|
Teoriyi ve Tarihi Unutmuşlara Ekonomi-Politik Notları
"Klasik" sol "inanç"a göre, ekonomik "kriz", peş peşe gelen iflaslar ve iflasları izleyen işsizlikle, halkın "geçim koşullarında" önemli bir değişmeye, bozulmaya, daha tam ifadeyle, "halkın yoksullaşmasına" yol açar. Halk yoksullaştığı ölçüde, mevcut düzene olan güvenini yitirir. Güvenini yitirdiği ölçüde de, yeni "çıkış" yolları aramaya başlar. Böylece "tek yol devrim"le yüzyüze gelecek olan "yoksullaşmış halk" devrim saflarına katılır ve devrim yapılır!
"Finans Krizi" "Reel Sektör"e Yansıyacak mı?
"İflaslar iflasları izler, zoraki satışlar zoraki satışları izler. Tıkanıklık yıllarca sürer; üretici güçler ve ürünler, birikmiş meta yığınları, sonunda değerlerinin az ya da çok altında bir fiyat üzerinden sürülene, üretim ve değişim yavaş yavaş canlanana değin, yığın halinde israf ve imha edilirler." (Engels)
Ne Olacak Şimdi?
Devlet güvencesi altına alınan bir trilyon doların üzerindeki "finans krizi" yükü, aynı zamanda ödeme güçlüğü içindeki bankaların "varlıkları"nın karşılığıdır. Ama "varlık" denilen şey, "mortgage" kredileriyle geri ödenmesi mümkün olamayan krediler olarak tüketilmiştir. Dolayısıyla devletin müdahalesinin "faturası", sadece kısa dönemli faiz ödemelerinin karşılanmasıyla sınırlı kalmamaktadır. Asıl "fatura", geri ödenmesi mümkün olmayan kredi miktarının ne kadar olduğunun ortaya çıkmasıyla saptanabilecektir, ki bugün için bunu hiç kimse tahmin bile edememektedir.
"The Party is Over" [Parti Bitti!]
Şimdi en çok tartışılan konu, “devletin ekonomiye müdahalesi”yle “neo-liberalizm”in sonunun gelmiş olması ve bu müdahalelere rağmen “finans krizi”nin önü alınamayarak, tüm ekonomileri etkisi altına alan bir “depresyon” (buhran) döneminin başlayıp başlamayacağı olmuştur.
Bu tartışmalar içinde, hala her şey piyasalar üzerinden değerlendirilirken, “mortgage krizi”nin şişirilmiş konut değerleri üzerinden verilen kredilere ve bu kredilerin “ka-ğıtları”nın dünya borsalarında pazarlanmasından kaynaklandığı ise, hemen hiç anımsanmamaya çalışılmıştır.
Bankalar Kamulaştırılırken Neo-Liberalizmin Yazgısı
"Altın çağ"larını yaşadılar. Neredeyse tam bir yüz yıl hiç bir yerde itibar görmemiş, değer verilmemiş bir "zihniyet" ya da "ideolojik tutum", son otuz yılda, özellikle de son onbeş yılda "neo"laşarak "altın çağ"ını yaşamıştır. Bu zihniyetin, bu ideolojik tutumun adı, liberalizmdir.
1980 dünya ekonomik bunalımı ortamında, emperyalist ülkelerdeki yüksek enflasyon ve durgunluğa (stagflasyon) "keynesçi" yöntemlerle çare bulunamayınca, "kurtarıcı" olarak ortaya çıkan "monetarizm", her şeyin piyasalara bırakılması ve piyasaların her şeyi düzenleyebileceği düşüncesine dayanan "liberal ekonomik politika" egemen oldu ve "klasik liberalizm"in "bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler" düstürüna yol verildi.
Dünya Ekonomik Bunalımı Ortamında Sömürücü Sınıflar Arasındaki Çelişkiler Keskinleşirken
AKP dönemine gelinince, Ülkerler ve Çalık grubu "yükselen yıldız"lar olurken, Uzanlar Motorola ve TMSF’nin ortak operasyonuyla tasfiye edildi. Böylece Tayyip Erdoğan’ın Doğan holdinge karşı savaş ilanı, sanki ikinci bir Uzanlar "vakası" yaşanacakmış gibi bir havanın esmesine yol açtı. Kimilerince "servetin yeniden dağıtılması" olarak tanımlanan bu yükseliş ve çöküşler, kimilerince de "Anadolu sermayesinin İstanbul sermayesine karşı başkaldırısı" olarak yorumlandı.
Her şeyin siyasal iktidara, siyasal iktidarda hangi partinin olduğuna ve bu siyasal partinin hangi kesimlerin çıkarlarının temsilcisi olduğuna bağlı olarak değişen ve gelişen olaylar, yine Tayyip Erdoğan’ın kendi ifadesiyle "conflict of interest"ten (çıkar çatışması) başka bir şey değildir.
Yolsuzluk Olayları "Sıra Bizde"ci Dinciler ve "Sol"cular
1980 sonrası Türkiye'sinde "rüşvet", Turgut Özal'ın ünlü "benim memurum işini bilir" sözleriyle meşruluk kazanmıştır. Böylece Özal'ın "orta direği" kamu görevlileri (legalist ve neo-liberal solun söylemiyle "kamu emekçileri") kütlesi, bir bütün olarak "yasal rüşvet yiyiciler" tabakasını oluşturur hale gelmişlerdir.
Aynı şekilde Özal'ın "transformasyon" adını verdiği, devşirmecilik yöntemiyle, oligarşi için yeni beyinleri "sol"dan sağlama operasyonu, asıl olarak rüşvete dayandırılmıştır. Kültürel etkinliklerin "sponsorluğu"; "temiz vakıflar"dan alınan "proje fonları"; "solcu" öğretim üyelerine "vakıf üniversite-leri"nde yüksek maaşlı kürsüler tahsis edilmesi; ücretli seminer, panel ve sempozyum düzenlemeleri ve "sosyal-demokrat" belediyelerin "kültür şenlikleri", bu yeniçeri devşirme yönteminin araçları olmuştur.
Sigara Yasağıyla Ülkeyi Kurtaramamak [Varolan Parayı Harcamak]
Artık "pediatri" profesörü Elif Dağlı'nın sigara yasağı ile ülkeyi kurtarma reçetesinin nasıl gerçekleşmeye yöneldiğini dost-düşman herkes görmüş oldu!
Her ne kadar "ülkeyi kurtama reçetesi"ne göre, yıllık olarak 20 milyar dolar sigaraya harcanan paralara ilişkin "hasılat" henüz sekiz aylık düzeyde hesaplanmışsa da, 2008 yılında sigaraya ödenen para miktarı bir önceki yıla göre 1.161.301.000 YTL artmışsa da, büyük bir başarının altına imza atılarak satılan sigara miktarı 37.536.000 adet azalmıştır!
Che Guevara "Bundan sonra devrimci Marks, tarihin bir parçası olarak savaşa katılacaktır."
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ SAVAŞÇILARI
Serdar Soyergin
Levent Ertümer, Faruk Açil
Ziya Erdönmez
|
|
|
YAPITLAR
|