8 Mart
137. Sayı, Mart-Nisan 2014


Fotokopi
Seçimler

      Bir seçim daha sona erdi. Her seçim sonrasında olduğu gibi, bu seçimlerde de, kimin ne kadar oy aldığı, ne kadar oy kaybettiği ya da oylarını ne kadar artırdığı bolca konuşulup tartışılıyor. Seçimlerin sayısal verileri alt alta konuyor, bir öncekilerle çarpılıyor, çıkartılıyor, bölünüyor ve sonuçta seçimin "galibi"nin kim olduğu ilan ediliyor.
      30 Mart yerel seçimleri sonrasında ortaya çıkan manzara daha önceki seçimlerden çok farklı değildir. Yakından bakıldığında, bu seçimlerin 2011 genel seçimleri ile 2009 yerel seçimlerinin tıpkısı, daha açık ifadeyle, fotokopisi olduğu söylenebilir.
      30 Mart yerel seçimlerinin diğer seçimlerden tek farkı, seçim sonrasında ortaya çıkan oy karmaşası, seçim hileleri ve birbiri ardına gelen itirazlar olmuştur. Daha önceki seçimlerin sonrasında sürekli dile getirilen, ama her durumda sonuçlara "saygı duyulması gerektiği" söylemiyle bir yana itilen seçim hileleri, bu seçimlerde çok daha belirgin ve somut olarak ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle bir ilktir.

Zor, Şiddet
ve Bilinç

      Eğer bir ülkede, ekonomik, toplumsal ve siyasal tüm alanları kapsayan ve sürekli varlığını sürdüren böylesine bir olaylar dizisi söz konusuysa, o ülkede "istikrar"dan söz edilemez. Bu olaylar, ülkenin altyapısından (ekonomik) üstyapısına (siyasal) kadar tam bir dengesizlik içinde olduğunu gösterir. Eğer bir toplum dengesizse, ekonomik, toplumsal ve siyasal olayların ne yönde gelişeceği, ne yöne akacağı ve hangi sonuçları doğuracağı belirsizleşir. Böylesi bir dengesiz toplumda yaşayan bireyler, toplumsal sınıflar ya da toplumsal kesimler de, dengesizliğin süresine ve boyutlarına bağlı olarak değişik siyasal tutumlar sergilerler.
      Uzun süren dengesizlik durumu, çoğu zaman toplumun duyarsızlaşmasına, kendi yazgısına, kendi geleceğine kayıtsız kalmasına yol açar. Günü kurtarmak, günü yaşamak, uzun süre dengesiz olan toplumların ortak özelliğidir. Ancak aynı dengesizlik, ters yönde etkide bulunarak, dengesizliğin yol açtığı belirsizlikten kurtulma yönünde toplumsal hareketlere de yol açar. Ama gerek kayıtsızlık, gerekse toplumsal kurtuluş yönündeki hareket, her durumda toplumun siyasal yönetimine yansır ve siyasal yönetimin siyasal zorunu devreye sokar.

30 Mart Yerel Seçimlerinin
Sayısal Sonuçları

      Marksist-leninistler için seçimler, Engels'in sözleriyle, "genel oy hakkı, işçi sınıfının olgunluğunu ölçmeyi sağlayan göstergedir". Bu açıdan, bir genel ya da yerel seçimin irdelenmesi, her şeyden önce, başta işçi sınıfı olmak üzere geniş halk kitlelerinin siyasal davranış biçimlerini ve siyasal yönelimlerini saptamaya olanak sağlar. Seçim tahlilleri, aynı zamanda, iki seçim arasında ülkede gelişen ekonomik ve toplumsal olayların kitlelerin bilincine nasıl yansıdığının da saptanmasını olanaklı kılar. Bu yönüyle seçim sonuçlarının irdelenmesi, ekonomik ve sosyolojik nitelik taşır.
      Ancak seçimler, her durumda siyasal olaylardır; dolayısıyla da seçim sonuçları, içinde yaşanılan maddi varlık koşullarının seçmenlerin bilincine nasıl yansıdığını ve günümüz açısından çok daha önemli olan nasıl yansıtıldığını ortaya koyar.
      Seçmen tercihlerini etkileyen on binlerce propagandif dışsal etki, ekonomik çıkar beklentisi ve ilişkisi, manipülasyon ve dezenformasyon ortamında yapılan değişik değerlendirmeler yepyeni bir siyasal söylem ve yönelim de ortaya çıkarabilmektedir.

Eski Tas
Eski Hamam

      Her seçim öncesinde, kendilerine "sol", "sosyalist", "komünist" ve hatta "maoist" diyen kesimlerin, seçimlere ilişkin kanılarına ve sanılarına, seçimlere neden ve nasıl girdiklerine, seçimlerden neler beklediklerine (daha doğrusu neler beklemediklerine) ilişkin açıklamaları, yazıları ve bildirileri kendi yayın organlarında ve çevrelerinde dolaşıma sokulur. Seçimlere ilişkin açıklamalar ve yazılar, hemen hemen bir önceki seçimlerde yayınlananlarla bir ve aynıdır. Yapılanlar da, söylemler de bir ve aynıdır.
      Durum böyle olunca, "sol"un, özellikle "legalist sol"un (ki buna "illegal" şubeleri olan yapılar da dahildir) seçimlerde nasıl bir sonuç aldığı fazlaca merak konusu olmaz. Ne de olsa bir önceki seçimde ne olmuşsa, bir sonraki seçimde de o olacaktır. Neredeyse her seçim, "legalist sol" açısından öncesiyle, sonrasıyla, sonuçlarıyla fotokopi makinesinde çoğaltılmış tıpkı basımlar gibidir.
      Genel kural olarak, resmen ve alenen "legalist sol" ile "illegal" görünümlü legalist "sol", genel seçimlerde oylarını bir nebze artırmanın derdine düşerken, ilk yaptıkları iş, diğer legalist-oportünistlerle ittifak arayışları olur. Yerel seçimlerde ise, birkaç beldede belediye başkanlığı kazanmak, birkaç mahallede kendi adaylarını muhtar seçtirmek bu legalist solcuların en büyük hedefleridir.

Bir Anımsatma

      Bir kez daha, dört yıl süreyle ülkeyi kimin yöneteceğine, kimlerin "muhalefet görevi"ni yerine getireceğine "millet" karar verdi. Böylece kimilerine göre "milletin iradesi", kimilerine göre "halkın iradesi" tecelli etti ve AKP "her iki seçmenden birinin oyunu alarak" yeniden iktidar oldu.
      Burjuva demokrasisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir "temsili demokrasi"nin "demokrasi şöleni" olarak sunulan 12 Haziran seçimleri, şüphesiz, her seçim sonrasında olduğu gibi bolca tartışılmakta, yorumlanmaktadır.
      2002 ve 2007 genel seçimlerinde olduğu gibi, bu kez de AKP'nin "açık ara" birinci parti olarak çıkması, oyların %50'sini alması, AKP iktidarından nemalanan, AKP iktidarı ile palazlanan ve "servetin eldeğiştirmesi" ile büyüyen ve tekelleşen kesimleri büyük bir "gurur" ve "mutluluk" içine sokarken, sol seçmen kitlesini, CHP'nin "bekleneni verememe"si nedeniyle "eziklik" ve "burukluk" içine sokmuştur.
      12 Haziran seçim sonuçlarında, AKP'nin üçüncü kez iktidar oluşu ve üçüncü iktidar döneminde neler yapacağı ve nasıl yapacağı, ülkenin siyasal konumu ve geleceği açısından birincil öneme sahiptir. Ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinden günümüze kadar "ezik", "umutsuz", "karamsar" bir kitle oluşturan "sol seçmen"in konumu ve geleceği de bir o kadar önemlidir.

Seçim Yılları

      1950'den 2004 yılına kadar yapılmış olan tüm genel ve yerel seçimlerinin sayısal sonuçları.

TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
KIZILDERE VE ON'LAR

Ömür Karamollaoğlu

Mehmet Yıldırım, Nihat Kurban, Süleyman Aydemir, Cemalettin Düvenci



    Mahir Çayan
    Kurtuluş
    Cephe

    YAPITLAR
    V. İ. Lenin
    J. Stalin
    Mao Zedung


Devrimci Gençlik

Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım III
Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım
Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım-II
Laiklik ve Şeriatçılık Üzerine
Eriş Yayınları-Kredili Yaşam Mutluluğu...
Kesintisiz Devrim II-III
Mevcut Durum ve Devrimci Taktiğimiz
Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadınlar