"Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" yaklaşık olarak bir yıl önce basıldı. O dönemde THKP-C'nin ideolojisine ve şerefli mirasına sahip çıkanlar oldukça fazlaydı. Ancak bu geçmişe karşı her türlü saldırı ve spekülasyonun yapılmasına da engel olmuyordu. 1974'den sonra eski tüfeklerin içerden çıkmasıyla görünüşte geçmişi savunan, gerçekte ise onu tahrif eden geçmişin temellerine saldıran yeni bir tür oportünizm ortaya çıktı. Amaç geçmişi savunuyor görünüp 1971'de silahlı devrimci mücadelenin yarattığı büyük sempatiyi oportünist amaçlar için kullanmaktı. Bu nedenle, gerçek yüzünün ortaya çıkışını geciktirmek için, hiçbir grup ortaya belirgin bir görüş koymuyor; herkes birbirini bekliyordu.
İşte "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" böyle bir ortamda yayınlandı. Sadece 300 tane basılmasına rağmen ülkenin her yanına yayıldı ve büyük yankılar uyandırdı.
'Acil'in iki görevi vardı: Birincisi, oportünizmin çeşitli saldırılarına uğrayan Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin teorik temellerini açıklığa kavuşturmaktı. Geçen bir yıla baktığımızda 'Acil'in bu görevi büyük ölçüde başardığını söyleyebiliriz: Bugün ülkenin hemen her yanında "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I", "Kesintisiz Devrim II-III" ile birlikte okunuyor. 'Acil'i reddetmek, "Kesintisiz Devrim II-III"ü reddetmekle özdeş sayılıyor.
'Acil'in ikinci görevi, görünüşte geçmişe sahip çıkan bütün grupları görüşlerini koymaya zorlamaktı; 1974'den sonra oluşan yeni oportünizmin yüzünü açığa çıkartmaktı. Son bir yıl içinde gerek 'Acil'in etkisi ve gerekse de kendi gelişimleri sonucu; başlangıçta THKP-C'nin ideolojisine sahip çıkan gruplardan ikisi gerçek görüşlerini ortaya koydular. Birisi, sosyal-emperyalizm safında yer aldı; diğeri ise, Öncü Savaşını kabul etmediğini açıkça ortaya koydu. Ancak bu süreç henüz tamamlanmış sayılmaz. Öğrenci hareketi içinde görünüşte Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni savunan, gerçekte ise ortaya berrak bir görüş koymayan bazı gruplar vardır.
Bir yıl sonra 'Acil' hakkındaki tartışmaları, yöneltilen eleştirileri değerlendirmek ve cevaplamak yerinde olur.
"Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" yoldaşça eleştiriden çok daha fazla çamur ve karalamaya hedef oldu. Bu doğaldır. Görünüşte geçmişe sahip çıkıp özünde ise geçmişe küfredenler, henüz istedikleri parsayı toplayamadıklarından 'Acil'in çıkışını biraz erken buldular. Ancak işin en ilginç yanı şudur ki; yazıya en büyük saldırı bugün THKP-C'nin ideolojisini açıkça inkar edenlerden gelmedi. Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni savunduğunu "iddia eden", seminerlerde sıkışınca önüne 'Acil'i açıp okuyanlardan geldi. Oldukça garip bir görünümdü bu. Bir yandan 'Acil'den Marksizm-Leninizm ile ilgisi olmayan bir broşür diye bahsediliyordu; diğer yandan yazılan "Emperyalizm ve Yeni-Sömürgecilik" (özellikle bunalım ve buhran kısmı) 'Acil'in kötü bir kopyasından başka bir şey değildi.
Giderek 'Acil' "Devrimci" Gençlik'in tepesine çöreklenmiş kariyerist kliğin başlıca uğraşısı haline geldi. Ankara ve İstanbul'da okullar peşpeşe faşistlere terkediliyordu; sosyal-emperyalizm karşı-devrimci ideolojisi ülkenin her yanında cirit atıyordu. Bütün bunlar önemli değildi. Önce 'Acil'i "halletmek" gerekiyordu; gerisiyle sonra uğraşılabilirdi. Bu amaçla "Devrimci" Gençlik'in tepesine çöreklenmiş bu kariyerist-oportünist klik, yaygara demagoji ve karalama ile 'Acil'e saldırmaya başladılar, hatta işi ihbarcılığa kadar götürdüler.
Öncü Savaşını savunduklarını "iddia eden" bu kişiler (yaptıkları ihbarlarla) neredeyse oligarşinin safında yer alarak 'Acil'e saldırmak gereğini niye duydular; 'Acil'den neden bu kadar çok korkuyorlar?
"Devrimci" Gençlik dergisinin tepesine çöreklenmiş kariyerist-oportünistlerin yolu, 1974'den sonra ortaya çıkan yeni oportünizmin yolundan farklı değildir: Önce görünüşte geçmişe sahip çıkıp onu savunmak ve böylece 1971'in yarattığı büyük sempatiyi oportünist amaçlar için kullanmak; sonra belirli aşamalardan geçerek THKP-C'nin ideolojisinin inkarına ulaşmak. Yalnızca en yeni oportünistler bu işi daha sinsice yapıyorlar: Emperyalizmin III. bunalım dönemini, yeni-sömürgeciliği savunuyorlar ve bunların ardına gizlenerek de Öncü Savaşını savunduklarını kitlelere yutturmaya çalışıyorlar (halbuki objektif bir küçük-burjuva da pekala bu tahlilleri yapabilir). Devrim stratejisi konusunda ise en yeni oportünistlerin belirgin hiçbir görüşü yoktur (aslında onlar 'Acil'i savunanlara kişisel konuşmalarda geçmişin öldüğünü, ölülerin dirilmeyeceğini, bizlerin bir ölüye kan vermeye çalıştığını, sözün kısası Öncü Savaşını kabul etmediklerini açıkça söylemişlerdir). Ancak kitlenin önünde bunlar açıkça söylenemez.
Sadece doğru devrimci teorinin pratik içinde, oportünizme karşı mücadele içinde bulunacağı söylenir. Mahir yoldaş da böyle yapmamış mıdır? Önce "Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori" daha sonra "Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine"yi yazmış ve bu süreç içinde doğru devrimci ideolojiye ulaşmıştır.
En yeni oportünizmin Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni inkar yöntemi işte budur: 1965-71 dönemi ile günümüzdeki şartlar öz bakımından aynıdır. Devrimci mücadelenin gelişiminde biz de aynı süreçten geçmek zorundayız !
Halbuki Öncü Savaşını doğru kabul ediyor isek; günümüz 1971 öncesinden en az bir noktada çok farklıdır: Bugün doğru devrimci ideolojiye sahibiz. Ancak eğer Öncü Savaşının doğruluğunu kabul etmiyor isek ve neyin doğru olduğunu da henüz bulamamış isek, 1965-71 dönemine benzer bir süreçten geçmek gerekir. Ve bu en yeni oportünistlerin de böyle bir süreçten geçmeye gerçekten ihtiyaçı vardır.
Bu kişilerin birlikten, birlik için ideolojik ve siyasal platformlar oluşturmaktan neyi kastettikleri şimdi anlaşılıyor. İdeolojik birlik için teorik araştırmalar yapmak aslında Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin en iyi revizyonunun nasıl yapılacağını araştırmaktır. Birlik ise, kendi kariyerleri etrafında oluşması gereken bir birliktir. Zaten kendilerine rapor vermeyen herkesi Merkez Komite kurmakla suçlayarak bunu açıkça ortaya koyuyorlar.
Böylece gerek kariyerlerini kullanarak ve gerekse de genel doğruların ardına gizlenerek pek çok samimi, yiğit militanı oportünist amaçlar için kullanırken, 'Acil'in ortaya çıkışı doğal olarak onları çok rahatsız etti. Okullar peşpeşe faşistlerin ellerine geçerken, sosyal-emperyalistler her yanda cirit atarken, 'Acil' en yeni oportünistlerin başlıca uğraşısı haline geldi. Bu doğaldır. Çünkü onlar siyasi geleceklerini garanti altına almak için 'Acil'e saldırmak zorundadırlar.
"Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I"i savunanlar bu kişilerle faşizme ve karşı-devrimci sosyal-emperyalizm ideolojisine karşı en azından işbirliğini sağlamak için ellerinden geleni yapmışlardır. Çeşitli eylemlerde onlara destek olmuşlardır. Ancak bu kişilerin birlikten, kendi oportünist amaçları doğrultusunda ve kendi kariyerleri etrafında bir birliği anladıkları da artık açıkça ortaya çıkmıştır.
Bu kariyerist-oportünist klik sözde bizi eleştiren bir yazı çıkarmıştır. Eleştirilerine ayrıca cevap vereceğiz.
"Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I"in bu ikinci basımında yanlış anlaşılmaya açık bir-iki noktanın düzeltilmesi dışında değişiklik yapılmamıştır.