Rubio ve Pedro gittikten sonra Doktor geldi ve öbür kampa polis geldiğini bildirdi. Teğmen Fernandez ve dört sivil polis, kiraladıkları bir ciple kokain yapımevini aramaya gelmişler. Yalnız evi aramışlar ve dikkatleri lambalarımız için aldığımız ve mahzene götürmediğimiz karbür gibi şeylere takılmış. Loro'nun tabancasını almışlar, fakat mavzeri ve 22'liği bırakmışlar. Arganaraz'ın 22'liğini de, Loro'nun bunu görmesini sağlayacak biçimde almışlar; gitmeden önce de, herşeyin farkında olduklarını ve bizleri gözetlediklerini söylemişler. Teğmen Fernandez, tabanca için, El Loro Camiri'den geçerken, "ses çıkarmadan gelip beni görsün ve istesin" demiş, "Brezilyalı" hakkında bilgi almaya çalışmış.
      El Loro'ya, Valle Grande'lilere ve Arganaraz'a gözdağı vermesini emrettim; çünkü bu casusluk, bu gammazlık ancak onların işi olabilir. Ayrıca tabancasını islemek bahanesiyle de Camiri'ye gitmesini ve Coco'yu bulmaya çalışmasını istedim (Coco'yu yakalamış olmalarından korkuyorum); artık olanaklar elverdiğince ormanda yaşamaları gerekiyor.
     

20 Ocak

      Mevzileri denetledim ve dün gece anlatılan planın uygulanması için gerekli emirleri yazdırdım. Plan, ırmağa yakın bir kesimin en seri biçimde savunulması temeline dayanıyordu. Bu bölge, artçıların bulunduğu yerle birleşen ve öncülerden bazılarıyla birlikte, ırmağa paralel yollardan saldırıya geçilmesini sağlayan öteki bölgeyle bağlantılı.
      Birkaç deneme yapmaya niyetliydik, fakat birinci kampta durum gittikçe kötüleşiyor. Durmadan etrafa ateş eden eli (sayfa 52) M-2'li bir gringo belirmiş; Arganaraz'ın "arkadaşı" imiş ve onun evine on günlüğüne misafirliğe gelmiş. Keşif grupları gönderecek ve kampı Arganaraz'ın evinin yakınına taşıyacağız. Ama, biz bölgeden uzaklaşmadan önce birşey patlak verirse, neler yapabileceğimizi de göstereceğiz. Miguel'in ateşi hâlâ düşmedi.
     

21 Ocak

      Ufak bir çarpışma denemesi yaptık, aksaklıklar var ama genellikle iyi, en zayıf noktamız, geri çekilme, buna biraz çalışmalıyız.
      Daha sonra, gruplar görevlerine döndüler; Braulio ile gidenler batıya doğru ırmağa paralel bir yol açacaklar, Rolando ile gidenler aynı işi doğuya doğru yapacaklar. Pacho bir dinlenme merkezi kurmayı denemek için çıplak tepeye, Marcos ve Aniceto da, Arganaraz'ı gerektiği gibi gözetleyebileceğimiz bir yol bulmaya gittiler. Marcos'dan başka herkes saat 2 de dönmüş olmalıydı. Yollar tamamlandı, ulaşım da sağladı. Marcos erken döndü, yağmur görüşü engelliyormuş.
      Pedro ile Coco, Benjamin, Eusebio ve Waller adlı üç yeni gönüllüyle döndüler. Birincisi Küba'dan geliyor ve silah bilgisi olduğundan öncü güce girecek, öbür ikisi artçı güce. Mario Monje bu üç kübalıyla görüşmüş ve gerilla birliğine katılmaktan vazgeçirmeye çalışmış. Monje, parti yöneticiliğinden istifa etmek şöyle dursun, üstelik Fidel'e, ilişikteki belge D-IV'ü göndermiş. Tania'dan yola çıktığına ve İvan'ın hasta olduğuna ilişkin iki satır aldım. İvan da yazmış (İlişikte D-V).
      Akşam, bütün grubu topladım ve belgeyi okudum; a ve b noktalarındaki hatalara işaret ederek bazı eleştiriler de yaptım. Etkili oldu sanırım. Yeni gelen üç kişiden ikisi güçlü kuvvetli ve aklı başında kimselere benziyor. En gençleri sağlıklı bir köylü. (sayfa 53)
     

22 Ocak

      Onüç kişilik bir "gondola", Pedro ve El Rubio'dan nöbeti almaya giden Braulio ve Walter'le birlikte yola çıktı. Öğleden sonra döndüler, ama hepsini taşıyamamışlar. Orada herşey yolunda gidiyormuş. Dönüşte El Rubio düşmüş; tehlikeli sonuçlan olmadı, ama görülecek şeymiş.
      Fidel'e durumu anlatmak ve posta kutusunun işleyişini denetlemek için belge 3'ü yazdım. Ayın 25'inde Camiri'deki randevusuna gelirse, bunu Guevara ile La Paz'a gönderirim.
      Kent kadroları (D-III) için yazılı talimat düzenledim. Herkes eşya taşıdığından kampta çalışma yapılamıyordu. Miguel'in durumu düzeliyor, ama bu kez Carlos'un ateşi yükseldi. Bugün iki yaban tavuskuşu avladık; bir hayvancık daha tuzağa düşmüş, ama tuzak onun ayağını kırdığından kurtulup kaçmış.
     

23 Ocak

      Kamptaki işler ve yapılması gerekli birkaç keşif bölüşüldü: İnti ve Rolando, gerektiği zaman Doktor'un bir yaralıyla gizlenmesine elverişli bir sığınak aramaya koyuldular. Marcos, Urbano ve ben, Arganaraz'ın evini gözetlememize yarayacak bir yer bulmak için karşıki tepeyi incelemeye gittik. Oldukça iyi bir yer bulduk.
      Carlos'un hâlâ ateşi var, tipik sıtma.
     

24 Ocak

      "Gondola" yedi kişi olarak yola çıktı; eşya ve mısır alıp erkenden döndü; bu kez ıslanan Joaquin olmuş ve tüfeğini kaybetmiş, ama sonra bulmuş. Loro döndü ve saklandı bile. Coco ve Antonio hâlâ dışardalar. Yarın ya da öbür gün Guevara ile geleceklermiş.
      Mevzilerimizi savunmak zorunda kaldığımızda, düşman askerlerini kuşatmamıza yarayacak yollardan birini onardık. Akşam da, geçen gün yaptığımız tatbikatı gözden geçirdik ve yanlışlarımızı düzelttik. (sayfa 54)
     

25 Ocak

      Bize saldıracak olanların arkamıza ulaşacağı yolu incelemek için Marcos'la yola çıktık. Oraya ancak bir saatte varabildik, fakat yer çok iyi.
      Aniceto ve Benjamin, vadideki Arganaraz'ın evine hakim olan tepedeki iletişim merkezini denemek için çıktılar, fakat yollarını kaybettiler. Bu yüzden iletişim sağlanamadı; bir daha denemeli. Öteberimizi koymak için bir mahzen daha kazmaya başladık. Loro geldi, öncülere katıldı. Arganaraz'la konuşmuş ve kendisine söylediklerimi tekrarlamış. Adam, Valle Grandeliyi bizi gözetlemesi için gönderdiğini kabullenmiş, fakat bizi ele verenin kendisi olduğunu inkar etmiş. Coco, Alganaraz'ın casus olarak gönderdiği Valle Grande'liyi kovdu. Manila'dan mesaj aldık, mektup ulaşmış; Kolle oraya gidecekmiş, Simon Reyes onu orada bekliyormuş. Fidel, onları dinleyeceğini, fakat sert davranacağını bildiriyor.
     

26 Ocak

      İkinci mahzeni kazmaya daha yeni başlamıştık, Guevara ile Loyola'nın geldiğini haber verdiler. Saat 12.00'de oraya ulaştık. Bizi bekledikleri orta kamptaki ufak eve gittik.
      Guevara'ya şartlarımı açıkladım: Grubun dağıtılması, rütbe zihniyetinin kaldırılması, henüz bir siyasi örgüt bulunmadığından, ulusal ya da uluslararası görüş ayrılıkları etrafında hertürlü polemikten kaçınılması. Herşeyi gösterişsizce kabul etti. Böylece bolivyalılarla soğuk bir başlangıçtan sonra dostça bir ilişki kuruldu.
      Loyola'yı beğendim. Genç ve tatlı bir kız. Ama onda büyük bir kararlılık seziliyor. Gençlik kolundan atılmak üzere, ama şimdilik istifa etmesini sağlamaya çalışıyorlar. Kadro hakkında ona talimat ve bir de belge verdim; bundan başka, 70.000 pesoya ulaşan harcamaları da ödedim. Bundan böyle para konusunda dikkatli olmalıyız.
      Örgüt ağının şefliğine Dr. Paraja'yı getireceğiz, Rodolfo da 15 gün sonra bize katılacak. (sayfa 55)
      İvan'a bir mektup (D-VI) ve talimat gönderdim.
      Coco'ya, cipi satmasını, ama buna karşın çiftlikle ilişki kurmasını emrettim. Saat 7'ye doğru, karanlık basarken ayrıldık. Sabahleyin yola çıkacaklar ve Guevara 14 Şubatta bize katılmaya gelen dört kişilik grupla birlikte dönecek. Bazı bağlantılar kurması gerektiği için daha önce gelemezmiş. Şimdi yortu olduğundan adamları da bulamazmış.
      Daha güçlü radyo vericileri gönderilecekmiş.

27 Ocak

      Ne var, ne yok hepsinin taşınması için kalabalık bir "gondola" gönderdik, fakat hâlâ birşeyler kalmış. Coco ve habercilerin gece yola çıkmaları gerekti. Onlar Camiri'de kalacaklar ve Coco, şubatın 15'inden sonra cipi satmak üzere Santa Cruz'a gidecek.
      Mahzeni kazmayı sürdürdük. Vahşi bir hayvan tuzağa yakalandı. Yolculuk için kumanya hazırladık. Coco döndükten sonra yola çıkmayı düşünüyoruz.
     

28 Ocak

      "Gondola" eski kampı boşaltmaya uğraşıyor. Valle Grandeli'yi mısır tarlalarında dolaşırken görmüşler, fakat kaçmış. Çiftlik hakkında bir karara varmamız gerektiği artık anlaşılıyor.
      Yiyecek ve cephane ikmali tamamlandı sayılır: on günlük bir yola yetecek kadar, Yolculuğun tarihini de belirledik: Coco'nun dönüşünden bir ya da iki gün sonra ya da 2 Şubatta.
     

29 Ocak

      Aşçı, avcı ve nöbetçilerden başka herkes için aylak birgün.
      Öğleden sonra Coco geldi. Santa Cruz'a değil Camiri'ye gitmiş. Loyola La Paz'a uçakla, Moises de otobüsle Sucre'ye (sayfa 56) hareket etmişler. Pazarı bağlantı günü olarak kararlaştırmışlar.
      Bu durumda 1 Şubatta yola çıkacağız.
     

30 Ocak

      Oniki kişilik "gondola" mız bol yiyecek getirdi; geride beş kişinin taşıyabileceği kadar yük kalmış. Birşey avlayamadık.
      Öteberimizi koyacağımız mahzen bitti, ama hiç de iyi olmadı.
     

31 Ocak

      Kampta son gün. "Gondola" eski kampı boşalttı ve nöbetçiler de çekildiler. Antonio, Nato, Camba ve Arturo burada kalacaklar. Talimat şöyle; en geç her üç günde bir ilişki kurulacak; dört kişi bir arada oldukça, en az iki kişi silah taşıyacak ve her an tetikte beklenecek; yeni gelenler olursa talimata uygun eğitilecekler, ama zorunlu olandan fazla şey öğrenmeyecekler; kampta özel öteberi bulundurulmayacak ve bütün silahlar kılıflara sarılıp ormanda bir yere saklanacak; paralar sürekli olarak kampta ve birinin üstünde kalacak; yollar ve civar ırmaklardaki keşifler sürdürülecek. Ani bir çekilme durumunda, Antonio ile Arturo, Arturo'nun kazdığı mahzene gidecekler; Nato ve Camba ırmak tarafından gerileyecekler ve içlerinden biri yarın kararlaştıracağımız yere durumu açıklayıcı bir haber bırakacak. Sayıları 'dördü aşarsa, birkaçı yedek mahzenle ilgilenecek.
      Herkesi toplayıp konuştum ve yürüyüşle ilgili son emirlerimi, Coco'ya da son talimatı verdim (D-VII).
     
       
      AYIN ANALİZİ
      Beklemiyor değildim, Monje'nin tutumu baştan beri yan çizmek oldu, sonra da ihanet etti.
      Parti bize karşı silahlı adamlarını hazırlıyor, bense bu işin nereye varacağını henüz bilmiyorum. Ama bu bizi durdurmaz; (sayfa 57) hatta eninde sonunda yararlı bile olabilir. (Bundan hemen hemen eminim). Az ya da çok bir mücadele geçirseler bile en dürüstleri ve en yüreklileri bizimle olacaklar.
      Su
ana kadar Guevara iyi davrandı. O ve adamlarının bundan sonraki tulumlarını zaman gösterecek.
      Tania gitti. Ondan da, arjantinlilerden de bir haber çıkmadı. Gerilla sayılabilecek aşama şimdi başlıyor. Birliğimizi deneyeceğiz. Bakalım ilerde ne sonuç verir ve Bolivya devrimi nereye varır.
      Öngörülen şeylerden en güç başarılanı bolivyalı savaşçıları bize çekmek oldu. (sayfa 58)
       

-4-
      ŞUBAT 1967
     

1 Şubat

      İlk aşama tamamlandı. Arkadaşlar biraz yorgun düştüler, ama yolculuğumuz tümüyle iyi geçti. Antonio ve Nato haberleşme işaretlerini saptamak için bizimle yukarıya kadar geldiler. Benim ve yine sıtma krizleri geçiren Moro'nun sırt çantalarımızı taşımaya yardım ettiler.
      Yolun yakınındaki ağacın altına, bir şişenin içine oturtulan bir alarm sistemi yerleştirdik.
      Artçı Joaquin, sırt çantasının yükü altında suratını ekşitip duruyor ve grubun geç kalmasına sebep oluyordu.
     

2 Şubat

      Yorucu ve sıkıntılı bir gün. Doktor yürüyüşü geciktirdi. Zaten hız genellikle düşüktü. Saat 4'te su bulunan son yere varıyor ve kamp yapıyoruz. Öncüler (Frias olduğunu sandığımız) ırmağa gitme emrini aldılar. Fakat ağır ilerliyorlar. Bütün gece yağmur yağdı. (sayfa 59)
     

3 Şubat

      Şafakta yağmur başladı. Bu yüzden yola 8'de çıktık. O sırada Aniceto elinde bir halatla geldi ve zor geçitlerde bize yardım etti. Biraz sonra yine yağmur başladı. Dereye saat 10'da sırılsıklam vardık. Bu günlük bu kadarla yetindik. Bu dere, Frias olamaz. Haritada gösterilmemiş bir akarsu olsa gerek.
      Öncüler yarın Pacho ile tepeye çıkacaklar ve her saat başı temas kuracaklar.
     

4 Şubat

      Sabahtan akşamın 4'üne dek yürüdük. Yalnızca öğleyin
      yemek yemek için iki saatlik bir mola verdik. Yol Nacahuasu boyunca sürüyor, kötü sayılmaz, ama ayakkabıları mahvediyor; arkadaşlardan çoğu hemen hemen yalınayak kaldılar bile.
      Birlik yoruldu, ama iyi dayandı. Yedi kilodan fazla kaybettim. Sırlıma bazan dayanılmaz ağrılar saplanıyorsa da, henüz rahatlıkla yürüyorum.
      Irmak boyunca taze ayak izlerine rastlamadık, ama haritaya bakılırsa çok geçmeden meskun yerlere varırız.
     

5 Şubat

      Sabahleyin, 5 saatlik bir yürüyüşten sonra (12-14 km) öncü gruptan, beklenmedik bir haber çıktı; hayvanlara rastlamışlar (bir kısrak ve tayı). Durduk. Meskun bir yere rastlamak korkusuyla bölgede bir keşfe çıkılmasını emrettim. İripiti'de mi, yoksa haritada gösterildiği gibi, Saladillo ırmağının bir kol aldığı yerde mi olduğumuzu tartıştık. Pacho, Nacahuasu'dan da büyük ve aşılmaz bir ırmak bulunduğunu haber verdi. Oraya yöneldik ve gerçek Rio Grande'yle karşı karşıya geldik. Yaşam izleri var, ama yeni değil. Yolların içinde yitip gittiği çayırlar, son zamanlarda buralardan in cin geçmediğinden ayak izi taşımıyordu.
      Sudan yararlanmak için, Nacahuasu kıyısında kötü bir (sayfa 60) yerde konakladık. Yarın çevreyi tanımak için ırmağın iki yanında (doğu ve batı) keşfe çıkacağız; bir grup da karşıya geçmeyi deneyecek.
     

6 Şubat

      Dinlenmekle geçirdiğimiz durgun bir gün. Joaquin, Walter ve Doktor, Rio Grande'yi yatağı boyunca keşfe çıktılar; 8 km yürüdükleri halde bir geçide rastlamamışlar; yalnız, suyu tuzlu bir dere görmüşler. Marcos akıntıya karşı güçlükle ilerliyor, Frias'a ulaşamadı. Aniceto ve Loro onunla birlikte gidiyordu. Alejandro, İnti ve Pacho ırmağı yüzerek geçmek istediler, ama başaramadılar. Biz de, daha uygun bir yer bulmak için 1 km geriye taşındık. Pombo rahatsız.
      Karşıya geçmeyi bir kez daha denemek için yarın bir sal yapmaya başlayacağız.
     

7 Şubat

      Marcos'un gözetimi altında bir sal yaptık, çok büyük ve kullanışsız. Saat 1.30'da geçit yerine hareket ettik ve 2.30'da açıldık. Öncüler iki seferde geçtiler; üçüncüsünde merkez grubun yarısını ve giysilerini geçirdiler, çantam bende kaldı; merkez gruptan geri kalanları almaya gelirken El Rubio yanlış bir manevra yaptı ve sal akıntıya kapılıp açıldı, yakalayamadık. Joaquin saat 9'a kadar başka bir sal yaptı ama gece zaman yitirmemiz gereksizdi, çünkü yağmur durmuştu ve ırmak alçalıyordu. Merkez gruptan Turna, Urbano, İnti, Alejandro ve ben kalmıştık. Turna ve ben toprağın üstünde yattık.
     

10 Şubat

      Kendimi İnti'nin yardımcısı gibi tanıtarak köylülerle konuşmaya gittim. Ama kısa sürdüğü için komedi etkili olmadı sanırım.
      Bunlar bize yardımı dokunamayacak köylülerdendi, yarattıkları tehlikenin de farkında olmadıkları için çok tehlikeliydiler. (sayfa 61) Biri köylüler hakkında bazı bilgiler verdi, ama kuşkululuğu nedeniyle kesinleştiremedi.
      Doktor çocukları muayene etti, birinin barsakları kurt dolu, öteki kısraktan tekme yemiş. Bu iş bitince döndük.
      Öğleden sonrayı ve akşamı huminta[
17] pişirmekle geçirdik. İyi olmadı. Akşam arkadaşları toplayıp gelecek gün hakkında bazı açıklamalar yaptım. Şimdilik, Masicuri'ye doğru daha 10 gün yürümek niyetindeyim, amaç arkadaşların askerleri görmelerini sağlamak, sonra da öteki yolda bir keşifte bulunmak için Frias'ı geçmeyi deneyeceğiz.
      (Köylünün adı Rojas.)
     

11 Şubat

      İhtiyarın Doğumgünü: 67
      Kıyı boyunca uzanan keçiyolunu bozulmaya başladığı yere kadar izledik. Yer yer kaybolması son zamanlarda buradan kimselerin geçmemiş olduğunu gösteriyordu. Öğleyin yolun büyük bir ırmakla kesildiği yere ulaştık. Bunun Masicuri olup olmadığını tartıştık. Bir dere başında mola verdik, Marcos ve Miguel kaynağa doğru keşfe çıktılar; döküldüğü yeri bulmak için İnti, Carlos ve Pedro akış yönünde ilerlediler. Böylece bunun Masicuri olduğunu ve ilk geçidin biraz aşağıda bulunduğunu öğrendik. Orada, birkaç köylü atları yüklüyorlarmış. Bizim izleri görmüşlerdir. Artık çok dikkatli olmalıyız. Köylünün söylediğine bakılırsa Arenales'den bir ya da iki fersah ötedeyiz.
      Yükseklik 760 metre.
     

12 Şubat

      Öncülerin dünkü iki kilometresi çabuk aşıldı. Bundan sonra yol almak güçleşti. Öğleden sonra saat 4'te, aradığımız yol olduğunu sandığımız, doğru dürüst bir yola çıktık. Irmağın öte yanında bir ev vardı ama bunu bıraktık ve Rojas'm salık verdiği ırmağın bu kıyısındaki Montana'nın evini aramaya koyulduk. İnti ve Loro gittiler, kimseyi bulamadılar, fakat herşey aradığımız yerin orası olduğunu gösteriyordu. (sayfa 62)
      Saat 7.30. Bir gece yürüyüşüne çıktık ve bu sayede geri kalanları da öğrendik. Saat 10'a doğru İnti ve. Loro eve döndü, ama hiç iyi haberler getirmediler: Adam sarhoşmuş ve konuksever de değilmiş. Elinde de mısırdan başka birşey yokmuş. Irmağın karşı kıyısında, geçide yakın yerdeki Caballero'nun evinde içmiş. Geceyi yakın bir ormanda geçirmeye karar verdik. Humintas'lar (ekmek) mideme oturduğu ve bütün gün birşey yemediğim için çok yorulmuştum.
     

13 Şubat

      Sabah, çok erken saatte şiddetli bir yağmur başladı,öğleye kadar sürdü ve ırmağı kabarttı. Daha iyi haberler almaya başladık. Montano, ev sahibinin 16 yaşlarındaki oğluymuş. Babası burada değil, bir haftadan önce de dönmeyecek. Oradan bir fersah kadar uzakta bulunan aşağı köy hakkında belirli bilgiler verdi. Sola doğru uzayan bir yol var, fakat dar. Bu ıssız yerde, Perez'in kardeşi, kızı bir askerle nişanlı olan yoksul bir köylü oturuyor.
      Derenin ve mısır tarlalarının yanında, yeni bir kampa taşındık. Marcos ve Miguel yola bakmak için çıktılar. Yükseklik 650 metre (hava fırtınalı).
     

14 Şubat

      Kampta durgun bir gün geçirdik. Evin oğlu üç kez geldi; birinde, bazı kişilerin, birkaç domuz almak için ırmağın bu yönüne geçtiklerini haber verdi ama, fazla birşey söylemedi. Mısır tarlasındaki zararı ona fazlasıyla ödedik.
      Arkadaşlar bütün gün hiçbir eve rastlamadan çalı çırpı kesip yol açtılar; onların hesabına göre 6 km'yi bulmuşlar. Yani, yarınki yolun yarısı.
      Havana'dan gelen bir mesajı deşifre etmeye çalıştık. Özü, Kolle ile yapılan görüşme. Görevin, kıtasal niteliği hakkında o güne değin kendisine birşey söylenmediğini, bu durumda, koşullarını benimle görüştükten sonra işbirliği yapmaya hazır olduğunu, bizzat kendisinin Simon Rodrigez ve (sayfa 63) Ramirez ile geleceğini anlatmış. Bundan başka Simon'un, partinin alacağı karar ne olursa olsun, bize yardım etmek istediğini de haber veriyorlar.
      Ayrıca, kendi pasaportuyla yolculuk eden Fransız'ın da ayın 23' ünde La Paz'a varacağını ve Pareja ve Rhea'nın evinde kalacağını bildiriyorlar. Şimdilik çözemediğimiz ufak bir kısım kaldı.
      Bu yeni dostluk atılımını nasıl karşılayacağımızı sonra düşünürüz. Başka yenilik: Merci beş parasız gelmiş, söylediğine göre paralarını çaldırmış; yolsuzluk yaptığını sanıyoruz, ama kanıtlamamız olanaksız. Lechin para bulmaya gidecek.
     

15 Şubat

      Hildita'nın Doğumgünü: 11
      Telaşsız bir yürüyüş günü. Saat 10'da, dün açtıkları yolun sonuna vardık. Bundan sonrası ağır ilerledi. Öğleden sonra saat 5'de ekili tarlalar gördükleri haberini getirdiler; yanılmadıklarını saat 6'da anladık. İnti, Loro ve Aniceto'yu köylülerle konuşmaya gönderdik. Adamın adı Michel Perez, zengin bir köylü olan Nicola'nın kardeşiymiş; ama kendisi yoksul ve kardeşi onu sömürüyor, öyle ki bizlerle işbirliği yapmaya hazır. Vakit geç olduğundan akşam yemeği yemedik.
     

16 Şubat

      Kardeşin dikkatini çekmemek için biraz daha yürüdük ve 50 metre aşağıda akan ırmağı gören bir noktada konakladık. Beklenmedik olaylara karşı iyi bir sığınak burası ama rahat değil. Rosita'ya kadar uzanan sıradağları aşmaya yetecek kadar bol yiyecek hazırladık.
      Öğleden sonra da, gece yarısına dek dinmeden yağan şiddetli ve inatçı bir yağmur bütün planlarımızı altüst etti; üstelik ırmağı da kabarttığı için bizler yine tecrit edildik. Köylüye domuz satınalıp beslemesi için 1000 peso vereceğiz; kapitalist tutkuları var adamın. (sayfa 64)
     

17 Şubat

      Bütün sabah yağmur yağdı; 18 saat, durmadan. Herşey ıslandı ve ırmak çok kabardı. Marcos, Miguel ve Braulio'yu Rosita'ya giden bir yol bulmaları için gönderdim. Marcos, 4 km yol yaptıktan sonra döndü, Pampa del Tigre'ye benzeyen kurak bir vadi görmüş.
      İnti kendini iyi hissetmiyor, çok yedi herhalde. Yükseklik 720 metre (hava durumu anormal).
     

18 Şubat

      Josefina'nın Doğumgünü: 33
      Kısmi başarısızlık. Çalı kesip yol açanlara ayak uydurup yürüdüğümüzden, ağır ilerledik. Saat 2'de yol açmayı gerektirmeyen düzlüğe gecikmeyle ulaştık. Saat 3'te tepeyi aşmak umuduyla bir su kenarında konakladık. Sabah Marcosİa Turna keşfe çıktılar ve çok kötü haberlerle döndüler: Tepe, yol vermeyen sarp kayalarla çevriliymiş. Geri dönmekten başka çare yok.
      Yükseklik 980 metre.
     

19 Şubat

      Boşa giden bir gün. Bir ırmak bulup oradan çıkarız umuduyla tepeden indik, ama bu mümkün olmadı. Miguel ve Aniceto'yu yeni karşılaştığımız sıradağı aşmaları ve öbür yana geçmeyi denemeleri için gönderdim; bu da olmadı. Bütün gün onları bekledik. Döndüklerinde ötekine benzer, geçit vermez kayalıklar bulunduğu haberini getirdiler.
      Yarın, ırmağın arkasındaki ve batıya bakan (ötekiler güneye bakıyordu) son tepeye tırmanmaya çalışacağız. Yükseklik 760 metre.
     

20 Şubat

      Gün oldukça ağır tempolu bir yürüyüşle, engebeli bir yolda geçti; Miguel ve Braulio mısır tarlasındaki ufak dereye varmak için eski yoldan gittiler; orada yollarım kaybetmişler (sayfa 65) ve dereye karanlık basarken varmışlar. İkinci akarsuya vardığımız zaman, Rolando ve Pombo'yu sivri tepeyi buluncaya değin çevreyi keşfe yolladım fakat saat 3'te döndüler; bunun üzerine Pedro ve El Rubio'yu öbürlerini beklemek üzere orada bırakarak Marcos'un açmakta olduğu yoldan devam ettik. Mısır tarlalarının ortasından akan dereye saat 4.30'da vardık ve kamp yaptık. Keşifçiler dönmedi.
      Yükseklik 720 metre.
     

21 Şubat

      Derenin ters yönüne doğru ağır yürüyüş. Pombo ve Rolando öteki derenin geçit verdiğini bildirmeye geldiler; Marcos da gördü ve aynı kanıya vardı. Saat ll'de oraya doğru yol aldık ve 13.30'da vardık, ama su çok soğuktu ve yüzmeden aşmak olanaksızdı. Loro'yu keşfe gönderdik. Gecikti. Artçıları beklemeleri için Braulio ve Joaquin'i gönderdim. Loro, derenin ilerde daha genişlediği ve geçil verdiği haberini getirdi. Bunun üzerine Joaquin'in alacağı sonucu beklemeden yola çıktık. Saat 6'da tam kamp kurmaya hazırlandığımız sırada döndü; yamaca tırmamlabiliyormuş ve epeyce kullanışlı yollar varmış.
      İnti hasta, bir haftada bu ikincisi. Fazla yemekten oluyor. Yükseklik 860 metre.
     

22 Şubat

      Gün, makilerle kaplı tepelere tırmanmakla geçti. Yorucu bir günden sonra, amaca ulaşmadan kamp kurma saati geliverdi. Joaquin ve Pedro'yu oraya ulaşmayı denemeleri için gönderdim. Saat 7'de döndüler ve daha üç saat, çalı çırpı ayıklayarak yürümemiz gerektiğini bildirdiler.
      Yükseklik 1180 metre. Biraz güneyimizde Masicuri'ye dökülen bir akarsuyun kaynağındayız.
     

23 Şubat

      Benim için kötü bir gün. Kendimi çok yorgun hissediyorum; ayakta durabilmek için dişlerimi zor sıktım. Sabahleyin (sayfa 66) Marcos, Braulio ve Turna, biz kampta onları beklerken, yolu düzenlemeye gittiler. Gönderdiğim mesajın fransızca mektuplar kutusuna vardığını bildiren bir mesaj deşifre ettik. Öğleyin, toprağı çatlatan ve biraz sonra, en yüksek tepeye vardığımızda baygınlık geçirmeme sebebolan bir sıcakta yola çıktık. O andan sonra da kendimi zorlayarak yürümeye çalıştım. Bölgenin en yüksek doruğu 1420 metre; Rio Grande'ye, Nacahuasu'nun ağzına ve Rosita'nın bir kısmına hakim. Topografısi, haritadaki işaretlerden farklı; belirli bir sınır çizgisinden sonra dik bir yokuşla, sonunda Rosita'nın aktığı, 8-10 metre enindeki ağaçlık bir düzlüğe iniliyor. Oradan bu sıradağların yüksekliğindeki dağlara varılıyor. Ve uzakta, uzanıp giden bir ova görünüyor. Rio Grande ve oradan da Rosita'ya giden dereye ulaşmak için, çok sarp fakat geçit veren bir noktaya inmeye karar verdik. Haritanın gösterdiğinin tersine, bu yer meskun görünmüyor. Cehennem gibi, kurak bir yolu aşıp, karanlık basarken 900 metrede kamp kurduk. Dün sabah Marcos'un bir arkadaşa, cehennem ol, diye küfrettiğini dediğini duymuştum, bugün de başkasıyla dalaştı. Onunla konuşmalıyım.
     

24 Şubat

      Ernestico'nun yaş günü: 2
      Hareketli ve yorucu bir gün. Ağır ilerliyoruz, su yok, çünkü izlediğimiz dere kurumuş. Öğleyin, bıçakla kamış keserek yol açanların yorgunluktan yıkıldığını görerek, yerlerine başkalarını gönderdik. Saat 2'de biraz yağmur yağdı, mataraları doldurduk.
      Biraz sonra da bir pınara rastladık. Saat 5'te su kenarında bir düzlükte kamp yaptık. Marcos ve Urbano keşfe çıktılar. Marcos döndü ve ırmağın 2 km uzakta olduğunu, fakat ırmak boyunca giden yolun biraz sonra bataklıkta kaybolduğunu haber verdi.
      Yükseklik 680 metre. (sayfa 67)
     

25 Şubat

      Kötü bir gün. Yürüyüş ağırlaştı, bu yetmiyormuş gibi Marcos yolunu kaybettiğinden sabahı boşa geçirdik; Miguel ve Loro ile gitmişti. Bunu öğleyin haber verdi ve radyo ile iletişim kurup bulunduğu yeri belirlememizi bildirdi. Braulio, Tuma ve Pacho gittiler. Saat 2'de Pacho geri döndü; onu buraya radyo konuşmaları duyulmadığı için Marcos göndermiş. Benigno'yu yolladım ve 6 saatte ırmağı bulamazsa geri dönmesini, emrettim. Benigno gittikten sonra Pacho beni çağırdı ve Marcos'la kavga ettiklerini, Marcos'un ona sert emirler verdiğini, kamış kestiği uzun bıçağıyla tehdit ettiğini ve tokat attığını anlattı. Pacho ona yürümeyi sürdüremeyeceğini söyleyince, davranışlarını Pacho'nun giysilerini yırtmaya kadar vardırmış.
      Durumun ciddiliği karşısında İnti ve Rolando'yu çağırdım. Pacho'nun suçlamalarının bazılarını kabul etmemekle birlikte, Marcos'un karakteri yüzünden öncü gurupta gergin, bir hava estiğini doğruladılar.
     

26 Şubat

      Sabahleyin Marcos ve Pacho'yu yüzleştirdim. Sonunda, Marcos'un ona hakaret ettiği, kötü davrandığı, hatta belki de bıçakla tehdit ettiği; buna karşılık Pacho'nun hakaret dolu cevaplar verdiği ortaya çıktı; belli ki o da doğuştan kabadayı. Böyle olaylar daha önce de olmuş. Herkesin gelmesini bekledim ve sonra bir konuşma yaparak Rosita'ya ulaşmanın ne büyük bir çaba istediğini, bunun, gelecekteki çabalara kıyasla, ancak ufak bir başlangıç olduğunu ve iki kübalı arasındaki üzücü olayın, henüz birbirlerine alışamamaktan ileri geldiğini anlattım. Marcos'u tutumundan ötürü eleştirdim ve Pacho'ya da, yanlış tutumu sürüp giderse gerilla birliğinden yüz kızartıcı biçimde kovulacağım söyleyerek uyardım.
      Pacho, radyo konuşmasını kesmiş, dönüşte bana olayı hemen anlatmamış ve büyük bir olasılıkla Marcos'un onu dövdüğü yalanını uydurmuştu. (sayfa 68)
      Bolivyalılardan, herhangi bir kuşkuları varsa, dolambaçlı yollara sapmadan, açıkça söylemelerini ve sorun çıkarmadan ayrılmalarını rica ettim.
      Rio Grande'ye ulaşmak ve yürüyüşümüzü onun akış yönüne uydurarak sürdürmek için yeniden yola koyulduk. Hedefe vardık ve 1 km kadar kıyıdan gittik ama, yolumuzun üstüne dik bir kaya çıktı. O noktada ırmağı geçemeyeceğimizden tırmanmak zorunda kaldık. Benjamin bitkin düştüğü ve çantasıyla da başı derde girdiği için geride kalmıştı. Bize yetiştiği zaman yola devam etmesini emrettim, dediğimi yaptı. 50 metre tırmandı, bu arada yukarı çıkan yolu kaybetti ve kaygan bir kayalıkta aramaya başladı. Urbano'ya ona yanıldığını söylemesini emrettiğim sırada ani bir hareket yaptı ve suya düştü. Yüzme bilmiyordu. Akıntı şiddetliydi, bu yüzden ayağı yerde olduğu halde sürüklendi. Onu kurtaracağımıza inanıyorduk, fakat elbiselerimizi çıkarıncaya değin bir girdaba kapılıp yok oldu. Rolando ona kadar yüzdü ve dalmaya çalıştı fakat akıntı onu uzağa götürdü. Beş dakika içinde bütün umudumuzu yitirdik. Zayıf ve beceriksiz bir oğlan olmakla birlikte, büyük bir yenme istemine sahipti. Ama bu kadarı gücünü aşmıştı; böylece ilk ölüyü saçma bir biçimde Rio Grande sularında verdik. Saat 5'te, Rosita'ya ulaşamadan kamp yaptık. O gece, son fasulye payımızı yedik.
     

27 Şubat

      Irmak boyunca ilerleyip kayalara tırmanarak geçirdiğimiz zorlu bir günden sonra Rosita'ya ulaştık. Nacahuasu'dan büyük ve Masicuri'den ufak olan bu ırmağın suları kırmızımtrak. Son yiyeceğimizi de bitirdik. Meskun yerlere ve anayola yakın olduğumuz halde yakınlarda, çevrede yaşam izi yok.
      Yükseklik 600 metre.
     

28 Şubat

      Yarı dinlenme günü. Kahvaltıdan sonra (çay) Benjan'in ölümü üzerine konuştum ve Sierra Maestra ile ilgili öyküler (sayfa 69) anlatıp kısa bir konuşma yaptım. Sonra keşifler başladı; Miguel, İnti ve Loro, emrim üzerine Rosita'nın akışının ters yönüne doğru ilerlediler. 3-5 saat yürümelerini emrettim. Bu sürenin Abaposito'ya varmak için yeterli olduğunu düşünmüştüm, ama yolun bozukluğu yüzünden varamadılar; yaşam izine rastlamadık. Joaquin ve Pedro karşı dağa tırmandılar. Hiçbirşey görememişler; ne bir keçiyolu, ne de eski bir patika kalıntısı. Alejandro ve El Rubio ırmağı aştılar ve yol bulamadılar, fakat onlarınki yüzeysel bir incelemeydi. Marcos sal yapımını gözetti. Biter bitmez de Rosita'nın kol aldığı bir kıvrımdan karşıya geçmeye başladık. Beş kişinin çantaları geçirildi. Ama Miguel çantası geçmişken kendisi kaldı. Benigno'nun ise çantası kalmışken kendisi geçti. Terslikler üstüste gelir. Benigno ayakkabılarını kaybetti.
      Salı kurtarmak ise olanaksızdı, ikincisi de bitmemişti, bu yüzden geçimleri ertesi güne bıraktık.
     
      AYIN ANALİZİ

      Kampta, olup bitenlerden bir haber alamamakla birlikte, bazı kaçınılmaz ve dununa göre üzücü olaylar dışında herşey iyi gidiyor denebilir.
      Dışarıdan, birliğimizi tamamlamak için gönderecekleri adamlardan haber çıkmadı. Fransız La Paz'a gelmiş olmalı,-birkaç gün sonra kampa varır. Arjantinlilerden ve El Chino'-dan da haber çıkmadı. Ulaşım her iki yönden iyi işliyor. Partinin tutumu en yumuşak deyimiyle duraksamalı ve ikiyüzlü. Yeni temsilcilerle konuştuktan sonra aydınlanır.
      Yolculuk iyi geçti ama Benjamin'in ölümüyle sonuçlanan kaza ona gölge düşürdü. Adamlar zayıf, bolivyalılar dayanamıyacaklar. Yarı geçen son günler ve sürüp giden dargınlıklar heyecanı söndürüyor. Kübalılardan deneyimsiz olan Pacho ve El Rubio bekleneni daha vermediler, Alejandro ise fazlasıyla verdi; eskilerden Marcos sürekli kavgı kaynağı, ve Ricardo gayretli değil. Diğerlerinin davranışı iyi. Gelecek aşama savaş olacak, bu kesin. (sayfa 70)
     
       

-5-
      MART 1967
     

1 Mart

      Sabahın 6'sında yağmur başladı. Dindikten sonra ırmağı geçmeye karar verdik, ama hızlandı ve öğleden sonra saat 3'e değin sürdü. Irmağın suları iyice kabarmış olduğundan geçişin güvenli olmayacağını düşündük. Şimdi iyice kabarmış durumda ve kolay kolay alçalacağı da yok.
      Yağmurdan korunmak için terkedilmiş bir kulübeye sığındım ve yeni kampı orada kurdum. Joaquin eski yerinde kaldı. Akşam Polo'nun süt kutusu, Eusebio'nun da süt ve sardalya kutusu yürüttüklerini haber verdiler. Ceza olarak yemekte bu yiyecekler bulunacağı gün onlara vermeyeceğiz. Kötüye işaret.
     

2 Mart

      Yağmur şafakta başladı. Herkes bitkindi, başta ben. Irmak daha da kabardı. Hava açılır açılmaz kampı bırakıp geldiğimiz ırmağa paralel yoldan geri dönmeye karar vermiştik. (sayfa 71)
      Öğleyin yola çıktık ve corojos denen meyvenin bol miktarda stokunu yaptık. Yolumuzu bırakıp bir patikaya sapmıştık, o da bir yerde bitiverince saat 4.30'da durmak zorunda kaldık. Öncülerden haber çıkmadı.

3 Mart

      Yürüyüşe heyecanla ve hızlı adımlarla başladık, ama zamanla hızımız kesildi. Benjamin'in ırmağa düştüğü bölgede yeni bir kaza daha olmasından korkarak yolu değiştirdim. Yarım saatte inmiş olduğumuz yeri aşmak 4 saatimizi aldı. Saat 6'da dere kıyısına geldik ve kamp yaptık. Yalnızca iki palmiye vardı, Miguel ve Urbano, sonra da Braulio birkaç tane daha getirmeye gittiler. Geceyarısına doğru yemeğe oturabildik; palmiye meyveleri ve corojolar imdadımıza yetişmişti.
     

4 Mart

      Miguel ve Urbano sabah erkenden gittiler. Bütün gün çalı çırpı kestiler ve saat 6'da döndüler; 5 km yol açmışlar ve bir ova görmüşler. Bu, ilerleyişimizi kolaylaştıracak, ama kamp kuracak yer yokmuş. Onlar yolu tamamlayıncaya değin burada kalmaya karar verdik. Avcılar iki maymun, bir papağan ve bir güvercin vurdular. Bunları ve bölgede bol bulunan palmiye meyvelerini yedik.
      Moralimiz bozuk, fiziksel durumumuz da günden güne bozuluyor; bacağımda ödem başlangıcı var.

5 Mart

      Joaquin ile Braulio, yağmur altında yol açma çalışmalarını sürdürmeye gittiler, ama ikisi de gevşek, işi ilerletemiyorlar. 12 palmiyeden meyve topladık ve birkaç kuş avladık. Böylece konserveler elimizde kaldı ve 2 günlük meyve arttı.
     

6 Mart

      Akşamın saat 5'ine değin aralıklarla yürüdük. Miguel, Urbano ve Turna machetelerle (bıçaklarla) bize yol açıyorlar. (sayfa 72) Biraz ilerledik; uzaktan Nacahuasu'nun yakınında olduğunu sandığımız tepeler görünmeye başladı. Olup olacağı bir papağan vurduk, onu da artçılara verdik. Bugün palmiye meyvesi ve et yedik. Elimizde kıt kanaat üç öğün yiyecek kaldı.
     

7 Mart

      Dört ay oldu. Adamlar erzağm tükendiğini, yolunsa bitmediğini gördükçe cesaretlerini yitiriyorlar. Bugürr ırmak kıyısında 4 ya da 5 km yol aldık ve umut verici bir yola çıktık. Yediklerimiz: 3-5 küçük kuş ve palmiye meyvelerinin kalan kısmı. Yarın konservelere başlayacağız; adam başına 1/3'den iki gün yeter, sonra süt, hepsi bu. Zaten Nacahuasu'ya ikiüç günlük bir yolumuz kaldı.
     

8 Mart

      Bugün az yol aldık, sürprizli ve gergin bir gün oldu. Saat sabahın 2'sinde avda olan Rolando'yu beklemeden yola çıktık. Bir buçuk saat sonra yol açanlara ve avcılara rastladık (Urbano, Miguel, Turna, Doktor ve Chinchu). Epey papağan vurmuşlar, fakat bir su başı bulup durmuşlardı. Kamp yapmalarını emrettikten sonra o yeri görmeye gittim; bir petrol sondaj istasyonu gördüm. İnti ve Ricardo suya atladılar; kendilerini avcı gibi tanıtmaları gerekiyordu. Elbiseyle atlamışlardı, karşı kıyıya yüzdüler, ama İnti'ye ne olduysa, az kaldı boğuluyordu; Ricardo ona yardım etti. Böylece kıyıya ulaştılar, ancak herkesin dikkatini çektiler. Tehlike işareti vermeye gerek kalmadan ortadan kayboldular. Suya atıldıklarında öğle vaktiydi, 15.15'e değin bekledim, ortaya çıkmadılar. Son nöbetçiler de saat 21'de çekildiler.
      Çok kaygılıydım; iki cesur arkadaş tehlikedeydiler ve ne olup bittiğini bilmiyordum. En iyi yüzücülerimiz olan Alejandro ve Rolando'nun yarın karşıya geçip bakmalarına karar verdik.
      Bugün, diğer günlerden daha iyi yemek yedik. Palmiye meyvesi kalmamıştı ama bol papağan eti vardı, ayrıca Rolando iki maymun avlamıştı. (sayfa 73)
      Geçişe erken saatte başladık, ama bir sal yapmamız gerekti ve bu da çok zaman kaybettirdi. Nöbetçiler, karşı kıyıda yan çıplak adamlar gördükleri